Bardakoğlu Alman basınına konuştu

  • Giriş : 10.04.2007 / 00:00:00

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu İslam dini hakkında Alman basınını doğru bilgilendirmek amacıyla bir basın toplantısı düzenledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kutlu Doğum programı öncesi Köln'deki Backstage Restaurant'taki basın toplantısının ana temasını "İslam'ın çehresi; toleransı ve insancıllığı" oluşturdu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu konuşmasında Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin uzun bir tarihi olan derin ilişkiler olduğunu anlatan Bardakoğlu, Türkiye'de İslam'ı barış dini olarak algıladıklarını hatırlattı. Bardakoğlu, İslam'ı başka türlü anlayanları tasvip etmediklerinin altını çizdi.

Dünyadaki terör ve şiddetin ortadan kaldırılması durumunda dünya barışının daha kolay olacağını belirten Bardakoğlu, dünyanın her tarafındaki ayrımcılık, şiddet konusunda tüm din mensuplarının mücadele vermesi gerektiğini söyledi. Dünyanın her tarafında özgürce insanların dinini ve inancını yaşayabilmesi gerektiğini bildiren Bardakoğlu, İslam'ın kadın, erkek ayırımcılığına müsade etmediğini bildirdi. Bunu anlayamayanların İslam'ı kavrayamamış olduğunu bildiren Bardakoğlu, dört yıldır camilerde kadın hakları, töre cinayetlerinin dinle ilgisi olmadığın anlattıkların belirtti. Kadına dönük şiddetin geleneklerden kaynaklandığını bildiren Bardakoğlu, dünyadan birçok olumsuzluklar olduğunu ancak bunun Allah'ın gönderdiği dinlerden kaynaklanmadığın kaydetti. Hiçbir zaman kavga edecek dinler, din adamları olmaması gerektiğini bildiren Bardakoğlu, "Aslında biz hiç kimsenin kavga etmediği bir dünya istiyoruz. Başka insanlar ve kurumlar kavga etse bile din adamlarını ve kurumlarını araya girmesi gerekir. Eğir din adamları da kavga ederse artık tuz da kokmuş demektir" dedi.

Herşeyin dinden ibaret olmadığını ve herşeyin dinle çözülemeyeceğini belirten Bardakoğlu, "Ancak dinin dünya barışı sağlanmasında aktif rol alabilir. Pozitif katkı sağlayabilir. Ancak bunun dini bilgiyi tazelemek gerekir. Biz bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Dini bilgide ötekine değer veren, pay bırakan, çağımızın şartlarına daha uygun bir anlayış oluşturulmalıdır. Hiçkimse kendi görüşünü tek doğru olarak görmemelidir." dedi.

Almanya'daki din hizmetleri için buranın şartlarını bilen burada doğmuş gençleri ilahiyat fakültesinde yetiştirmeye çalıştıklarını bildiren Bardakoğlu, Franfurt'taki Goethe Üniversitesi'ndeki Vakıf Profesörlüğü kürsüsü açıldığını ve Ömer Özsoy'un bunun başına getirildiğini bildirdi. Orada doğru İslam'ın bu topraklarda anlatılacağını ve birçok öğrenci yetiştirileceğini bildirerek şu an 50 civarında öğrencinin ilahiyat okuduğunu bildirdi. Bardakoğlu ayrıca Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde oluşturulan kontenjanla Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa'da doğmuş ve o ülkelerin vatandaşı olan gençlerin ilahiyat eğitimi aldıklarını aktardı. Sorunların çözülmemesi durumdu insanların iç dünyasında büyüyüp büyük probleme neden olduğun bunun da dine mal edildiğini hatırlatan Bardakoğlu, "Bunun için biz ülkemizde dini olanla dini sanılanı ayırmaya çalışıyoruz. Sosyal yapıdan, geleneklerden kaynaklanan şeyler dine atfedilmemeli" dedi.

Die Zeit gazetesinin muhabirinin Türkiye'deki aşırı akımlara karşı somut olarak nasıl mücadele edildiğini sorması üzerine Bardakoğlu, "Türkiye laik ve demokratik bir toplum. Biz kurum olarak laikliği ve demokrasiyi modern din algılamasının çok önemli bir kriteri olarak görüyoruz. Bunun için hiçbir zaman siyasetin işine karışmıyoruz. Onlar da bizim işimize karışmıyor. Bu dünyanın geldiği önemli bir noktadır. Biz ülkemizde din özgürlüğünün olmasından yanayız. Bir insanın burnu kanadığı zaman ondan en çok üzülen biz oluyoruz. Trabzon'da papazın öldürülmesine, Ermeni asıllı Türk vatandaşı gazetecinin öldürülmesine ilk tepkiyi biz verdik. Bunlar bizim anlayış ve hatıralarımızı gölgeleyen olaylardı." dedi.

Türkiye'de cami havra kilisenin bir arada olduğunu hatırlatan Bardakoğlu, "Biz asırlardır birçok inancı bir arada bulunduruyoruz. Asırlardır hoşgörüyü geliştirdik. Ama dış etkiler Türkiye de radikal söylemlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Ancak Türkiye'de radikal bir söylem hiç bir zaman tutunamaz. Türkiye'nin anlayışı, tarihi gelenekleri buna izin vermez. Türkiye'de kahir ekseriyet her zaman bilgiden, hoşgörüden yanadır." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious