Bakanı Aksu; 'Bölge halkı teröre prim vermiyor'

  • Giriş : 04.04.2006 / 00:00:00

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Diyarbakır'da yaptıkları esnaf ziyaretinde halkın teröre prim vermediğini, tepki gösterdiğini ve lanetlediğini gördüklerini kaydetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Türkiye'nin son 35 yılının terörle mücadeleyle geçtiğini, bu uğurda binlerce insanını kaybettiğini ve binlerce insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Aksu, ülkenin iç barış ve huzurunu baltalayan, ekonomiye zarar veren, uluslararası alanda da gün geçtikçe tehdidin boyutları daha net anlaşılmaya başlayan terör olaylarının; artık, lokal, hatta bölgesel değil, küresel olduğunu kaydetti. Aksu, önceleri bazı devletlerinin kendi çıkarları için terörü hoşgördüklerini, hatta yönlendirildiklerini ve terörün kitlesel hale geldiğini kaydetti.

Aksu, terörün barışı, uluslararası güvenli ve özellikle de "demokratik hukuk devleti ilkelerini" tahrip etmek isteyen bir uluslararası tehlike olduğunu ifade etti. Bölücü terör örgütünün yıllarca yurtdışından destek gördüğünü ve halen görmeye devam ettiğini ifade eden Aksu, "İşte bu nedenledir ki terör konusunda uluslararası işbirliğinin önemi daha net bir şekilde anlaşılacaktır. Biz Türkiye olarak, terörle mücadelenin bütün ülkelerin ortak uğraşı alanı olması gerektiğini yıllarca her uluslararası platformda ve her seviyedeki ikili görüşmelerde anlattık. Bu bakımdan, hükümet olarak terörle mücadelede uluslararası işbirliğine büyük önem veriyoruz. Politika olarak da terörle mücadelede işbirliğinin önemini devamlı vurguluyoruz. Sayın Başbakanımız da her gittiği yurt dışı ziyaret ve temaslarında, katıldığı her uluslararası konferansta, terörle mücadelede başarılı olmanın ve bu konuda sonuca ulaşmanın bir önemli yolunun da uluslararası işbirliğinden geçtiğini ifade ediyor. Evrensel değerleri göz önüne alarak teröre karşı ortak bir mücadele platformu oluşturulması gerektiğini söylüyor. Bu surette küresel barışa hizmet edileceğini belirtiyor." dedi.

Aksu, uluslararası işbirliği çalışmaları çerçevesinde, bugüne kadar 53 ülke ile 100 adet güvenlik işbirliğine matuf anlaşma ve protokol yaptıklarına işaret ederek, çok sayıda ülke ile de güvenlik işbirliği anlaşması yapma zemininde müzakere ve görüşmeleri devam ettiirdiklerini belirtti.

Aksu, hükümet olarak uluslararası terörle mücadele alanında yürüttüğü başarılı çalışmalar nedeniyle, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinin tamamına yakınının, bölücü terör örğütünü, terör örgütleri listesine aldığını ve bazı ülkeler tarafından da örgüte yönelik operasyonlar yapıldığını ifade etti. Hükümet olarak Avrupa ülkeleri nezdinde sürdürdükleri yoğun temas ve kararlı tavır üzerine bölücü terör örgütünün sürekli olarak isim değiştirdiğini kaydeden Aksu, "Bölücü terör örgütünün paralelinde Danimarka'dan televizyon yayını yapan Roj Tv'nin kapatılması yönünde Danimarka makamları nezdinde en üst düzeyde girişimlerde bulunulduğu ve konunun yakından takip edildiği sizlerinde malumlarıdır. Son yaşanan olaylar sonrasında elde edilen yeni delillerde diplomatik kanallardan Danimarka dışişleri bakanlığına gönderilmiştir. Ayrıca, Dışişleri Bakanımız ve Başbakan yardımcısı sayın Abdullah Gül, Danimarkalı meslektaşına son gelişen olaylarda söz konusu kanal ile ilgili ortaya çıkan gerçeği bir kez daha ifade ederek gerekli işlemin yapılmasını talep etmiştir." diye konuştu.

Aksu, hükümet olarak terörle mücadele alanında ve bütün terör örgütlerinin faaliyetlerini yok etme konusundaki iradesini ve gayretlerini hiç kimse siyasi hesap ve yaklaşımlarla yok sayamayacağını, görmezden gelemeyeceğini vurguladı.

Terörün hedefinin iyi yapılması gerektiğine işaret eden Aksu konuşmasına şöyle devam etti: "Terörün hedefi devlettir. Bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bunu, şunun için söylüyoruz. Çünkü görüyoruz ki, bu konu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmeler çok gerçekçi değildir. "

Türkiye'nin terör olaylarını ilk kez yaşamadığına vurgulayan Aksu, "Biz ülke olarak, terör olaylarını ilk defa yaşamıyoruz. Geçmişte de Türkiye'de bölgesel veya ülke genelinde yoğun olarak bu terör olayları yaşandı. O yıllarda, 'hükümet gider; terör, anarşi biter' denildi. Ama terörün hedefinin devlet olduğu unutuldu. Daha sonra, iş başındaki hükümet gitti. Bunu diyenler iktidara geldi. Fakat, terör giderek daha da azgınlaştı."

Aksu, bölücü terör örgütünün ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği 1984 yılından günümüze kadar geçen zamanda çocuk, yaşlı-genç, kadın-erkek, polis-jandarma ve asker ayrımı yapmaksızın kanlı eylemlerini sürdürdüğünü belirtti. Son zamanlarda da çocukları eylemlerinde öne sürerek çirkin yüzlerini bir kez daha ortaya koyduklarını söyleyen Aksu, "Örgüt stratejisini, eylemlerini ve faaliyetlerini tamamen haince ve kalleşce saldırı üzerine kurmuş ve 1984 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen eylemlerde binlerce; güvenlik görevlimiz, askerimiz, jandarmamız, polisimiz, kamu görevlimiz şehit olmuş ve masum vatandaşımız hayatını kaybetmiştir." diye konuştu.

Aksu, bölücü terör örgütü elebaşısının 1999 yılında yakalanmasının akabinde, örgütün yeni strateji içerisine girdiğini ve terörist yandaşlarını kitlesel eylemlere kanalize etmeye çalıştığını ve istediği düzeyde kitle desteğini sağlayamadığı ve dağılma sürecine girdiğini kaydetti. Aksu, terör örgütünün 1 Haziran 2004 tarihinden itibaren şiddet eylemlerinin tırmandırılması ve şiddet eylemlerinin ortaya çıkardığı gerilimin kitle eylemleri ile desteklenmesi taktiğiyle hareket ettiği, bununla beraber riski az, kaçışı kolay tarzda uzaktan kumandalı ve zaman ayarlı bombalı eylemler gerçekleştirdiği, kitlesel eylemlerde de "terörist başına tecrit uygulandığı" iddiasını sürekli gündemde tutmaya çalıştığını belirtti. Yapılmak istenilen eylemlerin engellenmesi ve kitlesel eylemlerde yeterli desteğin bulunamaması sonucu terör örgütü yeni taktik ve strateji belirleme yoluna girdiğini vurgulayan Aksu, 2006 yılı içerisinde de terör örgütü; örgüt başının yakalanış tarihi olan 15 Şubat ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 21 Mart nevruz bayramını örgüt propaganda ve eylemlerine alet etme arayışı içine girdiğini kaydetti.

Aksu, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü istismar etme çabaları ve terör örgütü başının yakalanış tarihi olan 15 Şubat'ta da halkı kışkırtma gayretleri başarılı olamadığını kaydetti. Bingöl ili Solhan ilçesi kırsalında 25 Mart 2006 tarihinde güvenlik kuvvetleri ile giriştikleri silahlı çatışma sonucunda 8'i Türk vatandaşı, 3'ü Suriye, 2'si İran, 1'i ise Irak uyruklu olmak üzere toplam 14 teröristin ölü olarak ele geçirildiğini ifade eden Aksu, bölücü örgüt, güvenlik güçlerinin bu operasyonunda kimyasal silah kullanıldığı şeklinde gerçek dışı iddiaları ileri sürdüğünü kaydetti.

Aksu, Diyarbakır'da 28 Mart 2006 4 teröristin defin işlemleri sonrasında bölücü örgüt yanlılarının izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmaya çalıştıklarını, güvenlik kuvvetlerinin eylemicilere müdaha etmesi sırasında ateşli silah, bıçak taş, sopa ve molotof kokteyleri ile saldırdıklarını kaydetti.

Bu olaylarda katılan 193'ü çocuk olmak üzere üzere toplam 542 şahsın gözaltına alındığını belirtti. Aksu, 29 Mart 2006 tarihinde, Başbakanlıkta, Başbakan Vekili Abdüllatif Şener, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı Abdullah Gül ile birlikte bu olayların değerlendirildiği bir toplantı yaptıklarını söyledi. Aksu, 30 Mart 2006 tarihinde, sabah saatlerinde içişleri bakanlığında, kendisinin başkanlığında Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Mit Müşteşarlığından yetkililerin katıldığı asayiş toplantısı yaptıklarını belirtti. Aksu, aynı gün akşamı, Dışişleri Bakanımız Başbakan yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı Abdullah Gül başkanlığında, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplanmış ve meydana gelen olaylar tüm boyutları ile değerlendirilmiş, alınan ve alınması gerekli önlemler görüşüldüğünü ifade etti.

Aksu, 31 Mart tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve bölge milletvekilleriyel bölgeye gittiklerini belirtti. Aksu, Diyarbakır'da yaptıkları esnaf ziyaretinde halkın terör prim vermediği, tepki gösterdiğini ve lanetlediğini kaydetti. Diyarbakır ve Batman illerimiz başta olmak üzere diğer illerde ziyaretinde vatandaşların, partilerin ve sivil toplum örgütlerinin yaşanan terör örgütüne tepki gösterdiğini kaydetti.

Aksu, 28 Mart -3 Nisan tarihleri arasında meydana gelen yasadışı gösterilerde, göstericiler tarafından taş, sopa, molotof, bıçak ve ateşli silah kullanılması sonucu; 9'u Diyarbakır, 1'i Batman, 2'si Mardin (Kızıltepe) ve 3'ü İstanbul olmak üzere toplam 15 şahıs hayatını kaybettiği ve 92 kiyinin yaralandığını ifade etti. Gösterilere müdahale eden 119 polis ve 1 jandarma eri olmak üzere toplam 120 güvenlik görevlisinin yaralandığını ifade eden Aksu, olaylara karıştıkları tespit edilen 716 şahıs gözaltına alındığı ve soruşturmaları tamamlanan 634 kişi adli makamlara sevk edildiğii ve bu şahıslardan 418'i tutuklandığı kaydetti.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu söyleyen Aksu, şunları kaydetti. "Burada şunu bir kez daha net olarak belirtmek istiyorum. Türkiye cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Herkes kanunlara uymak zorundadır. Türkiye cumhuriyeti anayasası ve kanunlarına göre kurulmuş siyasi parti yöneticileri bunları bilerek hareket etmeli, kesinlikle yanlış ve kanunsuz işlere tevessül etmemelidirler. Yine, bulunduğu makam itibariyle kamu hizmeti yürütenlerin de anayasamızda, kanunlarımızda yazılı görev ve sorumluluk bilinci ile davranış sergilemeleri zorunludur. "

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious