Başbakan, AK Parti il başkanları toplantısında konuştu

Başbakan, AK Parti il başkanları toplantısında konuştu.8639
  • Giriş : 13.02.2008 / 15:50:00
  • Güncelleme : 13.02.2008 / 16:00:01

Erdoğan: ''Bizde başı örtülü, başı açık diye bir ayrım yoktur Başı açık olan da olmayan da kardeşim"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

''(Bizi çarşafa sokacaklar) diyorlar. Ya insaf... Affedersiniz, gazetelerinin baş köşelerinde bu toplumun ahlak değerleriyle tamamen ters düşen çırılçıplak kadın resimlerini siz basıyorsunuz. Basıyorlar mı? Basıyorlar. Affedersiniz, ilavelerinizde her şey tamamıyla ortada. Bugüne kadar ne yapıldı, hangi müdahale yapıldı, yasama ve yürütme olarak?'' diyen Erdoğan, vatandaşa, ''Halkımızı seviyoruz. Onun için bunların 'başı açık olanların geleceği garanti altında olmaz' gibi safsatalarına asla uymayın'' diye seslendi.

Başbakan Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin siyasete sadece yeni bir soluk değil, yeni bir siyaset tarzını da getirdiğini ifade etti. Erdoğan, ''biz ve diğerleri'' şeklinde ayrım yaparak, marjinal kalıplarına çekilen bir siyasetin doğurduğu olumsuz sonuçları iyi bildiklerini söyledi. Bu işin içinde pişe pişe geldiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Tespitlerimiz, teşhislerimiz oradan geliyor. Çözüm önerilerimizi bu hassasiyet içinde ortaya koyuyoruz. Bu yüzden toplumumuzun her kesiminin her sorununu siyasetimizin konusu yaptık. Her kesimi aynı samimiyetle kucakladık, her soruna aynı duyarlılık ile yaklaştık.

1994'te İstanbul gibi bir kentin belediye başkanlığını yaptım ve arkadaşlarımızla beraber orada tüm İstanbullulara hizmet verdim. Aynı dönemde Melih Bey Ankara'da belediye başkanıydı. O belediye başkanlığımız döneminde halkımızın hangi katmanları bizden olumsuz bir yaklaşım gördü? Acaba onların yaşam tarzlarına yönelik olarak biz hangi olumsuz yaklaşımı ortaya koyduk. Bunu bize ispatlayabilirler mi? Cımbızlaya cımbızlaya kenarda köşede bulabildikleri birçok olaylarla kendilerine göre gazetelerinde haberler yapmaya çalıştılar ama tutmadı. Bunu neye dayanarak söylüyorum, çünkü halkımız bizi büyüttükçe büyüttü ve bugünlere geldik. AK Parti de böyle iktidar olmuştur.

Dün de söyledim, Antalya CHP'nin kalesi... Şu anda AK Partili bir belediye başkanı var. Acaba kimin yaşam tarzına biz orada dokunduk? AK Parti zihniyeti orada ne yaptı? Orada tüm halka hizmeti götürmüyor mu? Antalya'nın tarihinde acaba böyle bir hizmet Antalya'ya verilebilmiş midir? Sayın Baykal, dikili ağacın var mı senin Antalya'da? Bunu bize göster. Allah aşkına, sayın Baykal yatıyor, kalkıyor, laiklik, laiklik, laiklik... Başka bir şey konuştuğu yok. Laiklik, laiklik diyerek bu ülkede laikliği yozlaştırdı sayın Baykal. Laiklik bu değil. Laiklik bu değil ki. Laiklik toplumun tüm katmanlarına, inanç gruplarına aynı mesafede olmak, eşit mesafede olmak, onları güvence altına almaktır. Ama sayın Baykal akşam yatıyor başka, sabah kalkıyor başka. Sen hizmet için ne yaptın bu ülkede, Allah aşkına bunu söyle. İnsanlar arasında ayrım yapmak varsa bu senin kitabında var. Senin yaşam tarzında var. Ama bizim yaşam tarzımızda bu yok. Biz bütün vatandaşlarımıza aynı mesafedeyiz. Aynı hizmeti verdik, vermeye de devam edeceğiz. Eksiklerimiz olabilir, yanlışlarımız olabilir ama ben size somut örnek veriyorum. İşte İstanbul'da, Ankara'da, Antalya'da, Adana'da, Gaziantep'te, Samsun'da, Bursa'da, Erzurum'da, Konya'da, Kayseri'de AK Partili belediye var. Ne gördünüz ayrımcılık adına soruyorum?''

''BAŞI ÖRTÜLÜ KARDEŞİM, BAŞI AÇIK KARDEŞİM''

İrili ufaklı bin 800'e varan AK Partili belediye bulunduğunu anlatan Erdoğan, ''Somut olarak ne gördünüz vatandaşlarımız arasında ayrımcılık olarak, hizmetten başka, insanları sevmekten başka? Hizmet sevgiyle olur, lafla olmaz. Hizmet saygıyla olur, lafla olmaz. İşte bunu biz başardık'' diye konuştu.Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ben yine sesleniyorum: Bizim ilkelerimizde başı örtülü, başı açık diye bir ayrım yoktur olamaz. Bunu böyle bilin. Başı açık olan kardeşim, kardeşim. Başı örtülü olan kardeşim, o da kardeşim. Biz yaratılanı yaratandan ötürü sevme anlayışıyla bu yolda hizmete devam ediyoruz. Kusura bakmasın, sayın Baykal ve benzerleri gibi değil. Bunu böyle bilin. Ve onlarla aynı istikameti de paylaşan kusura bakmasınlar, medya gruplarıyla da aynı düşünmüyoruz.

Ne yazarlarsa yazsınlar, ne resmederlerse etsinler, halkımız her şeyi gayet iyi biliyor. 'Bizi çarşafa sokacaklar' diyorlar. Ya insaf. Affedersiniz, gazetelerinin baş köşelerinde bu toplumun ahlak değerleriyle tamamen ters düşen çırılçıplak kadın resimlerini siz basıyorsunuz. Basıyorlar mı? Basıyorlar. Affedersiniz, ilavelerinizde her şey tamamıyla ortada. Bugüne kadar ne yapıldı, hangi müdahale yapıldı, yasama ve yürütme olarak? Bizim yaptığımız veya yapacağımız herhangi bir şey mi var? Yaptık mı, hayır. O zaman nedir bu feryat? Biz ne diyorduk? Ne haliniz varsa görün. Halk zaten sizi nereye getirecekse getirir, ne kadar gazetenizi alacaksa alır. Beğenirse alır, beğenmezse almaz. Daha ne istiyorsunuz? Yoksa gazetelerinizi toptan biz mi satın alacağız? Bunu mu bekliyorsunuz?''

''BAŞI AÇIK OLANLARIN YAŞAM ŞEKLİ DE GÜVENCEMİZ ALTINDA''

Şu anda bu hizmeti kararlı bir şekilde, sadece halkın hizmetkarı olma anlayışı ile sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, ''Halkımızı seviyoruz. Onun için bunların 'başı açık olanların geleceği garanti altında olmaz' gibi safsatalarına asla uymayın'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu tuzağa benim halkım düşmez biliyorum ama sakın bu oyuna gelmeyin. Biz ilk defa bu ülkede iktidarda değiliz. 1994'te yerel yönetimlerde görev yaptık. 2002'de 58 ve 59. hükümetleri kurduk. Şimdi 60. Hükümet olarak varız. Merkezi yönetimde varız, yerel yönetimlerde varız. Nasıl şu ana kadar hiçbir başı açık kardeşim bu ülkede bizden olumsuz bir şey görmediyse bundan sonra da görmez, göremez. Çünkü onların yaşam şekli de bizim güvencemiz altındadır.

Kimse bizi bu tuzağa düşürme gayreti içine de girmesin. Bu konuda hassasiyetlerimiz var. Çok açık konuşuyorum. AK Parti grubu ortada. Bizim yüzde 10'a yakın kadın milletvekilimiz var. CHP'nin yüzde kaç? Parmak sayısını geçmez. Hani kadına değer veriyordun, ispat et. Bizim her şeyimiz ortada uygulama ile ispat ediyoruz. Şu anda böyle. Önümüzdeki dönemde çok daha farklı konuma geleceğiz. Bunların kadın hakları anlayışına da inanmayın. Bunların kadın hakları noktasında da böyle bir hassasiyetleri yok. Onun için kısa kısa geliyorlar, asıl kesenler onlar. Yani başı örtülü olarak bu ülkede eğitim-öğrenim hakkının önünü kesme... Bunun laiklikle yakından uzaktan ne alakası olabilir? Bunu gündeme getirenler bunlar. Ne alakası var? Dünyada laiklik bir bizde mi var arkadaşlar? Batı ülkelerinin bir çoğu laik sistem. Amerika da laik ama Anglosakson laiklik uyguluyor, İngiltere öyle uyguluyor. Ama laikliği uyguluyor. Var mı bir sıkıntı? Yok.

Şimdi bakıyorsunuz, 'batı gazetelerinden haberler' diye köşe yazıları alıyorlar. Bir incelettim, arkadaşlar büyük bir çoğunluğu yalan, yalan ve uydurma haberler. Şu anda arkadaşlarım onların üzerinde de çalışıyorlar. Arkadaşlarımız orijinalini de koyarak bunları ilan edecekler. Çünkü Türkiye'de bir ayrımcılığı ortaya koymak suretiyle kafaları bulandırmaktan başka bir dertleri yok.''

''ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ DE ASLA SEVEMEM''

Öfkeli olduğu yönünde eleştiriler bulunduğuna da işaret eden Erdoğan, ''Öfkeli olduğumu söylüyorlar. Öfke bir hitabet sanatıdır. Çünkü ben zulmü alkışlayamam, zalimi de asla sevemem. Kusura bakmasınlar, yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz. Bunu da bilmeleri lazım'' diye konuştu.

Erdoğan, şu ana kadar politikalarını böyle sürdürdüklerini, bundan sonra da böyle sürdüreceklerini vurgulayarak, ''Biz karşımızdakilere saygı gösterirken karşımızdakilerin de bize saygı göstermeleri gerekiyor'' dedi.

''Bir yanağına vur, öbür yanağını çevirirsin'' anlayışına da sahip olmadıklarını ifade eden Erdoğan, ''Kusura bakmasınlar, öyle yanak bizde yok. Böyle yanak bizde yok. Çünkü adalet bu değildir'' dedi. Başbakan Erdoğan, onun için adaleti, kalkınmayı, özgürlükleri, demokrasiyi sadece kendileri için istemediklerini, Türkiye'nin her bölgesine, her şehrine, toplumun tüm kesimlerine aynı samimiyetle kucak açtıklarını söyledi. Erdoğan, ''Enerjimizi belli bazı sorunlara yoğunlaştırıp umumun sorunlarına kayıtsız kalmadık. Adalet isteyeceksek herkes için istemek, özgürlükleri genişleteceksek herkes için genişletmek durumundayız. Bizler Türkiye'nin sorunlarının sağlam bir siyasi iradeyle çözülebileceğini iyi biliyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, başörtüsünün yüksek öğretimde serbest bırakılmasını öngören Anayasa Değişikliği konusunda eleştiride bulunanlara da seslenerek, ''Siz halkımın oraya seçip gönderdiği bu ellere 'kaos eli' diyemezsiniz. Bu hakareti yapamazsınız. Bu saygısızlığı yapamazsınız. Yaptığınız anda bunun cevabını bizden bulursunuz, bulacaksınız'' dedi.

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, yıllardan beri devletle millet arasına mesafe koymak isteyen kesimler bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, devletle milletin mesafeli olmasından nemalananlar olduğunu söyledi.

Toplumsal gelişmelerin önüne yakın zamana kadar bürokratik engeller çıkarıldığını anlatan Erdoğan, ''Mevzuat böyle buyuruyor'' diye toplumun bazen engellendiğini dile getirdi.

''Nefesi yetersiz ve enerjisi kıt'' dediği siyasetçilerin, kısa vadedeki kazançları yüzünden ülkenin uzun vadeli menfaatlerini gözden kaçırdığını dile getiren Erdoğan, ''Bize göre toplumsal gelişmenin önüne engel koymanın hiçbir meşru mazereti olmaz'' dedi.

Erdoğan, siyasetin, en üst düzeyde toplumsal sorumluluk taşımak olduğunu ifade ederek, 70 milyonun hukukundan kendini sorumlu görmeyenlerin AK Parti çatısı altında siyaset yapamayacaklarını söyledi.

''PROVOKATİF BİRÇOK ŞEYLER OLABİLİR''

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Toplumun ihtiyaç duyduğu umut ve güven yerine endişe tüccarlığı yapanlar, beyhude bir çaba içindedir. Çetelerle verilen mücadele ortadadır, mafya ile verilen mücadele ortadadır. Bunlar gözden kaçırılıyor, dikkat ediyor musunuz? On yıllardır bu ülkede baş edilemeyen mücadelede iktidarımız, üzerine üzerine giderek 'nereye varılacak varsın, sonuna kadar' dediğimiz bu mücadelede bir çok haberle pek çok şey gözden kaçırılıyor. Bu mücadele ile buraları sonuna kadar çökerteceğiz. Çökertme kararlılığındayız.

Herkesin yaşama biçimi, herkesin yaşam tarzı, düşünceleri inançları demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin güvencesi altındadır. AK Parti hükümeti her bir vatandaşımızın yaşam tarzının, düşüncesinin, inancının teminatıdır, koruyucusudur. Bunu böyle bilin.

Eğer bazı vatandaşlarımız samimi bir endişe içindeyseler, onlara da ifade ediyorum ki, siz gerilim ve kutuplaşma üretmek isteyenlere aldırış etmeyin. Bu ülkede herkesin hakkını hukukunu korumak, bizim öncelikli vazifemizdir. Başı açık ya da kapalı olabilir, hiç fark etmez. Sorunlarınız, bizim sorunumuzdur. Dertleriniz, bizim dertlerimizdir. Kaygılarınız bizim kaygılarımızdır. Hangi yönde olursa olsun tercihlerinize saygı duyuyoruz. Sonuna kadar da duyacağız. Sizi anlıyoruz, daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Ne zaman kendinizi, özgürlüğünüzü baskı altında hissederseniz, açık söylüyorum bizi daima yanınızda bulacaksınız.

Bu ülkede dışlanan, horlanan ayrımcılık gören her kim varsa, onun sığınacağı liman, AK Parti iktidarıdır, hukuk sistemimizdir, demokratik rejimimizdir. Herhangi bir vatandaşımızın gönlünde eğer samimi bir gelecek endişesi varsa, bu endişeyi gidermek boynumuzun borcudur. Kimse kimseyi kendi gibi düşünmeye, kendi gibi yaşamaya, kendi gibi inanmaya zorlamayamaz. Başını örtenin de başını açanın da güvencesi, AK Parti hükümetidir. Hepimiz her türlü provokasyonu, her türlü tahriki boşa çıkaracak kadar medeni bir ülkenin vatandaşlarıyız.

Geçenlerde söylediğimi tekrar söylemek istiyorum: Provokatif birçok şeyler olabilir ve bunları özel çekimlerle beraber oralarda, şuralarda, buralarda görüntülerini ortaya koyanlar da olabilir. Nitekim oluyor. Bakıyorsunuz, bir okulun önünde simitçi, simitçinin yanında özel hazırlanmış ekipler ve oradan çekip akşam programda izle. Biz bu oyunlara gelmeyiz. Bu oyunları hazırlayanlar, bu senaryo tedavülden kalktı haberleri olsun. Biz bunu daha önce izlemiştik.''

''SEVSİNLER SENİ''

AK parti iktidarının uygulamalarının ortada olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, başörtü sorununun hükümetin ekonomik noktadaki sıkıntıları gündemden kaldırmak için çıkarılan bir senaryo olduğunu öne sürenlere de tepki gösterdi. Erdoğan, ''Sevsinler seni... Ne var ekonomide, ne var? 2008'e girdik. Nasıl girdik? Buyurun enflasyon fırladı mı? Yok. Tam aksine düştü. İhracat düştü mü? Tam aksine yükselmeye devam etti. Neden rahatsız oluyorsunuz? Sıkıntılı olan ne var? Halkımıza olumsuz yansıyan ne oldu? Böyle garip garip şeyleri üretmek suretiyle bizi kandıramazsınız'' dedi.

GAP Projesi'nin tamamlanması için hükümetin çalışmalarının devam ettiğini belirten Erdoğan, 5 yıl içinde projenin olumlu bir sona kavuşacağını dile getirdi.

Erdoğan, AK Parti iktidarının ilk başlarında dile getirilen ''gizli gündem'' ve ''gizli ajanda'' gibi iddiaların o zaman bir anlamı olabileceğini, ancak her türlü uygulamasıyla 5 yıldır iktidarda olan bir partiye bu tür yakıştırmaları hala yapma gayretinin ''çok komik'' ve ''gülünç'' olduğunu söyledi. AK Parti'nin merkezi yönetimi ve yerel yönetimi ile yıllardır Türkiye'ye hizmet ettiğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kim AK Parti'den bir zarar görmüştür? Söylesin. Benim de vatandaşım kendisine sorsun istiyorum. Ne zarar gördünüz, ne yaptık?

Şu anda televizyonlarda konuşanların kendilerine sorun? Senin ekonomik gelirin ne? Bunlar rahat rahat sadece böyle atıyorlar. Seninki ne, sen onu söyle? Bir de sen buna nasıl ulaştın, sen onu anlat...

Biz, Türkiye'nin gelişim süreci içinde, 'Kimler AK Partili yönetimlerden bir mağduriyet içine girmiştir' sorusunu soruyoruz. Çıkar hesapları bozuluyor. O çıkar hesaplarının bozulmaması için işte bu yaygaraları koparıyorlar. Biz diyor, ne yaptık. Biz iktidar yanlısı olsaydık, onların yanında olurduk. Biz, sizi neden eleştiriyoruz biliyor musunuz? Yaptığınız eleştirilerden dolayı değil. Ama sen 411 eli bu ülkede 'kaos eli' olarak gösterirsen, bu eleştiriyi alırsın. Bu 411 el kaosa kalkmaz ve kalkmadı. Ama siz maalesef kaosun tarafı oldunuz, hala da olmaya devam ediyorsunuz. Siz halkımın oraya seçip gönderdiği bu ellere 'kaos eli' diyemezsiniz. Bu hakareti yapamazsınız. Bu saygısızlığı yapamazsınız. Yaptığınız anda bunun cevabını bizden bulursunuz, bulacaksınız.

Beğenmemek başka bir şeydir, ama yasama organına 'kaos organı' veyahut da bu ellere 'kaos eli' demek, kusura bakmayın kimsenin haddine değildir. Ha, buna 'öfke' diyorsak, evet öfke var. Çünkü biz buraya birilerinin siparişi üzerine gelmedik. Dağ, taş demeden koştuk dolaştık. Halkımıza kendimizi anlattık ve halkımız da bize, 'biz sana bu görevi veriyoruz benim adıma orada benim haklarımı savunacaksın' dedi ve öyle gönderdi.

Şunu da bilmelerini istiyorum: AK Parti, bir marjinal ideoloji partisi değildir. AK Parti, insanımızın huzur ve refahını amaç edinmiş bir hizmet partisidir. Fakat tabii bunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler olabilir.

Biz devlet ile millet arasındaki mesafeyi kaldırmayı siyasetin en önemli meselesi olarak gördük.''

TÜRKİYE'NİN YÖNÜ VE HEDEFİ

Türkiye'nin yönünün ve hedefinin belli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin Türkiye'yi hangi hedefe taşıdığının da belli olduğunu söyledi. Erdoğan, halkın zihnini bulandıran, Türkiye'nin istikametiyle ilgili polemikler üreten kesimlerin, bugüne kadar çağdaşlık yolunda ne yaptıklarının muhasebesini yapmaları gerektiğini ifade etti. Erdoğan, bu kesimlere ''gölge etmeyin, başka ihsan istemiyoruz'' diye seslendi.

Erdoğan, ''Madem çağdaş uygarlık yolculuğumuzda bir katkınız, bir desteğiniz olmayacak, bari yürüyüşümüze set çekmeyin, vehimler üreterek gündemimizi de meşgul etmeyin'' diye konuştu.

ALMANYA ZİYARETİ

Konuşmasında geçen hafta Almanya'ya yaptığı ziyarete ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başbakan Erdoğan, Köln Arena Spor Salonu'nda yaklaşık 20 bin Türk'e seslendiğini, bu muhteşem manzaranın görülmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

''Eğer Köln Arena'da 20 bin kişi toplanıyorsa, bu bir yere çok önemli bir mesajdır. Tek yürek, tek kalp haline gelmiş olan o insanımızın bu iktidara olan güveninin ifadesidir. Diyorlar ki, uygun bir mevsimde bunu stadda yapalım, açık stadda...

Bayan Merkel, bizimle asimilasyon-entegrasyon konusunda anlaşamayabilir. Doğrudur. Zaten, onun düşünceleriyle hareket edecek olursak o zaman ben, ben olmam. Biz de biz olamayız. Bizim onlar gibi olmak gibi bir derdimiz de yok. Ama entegre... Buna katılıyorum. Kesinlikle bizim oradaki vatandaşlarımız Alman toplumuna entegre olmalı. Almanca'yı gayet iyi konuşabilmeli, çünkü o, onun için büyük bir zenginlik olacak. Biz istiyoruz. Bunun için de 'ne yapılması gerekiyorsa onu yapalım' diyoruz. Ama bugün buradan bir kez daha sesleniyorum: Biz bir şey daha söylüyoruz. Türkiye'de Alman dilinde eğitim veren okullarımız var. Bizim rahatsızlığımız var mı? Yok. Peki 'aynı şeyi biz sizde de yapalım' diyoruz. Biz 'Türkçe dilinde eğitim versin' derken, 'Almanca'yı ihmal etsin' demiyoruz ki... Tam tersine 'Almanca'yı daha iyi öğrenir diye Türkçe dilinde eğitim yapıp Almancayı da öğrensin' diyoruz. Bizim derdimiz bu...''

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısına, büyükşehir belediye başkanları, il kadın ve gençlik kolları başkanları ve il genel meclisi başkanları katıldı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious