Başbakan Erdoğan, bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını istedi

  • Giriş : 31.01.2006 / 00:00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamusal sorumluluk sahibi herkesin dokunumazlıklarının kaldırılmasına evet dediklerini açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdoğan, AK Parti grup toplantısı konuşmasında, mal varlığı ile açıklamalara da yer verdi. Erdoğan, cumartesi günü " Medeniyetler ve Kadın" başlıklı programdan çıkarken yaptığı açıklamada, partinin mal varlığı ve mal varlığı konusundaki düşüncelerini açıklayacağını söylediğini belirtti. Erdoğan, yaptığı açıklamayı Anadolu Ajansı tarafından abonelerine geçilen metinden okudu ve yaptığı açıklamanın medyaya farklı şekilde yansıdığını kaydetti.

Erdoğan, kimsenin AK Parti'nin hesabında ne var ne yok diye tartışmaması gerektiğini belirterek, şu anda parti sitesinde aktif ve pasifte ne var ne yok görülebileceğini söyledi. Partinin harcamalarıyla ilgili hiçbir gizliliğin söz konusu olmadığını kaydeden Erdoğan, parti olarak çalışma ve harcamalarını ağırlıklı olarak hazine yardımı ile gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, hazineden aldıkları yardımın yüzde 30'unu il teşkilatlarına aktardıklarını ve il teşkilatlarının da bunun yüzde 30'unu ilçe teşkilatlarına aktarmasını istediklerini ifade etti. Kendilerinin teşkilatlara kaynak aktaran tek parti olduğunu kaydeden Erdoğan, "AK Parti, milletin kaynaklarını hırsızlardan, arsızlardan, hortumculardan, haramzadelerden korumak için iktidardadır. Bizim milletimize veremeyeceğimiz bir hesabımız yoktur" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin çarçur edilen zamanının, kaybedilen on yılların, heba edilen kaynaklarının ve peşkeş çekilen servetlerinin hiç birisinde AK Parti'nin imzasının olmadığını vurgulayarak, "AK Parti'nin anlı ak, vicdanı temizdir" dedi. AK Parti olarak her alanda açıklık ve şeffaflıktan yana olduğunu her vesile ile dile getirdiğini, hükümet programı doğrultusunda bu şeffaflığı hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, ne şahıslarının ne de partilerinin millete hesabı verilmeyecek tek bir kuruşunun olmadığını belirtti.

Koruması gereken bazı ilkelerin olduğuna işaret eden Erdoğan, yasalarda mal bildirimiyle ilgili yükümlülükleri yerine getirdiklerini belirtti. Erdoğan, kendisinin, partisinin ve hükümetin hukuk devletinin öngerdüğü ilkeler neyse harfiyen uyduklarını ifade etti. Türkiye'de kimlerin mal beyanında bulunması gerektiğinin belli olduğunu kaydededen Erdoğan, bu kanunları AK Parti'nin yapmadığını, daha önceki dönemlerde yapıldığını söyledi. Erdoğan, "Ahlakın sınırlarını aşmak suretiyle, edep adap çizgilerini aşmak suretiyle, ifadeler kullanmak suretiyle politika yaptığını zanneden densizlerde bu çizgiyle bu parlementodadır. Bunu söylemek zorundayım. Zira benim şahşımla ilgili bazı adap dışı, edep dışı, ahlak dışı ifadeler kullanabilirsiniz. Ama bu ülkenin Başbakanı ile ilgilli bu ifadeyi kullanamazsınız. Anamuhafelet lideri bu noktada kendi grup başkanvekiline gerekli uyarıyı yapması gerekir. Her şeyin bir bedeli vardır, adabı vardır. Siyaset bu etiği kaybettiği zaman yozlaşma başlar. Bunu ister istemez söylemek durumundayım. Bu düşüncelere yataklık yapan medyaya da bu noktada seslenmek isitiyorum: Bunlarla ilgili bir şey kazanamazsınız, kaybedersiniz." dedi.

Türkiye'de bir gerilim değil, bu ülkede tam aksine tırmanış olduğunu kaydeden Erdoğan, bu tırmanışı engeleme gayreti içine kimsenin girmemesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, tahriklere gelmeyeceklerini, dilleri neyi gerektiriyorsa, o dilede aynı uslupla cevap vereceklerini vurguladı.

Kanunun mal bildirimi belirtilen makamı milletvekilleri ve hükümet üyeleri için TBMM olduğunu belirttiğini ifade eden Erdoğan, 'Kanunun 20. maddesi gereğince ancak soruşturma ve koğuşturma yetkili mercilerine bu açıklamanın yapılmasına imkan tanır' dedi. Erdoğan, şimdi mal varlğını açıklıyoruz diyenlerin bu kanunlar hazırlanırken Meclis'te olduklarını belirtti. Erdoğan, yasalarda bildirildiği şekilde bildirdiklerine işaret ederek, mal bildiriminde bulunmanın sadece siyasetçilerin sorumluluğu olmadığını hatırlattı. Erdoğan, gündem sıkıntısına düşüldüğünde bu konuyu milleti önüne konulmasına razı olmayacaklarını belirterek, kamusal sorumluğu toplu şeffaflaşmaya taşıyacak girişime hazır olduklarını ifade etti.

Erdoğan, siyaset ve siyasetçiyi diğer kurumlardan ayırmadan, kamusal sorumluluk sahibi herkesi eşit biçimde değerlendirek, şeffatlaştırılmasını istedi. Kendilerinin karşı oldukları şeyin gerekli gereksiz şekilde siyasetin zedelenmesi olduğunu kaydeden Erdoğan, bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet dediklerini söyledi.

Erdoğan, sadece siyasetin dokunulmazlığının kaldırılmasının, siyasetin ve ülkenin aleyhine zaaf doğurucağını, buna izin vermeyeceklerini ve bunun iyi niyetli talep olmadığını vurguladı. Erdoğan, kendilerinin parti programında belirtikleri gibi tüm kamu kurumlarını kapsayacak şekilde böyle bir şeffaflaşmayı getirmeye hazır olduklarına işaret etti. Erdoğan, şunları söyledi: "Akıl ve sağduyu içerisinde herkesle her türlü girişimi tartışırız. Biz bunlardan kaçmıyoruz. Sonuna kadar varız. Bunu yaparken siyaset ve siyasetçiyi diğer kurumlardan ayırmamalıyız. Biz her türlü şeffaflığı tartışmaya hazırız. Bizim itirazımız gerekli gereksiz her zaman siyaset kurumunun tartışma haline getirilmesi. Biz siyasetin itibarını korumaya özen göstereceğiz. Keza dokunulmazlıkların kaldırılmasına düşdüğümüz şerh de aynı mahiyettedir. Bütün dokunulmazlıklar kaldırılacaksa biz buna 'evet' diyoruz. Ama sadece siyasetin dokunulmazlığı kaldırılacaksa bu hem siyasetin hem de ülkenin itibarını zedeleyecektir. Bunu da iyi niyetli bir talep olarak göremeyiz. Bu konuda samimi iseler biz programımızda yer aldığı şekilde bütün kamu kurumlarını kapsayacak şekilde bu şeffaflaşmaya hazırız. Siyaseti ucuz polemiklere malzeme olmaktan kurtaralım."

"Biz siyasetin toplum nazarında önemli bir kurum olması gerektiğine inanıyoruz." diyen Erdoğan, "Siyasetle milletin arasının açılmasına göz yummayacağız. Bu bizim siyasetçiler olarak bu ülkeye karşı sorumluluğumuzdur. Kimseyle siyasetin itibarına gölge düşerecek bir çamur güreşi içerisine girecek değiliz. Biz ancak er meydanında güreşiriz. O er meydanının yeri de sine-i millettir. Milletin yüreğidir, vicdanıdır, zamanı ve mevsimi geldiğinde sandıktır. Benim inisiyatif alanımda hiç kimsenin millete ait lokmaya uzanmasına asla izin vermek yoktur." diye konuştu.

Erdoğan, dünyada banka sahibi olan tek partinin CHP olduğunu belirterek "Milletimiz kimin ne yaptığını, ülkeye ne verdiğini gayet iyi biliyor. Milletimiz dünyanın banka sahibi tek partisinin bu ülkede acaba faaliyet gösterdiğini biliyor mu? Şimdi ben buradan duyurmak istiyorum: Dünyada banka sahibi olan tek parti vardır o da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bunu halkımızın bilmesi lazım." diye konuştu.

Erdoğan, Atatürk'ün el yazısı ile yazılmış olan vasiyetini okudu. Erdoğan, şunları kaydetti: "Benim elimde Atatürk'ün kendi el yazısıyla vasiyetnamesi var. Bu vasiyetnamesinde ne diyor, bunu da iyi izlesinler. Bunun üzerinde iyi hesap yapsınlar. Şu anda vasiyetin içerisinde yer alanlardan birinin kızı, evlatlığı bize mektup yazdı. Niye biliyor musunuz, CHP'den aldığı olumsuz cevap nedeniyle. Atatürk diyor ki, malik oluduğum bütün nakit ve hisse senetlerimle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul taşınır taşınmaz mallarını CHP'ye gelecekteki şartlarda terk ve vasiyet ediyorum... Nedir bu miras...

1) Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır...

2) Her senedeki nemadan yaşadıkları müddetçe Makbule, Afet, Sabiha Gökçen, Ülkü'ye, Rükiye, Nebile'ye belli miktarlarda para verilecektir.

3) Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecek

4) Makbule yaşadığı müddetçe Çankaya'daki ev emrinde kalacak.

5) İsmet İnönü'nün çocuklarına tahsil yardımı yapılacak

6) Her sene nemadan Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları'na tahsis edilecektir.

Şu anda CHP bu iki kuruma para ödememekte ısrarlıdır. Mahkeme kurumların lehine karar verdiği halde CHP ödenmemesi noktasında ısrarlıdır. Bu Atatürk'ün vasiyetinin CHP tarafından nasıl yerine getirildiğinin belgesidir.

Mahkemeyle ilgili netice enteresandır. Bu nema hesabıyla ilgili 26 Ocak 2006 Türk Tarih Kurumu'na vermedikleri 111 trilyon 208 milyar Türk lirasıdır. Herhalde medya bunu kayıtlarına düşer. Enteresan olan şu: Bu kadar güçlü, banka sahibi olmuş tek siyasi parti olarak CHP'nin çıkıp da malvarlığıyla ilgili tartışmaların içine girmesini anlamak mümkün değil. Bunları neden açıklamadın bugüne kadar. Ama bunu milletimize tek tek anlatacağız. Bu suistimallerin ucunun nereye dayandığını millete anlatmamız gerekiyor.

Bir de bakıyorsunuz başka şeyler çıkıyor ortaya. Benim kasam, sponsorum kaynağım kardeşimdir, amcamdır, teyzemin oğludur, yeğenimdir diyenler var. Bunun adı da mal bildirimi oluyor. Böyle mal bildirimi var mı yahu? Bu işleri bırakalım Türkiye'nin meselelerine yoğunlaşalım. Kaybedecek zamanımız yok. "

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious