Başbakan'dan af açıklaması!

Başbakan'dan af açıklaması!.12419
  • Giriş : 09.06.2018 / 08:25:00

Başbakan Binali Yıldırım, Bahçeli'nin af talebini değerlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Sepet Beşik

Başbakan Binali Yıldırım, katıldığı programda Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin af talebini değerlendirdi ve gündemde böyle bir konunun olmadığını söyledi.

Başbakan Binali Yıldırım, NTV ekranlarında yayınlanan 'Seçime Doğru' programında Oğuz Haksever'in sorularını yanıtladı.

Oğuz Haksever: Kendileri yeni sistem göz önüne alındığında son başbakan. Sayın Başbakan Binali Yıldırım’la birlikteyiz. Çankaya Köşkü’ndeyiz. Buradaki son faaliyetler de denebilir. Seçimlerden sonra ne olacağı konusunda bir tasavvur var mı?

Binali Yıldırım: Burası Cumhuriyet’in kuruluşuyla anılan bir yer. Önemi ne olursa olsun bdevam edecek. Başbakanlığın sona ermesiyle önemi unutulacak değil. Tarihi bir gerçeği var. Cumhuriyetimizin kurucu Gazi Mustafa Kemal’in yaşadığı ev müze olarak burada, Pembe Köşk burada ve hükümetlerin yıllar boyu görev yaptığı yakın siyasi tarihimizin anılarının olduğu sadece Ankara’nın değil Türkiye’nin bildiği önemli bir mekan. Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın gözümüzün içi gibi bakacağımızdan vatandaşlarımız emin olabilir.

Oğuz Haksever: İzmir milletvekili adayısınız. Bu duyulur duyulmaz acaba Başbakan Binali Yıldırım seçimden sonra Meclis Başkanlığı’na aday olur mu diye yorum silsilesi geldi.

Binali Yıldırım: Şu anda biz bunları düşünecek durumda değiliz. Bir yandan Cumhurbaşkanımız bir yandan biz fellik fellik memleketin her köşesini dolaşıyoruz. Şu ana kadar 22 ilde vatandaşlarımızla bir araya geldik. Günümüz Ramazan’ın bereketiyle dolu dolu geçiyor. Seçimleri aradan çıkaralım, yeni meclis oluşsun Cumhurbaşkanı seçimi belli olsun memleketin işleri sahipsiz kalmaz. Bir çözüm bulunur bir şekilde. 22 bitti 16 mitingimiz var. Bunlara Ankara, İstanbul ve İzmir dahil değil. Özellikle Ankara ve İstanbul’u Cumhurbaşkanımızla beraber yapacağız. Ayrıca bir gün İstanbul’da ilçelerde bir gün Ankara’da ilçelerde son haftada seçim bölgem olan İzmir’de geçireceğim. Oyu da İzmir’de kullanacağım.

Oğuz Haksever: Bugün özellikle öne çıkan Avusturya’nın 7 camiyi kapatma ve Türk din görevlilerini sınır dışı etme kararı Türkiye'de büyük bir tepki ile karşılaştı. Hükümetiniz ne diyor?

Binali Yıldırım: Doğrusu Avusturya bir süreden beri izlediği ırkçı politikalar ve söylemlerle zaten Avrupa Birliği’nin genelinden ayrışmış durumda. Yeni seçilen Başbakan maalesef gelecek hedeflerini iç siyasette akılcı olmayan kararlarla inşa etmeye çalışıyor. Avrupa’nın değerleri fikir özgürlüğüdür, inanç özgürlüğüdür, hoşgörüdür. Alınan bu kararda bunların hiç birisi yok. Tamamen bir İslam düşmanlığı, din düşmanlığı var. Popülist söylemlerle uzun vadede siyasette başarılı olma imkanı yoktur. Kısa vadeli çıkar elde etme adına 2 milyara yaklaşan İslam dünyasının tepkisini göze almak hiç de akıllı siyasetçiye yakışan bir şey değildir. Dünya din düşmanlığından, mezhep savaşlarından, ırkçılıktan çok büyük bedel ödedi. İkinci Dünya Savaşı’na bakın, Avrupa’daki mezhep savaşlarına bakın, Ortadoğu’daki olaylara bakın üzüntülerle doludur. İsrail-Filistin meselesinde de İsrail yönetiminin yaptığı tamamen bir bölgede dinler arası çatışmayı körüklemekten öte bir şey değildir. Dolayısıyla din meselesini başımızın üzerinde tutmamız lazım. Üzerinden yorum yapılacak, fikir yürütülecek bir mesele olarak görmeye başladığımız zaman yani dini ağzımızın seviyesine getirdiğimiz zaman ortalık karışıyor. O bakımdan fevkalade yanlış bir karardır. Ne evrensel hukuk kurallarına ne Avrupa Birliği değerlerine ne de azınlıkların hak ve hukukuna sığacak bir karar değildir. Hele hele Avusturya’nın yakında Avrupa Birliği dönem başkanlığını alacak olması çok daha durumu vahim hale getirmektedir. Böyle bir Avrupa Birliği ülkesine bu zihniyetteki yöneticilere Avrupa Birliği nasıl emanet edilir, onu Avrupalıların takdirine bırakıyorum. Tahammül edemeyen, kendinden farklı düşünen, kendinden farklı inanan insanlara tahammül gösteremeyenlerin birliğin vizyonunu, hedeflerini gerçekleştirmek için ortaya ne koyacaklar ben bunu merak ediyorum.

Oğuz Haksever: Bir başka güncel konu, Cumhurbaşkanı Erdoğan OHAL’in seçimlerden sonra kalkabileceğinin işaretini verdi. FETÖ ile mücadele belirli bir aşamaya geldi de ondan mı böyle işaret verildi?

Binali Yıldırım: Evvelsi gün sayın Cumhurbaşkanımızın bu yönde bir açıklaması oldu. Doğrusunu isterseniz OHAL baştan beri hep söyledik, “Biz kendimize olağanüstü hal ilan ettik, vatandaş için hal olağandır” dedik. İşi gücü, ticareti, memleketin, vatandaşımızın her şeyi normal gidiyor. OHAL bize özellikle 15 Temmuz darbesinden sonra FETÖ paralel devlet yapılanmasıyla mücadelede bize önemli bir esneklik sağlıyor. Bu mücadelede de ciddi bir ilerleme kaydedildi. Mahkemeler hemen hemen darbeye bizzat bulaşanların hükümlerini veriyor, cezalar kesiliyor. Çok az devam eden dava kaldı. Ayrıca bu ihraç edilenler, açığa alınanlar, memuriyet dışına çıkarılanlar bunlar konusunda da bir imkan getirdik. OHAL’e rağmen İtirazları İnceleme Komisyonu kurduk. Bütün şikayetleri topladı komisyon. Hatta öylesine detaylı çalışma yaptılar ki bir kişi hakkında mesela sadece istihbarat kuruluşlarının verdiği bilgiler değil mahkemelerdeki dosya bilgilerini de veya medyadaki orada buradaki bilgileri de bir araya toplayıp teker teker değerlendiriyorlar ve sonuçlandırıyorlar. Dolayısıyla bu mekanizmada yürürlüğe girdikten sonra bu mücadelede bir zaafın yaşanması çok olası değil. O yüzden sayın Cumhurbaşkanımızın bu açıklaması çok iyi bir açıklama olmuştur. Ümit ederim yakın zamanda OHAL meselesi yeni hükümetin gündeminde olacaktır ve kaldırılması cihetine gidilecektir. Seçim olacak, ondan sonra hükümet belli olacak. Bu seçimin en önemli özelliği, seçim sandıkta belli olduğu zaman hükümet de belli oluyor. Meclis kompozisyonu da belli oluyor. Yeni sistemde güvenoyunu sandıkta millet veriyor. Tabii bu OHAL’in kaldırılması küresel yatırımcılar açısından da önemli bir rahatlamayı getirecek.

Oğuz Haksever: Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleri, “AK Parti adayları oyuna gelmeyin, Milliyetçi Hareket Partisi’ni dışlamaya gücünüz yetmeyecektir, fitneye düşmeyin. Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde oyun oynamaya kalkmayın”. Buna sayın Cumhurbaşkanı da katıldı. Cumhurbaşkanı da, ”İttifakı bozamazlar” diye özetleyebileceğim bir söz sarf etti. Ne demek istedi sayın Bahçeli?

Binali Yıldırım: Dediği çok açık. Biz bir yol arkadaşlığı kurduk. Cumhur İttifakı birdenbire ortaya çıkan bir ittifak değil. Hatırlarsanız 2016 zannediyorum ekim veya kasım ayında sayın Bahçeli çıktı, “Bu işler böyle gitmiyor, bu iki başlılıkla biz ülkeyi bir yere götüremeyiz. Bu ülkenin beka meselesidir. Dolayısıyla hem Cumhurbaşkanı hem başbakan iki güçlü iradeyle ülke yönetilemez” dedi. “Dolayısıyla bir Anayasa Değişikliği yapıp bu işin adını koymak lazım. Ancak bizim buna sayısal gücümüz yetmiyor” dedi. Bizde bunu bir çAğrı olarak kabul ettik. Ben yine hükümette başbakandım, partinin genel başkanıydım. Kendisi ile temasa geçtik ve ilk toplantımızı 10 Kasım 2016’da yaptık. Prensip olarak sistem değişikliğini öngören anayasadaki temel değişiklikleri hayata geçirmek oldu. O süreç 9 Aralık’ta Meclis’e anayasa değişiklik teklifinin verilmesiyle başladı. O süre içinde iki partinin görevlendirdiği arkadaşlar çalıştı, hazırladı. Biz genel başkanlar olarak sayın Cumhurbaşkanımızın da görüşlerini alarak değişikliği yaptık Meclis’e verdik. Komisyonlarda 21 Aralık’a kadar devam etti. Sonradan da ocak ayında Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeler tamamlandı ve 16 Nisan 2017 halk oylamasına giden süreç geldi. Bizim 2016 Ekim’inde başlayan bir ittifak sürecimiz var. Bu 15 Temmuz hain darbe girişiminde çok daha güçlü hale geldi. Daha sonra Yenikapı ruhuyla bunu bir uzun soluklu uzun vadeli bir beraber bir yol yürümeye ittifaka dönüştürme kararı aldık. Nihayet bunu 24 Haziran’da yapacağımız seçimlere taşıyacağımız Cumhur İttifakı’nı da kurduk. Olay, Cumhur İttifakı’nda Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti var. Her iki partinin milletvekillerinin isimleri var, iki kolon arasında il il. Orada Milliyetçi Hareket Partili seçmenler kendi partilerinin milletvekili adaylarını, AK Partili seçmenler de kendi partilerinin adaylarına oy verecek. O oylardan tam kendi bölgesinde olmayıp her iki tarafa da yansıyan oylar olursa onlar da müşterek sayılacak. Neticede bütün oylar toplanacak ayrı ayrı da toplanacak bulunan oran nispetinde o bölgedeki o seçim çevresindeki milletvekili dağılımı ortaya çıkacak. Bu tabii diğer ittifakın işleri de aynı olacak. Milliyetçi Hareket Partisi’ni dışlamak diye bir şey söz konusu olamaz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin de AK Parti’yi dışlamak diye bir şeyi olamaz. Biz beraber çıkmışız bu yola. AK Parti’nin de Milliyetçi Hareket Partisi’nin de içinde bilgimiz dışında, çok lokal bazı olumsuzluklar olabilir. Biz bunları genele yaymak ve gel de oluyormuş gibi düşünmemiz söz konusu değildir. Biz her mitingimizde Cumhur İttifakı’na vurgu yapıyoruz. Milletin bekası için, ülkenin geleceği için, istikrarı için, ülkenin tek bayrak, tek vatan, tek bayrak, tek devlet ülküsü etrafında oluşturulmuş bir birliktelik olduğunu hep söylüyoruz. Dolayısıyla aramıza fitne sokmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz.

Oğuz Haksever: Yine sayın Bahçeli’nin af ısrarını gündeme getireceğim. Seçimden sonrada ısrarlı olursa tavrınız ne olur?

Binali Yıldırım: Gündemimizde bizim af yok. Sayın Bahçeli bunu gündeme getirdi. Tabii onlar ayrı siyasi parti biz ayrıyız. Bizim gündemimizde yok. Seçimden sonra ne olur ne biter Meclis kompozisyonu belli olmadan, Cumhurbaşkanlığı seçimi belli olmadan bu konuda bir formül koymak bir fikir ortaya koymak sağlıklı olmaz. Ama bugünkü durum çok açık ve net bizim hele hele FETÖ ile mücadele devam ederken PKK bölücü örgütlerle DEAŞ ile mücadele devam ederken, milletin vicdanını sızlatacak kararlara biz olur dememiz mümkün değil. Sayın Bahçeli ile bu hususu ben görüştüm. Biraz sayın Bahçeli maalesef tabii Selahattin Demirtaş’ın dışarı çıkması lazım, diğer adayların gidip ziyaret etmeleri filan nasıl oluyorsa bölücüleri cesaretlendiren, isyana çağıran Kürt vatandaşlarımızı birisine bu kadar sahipleniliyor, dışarı çıkması isteniyor diye ondan rahatsız olduğunu anladım konuşmalarından. Madem öyle kader kurbanlarına da af olsun diye bir beyanatı oldu.

Oğuz Haksever: Yunanistan’ın darbecileri serbest bırakması üzerine Yunanistan'la geri kabul anlaşmasını durdurdu Türkiye. Bunun sonuçları ne olacak Ege’de ve daha başka bir takım tepki içerikli kararları olabilir mi Türkiye’nin?

Binali Yıldırım: Komşumuz olarak Yunanistan’ın bu yaptıklarını kabul etmemiz mümkün değildir. Biz büyük mücadele içerisindeyiz. Bu ülkenin bekasına karşı bir darbeye girişmiş olan, o kadar şehidimizin gazimizin olmasına sebep olan bu FETÖ unsurlarını serbest bırakmak, iyi komşuluk ilişkilerine sığmaz. Ama burada da bir kafa karışıklığına sebep vermemek lazım. Yunanistan’la ikili geri kabul anlaşmamız var bir de Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmamız var. Biz ikili geri kabulü durdurduk, Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmasını iptal etmemiz söz konusu değil.

Oğuz Haksever: Kandil en ağırlıklı konulardan biri. Kuzey Irak içlerindeki operasyonun durumu nedir?

Binali Yıldırım: Tabi bizim FETÖ ile PKK ile onun uzantısı PYD-YPG ile ve DEAŞ’la mücadele eden 3 örgütle aynı anda mücadele eden başka ülke yok. Biz son iki yılda terörle mücadelede bir konsept değişikliğine gittik. Savunma değil taarruz esaslı bir mücadele yöntemi seçtik bunun da sonuçlarını gördük. Gittiğim doğu ve güneydoğu illerinde insanların üzerinde terörün baskısı kalkmış, özgüvenleri artmış insanların. Bayraklarını dalgalandırıyorlar, yaylalarda sürülerini otlatıyorlar müthiş beklenti geleceğe yönelik müthiş bir heyecan gördüm. Yurtiçinde terörü gündemin birinci maddesi olmaktan çıkardık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu çalışmaları yaptık ve gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek jandarmamız, polisimiz, güvenlik korucularımız, özel kuvvetlerimiz çok iyi bir koordinasyon içinde başarılı bir faaliyet yaptılar. Ancak sınırlarımız dışından da girişler devam ediyor. Bunu Suriye’de büyük oranda önledik. Cerablus’tan Afrin’e kadar bu bölgedeki bütün terör unsurlarını temizledik. Gerek ülkemize dönen gerek başka yerlere gitmek zorunda kalan oranın yerli halkı memleketlerine döndüler. Ama Fırat’ın doğusunda sorunumuz devam ediyor. Şimdilik Irak sınırına kadar olan bölgeyi bir kenara bırakalım. Münbiç meselesine malum Amerika ile görüşüyoruz. Ama Kuzey Irak’taki olay yeni değil. Yıllardır biz en büyük sıkıntıyı Kuzey Irak’tan yaşıyoruz. Irak merkezi hükümeti zaman zaman kendi iç meselelerine daha çok yoğunlaştığı için bölgedeki PKK faaliyetlerine karşı tedbir almakta zorlanıyor. Özellikle Kerkük’te Musul’da olup bitenler. Önce PKK daha sonra DEAŞ’ın orada yaptıkları bütün güçlerini de DEAŞ’ı yok etmeye harcadılar dolayısıyla oradaki PKK yapılanması konusunda fazla bir katkı sağlayamadılar. Biz de terörden vatandaşlarımızın zarar görmesinş önlemek can ve mal güvenliğini sağlamak için hudut ötesi sıcak takip de yapıyoruz. Bu yeni değil yıllardan beri yapıyoruz. Ama şimdi biraz daha farklı bir modele geldi. Suriye’dekine benzer bir uygulama Kuzey Irak sınırlarımızın 30 kilometre derinliğinde 300 kilometrekarelik bir alanda silahlı kuvvetler unsurlarımız konuşlandı. Yani içerilerden gelecek terör faaliyetlerini sınırlarımız içine girmeden etkisiz hale getirmek için faaliyetlerini sürdürüyorlar. Havadan bunu çokça yapıyorduk ama karadan sahada yok etmeye yönelik ciddi bir adımdır. Bunun ötesi Kandil de olabilir, Mahmur da olabilir, Sincar da olabilir. Tehdit neredeyse, terör nereden bize zarar veriyorsa oralar bizim için hedeftir. Tabii bunu biz komşu ülkelerimizle birlikte yapmayı tercih ederiz. Defalarca bu konuda görüşmelerimiz oluyor. Onlarda bu konuda isteksiz değil ama ellerindeki imkanlar içinde bulundukları şartlar buna elvermiyor her zaman. O bakımdan biz terörle mücadelede uluslararası hukuktan doğan haklarımızı bugüne kadar kullandık bundan sonrada kullanmaya devam edeceğiz. Bizim ne Irak’ın ne Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Bizim derdimiz ülkemizin güvenliğini sağlamak insanlarımıza kasteden terör örgütünün zararlarını ortadan kaldırmak.

NTV

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*