Balkan müftüleri İstanbul'da buluştu

Balkan müftüleri İstanbul'da buluştu.15065
  • Giriş : 18.10.2008 / 17:17:00

İstanbul'da başlayan Balkan Sempozyumu'na katılan Sırbistan Müftüsü Muammer Zukorliç, Balkanlar'daki Müslüman halkın Doğu ile Batı arasında köprü olabileceğine işaret etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zukorliç, Balkanlarda barış ve huzurun ancak diyalogla sağlanabileceğini ifade etti. Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş ise, Bulgaristan Müslümanlarının Osmanlı'nın ardından Balkanlarda yetim kalan ilk Müslüman topluluklardan olduğunu söyledi.

Balkan ülkelerinde yaşayan Müslümanların sorunlarının ve geleceğinin tartışıldığı "Balkan Sempozyumu", İstanbul'da başladı. İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından düzenlenen sempozyum, Bosna Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan müftülerini yıllar sonra ilk defa bir araya getirdi.

Sırbistan Müftüsü Muammer Zukorliç, Osmanlının Balkan modelinin yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Zukorliç, "Çarpışmaların mekânı olan Balkan toprakları, bir gün, bir araya gelme mekânı olabilir. Aradaki farkı oluşturacak olan, sadece buradaki aktörlerin irade ve isteğidir. Neden Balkanları farklı dinlerin, kültürlerin, milletlerin veya umumun çıkarlarının buluştuğu bir yere çevirmeyelim? Osmanlı'nın Balkan modelini yeniden hayata geçirmemiz lazım. Modern insan, Francis Fukuyama ve Samuel Huntington gibi, medeniyetin belirli ölçüde çatışmalara karşı çaresiz olduğunu ifade eden düşünürlerin iddialarını kabul edemez. Toplumsal hayat ve insan arasında göreli uyumun sadece diyalog yoluyla olabileceğine inanan pek çok kişi vardır. Bu sebeple bugün hemen herkes, genel bir diyalog çağrısında bulunmaktadır."

Balkanlar'daki Müslüman halkın Doğu ile Batı arasında köprü olabileceğine işaret eden Muammer Zukorliç, "Bu yüzden bu milletler ve özellikle de onların temsilcileri, bu sorumluluklarının farkında olmalıdırlar. Çünkü oluşturulacak dinî örgütlenmelerin ve dinî ilişkilerin kalitesi, Balkanlarda Müslümanların ve İslam'ın geleceği adına, tüm Avrupa'da etkili olacak sonuçlara sebep olacaktır. Balkanlardaki İslami toplulukların örgütlenmesi noktasında sahip olunan yüzyıllık tecrübe göstermiştir ki, İslami yaşantı ve İslami kurumlar, Müslümanların kimliklerini korumaları için bir temel oluşturmaktadır. Güçlü İslami kurumların var olması, azınlıktaki Müslüman milletler için, özellikle de kendilerine ait bir ulus devleti olmayan Müslüman milletler için önemlidir." şeklinde konuştu.

-KOMÜNİZMDEN SADECE MÜSLÜMANLAR ZARAR GÖRDÜ-
Makedonya İslam Birliği Başkanı, Reisu'l Ulema Süleyman Recebi de, modern dünyanın içine düştüğü durumdan ancak İslam'la çıkacağını vurguladı. Recebi, şunları söyledi; "Makedonya'da dinî yaşayış çok iyi organize edilmiş olup sürekli gelişme gösteren bir seyir izlemektedir. Eski ateist sistemde dine karşı yapılan baskıların ve olumsuz propagandaların ortadan kalkmış olması bugün Müslümanların düşünce yapılarında olumlu gelişmelerin meydana gelmesine vesile olmuştur. Bu yeni demokratik şartlardan istifade ederek, gün geçtikçe yozlaşan ve ahlaki açıdan dejenere olan modern dünya insanının içine düştüğü çıkmazdan kurtulmasının tek yolunun İslam olduğunu ispat etme fırsatı ortaya çıkmıştır. Bunlara ek olarak uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, fuhuş, insan ticareti, eşcinsellik vb. tehlikeler, global dünyayı felakete sürükleyen etkenlerdir. Bu yüzden, Müslümanlar olarak elimizdeki bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekmektedir."

ALİŞ: "OSMANLIDAN SONRA BALKANLAR YETİM KALDI"

Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş ise, Bulgaristan Müslümanlarının Osmanlı'nın ardından Balkanlarda yetim kalan ilk Müslüman topluluklardan olduğunu söyledi. Bulgaristan Müslümanlarının sıkıntılarını anlatan Mustafa Aliş, şöyle konuştu: "Bugün Bulgaristan Müslüman cemaati 1,5 milyon civarında bir nüfustan oluşmaktadır. Bulgaristan'da 1200'ün üzerinde cami, 200 kadar da mescit bulunmaktadır. Bulgaristan'ın genel devlet politikası, Müslümanları büyük şehirlerden tehcir etmek, kırsal kesimlerde yaşayanları da cahil bırakmak şeklindedir. Bu politika sonucunda Müslümanların çoğu köylerde ikamet etmekte ve geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Komünizmin çöküşünden sonra az sayıda da olsa Müslüman, ticaretle uğraşmaya başlamıştır. Müslümanlara ait vakıf mallarının devlet tarafından iade edilmemesi en önemli sorunlarımızdandır. Müslümanlar kendilerine ait olan sayısız cami ve medreseden faydalanamıyor. Bulgaristan buraları devlet malı ilan etmiştir. Protestan Hıristiyanların -Evangelist, Metodist, Yehova Şahitleri vb.- ülkedeki faaliyetleri çok güçlüdür. Onlar çalışmalarını daha çok Müslüman Çingeneler arasında yürütmektedirler. Bulgaristan'daki Çingene nüfusunun gayrıresmî verilere göre bir milyon olduğu tahmin ediliyor. Bunların çoğunluğu 10 yıl öncesine kadar Müslüman'dı, ancak artık büyük bir ihtimalle pek çoğu Hristiyan oldu."

Sempozyum yarın Sevda Popoviæ, Zenitsa Eski Müftüsü Halil Mehtiç, Makedonya Merhamet Derneği Başkanı Adnan İsmaili, Makedonya Türk Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (MATÜSITEB) Başkanı Süleyman Baki, Arnavutluk Admeria Derneği Başkanı Tahir Zenelhasani, Kosova AKEA Yardım Derneği Başkanı Hüsamedin Abazi'nin tebliğleriyle devam edecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*