Bakan Şener iddialı bir çıkış yaptı!

  • Giriş : 03.05.2006 / 00:00:00

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 62 milyar dolara ulaşan döviz rezervleri sayesinde Türkiye'nin borçlarının bir kısmını plan dışı ödeyecek gücünün var olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Genel Kurula; Abdüllatif Şener'in yanı sıra Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, KOSGEB Başkanı Erkan Gürkan ve Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın da katıldı.

Türkiye ekonomisine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Bakan Şener, rekabetin arttığı bir ortamda başarılı olmanın yolunun 'popülist, geçici ve geleneksel siyaset anlayışı içerisinde talepleri karşıla ve yoluna devam et' şeklinde olamayacağını ve Türkiye'nin artık israf edilecek zamanı ve kaynağı olmadığını söyledi.


"HÜKÜMETİN İZLEMİŞ OLDUĞU EKONOMİ POLİTİKALARININ ÖZÜNDE EKONOMİNİN RASYONELLEŞMESİ VARDIR"

Şener, hükümetin ekonomi politikalarının özünde tek bir cümle ile özetlemek gerekirse, bunun ekonominin rasyonelleşmesi olarak tarif edilebileceğini ifade etti. Şener, ekonominin küresel rekabete açılması ve küresel rekabette başarılı olmanın dinamiklerini kurmanın da bunlara eklenebileceğini dile getirdi. Şener, "Güven ve istikrar ortamı olmadan bol keseden dağıtarak hesapsız, plansız iş yaparak dünyaya açılamayız. Gelecek ve bugünkü kuşakları bu yanlış anlayışı sürdürerek kurtaramayız" dedi.

Kamu borçlarının Türkiye'nin bugüne kadar temel sorunu olduğunu belirten Şener, 2005 yılı itibarı ile bütçe açığının Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)'nın yüzde 2'sine düştüğünü söyledi. Şener, Maastricht Kriterleri'ne göre bütçe açığının GSMH'dan yüzde 3'ten fazla olmaması gerektiğini ve Türkiye'nin yüzde 2'ye düştüğünü ifade etti. Şener, ancak AB'nin en önemli ülkeleri olan Almanya ve Fransa'da bütçe açıklarının Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 4'ü düzeyinde olduğunu ve bu ülkelerin Maastricht Kriterleri'ni tutturamamış durumda olduklarını ve bunun için çaba harcadıklarını söyledi.


"2006 İTİBARİYLE TÜRKİYE TARİHİNDE İLK KEZ KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ FAZLA VERECEKTİR"

Şener, kamu kesimi borçlanma rakamlarının tutulduğu 1975'ten bugüne kadar kamu dengelerinin hiçbir zaman fazla vermediğini ve 3-4 yıl öncesinde milli gelirin yüzde 16'sına ulaştığını kaydetti. Şener, sözlerine şöyle devam etti:

"2006 itibariyle Türkiye tarihinde ilk kez kamu kesimi borçlanma gereği fazla verecektir. Kamu finansman dengelerinin hangi noktaya geldiğini göstermesi açısından önemlidir. Artık kamu finansman dengelerinde bir sorun yoktur. Artık Türkiye'yi küresel rekabete hazırlayacak mekanizmalar kurulmaktadır. Bunun en önemli ayağı istikrar. Ekonominin rasyonelleşmesinin de temel kuralı ekonomik istikrar. Bir ekonomide istikrar yoksa orada ekonomi rasyonelleşmez. Ekonominin rasyonelleşmesi arzu ediliyor, isteniliyorsa her şeyden önce ekonomik istikrar sağlanması lazım. Hükümetimizin yapmış olduğu şey de budur."

Enflasyon konusuna değinen Şener, enflasyonun yüzde 8'e düştüğünü ve yıl sonu itibarı ile yüzde 5 ve daha sonraki yıllarda da yüzde 4'e düşeceğini belirtti. Bunun, Türkiye'nin yıllardır karşılaşmadığı bir durum olduğunu ifade eden Şener, "Sürdürülebilir yüksek bir büyüme oranı. 2002'den bugüne kadar son 4 yılda Türkiye yüzde 35 büyümüştür. 183 milyar dolar olan milli gelir bugün 363 milyar dolar olmuştur. Bir büyük ekonomiden söz ediyoruz. Son 3 yılda Türkiye ekonomisi ortalama yıllık yüzde 7.8 büyümüştür. 2002'den önce son 5 yılda yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 0'dır. 2003, 2004 ve 2005 yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 7.8. Bu yüzde 7.8'lik ortalama büyüme oranı ile 2016'da Türkiye'nin milli geliri trilyon dolar olur. Almanya, ABD; İngiltere, Fransa ve Japonya'da olduğu gibi. Böyle bir ortamda Türkiye ekonomisi güçlü bir noktadadır" dedi.

Şener, istikrar ortamında, kamu finansman dengelerinin kurulduğu, reel faizlerin düştüğü ve döviz rezervlerinin 62 milyar dolar civarına ulaştığı bir ortamda IMF bağlamında bir takım değerlendirmeler yapılacağını ve basının Başbakan'ın IMF'ye olan borcun ödenebileceği yönündeki açıklamalarını sorduğunu söyledi. Bakan Şener, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olay gayet net. İstikrara dayalı, ekonominin rasyonelleşmesine dayalı ve güvene bağlı bir ekonomik program izlenmektedir. Bu ekonomik programın neticesidir ki Türkiye 1980 ile 2000 arasında 20 yılda 10 milyar dolarlık yabancı yatırımcı çekmiştir. Sadece 2005 yılında bir yılda Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımcı miktarı 10 milyar dolara yakın. 9.6 milyar dolar. İşte güven, istikrar, ekonominin rasyonelleşmesi ile birlikte ortaya çıkan tablo ve sonuç budur. Böyle bir ortamda 62 milyar dolara civarında bir rezerv büyüklüğü olan Türkiye'nin elbette borçlarının bir kısmını plan dışı ödeyecek gücü var demektir. IMF borçlarını tamamen kapatabilecek güçte bir ekonomiye sahibiz. Kısa bir geçmişte IMF'nin kredi destekleri olmadığı takdirde nasıl dengelerini kurabileceğini tartıştığımız bir ekonomi varken ve bugün geçmişte alınan borçları tamamı ile kapatabilecek bir güçte olduğunu, bir imkan içerisinde olduğunu düşündüğümüz, güvendiğimiz bir ekonomik yapı var. Ama bu demek değildir ki karar bu imkanlar çerçevesinde verilir. IMF ile Türkiye arasındaki ilişkiler başka boyutları da dikkate alınmak suretiyle sürdürülmektedir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious