Bakan: Namlu sesini duyduk

Bakan: Namlu sesini duyduk.11897
  • Giriş : 20.03.2017 / 08:04:00

Bakan Kaya, Hollanda'da yaşadığı o geceyi ilk kez anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Otomatik Sallanan Beşik

Hollanda'da yaşanan diplomtik skandal ile arabanın içinde rehin kalan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, o gece üzerine silah doğrulduğunu, mermiyi namluya sürme sesini duyduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Hollanda'da yaşanan diplomatik skandalı Sabah gazetesinden İsa Tatlıcan'a konuştu: Bir bakanın muhatabı polis olabilir mi? Karşımızda muhatap olarak polis vardı. Korumalarımıza "ilerlerseniz vururuz" dediler. Namluya mermi sürme sesleri duyduk. 7 saat mahsur kaldık. Çekici gelince araçtan indik. İhtiyaçlarımızı gidermemize bile izin verilmedi. Hala Hollandalı tek bir yetkiliden özür gelmedi. Avrupa'nın bu düşmanca tavrı birçok gerçeği ortaya koydu."

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Hollanda'da dünya diplomasi tarihine geçecek büyük bir skandal yaşandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın, Hollanda polisi tarafından Rotterdam konsolosluğumuza girişi engellendi. Dahası polis yetkilileri Türkiye'nin bir bakanını tam 7 saat boyunca aracında mahsur bıraktı. Konsolosluk yetkilileri binadan çıkarılmazken, bina önüne gelen Türk vatandaşlarına köpeklerle saldırıldı. Peki Avrupa'daki Türkiye düşmanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan nefreti ve İslamofobi'nin kökeninde ne yatıyor? Bu soruları o dehşet gecesini yaşayan Bakanımıza sorduk.

TERBİYESİZCE VE SERT BİR TAVIRLA…

-Hollanda'ya giderken böyle skandal bir muamele ile karşılaşacağınızı tahmin edebiliyor muydunuz?

Tahmin edebilmemize imkan yoktu. Hollanda'ya geçtikten sonra Konsolosluk aracı ile Konsolosluk binamıza geçiyorduk. Uçuş iznimizi ve salonumuzu daha önceden iptal etmişlerdi. Ben araba ile konsolosluk binamıza gidiyordum. Bizim topraklarımız sayıldığı için zaten vatandaşlarımızın girişinde sorun yoktu. Benim girişim de serbest doğal olarak. Hiçbir olağanüstü durum yoktu bizim için.

-Peki sizi durduran polisler gerekçe olarak ne gösterdiler?

Karşımızda muhatap olarak polis vardı. Bir bakanın muhatabı polis olabilir mi? Bir polis bizi durdurdu ve pasaportuma el koydu. Bize baştan itibaren 'Almanya'ya geri döneceksiniz, sizin bu binaya girişiniz yasaklandı' dediler. Parmaklarını sallayarak, terbiyesizce, sert bir tavır gösterdiler ama hiçbir gerekçe söylemediler. Çünkü mantıklı, hukuki bir cevap verme şansları yoktu. Sonra bir anda sayısı arttı polislerin, arkasından sivil polisler de geldi. Birkaç kez yürüyerek geçme girişimimiz oldu ama bu mümkün olmadı.

ARACIMIZIN İÇİNE SİLAH DOĞRULTTULAR

-Özel timin gelmesiyle tansiyon daha da yükseldi sanırım?

Evet, Özel Timin gelmesiyle birlikte korumalarımız araca dayandı, üzerleri arandı ve gözaltına alındılar. Sonra içinde olduğumuz araca yöneldiler. Aracımıza, üzerimize silah doğrulttular, güçlü ışıklar yönelterek bizi psikolojik baskı altına almaya çalıştılar. 2 saat boyunca devam etti bu durum. Hollanda TV'lerini de görüntü almak için çağırmışlar. Türk basınını ve uluslararası basını bize yaklaştırmayan polisler, olayın en başında kendi TV'lerini bizim bulunduğumuz alana çağırarak görüntülerimizi aldırdılar. Daha sonra çekici geldi ve aracı çekiciye yüklemeye başladılar. Bunun üzerine ben kapıyı açtım ve araçtan indim. O gece hiçbir insani ihtiyacımızı karşılamamıza izin vermediler. Sınırdaki polis karakolunda da bir buçuk saat bekletildik. Orada yukarı çıkabileceğimizi söylediler. O kadar insanlık dışı müdahaleden sonra bu teklifi zaten reddettik. "Yukarıda çay içebilirsiniz" dediler, "çayınızı da istemiyoruz" dedik.

CUMHURBAŞKANIMIZ SABAHA KADAR BİZİMLE BİRLİKTE AYAKTAYDI

-O anlar yaşanırken Cumhurbaşkanımızla sürekli görüştüğünüzü öğrendik.

Evet, Cumhurbaşkanımızla o gece birkaç kez görüştük. Gece 4.30'a kadar gelişmeleri takip etti ve biz Hollanda'yı terk edene kadar ayaktaydı. Onun dön demesi üzerine oradan ayrıldım, yoksa herhangi bir baskı ya da tehdit beni oradan çıkartamazdı. Sayın Başbakanımızla da gece boyu görüşmelerimiz oldu, o da sürekli destek verdi bize.

MERMİYİ NAMLUYA SÜRDÜLER

-Yürüyerek konsolosluk binasına geçmek isteseydiniz neler olabilirdi?

Dediğim gibi; birkaç kez denedik ama mümkün değildi. Korumalarımıza "yanlış bir hareket yaparsanız vururuz" dediler. Mermiyi namluya sürme sesini duyduk. Önümüze etten bir duvar ördüler. 7 kişilik ekiptik ve yanımızda tek bir silah yoktu. Konuşma tarzları gayet kaba ve insanlık dışıydı. Yani ısrar etseydik neler olabileceğini tahmin etmek zor değil.

HALA TEK BİR ÖZÜR GELMEDİ

-Daha sonra Hollandalı yetkililerden sizi arayan veya özür mesajı gönderen oldu mu?

Hayır hiçbir yetkili beni aramadı. Bırakın özür dilemeyi, neler yaşandığını öğrenmek için bile arayan olmadı. Çocuk psikiyatristi olan eşim İtalya'da bir kongrede. Orada Hollandalı bir profesör "vatandaşlarımız adına özür diliyorum, böyle bir şey nasıl yapılabilir" demiş.

ELLERİNDE RESİMLERLE BENİ ARAMIŞLAR

-Kısa sürede Rotterdam sokaklarında binlerce Türk bayrağı dalgalanmaya başladı. Türklerin bu duyarlılığı sizi de şaşırttı mı?

Hayır, şaşırmadım. Beni şaşırtan olayların bu aşamaya gelmesi oldu. Bütün bu süreci başından itibaren anlatmam gerekirse; bizim Perşembe günü Hollanda programımız yetkililer tarafından iptal edilince ben Dışişleri Bakanımızı aradım. Bakanımız "benim cumartesi günü Rotterdam programım var" dedi. Konsolosluk bizim topraklarımız olduğu için, bu program iptal edilemez düşüncesiyle ben de Rotterdam'a gitmeye karar verdim.

Hollandalı Türk kardeşlerimizi görmek istiyordum. Düsseldorf'tan kara yoluyla ile Rotterdam'a geçtik. Araçlarımızın konsolosluk girişinde durdurulacağı aklımızdan bile geçmedi. Zaten bizden önce benim konvoyumdaki kadın kardeşlerimizin olduğu bir aracı durdurmuşlar ve beni aramışlar. Sanki biz onları kandırmışız da farklı bir aracı önden göndermişiz gibi. Böyle haberler de yapıldı. Öyle bir şey yok. O hanımlar, konvoyumuzdaki hanımlardır. Konvoyu durdurarak ellerinde resimlerle beni aramışlar, bir kadın bakanı nasıl tehdit olarak görüyorlarsa kendilerine! Ellerindeki resimlerle benim konvoyumdaki araçlara bakarak, beni aramışlar.

Sanki ben adi bir suçluymuşum gibi, çevik kuvvetle birlikte o kadınları sorgulayarak beni aramışlar. Onları hemen sınır dışı etmişler. Danışman arkadaşlarım, konsolosumuz, maslahatgüzarımız da gözaltına alındı, hapishaneye götürüldü ve hücrede tutuldu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*