Bardakçı ile tarihçi Kemal Çiçek kapıştı
"2 Şubat 2012 tarihli Haberturk Gazetesi'nde tehcir sonrası Ermenilerin yazdığı ve aslında benim son TTK Kongresi'nde sunduğum bir kaç mektup haber yapıldı. Bugün ise Meşhur gazeteci Murat Bardakçı köşesinde beni konuk etmiş. Malum bizim hergün zırvalayabileceğimiz bir köşemiz yok.
Bu yüzden aranızda haberi okumadan kendisini okuyanlar olabilir düşüncesiyle bir kaç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum:
Birincisi, Öncelikle ben gazeteci arakadaşa tehcire tabi tutulanlar 900 bin civarında demedim. Şöyle dedim: "Tehcire tabi olan dersek yanlış anlaşılır, tehcirden etkilen dersek 900 bin kişi yerlerinden çıktı diyebiliriz" dedim.
Gazeteci arkadaş özetleyip alıntı yapınca "tabi olan" sözünü ben söylemiş oldum. Ben 600-700 bin kişi güneye sürüldü,
250-350 bin kişi Kafkaslar'a firar etti diyorum. Sonuçta tehcirden etkilenen tabii ki 900 bin civarında, hatta daha da fazla. Tarihçi
olmayanlar "etkilenler" ile "tabi olanlar" sözcükleri arasındaki farkı pek doğal olarak göremez, ama Bardakçı gibi kinci gazeteciler görüp hasmına oradan vurmaya çalışır. Vursun, biz de böyle pişeceğiz elbet.
İkincisi, bu belgeleri yayınlamak "gaflet" değildir. Bardakçı beni fena kıskanmış anlaşılan. Efendim yayınlamadığımız başka mektuplarda da "katledildik, tecavüze uğradık, perişan olduk" diyormuşmuş. Biz bunları yayınlamamışız. (Versin pazar ekinin tamamını yayınlayalım. Kaldı ki ben bu mektupları son TTK Kongresi'nde yayınladım ve olumlu tepkiler aldım.
Tabii ki tarihçi olanlar okudu, gazeteciler duymadı.) Belgeleri görmeden telepati yoluyla tarih yazmak buna denir işte. Öncelikle Bardakçı merak etmesin hevesini kurduğu tarzda mektup hiç yok, olsa dediği gibi 100 yıldır diaspora yayınlardı. Ancak şunu ifade edeyim ki, gazeteci arkadaşa gönderdiğim ama yayınlamadığı diğer mektup ve belgelerde ölenler de listede vardı. Neden saklayalım ki? Tehcirde hayatını kaybedenleri inkar mı ediyoruz.
Ayrıca belgeler arasında Konsolosun "bu Ermeniler ne kadar yüzsüz, verdiğim halde almadık diye tekrar tekrar
para istiyorlar, tekrar sıraya gidiyorlar" dediği yazıyor. İnsanlık namına, Ermenilere hakaret var diye bu mektupları yazmadım.
İkincisi, Bardakçı, yayınladığımız belgeleri diaspora yayınlamalıymış diyor. Neden yayınlamamışlar yüz yıldır? Mektuplar Washington'da duruyor. Demek ki bizde gaflet yok, Bardakçı fesat. Üçüncüsü, TTK tehcir rakamlarını 200 binden 900 bine çıkarttı diyor. Pes valla.
TTK tehcir rakamlarını hiç bir zaman bu kadar indirmedi. Çok sevdiği ve dünyanın en büyük tarihçisi dediği, hatta Teketek jeneriğine koyduğu Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri kitabında 438 bin Ermeni tehcir edildi demedi mi?. Neden ona bir laf etmiyor? Şurası bilinsin ki, ben Sayın hocam Halaçoğlu'nu suçlamıyorum, o eseri yazdığında eldeki arşiv belgeleri o kadar sayıya ışık tutuyordu.
Bizim ortak kitabımızda ise (Ermeniler, Sürgün ve Göç, TTK, Ankara, 2004) tehcir edilenlerin sayısı güneye 600-700 bin diyor. Ama firar edenlerin sayısı, Kafkasya'ya en az 250 bin, İran'a 40 bin ve ABD'ye 24 bin şeklinde listeler halinde uzayıp gidiyor. Yani 900 binli rakamları biz Bardaçı Efendi'den öğrenmedik, o bizden öğrendi.
Üçüncüsü, Bardakçı'nın rakamlarını ben mi yanlış yorumlamışım?Kitabına üç tane kritik yazdım. İkisi gazetelerde, birisi "Uluslararası Hukuk ve Politika" dergisinde yayınlandı.
Üslubum gayet bilimseldi. En ufak bir hakaret yoktu. Ereğli kazasını "Erkilet" okuması gibi pek çok Osmanlıca okuma yanlışlarına bile değinmedim. Herkes yapabilir. Benim de böyle çok hatalarım oldu. Bilimsel olarak yazdıklarıma cevap bekliyorum hakaret
değil. Ayrıca onu tek ben mi yanlış anlamışım.
Etrafına baksın. Kitabını İngilizce'ye çeviren Ara Sarafian başta omak üzere New York Times'ı Hilmar Kaiser ve diğer batılı yazarları bir okusun. Hepsi "Bardakçı bir milyona yakın Ermeni'nin tehcirde öldüğünü belgelere dayanarak yayınladı" diyor.
Ne yazık ki Bardakçı kendisine ailenin emanet ettiği belgeleri kitap suretinde berbat bir şekilde yayınladı. Kimin ciltlediği belli olmayan kitaba önce "Talat Paşa'nın Kara Kaplı Defteri" dedi. Sonra geri adım attı.
"Kitaptaki belgelerin yazısı Talat Paşa'nın el yazısı değil, aynı el yazısı ve çok benzer bir belge zaten senden önce ATASE'nin Ermeni Faaliyetleri kitabında yayınlandı" dedik görmezlikten geldi. Yorumu okuyucuya bıraktı, sonra da benim gibi bilimsel yorum
yapanlara çamur attı.
Halbuki ben masum bir ifade ile kitabı eleştirmiştim. "Bu kitap, tarihçilik eseri değil, hatta amatör tarihçilik eseri bile değil" demiştim. Gazeteler "Kemal Çiçek, Bardakçı Amatör tarihçi bile değil" dedi diye manşet attı. Bana ne bundan.
Gazeteci uslubu böyle bir şey. Kaldı ki kitabımı eleştirdiğim için beni suçlayıp duracağına "Kitabımın yakasını bırakın" diye neden makale yazdğını hatırlasın. İşte gafletin belgesi kendi yazdığı bu yazıdır. Bardakçı işte bu. Üçüncüsü,Bardakçı, Kemal Çiçek'in tarihçiliğine laf edemez. Ermeni ve batı literatüründe en saygın tarihçilerden birisi olduğumu " Googlebooks" bir tıkla kendisine söyler. İngilizce basılan "The Great War and the Forced Migration of Armenians, Atholbooks, Belfast, 2011" kitabım dağıtıma girince atıfları görür ve belki biraz utanır..
Son olarak, evet Bardakçı'ının kitabı Talat Paşa'nın aziz hatırasına ihanet belgesidir, amatör tarihçilik örneği demek bile
lütuftur. Bu yüzden Zaman gazetesinde yazdığım eleştirinin başlığını "Talat Paşa'nın Karabahtlı Defteri" koydum. Zaman beni haklı çıkarttı.
Keşke haklı çıkmasaydım.. Tarihçiler grubunu bu polemik ile meşgul ettiğim için özür dilerim ama bizde saldırılara başka nereden cevap verelim ki?
Baki selamlar
DİĞER HABERLER
Arbede çıkaran gruba polis müdahale etti
Bir günlük iş bırakma eylemi yapan Ankaralı çalışanlar, Sıhhıye'de oluşturulan barikatı aşmak isteyi
28 Şubat sürecinin ayrıntıları ortaya çıkıyor
Post modern darbe 28 Şubat dönemine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar çıkmaya devam ediyor.






































