Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ne söylemek istiyor?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ne söylemek istiyor?.8496
  • Giriş : 12.07.2007 / 23:10:00

Yanlışlığı anlaşılan fikirlerin, teorilerin ve politikaların terk edilmesi, hatalardan dönülmesi yoluyla ilerler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

Gerek bilim gerekse toplumlar, edinilen deneyimler ve bunlar ışığında yürütülen tartışmalarla, yapılan eleştirilerle yanlışlığı anlaşılan fikirlerin, teorilerin ve politikaların terk edilmesi, hatalardan dönülmesi yoluyla ilerler.
AKP lider kadrosunun ve özellikle Başbakan Recep T. Erdoğan'ın takdir ettiğim özelliklerinin başta geleni de, tecrübelerinden ve demokrasimizin elverdiği tartışmalardan yararlanarak yanlışlarını terk etme, hatalardan dönme erdemini (her zaman olmasa da çoğunlukla) göstermeleri. Refah Partisi'nden Adalet ve Kalkınma Partisi'ne; Milli Görüş'ten Muhafazakar Demokrasi'ye geçişi sağlayan da hiç kuşkusuz bu olmuştur. Milli Görüş'ün ebedi lideri Necmettin Erbakan'ın son zamanlarda meydanlarda ve medyadaki (akıl almaz) beyanlarıyla eski "öğrencileri"nin söylediklerini karşılaştırın, AKP kadrosunun yukarıda vurguladığım özelliğine neler borçlu olduğumuzu hemen görebilirsiniz.

Başbakan Erdoğan'ın 9 Temmuz günü yaptığı açıklama, AKP'nin yanlışları terk etme, hatalardan dönme konusundaki erdemini ortaya koyan güncel gelişmelerden biri: "Uzlaşma arayacağım. Önkabulüm yok. Önce seçim sonucu belli olsun. Kimse kendi dayatmalarını şart olarak koymasın. Azınlığın çoğunluğa tahakkümü olmasın. 'Bir adayı dayatmasaydın, adaylarla gelmeliydin' dediler ya, onu da yaparız. Alternatiflerle gideriz. Anayasa'daki şartları haiz adaylarla uzlaşma ararız. Ama biz bunu yaparken özel hayatlara girerek dayatmalar yapılması bizi üzer..."

Başbakan bu açıklamasıyla, 11. Cumhurbaşkanı'nın TBMM tarafından seçilmesini, Abdullah Gül'ün adaylığı konusunda ısrarlı olunmayacağını, çoğunluk partisi AKP saflarından bir aday üzerinde muhalefetle anlaşmaya hazır olduğunu söylüyor. Böylelikle, dolaylı olarak, "367 krizi" ile sonuçlanan, uzlaşma aramaktan kaçınan tutumunda hatalı olduğunu kabul ediyor. Evet, anamuhalefet partisi lideri Deniz Baykal, uzlaşma için çıtayı yükseltmekte gecikmedi; TBMM dışından bir aday üzerinde anlaşalım dedi. Yine de umalım ki, seçimlerin yenilenmesini göze alması kolay olmayan yeni parlamento, uygun bir aday üzerinde uzlaşır ve cumhurbaşkanlığı krizi artık geride kalır.

AKP kadrolarının yanlışlarda ısrar etmemek, hataları düzeltmek konusunda gösterdiği basireti ortaya koyan güncel gelişmelerin ikincisi ise, Türkiye'yi bir yarı-başkanlık sistemi badiresine sürükleme fikrinden vazgeçilmiş oluşu. AKP 2007 seçim Bildirgesi yeni ve sivil bir uzlaşma anayasasının gerekliliğinin altını çizerken şöyle diyor: Hazırlanacak yeni anayasada "yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler parlamenter sistem esas alınarak açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmeli; bu çerçevede Cumhurbaşkanı'nın konumu ve yetkileri yeniden tanımlanmalı"dır. Böylelikle AKP'nin, uzun süredir dillendirdiği yarı-başkanlık sistemine geçiş hevesini arkada bırakıyor.

AKP yönetimini ve Başbakan Erdoğan'ı, Türkiye için doğru olanın cumhurbaşkanının olağanüstü yetkilerinin kaldırılması, yetkisiz bir devlet başkanı konumuna gelmesi, böylelikle parlamenter sistemin güçlendirilmesi yönünde karar kıldığı için candan kutluyorum. Ancak Sayın Başbakan'ın 21 Ekim'de halkoylamasına sunulması gündemde olan anayasa değişikliklerini; böylelikle en azından bir sonrakinden, yani 12. Cumhurbaşkanı'ndan başlayarak devlet başkanlarının halk tarafından, 5 yıllık en çok iki dönem için seçilmesi fikrini desteklemeye devam ettiği anlaşılıyor.

Elbette ki yetkileri kaldırılmış cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, parlamenter sistemle bağdaşmayan olağanüstü yetkilere sahip cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine nazaran daha az sakıncalıdır, ama sakıncasız değildir. Yetkisiz Cumhurbaşkanı adayları, seçilebilmek, hele yeniden seçilebilmek için siyasi rekabete gireceklerdir. Bu, parlamenter sistemin gereği ve Türkiye'nin ihtiyacı olan yetkisiz, sorumsuz ve tarafsız cumhurbaşkanlığı makamına uygun bir çözüm değildir. En doğrusu, cumhurbaşkanını halka seçtirme fikrinden tümden vazgeçmek olur.

ŞAHİN ALPAY

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious