Başbakan en iyi oyuncusunu kenara aldı

Başbakan en iyi oyuncusunu kenara aldı.10640
  • Giriş : 08.06.2009 / 23:00:00

Görevden alma sonrası ilk kez konuştu. Başbakan en iyi oyuncusunu kenara aldı. Final için mi saklıyor?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hüseyin Çelik gerek üstlendiği görevler gerek üslubu ve geri adım atmaz tavrı gerekse yaptığı icraatlar açısından hem çok konuşulan hem de yoğun eleştirilere maruz kalan siyasetçilerden biridir. Kabine değişikliğinde liste dışı kalması uzun süre konuşuldu, dedikodular üretildi, o ise sustu. Revizyon sonrası GazeteHaberturk'ten Balçiçek Pamir'e konuştu.

AK Parti Van Milletvekili Hüseyin Çelik ile Milli Eğitim Bakanlığı'nı, kabine değişikliğini, AK Parti'yi yıprattığını düşündüğü yolsuzluk iddialarını konuştuk. Konu RTÜK Başkanı Zahid Akman'a gelince Çelik keskin bir duruşla şu sözleri söyledi: “Ben de Akman'ın yerinde olsam ve suçsuz olduğumu düşünüyorsam, istifa etmezdim. Başbakan Yardımcısı bile söylese yine istifa etmezdim. İstifa bu gibi durumlarda suçluymuşsun gibi algılanabilir.”

Başbakan Yardımcısı Arınç'ın Akman'ın malvarlığına tedbir geldikten sonraki “Gereğini yapmalı” açıklamasının üstüne Çelik'in bu yorumu konuşulacak diye düşünüyorum. İnsanın aklına bin bir türlü soru geliyor tabii. Arınç ısrarla istifa isterken bir şeyler mi biliyor?

Bakanlıktan alınmayı bekliyor muydunuz?

-Doğrusu beklemiyordum. Çünkü şöyle, 60. Hükümette Milli Eğitim Bakanı olmayı ben arzu etmemiştim. Beni yapmayın ama şuraya getirin diye de bir talebim olmadı, “Takdir size aittir” dedim. Milli Eğitim Bakanlığı çok büyük tartışmaların odağıdır. Ateşten gömlek, iğneli fıçıdır.

İyi de siz de zorluktan kaçan bir isim değilsiniz. Niye istemediniz?

-Zorluktan kaçtığım için değil. 1 milyon personel, 20 milyon öğrenci ve 60 bin okuldan bahsediyoruz. Bakan olana kadar tansiyon nedir bilmezdim, kısa sürede tansiyon hastası oldum. Allah'tan kilo verdim de kurtuldum, son 7 ayda 13 kilo verdim çünkü. Aslında o sıralar bildiğin gibi 27 Nisan bildirisinin olduğu dönemlerdi. Laiklik tartışmaları, yoğunlaşan saldırılar haksız ve absürd suçlamalar vardı. Benim bakan olmamam hükümeti rahatlatan bir durum olur diye düşündüm.

Siz zaman zaman sert çıkışlarınız, söylediğinizin arkasında durmanızla parti içinde kriz yaratan bakanlardan olmuşsunuzdur.

-Sözümün arkasında dururum, evet. 27 Nisan tepeden tırnağa benim bakanlığımla ilgiliydi ve aslında ben çıkıp ne kadar haksızlık yapıldığını anlatmıştım ama dediğim gibi bu bakanlıkta aldığınız her nefes rahatlıkla sorgulanabilir oluyor. Neyse Başbakan bu endişemi yersiz buldu, istikrara çok önem verdiğini, sürdürmemiz gereken önemli projeler olduğunu söyledi ve ben de Milli Eğitim Bakanı oldum. Bugün tam tersi bir kararı vardır, kendi takdiridir.

Nasıl öğrendiniz?

-O gün Çanakkale'de açılışlar yaptım, saat altıda İstanbul uçağına bindim. Ben havadayken kabine açıklanmış. İnince cep telefonumdan oğlum arayıp haber verdi. Sağlık olsun dünyanın sonu değil dedim. Benim için sürpriz oldu. Aman da kedere boğuldum, üzüldüm durumu yok.

Bakanlık döneminizi bir cümleyle nasıl anlatırsınız?

-Atilla İlhan'ın şiiriyle “Ne zaman bir yaşamak (Bakanlık) düşünsem bu kurtlar sofrasında. Belki zor, ayıpsız ve ellerimizi kirletmeden... Her vilayete en az iki kez gittim. 600 ilçeye gittim. Her 3 derslikten biri benim dönemimde. 750 bin adet bilgisayar gönderdik, dağ başında bile internet var. Ezberci müfredatı değiştirdik. 2003 yılından beri ücretsiz ders kitabı verdik. 500 orta öğretim yurdu, 56 üniversite benim dönemimde açıldı. 7,5 katrilyonu aşan bütçemiz vardı. Başbakan hep arkamızda durdu.

Madem o kadar başarılısınız niye görevinizden alındınız?

Eksik yok mu? Var. Kalkınmakta olan bir ülkeyiz tabii. Herşey güllük gülistanlık değil. Bazen teknik direktörler en iyi futbolcularını 70. dakikada yedek kulübesine alır. Bu onun kötü olduğu performansının düşük olduğu anlamına gelmiyor. Benimki o durum.

Ne anlama geliyor?

-Biraz nadas iyi bir şeydir. Finalde oynamak için çok iyi bir şeydir.

Kendinizden nasıl bu kadar eminsiniz?

-Sayın Başbakan'la konuştum da ondan. Başarımdan sadakatimden ve
performansımdan hiçbir şüphesi ve endişesi yok. 338 milletvekili olan partisiniz. Bir çok vekilin bakanlık beklentisi var. Çok sık bakanlık değişikliği yapmanın iyi bir şey olmadığını Başbakan da biliyor.

Niye kötüdür?

-Her eski bakan parlamentoda sıkıntı demektir. Eski bakanların heyecanla çalıştırılması, disipline edilmesi zordur. Eski bakanların bol olduğu partide yönetim zor olur.

Siz de parti için sıkıntı yaratacak mısınız?

-Benim sıkıntı yaratmayacak olmam, herkesin olmayacağı anlamına gelmiyor.

Zahid Akman'ın yerinde olsam istifa etmem!

RTÜK Başkanı'nın Deniz Feneri bağlantısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Dosyayı detaylı bilmiyorum. Ama ben Zahid Akman'ın yerinde olsam ve eğer suçsuzsam kesinlikle bu iddiaların benimle yakıdan uzaktan bir ilgisi yoksa, kesinlikle istifa etmem. İstifa aslında size söylenenleri kabul anlamına geliyor

İyi ama Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sürekli “İstifa et” diyor. Akman'ın mal varlığına tedbir gelmiş.

-Tekrarlıyorum, eğer ben suçsuz olduğuma inanıyorsam, ister Başbakan Yardımcısı söylesin, ister başka biri istifa etmem. Eğer kendimden eminsem tabii. Demek Zahid Akman da emin. Tabii Bülent Arınç Bey'in benden fazla bir şey bilip bilmediği ayrı konu. Onu bilemem. İşin aslı esası nedir? Deliller nedir? Bir kişi hakikaten suçsuz olduğuna inanıyorsa, linç kampanyası başladı diyorsa istifa bunları teyit anlamına gelir.

RTÜK Başkanı'nın bu istifa mevzuu partiyi yıpratmadı mı peki?

-Tek bir başlık yıpratmadı AK Parti'yi. Genel olarak yolsuzluk iddiaları ve dedikoduları yıprattı. Amaç da buydu zaten.

Yolsuzluk iddiaları partiye zarar verdi

Her ne kadar partililer seçimde büyük başarısızlık yok deseler de ciddi bir düşüş yaşandı. Bir önceki yerel seçimlerle bile arada yüzde 3'lük bir kayıp var. İktidar yıpratıcıdır biliyorum ama sizce partiyi yıpratan en büyük etken yolsuzluk iddiaları mıydı?

-Yolsuzluk iddialarının büyük bir etken olduğunu kabul ediyorum. Ama bu iddialar ve iftiralar kesinlikle ispatlanmış iddialar değildi. Elle tutulur dosya, yolsuzluk dosyası olmadı.

Nasıl olmadı? Ben sayabilirim size.

-Birkaç tane oldu bazı belediyeler işlere bulaştı ama çoğunluk olaylar “Şuu vuukundan beterdir” duru mu. Halk yolsuzluğun “y” sini bile partimizle özdeşleştirmek istemiyor. Haklılar tabii.

Başbakan'ın AKP, AK Parti hassasiyeti de ondan değil mi?

-Tabii. Biri bir iftira atılıyor, sonra ispatla deniliyor. Yanlış yapanları ihraç ettik zaten. Bu tür söylentiler partimize zarar verdi, yıprattı.

Peki ya düellolar? Dengir Mir Mehmet Fırat ve Melih Gökçek'ten bahsediyorum.

-Onlar da zarar verdi, doğru değildi yapılanlar. İddia atılıyor, çamur atılıyor izi kalsın durumu oluyor. Muhalefetin asıl derdi bu zaten, zarar vermek. Ne Fırat'ın ne de Gökçek'in düelloya gitmesini doğru bulmadım. Öte yandan ortada başarısızlık yok, başarı vardır. Onca yıl hükümette kalmak, onca icraat, ekonomik kriz derken, aslında elde edilen büyük başarıdır diye düşünüyorum.

Bakanlar Kurulu'nda olanları ben sızdırmadım

Bakanlar Kurulu'nda yaptığınız çıkış yüzünden mi cezalandırıldınız?

-O çok yanlış anlaşıldı. Dışarıya sızmasını doğru bulmuyorum, Başbakan'ın tepkisi onaydı. Benim “Aman da duman, ben Bakan olayım” tercihim olamaz, ayıp olur. Ben seçime endeksli kabine revizyonu algısının doğru olmadığını söyledim. Zaten öyle yapılmadı. Eğer o mantık la bakarsanız Bülent

Arınç ve Mehdi Eker'in de o kabinede olmaması lazım.

Siz mi sızdırdınız konuşulanları?

-Olur mu öyle şey? Hatta Başbakan'ı aradım ve endişelerimi dile getirdim. Sanki ben şahsi ikbal endişesiyle kabine revizyonuna karşıyım gibi bir ifade yansımıştı. Başbakan beni savundu aslında konuşmasında. Bu arada, bugün olsa yine aynı konuşmayı yapardım ama o koltuk merakından değildi, benim yapım öyle değildir zaten.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*