Bardakçı ve Şafak'ın istifası!

  • Giriş : 07.05.2007 / 00:00:00

Sabah'ta Fatih Altaylı, Mehmet Barlas derken, çarpıcı yorumların imzası Erdal Şafak ve benim hep, "Genç kuşaklara tarihi sevdiren adam" dediğim, "Tarih dedektifi" sevgili Murat Bardakçı ayrıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hayırlı olsun. Daha geçen hafta, "Fatih Altaylı SA - BAH'tan istifa ettikten sonra gittiği KKTC'den yeni bir gazete projesiyle dönerse şaşırmayın" demiştim. Gidiş öyle. Ciner'in yeni bir gazete hazırlığında olduğu sırada gelen son istifalar, basın piyasasının hareketleneceğini gösterdi. İşsizliğin bu kadar yüksek olduğu medya sektöründe bize, yeni gazete doğumlarını alkışlamak düşer.

KRİZ VE BAYKAL FIKRASI

Cumhurbaşkanı seçimi krizi 70 milyonu gerdi. Peki, hiç mi insanı tebessüm ettirecek bir şey olmadı? Olmaz mı? Fıkralar bile vardı. Tam, muhalefet milletvekillerinin Genel Kurul'a girmedikleri dakikalarda internette dolaşan bir fıkra okuyanlara kahkahayı attırdı. İşte o fıkra: 27 Nisan sabahı cumhurbaşkanını ilk turda seçmeye niyetlenen 367 milletvekili, TBMM'ye gitmek üzere evlerinden çıktıktan kısa bir süre sonra sırra kadem basar. Bu, AK Parti, ANAVATAN ve DYP'li 367 milletvekilinin ortadan kaybolması Deniz Baykal ve kurmaylarını sevindirir. Hatta, fıkra bu ya; Deniz Bey keyfinden kalkar "Hayda bre efeler" diye Harmandalı oynar. Herkes "Nerede bu milletvekilleri" diye meraktan çatlarken Baykal'ın telefonu çalar. Telefondaki ses, "Sayın Baykal'la mı görüşüyorum" diye sorar. Deniz Bey'den "hı, hı" cevabı alınca şöyle der: "Eğer hemen CHP'nin başından ayrıldığını ve bir daha dönmeyeceğini açıklamazsan, her 5 dakikada bir milletvekilini serbest bırakacağız. Haberin olsun."

KADROLU DARBE YAZARI İLANI!

Muhtırayı, hangi köşe yazarı kaleme aldı" soruşturmasına AKŞAM'da Serdar Turgut da katıldı. Turgut köşe yazarlarıyla tatlı tatlı dalga geçti: "Diyorum ki; eğer gerçekten bir gazeteciyse bu metni yazan, o mutlaka Milliyet Gazetesi’nin bir yazarıdır. Çünkü bir müdahale tehdidi metnini bile bu kadar ruhsuz ve lafı evirip çeviren, söyleyebilen bir yazar ancak Milliyet Gazetesi’nde olabilir dedim kendi kendime..." Serdar Turgut şöyle devam etti: "...Oradan değilse de mutlaka Oktay Ekşi'dir dedim... Can Dündar da değildir. Çünkü metinde ağlamaklı bölümler yoktu... Darbeleri sevmek gibi bir geçmişi bulunan Hasan Cemal mi yoksa diye düşündüm bir ara ama sonra bu fikirden vazgeçtim. Çünkü o yazmış olsaydı, metinden hiçbir şey anlaşılmazdı. Ertuğrul Özkök de yazmış olamaz o metni... O kaleme alsaydı araya Sharon Stone ile ilgili bir fikrini de sıkıştırırdı... Fatih Altaylı, şimdi boş vakti çok olduğundan bu işe girişmiş olabilir teorik olarak. Ama o AKP'ye karşı katiyen bir şey yazmaz diye düşünüyorum." Serdar Turgut sonra projektörünü AKŞAM'a çevirdi, "bizim gazetede öyle bir metni ortaya çıkaracak kadar kötü bir yazar yok" diye övündü. "Örneğin; Engin Ardıç öyle bir yazıyı yazmış olsaydı mutlaka intihar filan ederdi utancından" dedi. Serdar Beyefendi sonra lafı kendine getirip bir "ilan" verdi: "Bugünkü işimden ayrılacağım gün ben, resmi darbe metni yazarı olarak başvurmak istiyorum. Yani kadrolu darbe metni yazarı olmak hedefim var. Yaparım bu işi ha!.." Sahi, yapar mı? Bana sorarsanız; yapamaz! Muhtıranın bir yerinde mutlaka eşi Rana Hanımefendi'den ve New York'un caddelerinden bahsedip darbeyi sulandırır

ALTAYLI İLK GÜN İSTİFA ETMELİYDİ

TMSF'nin Turgay Ciner'in Merkez Yayıncılık şirketine el koymasından sonra Medya Grup Başkanlığı'na getirdiği Yavuz Onursal, ilk kez Cengiz Semercioğlu'nun "Full Ekran" programında konuştu. SABAH ve atv'deki depremden sonra Onursal'ın diyecekleri merakla bekleniyordu. İşte satırbaşlarıyla Onursal'ın sözleri: "Altaylı'nın, 'burada artık gazetecilik yapılmıyor' iddiaları doğruysa, şu an orada çalışan şerefli insanlar ne olacak? Tanıdığımda Altaylı'yı sevmiştim. Hiçbir zaman SABAH'ın manşetine müdahale etmedik. Benden kaynaklanan bir sorun hiç olmadı... Konuşmama hakkımı kullanmak istiyorum. Ama Fatih Altaylı, daha ilk gün istifa etmeliydi; Ciner'e vefasından dolayı. Onun için talihsiz bir son oldu... Nazlı Ilıcak hiçbir zaman Altaylı aleyhine kulis yapmadı. Onun bu işlerle kesinlikle ilgisi yok. Mehmet Barlas'a saygım var ama saptamaları yanlış. Gitmesine üzüldüm. Ona kapımız her zaman açık. Hıncal Uluç'u silahlı kuvvetler bile durduramaz. Kendisine müdahale etmek mümkün mü? Uluç'a sık sık fikir danışıyorum." Bana sorarsanız ya Hıncal Uluç'un fikirleri "değişime" uğramış, ya da fikirlerinin aksi yapılmış. SABAH'ın yeni yayın çizgisiyle, Uluç'un "Medya konuşsa, Ordu konuşmazdı" başlıklı yazısı taban tabana zıt da!

MUHTIRAYI KİM YAZDI ARKADAŞ?

Mehmet Barlas, "Muhtıra metni kötü bir köşe yazarı üslubuyla yazılmış gibi duruyor" deyince ortalık karıştı. Medya Genelkurmay bildirisini kim yazdı arayışına girdi. Bunun kolay olduğunu sanmayın. Ortalık "Kötü köşe yazarı" kaynarken, muhtırayı kimin yazdığını bulmak kolay mı? ZAMAN Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, aranan kötü yazarın eşkalini verdi: "Bir dönem sağ cenahta gezinen, hatta sağcı bir partiden milletvekili adayı olan bu beyefendi..." Allaallah kimdi bu, hem akademisyen, hem yazar, hem de sağcı partiden aday olan muhtıra müellifi! Dumanlı şöyle diyordu: "...bu beyefendi önce Genelkurmay'a gidiyor, ardından Deniz Baykal'ın evine uğruyor. Birkaç gün süren görüşme trafiğinin ardından Genelkurmay web sitesinde gece yarısı açıklaması yapılıyor." Bilgi enteresan. Demek ki muhtıra müellifi kişi, peşinde "istihbaratçı ekibi"yle dolaşıyor. Yoksa nereden bilinecek önce Genelkurmay'a, sonra Baykal'a uğradığı? Neyse. Derken bizim BUGÜN'de Nuh Gönültaş ,"eşkale" bir çizgi ekledi: "Asker değil, sivil... Ve ulusalcı takılıyor. Ve ilginçtir, 'dinci' bir gazetede yazıyor. Ve sanırım Dışişleri Bakanı olmayı umut ediyor bir kaos ortamında!" Peki kim? Sorunun cevabını HÜRRİYET'te Ahmet Hakan verdi: "...Bir parça araştırma, bir parça istihbarat bilgisi ve biraz da bu iddiayı ciddiye alan iktidar çevreleriyle görüşme... Sonunda ulaştığım isim Hasan Ünal'dır." Ahmet Hakan, ismi niye açıkladığını da şöyle yazdı: "Ben Genelkurmay Başkanlığı'nın derdini anlatmak için Hasan Ünal gibi birine ihtiyaç duyacağı iddiasını saçma bulanlard a n ı m . . . Hem belki Hasan Ünal, 'Genelkurmay karargahı ile Deniz Baykal'ın konutu arasında mekik dokuduğu iddiası'na bir yanıt verir de, bu saçma iddia da geçerliliğini yitirir..." Hasan Ünal bu iddiaya MİLLİ GAZETE'deki köşesinde cevap verdi ve Ahmet Hakan'ı mahkemeye vereceğini açıkladı. Hakan da, "Elinden geleni ardına koyma. İstersen Anayasa Mahkemesi'ne başvur. Belki 9'a 2 kazanırsın" diye yazdı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious