Bakan Kavaf: Aileye rakip çıkmaz

Bakan Kavaf: Aileye rakip çıkmaz.6960
  • Giriş : 08.07.2009 / 14:19:00

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) Yüksek Düzey Toplantısı çerçevesinde yapılan ''Dünya Aile Örgütü Toplantısı''na katıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Toplantıda bir konuşma yapan Kavaf, Türkiye'nin, bir toplumsal kurum olarak aile konusunda, küresel politikalar geliştirilmesini hedefleyen Dünya Aile Örgütü'nün çalışmalarını sonuna kadar desteklediğini söyledi.

Dünya Aile Örgütünün kurulduğu günden itibaren başarılı ve etkin projeler geliştirdiğini belirten Kavaf, örgütün, ailenin yaşam, eğitim ve sağlık standartlarının yükseltilmesi yönünde yararlı çalışmalar yürütmekte olduğunu kaydetti.

Bakan Kavaf, ''Aile, insanlık tarihinde toplumların temelini oluşturan vazgeçilmez bir yapı taşıdır. Aile, bu niteliğiyle toplumlarda neslin devamının, kültürel kimliğin, insani ve demokratik değerlerin koruyucusu ve taşıyıcısıdır'' dedi.

Tarih boyunca insanlığın, ailenin üstlendiği bu temel işlevleri yerine getirebilecek başka bir kurum oluşturamadığını ifade eden Kavaf, bu yönde gösterilen çabaların ve alternatif kurum arayışlarının hep başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti.

AİLENİN KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR

Yaşanan hızlı değişim ve dönüşümlerin, ailenin sosyal güvenlik, dayanışma-yardımlaşma, sorun çözme yeteneği, manevi doyumun karşılanması gibi temel mekanizmalarını adeta işleyemez duruma getirdiğini söyleyen Kavaf, bu süreçte yaşanan uyuşturucu kullanımı, boşanmalar, nikahsız birliktelikler ve suçlardaki artış gibi olguların, ailenin sorun odağıymış gibi algılanmasına yol açtığını ifade etti.

Toplumlarda ortaya çıkan ciddi sorunların çözümü konusunda ailenin desteklenmesi ve güçlendirilmesinin gerekli olduğunu vurgulan Bakan Kavaf, ''Çünkü, ailenin sorun çözücü birçok işlevi vardır ve bu özelliğiyle alternatifi olmayan tek kurumdur'' diye konuştu.

Günümüz dünyasında sosyal güvenlikte ailenin bir bütün olarak korunması ve geliştirilmesi anlayışının yaygınlaştığını anlatan Kavaf, Türkiye'de ise sosyal yardım ve sosyal hizmet sistemlerinin kurulduğunu, bunların, ailenin sosyal refahını sağlamayı amaçladığını anlattı.

Bakan Kavaf, Türkiye'nin bu çerçevede, ailenin sosyal istikrar, toplumsal gelişim ve ulusal güç konularında kilit rol oynamakta olduğu gerçeğinden hareket ederek, ailenin yaşam standartlarının yükseltilmesi, bireysel imkanların genişletilmesi ve güçlendirilmesi gerektiği konusunda Dünya Aile Örgütü ile aynı fikirde olduğunu söyledi.

TÜRKİYE, AİLE ZİRVESİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

Türkiye'nin bu amaçla 2004 yılından bu yana düzenli olarak her yıl farklı ülkelerde yapılan Dünya Aile Zirvesi toplantılarını da dikkatle takip ettiğini ifade eden Kavaf şöyle konuştu:

''Türkiye olarak bu yıl altıncısı düzenlenecek Dünya Aile Zirvesi 5'e, 4-7 Aralık 2009 tarihleri arasında İstanbul'da ev sahipliği yapacak olmaktan büyük onur duymaktayız. Güncel küresel ve ulusal eğilimler ve engellerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi üzerindeki etkisi temasından hareketle bu yılki zirvenin başlığı 'Dengedeki Aileler: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi' olarak belirlenmiştir. BM Ekonomik ve Sosyal Konsey Yüksek Düzey Bölümü 2010 yılı çalışma konusu ile paraleldir. İstanbul'da oluşturulacak uluslararası platformda ülkeler, devletler, politikacılar, yargı sistemleri ve sivil toplum bu konuya nasıl yaklaştığını tartışacaktır.''

CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadının güçlendirilmesinin tüm kültürlerde "aile" ile ilişkili olarak altının çizilmesinin önemli olduğu görüşünde olduğunu belirten Bakan Kavaf, insanın ilk sosyalleştiği kurum olan ailede toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci yaratılmasının kuşkusuz toplumun diğer tüm kurumlarına yansıyacağını kaydetti.

Bakan Kavaf sözlerini şöyle sürdürdü:

''Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmak ve kadını güçlendirmek, tüm dünyada yoksulluğu azaltmak ve aile refahını yükseltmek için çok güçlü araçlardır. Bu nedenle toplumsal, siyasal ve ekonomik kurumlar içinde kökleşmiş olarak yer alan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik uluslararası ve ulusal en yüksek düzeyde siyasal yükümlülükler ve özellikle yerel düzeyde tedbirler gereklidir.

Kadınların eğitim, sağlık, çalışma ve iş yaşamı, sosyal güvenlik, siyasal hayat ve bireysel güvenlik gibi alanlarda savunmasızlıklarının en aza indirgenmesi ve toplumda kapasitelerini ve potansiyellerini kullanabilir hale gelmelerine ilişkin politikalar üretilmeli, tedbirler alınmalı ve uygulamalar gerçekleştirilmelidir. Düzenlenecek olan Dünya Aile Zirvesi 5, yapılacak olan tartışmalara uluslararası boyutta önemli bir platform oluşturacaktır.''

EĞİTİMDE CİNSİYETLERE EŞİT HAK

Eğitime erişimde cinsiyetlere eşit hakların tanınmasının önemine değinen Kavaf, kadınların yüksek eğitim düzeyinin, para kazanma potansiyelini artıracağını, ev içerisinde var olan kaynaklar üzerinde işlem yapma yeteneğini geliştireceğini, karar verme özerkliğini sağlayarak, kamusal yaşama katılıma ilişkin karar verme hakları gibi alanlarda güçlendirilmesinde önemli rol oynayacağını söyledi.

Kavaf, sadece ilköğretim değil sonrasının da güçlendirilmesinin bu nedenle önemli olduğunu vurguladı.

Kadın ve kızların kendi kapasitelerini geliştirme yetenekleri noktasında, kendi geleceklerini kontrol etmelerinde önemli rol oynamakta olan cinsel ve üreme sağlığı bilincinin oluşturulmasının da oldukça önemli bir konu olduğunu kaydeden Kavaf, anne sağlığının iyileştirilmesine ve özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklara olan savunmasızlığın azaltılmasına ilişkin olarak, cinsel ve üreme sağlığı eğitimi almış olan kadınların bu sorunlarla olumlu bir şekilde başa çıkmasının da daha kolay olacağını belirtti.

Kadınların ve kızların fırsatlara erişimi noktasında aile odaklı sosyal ve ekonomik politikaların güçlendirilmesinin de gerekli olduğunu kaydeden Kavaf, ''Kadınların ve kızların zaman yüklerinin azaltılması amacıyla ulaşım, su, temizlik işleri ve enerji altyapısına yatırım yapılması, oturulabilir konutlara yatırım yapılması, mülkiyet ve miras haklarının sağlanması gibi tedbirler aile odaklı politikalar bağlamında gerçekleştirilmelidir'' dedi.

Kadınların kamusal altyapıya ilişkin projelerin tasarlanmasında ve uygulanmasında artan katılımının, erişime ve uygunluğa ilişkin sorunların aşılmasında faydalı olacağının vurgulanması gerektiğini belirten Kavaf, ''Diğer taraftan, kadınlara mülkiyet ve miras haklarının sağlanması, kadının ekonomik ve sosyal olarak desteklenmesine, temel adaletsizliğin düzeltilmesine önemli ölçüde yardımcı olacaktır.

Arsa, konut gibi varlıklara sahiplik ve kontrol, ekonomik güvenliği; geliri içeren önemli ekonomik kazançlara ve büyümeye yönelik ekonomik risklerin alınmasına yönelik teşviki sağlamaktadır. Ev ve arazi üzerinde tasarruf etme hakkı, ev kadınının refahını geliştirmektedir. Böylece arazi haklarında cinsiyet eşitliğinin sağlanması üretimin etkinliğini artırabilir'' diye konuştu.

Bakan Kavaf şunları ifade etti:

''Yeterli işe erişim ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme yoluyla yoksulluğu azaltmak ve ailelerin yaşam standardını iyileştirmek, önceliklerimiz arasında olmalıdır. Bu noktada çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması önemlidir.

Ücretli ya da ücretsiz kadın emeği, yoksul hane halklarının ve ailelerin güvenliği ve yaşamını sürdürmesi için vazgeçilmezdir, hane halklarının ve ailelerin yoksulluktan kurtulmasında önemli bir yoldur. Bunun yanında ücretli istihdam kadının güçlendirilmesi için vazgeçilmezdir.''

ÇALIŞMA HAYATI

İşe girişlerde, işteki koşullarda ve emek piyasasından çıkışlarda varolan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yok etmek gerektiğini söyleyen Kavaf, ücretli bir işe erişimin ailenin yaşamını sürdürmesi için önemli olduğunu, ancak yoksulluğun azaltılması ve kadının güçlendirilmesi için yeterli olmadığını kaydetti.

Mali kaynaklar gibi ekonomik varlıklara, sosyal korumaya ve sosyal güvenliğe erişimde eşit fırsatlar yaratarak aile yapılarının güçlendirilmesi gereği üzerinde duran Kavaf, kadınların mali kaynaklara, sosyal korumaya ve sosyal güvenliğe erişimine dair ayrımcılıktan uzak politikalar uygulanmasını istedi.

İstihdamda eşit erişim ve eşit muamele, çocuk büyütenlerin işyerindeki hakları ve istihdamının, sosyal korumanın ve sosyal diyaloğun sağlanması için gerekli olduğunu kaydeden Kavaf, "Çocuk sahibi kadının iş ve aile yaşamının uzlaştırılması şarttır" diye konuştu.

Kadınların bir insan hakkı olarak tüm düzeylerde politikaya ve yönetimlerin kalitesinin arttırılması için karar alma pozisyonlarına her düzeyde katılması gerektiğini vurgulayan Kavaf, siyasette fırsat eşitliğinin bir insan hakkı olduğunu bildirdi.

Kadınların ilgilerinin erkeklerden farklı olabildiğini hatırlatan Bakan Kavaf, karar alma mekanizması yapılarına doğrudan katılan kadınların, erkekler tarafından vurgulananlardan farklı öncelikler için baskı yapabildiklerini belirtti.

Kadınların siyasi karar alma mekanizmalarına katılımının yönetimin kalitesini de iyileştirdiğini kaydeden Kavaf, şunları söyledi:

"Bulgular göstermektedir ki, kadınlara ve genç kızlara yönelik şiddet, kalkınma için bir engel teşkil etmektedir. Ulusal idareler, kadın örgütleri ve Birleşmiş Milletler günümüzde kadına yönelik şiddeti temel bir insan hakları ihlali olarak kabul etmektedir.

Silahlı çatışmalarda kadına yönelik cinsel tecavüz gibi vahşet içeren fiiller bir 'savaş silahı' ve toplumsal cinsiyete dayalı suç olarak kabul edilmekte, evde yaşanan sosyal şiddet, ev dışındaki ekonomik suçlarla yerel ve ulusal düzeyde siyasi ve kurumsal şiddetle bağlantılı olarak ele alınmaktadır.''

EĞİTİM HAKKI

Modern toplumun en önemli gereklerinden biri olan eğitimin, üretken ve kaliteli bir yaşamın ön koşulu olduğunu vurgulayan Bakan Kavaf, eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu, eşitlik, kalkınma ve toplumsal barışın sağlanıp sürdürülebilmesi için de gerekli koşul olduğunu belirtti.

Eğitim alanında tüm dünyada yaşanan hızlı gelişmelere rağmen, dünyanın pek çok bölgesinde kadınların eğitimi konusunun hala önemli bir sorun olduğunu kaydeden Kavaf, kadının eğitilmesinin, kendi gelişimine ve refahına da katkı yapacağını söyledi.

Bakan Kavaf, ''Ayrıca başta aile planlaması, sağlık, üretkenlik, çevre, altyapı imkanlarından yararlanma, çocuk yetiştirme, beslenme, aile refahının artırılması, tüketici davranışları, istihdama katılımının artmasını sağlayacak, ülkenin ekonomik potansiyelini çoğaltacak, küreselleşme ve dünya ile bütünleşme sürecine aktif katılımını kolaylaştıracaktır. Kadının statüsünün yükselmesi, insan kaynaklarının ülke ihtiyaçları doğrultusunda daha etkin kullanımını da sağlayacaktır'' dedi.

Bakan Kavaf, bu kapsamda Türkiye'de 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu'nun, kadın-erkek eşitliğini gözeten, cinsiyet ayrımcılığına son veren, kadınları aile ve toplum içerisinde erkekler ile eşit kılan, kadın emeğini değerlendiren bir düzenleme olarak önem arz ettiğini bildirdi.

TÜRKİYE'DEN ÖRNEKLER

Konuşmasında Türkiye'de aile kurumuna ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında bilgi de veren Bakan Kavaf, hükümetin, ekonomik gelişme sağlanırken, ailenin öneminin göz ardı edilmemesine, aileyi destekleyici ekonomik, sosyal ve kültürel tedbirlerin birlikte uygulanmasının gereğine inandığını söyledi.

Kavaf, aileyi destekleme politikalarının yaygın olarak kullanıldığı ülkelerin deneyimlerinden de yararlanıp, Türkiye'de aile yapısını daha da güçlendirici sosyal politikalar geliştirildiğini belirtti.

Bakan Kavaf, Türkiye'de bu alandaki politikalar hakkında ise şunları söyledi:

''Aileleri ekonomik ve sosyal risklere karşı koruyan, onları destekleme, güçlendirme politikaları içinde en etkin politika sayılan sosyal güvenlik politikaları, hükümetimiz döneminde resmi devlet politikası haline gelmiştir. Anayasasında kendisini sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlayan devletimiz, çeşitli kanunlarında, kalkınma planlarında, hükümet programlarında ve diğer mevzuatlarında ailenin korunacağı ve destekleneceği vurgusunu yapmaktadır.

Ülkemizde aileye ilişkin hizmetler, Anayasa, Medeni Kanun, Türk Ceza Kanunu, 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun, 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu çerçevesinde şekillenmektedir.

Ülkemizin aile politikasının temelini bu kanunlar oluşturmaktadır. Bu kanunlar dışında, İş Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Nüfus Planlaması Hakkında Kanun gibi farklı kanunlarda da kadınlara yönelik düzenlemeler bulunmaktadır. Kanunların yanı sıra Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planları ve Programları'nda ailenin korunması ve aileye yönelik hizmetlerin geliştirilmesi konusu yer almaktadır."

Aileye yönelik ve çocuk yararına eğitimin güçlendirilmesi konusunda Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün yasal ve idari anlamda yeniden yapılandırıldığını anlatan Kavaf, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini onaylayan Türkiye'de kadın politikaları geliştirmek amacıyla ulusal mekanizma olarak 1990 yılında kurulan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, sorunların parlamentoya taşınmasında ve kadınlar lehine kararlar alınmasında çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Kavaf, Türkiye'nin, aile odaklı sosyal politikalar oluştururken, mevcut aile yapısının kendine özgü değerlerinin korunmasına ve bu yapıyı ayakta tutan dinamiklerin güçlendirilmesine son derece önem verdiğini bildirdi.

İSTANBUL TOPLANTISI

Türkiye'de hükümetin hızlı ekonomik ve sosyo-kültürel değişim sürecinde aile yapısının korunması gerektiğine inandığını belirten Bakan Kavaf, ''Nitekim, Anayasamız da bu duruma işaret ederek, aileyi toplumun temel kurumu olarak tanımlamış ve Devletin aile kurumu karşısındaki sorumluluklarını hüküm altına almıştır.

Anayasamızla birlikte aileye ilişkin sorumluluklarımızın çerçevesi, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu gibi temel yasalarla çizilmiştir. Bunların yanı sıra Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve Aile Mahkemeleri Kanunu ile de Türkiye'nin aile politikaları şekillendirilmektedir'' dedi.

Aileye yönelik politikaların tespiti, alınması gereken tedbirler ve zorunlu uygulamaların, ''Dünya Aile Zirvesi 5''de ''Dengedeki Aileler: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi'' başlığı altında 4-7 Aralık tarihleri arasında İstanbul'da tartışılacağını hatırlatan Bakan Kavaf, zirvede küresel düzeyde tartışmalar yapılacağını. uluslararası, ulusal ve yerel düzeyde politika ve uygulamalara ışık tutulacağını söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*