Barzani operasyonun ardından Türk Medyasına konuştu

Barzani operasyonun ardından Türk Medyasına konuştu.10404
  • Giriş : 31.12.2007 / 08:43:00

Sınırötesi operasyonun ardından Türk Medyasına ilk kez konuştu: 'Sözlerim çarpıtıldı'

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Irak'ın Kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesut Barzani; Mehmet Metiner'e bölgedeki sıcak gelişmeleri, beklentilerini ve izlediği siyaseti anlattı.

Selahattin Kenti, Kuzey Irak'ın dağ başında konumlanmış sayfiye kentlerinden biri. Kürt Bölgesi'nin Başkanı ve KDP lideri Mesut Barzani'nin konutu ve çalışma ofisi işte bu kentte! Barzani'nin ikametgahı, olağanüstü güvenlik önlemleriyle korunan, şehre hakim devasa bir alanın içinde. Yeni yapılan modern ve görkemli başkanlık binası görülmeye değer!

“KEK MESUT” BİLİNİYOR

Mesut Barzani halkı arasında genellikle "Kek Mesut" olarak anılıyor. Son zamanlarda "Serok Barzani-Başkan Barzani" diye ananların sayısı da artıyor. Beni Başkanlık binasındaki çalışma ofisinde kabul ediyor. Dış kapıda kardeşi Sidad Barzani büyük bir ihtiramla karşılıyor. Çalışma ofisinin tam önünde de "Kek Mesut" veya "Serok Barzani" engin bir alçak gönüllükle "hoş geldin" diyor. İçeri giriyoruz. Tercümanlığımızı Dr. Abdusselam yapıyor. Türk medyasına karşı sitemkar. Sözlerinin çarpıtıldığından yakınıyor. Şahsına yapılan hakaretlerden ve asılsız haberlerden ötürü ise kırgın. O yüzden Türk medyasından gelen röportaj tekliflerine karşı genellikle kapalı duruyor.

DOĞAL BİR SÖYLEŞİ

Kandil'e yapılan operasyonların hemen akabinde röportaj teklifimizi kabul etme nezaketinde bulunduğu için kendisine teşekkürü bir borç biliyorum. Sürecin hassasiyetini düşünerek anlamayı yeğledim. Bir gazeteci olarak kendisiyle tartışmaya değil kimi iddialar konusunda ne diyeceğini dinlemeye gitmiştim. Kendiliğinden doğal bir söyleşi gerçekleşti. Germeden ve gerilmeden konuştuk. Dediğim gibi yalnızca kendisine iddiaları yöneltmekle yetindim. Kendisinden aldığım cevapları ise hiçbir sansüre tabi kılmadan aktarıyorum.

TÜRKİYE DOSTUMUZ

Geçmişte Türkiye ile çok iyi dosttunuz. Hatta PKK'ya karşı birlikte savaştınız. Ne oldu da durum değişti?

BARZANİ: Şimdiki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, geçmişte beraber verdiğimiz mücadeleleri çok iyi biliyor. Doğrudur, PKK'ya karşı Türkiye'yle ortak savaşım verdik. Türkiye çok zor günlerde hep yanımızda oldu. Biz de Türkiye'ye yardımcı olduk. Çünkü Türkiye'yi dost ve kardeş ülke biliyoruz. Türk halkını çok seviyoruz. Bizim Türkiye'yle ve Türk milletiyle problemimiz yok. Çok dostane bir ilişkimiz vardı. Ta ki Saddam rejimi devrilinceye kadar...

SADDAM’DAN SONRA

Saddam rejimi devrildikten sonra mı ilişkiler kötüleşti?

BARZANİ: Evet. Anlam veremedik buna. Saddam rejimi devrildikten sonra o zaman Türkiye'yi yönetenler bize karşı tavır koymaya başladılar. Türkiye'nin politikası birden bire bize karşı değişmeye başladı. Dostluğumuzu daha bir pekiştireceğimiz bir dönemde nedense bu politika değişikliğine gidildi. Irak'ın anayasasında yasal bir statümüz yokken çok iyi giden ilişkilerimiz yasal statü kazandıktan sonra değişmeye başladı nedense. Şaşırdık. Saddam'ın ordusundan arta kalan silahların elimize geçmiş olması da bir tehdit nedeni olarak görüldü. Saddam'ın devrilmesinden hemen sonra benimle görüşmeye gelen bir askeri yetkili bu silahlarla ilgili sorular sordu. Ama bu sorular dostane temelde değildi. Dostluğumuzdan kuşku duyan tehditkar bir anlayış söz konusuydu.

DOST ELİ UZATTIK

Nasıl yani?

BARZANİ: Anlatayım. Sözünü ettiğim general bana gelerek sordu: "Çok mu silah topladınız?" "Tabii ki" dedim." Biz toplamasaydık ortalıktaki bu silahlar sorumsuz insanların, teröristlerin ve silah tüccarlarının eline düşecekti. Onların eline düşseydi daha mı iyi olurdu? Sonuçta Peşmergeler de Irak'ın bir parçasıdır." Hiç beklemediğim bir cevap aldım. Dedi ki o general: "Ben de Türkmenlere karşı kullanacaksınız sandım. Eğer Türkmenlere karşı kullanacaksanız o silahlar fazla, şayet Türkiye'ye karşı kullanmayı düşünüyorsanız o silahlar az." Ben de, "Teessüf ederim" dedim. "Türkmenler bizim kardeşlerimizdirler. Niye onlara karşı silah kullanmayı düşünelim! Bırakınız düşünmeyi, onlara karşı silah kullanmayı düşünenlere karşı biz silahlarımızı konuştururuz. Türkiye dostumuzdur. İnsan dostuna silah kullanmaz. Umarım sizin gibi düşünenler yüzünden silahlarımız birbirine çevrilmez." O tarihten sonra Türkiye Kerkük de dahil her işimize müdahale etmeye başladı. Bize karşı yapılmak istenen komplolara burada girmek istemiyorum. Ama biz her şeye rağmen Türkiye'ye karşı husumet beslemedik. Beslemiyoruz. Türkiye'yi ve Türk milletini hep dost kabul ettik. Kabul etmeye devam ediyoruz. Uzattığımız dostluk elinin samimiyetle tutulmasını bekliyoruz.. Ha tutmazlarsa, herkes kendi evine deriz.

TÜRKMENLERİ GÖRÜN

PKK'ya arka çıktığınız ve Türkmenlere düşmanca bir siyaset izlediğiniz için bu politika değişikliğinin olduğuna dair Türkiye'de yaygın bir kanaat var ama...

BARZANİ: Her iki iddia da doğru değil. Ne PKK'ya arka çıkıyoruz, ne de Türkmenlere düşmanlık besliyoruz. İnancımız odur ki, bizim ne haklarımız varsa onların da o hakları olsun. Kürdistan sadece Kürtlerin değildir; Türkmenlerin ve diğer ırk ve dinlere mensup olan herkesin yurdudur. Biz Saddam rejiminden çok çektik. Haklarımız gasp edildi. Şiddetle ve savaşla imtihan olunduk. Baskı gören ve hakları elinden alınan bir millet olarak, nasıl başka kardeşlerimize Saddam gibi davranmayı düşünebiliriz! En başta ben buna izin vermem. Irak Anayasası hazırlanırken bizzat ben Kürt tarafını temsilen Türkmenlerin de adının anayasada geçmesi konusunda ısrarcı oldum ve bunu Irak anayasasına koydurtmayı başardık. Erbil'de gezip dolaşın. Türkmenlerin okulları var, kendi dillerinde eğitim yapıyorlar. Partileri var, mecliste temsilcileri var. Kürt hükümetinde bakanları var. Kendi dillerinde yayın yapan radyo ve televizyonları var. Bu mu baskı? Halkları birbirine düşman edecek her türlü anlayışlara karşıyız. Türkmenlere karşı dostluk ilişkimizi sürdürmeye kararlıyız. Türkmenlere baskı veya düşmanlık siyaseti izlediğimizi iddia edenler, gelsinler ve görsünler, öyle konuşsunlar... Adalet ve insaf sahibi hiç kimse gerçekleri gördükten sonra yalan yanlış beyanlarda bulunmaz...

ÇÖZÜM DEMOKRASİ

Ya PKK'ya hamilik iddiası? PKK Kandil'de ve Kuzey Irak'ta... Yani sizin hakim olduğunuz bölgede... PKK'yı isterseniz Kandil'den söküp atamaz mısınız?

BARZANİ: Bakınız 23 yıldır Türkiye PKK ile savaşıyor. Biz de kaç kez Türkiye ile PKK'ya karşı savaştık. Peki ne oldu? PKK bitirildi mi? PKK, Kandil dağlarında var da Türkiye dağlarında yok mu? Türkiye kendi dağlarındaki PKK'yı bitirebiliyor mu? Sadece askeri yöntemlerle demek ki kalıcı bir sonuç elde edilemiyor. Birbirimizi suçlamak için bahane üretmeye gerek yok. Bakınız biz tam üç kez PKK'yı kovduk dağlarımızdan. Ne yaptı PKK? Komşu ülkelere gitti. Toparlanıp geri geldi.

Bu dağları kontrol altında tutmak öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Hatta mümkün değildir. Buna ne bizim gücümüz, ne de bizimle beraber Türkiye'nin gücü yeter. Türkiye Nato'nun en güçlü ordusuna sahip. Soruyorum: Kendi dağlarına bütünüyle sahip olabiliyor mu? PKK, Türkiye'nin iç meselesidir. Ama bizim dağlarımızda karargah kurdukları için aynı zamanda bizim de bir meselemizdir.

Ben PKK'yı koruyup kollamıyorum. Ben Kürt halkını savunuyorum. Sorun askeri değil siyasidir. Kürt halkının haklarını teslim eden demokratik ve siyasi çözüm sürecine PKK direnirse işte o zaman biter. Sorun demokratik siyasi yöntemlerle hal yoluna girebilir. Bunu söylediğimiz için bizi PKK'ya hamilik yapmakla suçlayanlar ya bilmeden konuşuyorlar ya da toplumu kandırmak için bilerek çarpıtıyorlar meseleyi.

DÜŞMANLIK YEŞERİRSE KÖTÜ OLUR

Kandil'de PKK'ya karşı operasyona sert tepki gösterdiniz. Niçin?

BARZANİ: Kandil dağlarının eteklerindeki köylerimiz bombalandı. İnsanlarımızın evleri başlarına yıkıldı. Sivil insanlarımız öldü. 16 Aralık'taki ilk bombardımanda oldu bütün bunlar.

Bizzat gidip yerinde inceledim. Hepsinin resimleri ve belgeleri var. İnanmak istemeyenler veya aksini iddia edenler gelip kendileri görsünler. Bu halkın lideriyim ben. Kendi topraklarımıza ve sivil insanlarımıza karşı yapılan bu saldırıları şiddetle kınıyorum. Bu tarz askeri yöntemlerle mesele çözülmez. Çözülemez.

Türkiye bu saldırıları durdurmalıdır. Bu saldırılar devam ederse korkum o ki Türkler ile Kürtler arasında husumet doğurmak isteyenlere gün doğar. Her iki halk arasında düşmanlık duyguları yeşerirse kötü olur. Saddam'ın soykırım düzeyindeki saldırıları karşısında bizler Kürt- Arap düşmanlığının oluşmasına izin vermedik. Temenni ederim ki Kürt-Türk düşmanlığı da oluşmasın. Umarım çözümsüzlüğü 23 yıldır ispatlanmış bir yanlış yöntemde ısrar ederek Türkiye daha nice yıllarını kaybetmesin ve topraklarımıza dönük bu şekildeki saldırılarına son versin. Bu şekildeki bombalamalar biter ve karşılıklı saygı temelinde ilişkilenmeler başlarsa asıl o zaman sorunun kesin çözümü için somut adımlar atılabilir.

Biz öylesi bir süreçte her türlü dostane katkıyı sunmaktan kaçınmayız. Türkiye'de bazıları PKK saldırıları vesilesiyle bize de gözdağı verildiğini söylüyorlar. Bunlar dostlukla bağdaşmayan yorumlar. Biz Saddam'ın tehditlerine ve baskılarına boyun eğmedik. Ölümü tercih ettik ama asla boyun eğmedik. Tehditle ve baskıyla bir şey elde edebilseydi Saddam ederdi. Dostluğumuza ve kardeşliğimize zarar verecek bu tür ifadelerden ve yorumlardan kaçınmak gerekir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious