Başbakan'a söv say ama Özkök'e dokunma

Başbakan'a söv say ama Özkök'e dokunma.10763
  • Giriş : 24.06.2009 / 01:20:00
  • Güncelleme : 23.06.2009 / 23:57:38

Ertuğrul Özkök'ün dokunulmazlığı ve Doğan Grubu'nda yürütülen sansür! Basın tarihine geçecek sansürün hikayesi:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Doğan Grubu'ndan Habertürk'e geçen Yiğit Bulut bugün öyle bir yazı yazdı ki Türk basın tarihine geçecek cinsten.

Veda yazısını birkaç kez Vatan gazetesine gönderen Yiğit Bulut'un bu yazısı Vatan'da yayınlanmayınca Habertürk internet sitesinde yayınlandı. Yazı Doğan Grubu'nda yürütülen sansürü gözler önüne seriyor.

Doğan Grubu'nun amiral gemisinin kaptanı Ertuğrul Özkök'ün sansürcülüğü, bu duruma ortak olan Vustal Doğan Sabancı ve sansüre ses çıkarmayan Eyüp Can'ın adının künyeye nasıl girdiğini okuyacağınız yazıda şu ifadeler dikkat çekiyor; “Bana 'kara gömlekli, kara vicdanlı, faşist' diye köşesinden saldıran ÖZKÖK, Vuslat Doğan Sabancı'ya 'ağlayarak', Eyüp Can kardeşimize de baskı yaparak 27 Mayıs tarihinden itibaren benim Referans gazetesindeki yazılarımı 'sansürletmeye' başladı...”

Yiğit Bulut yaşadığı sansürü anlatırken, hükümete, Erdoğan'a TSK'ya saldırmanın bedava olduğunu ama Özkök'e saldırmanın bedelinin ağır olduğunun da altını çizdi.

Bulut, Ertuğrul Özkök'ün uygulamasına ortak olan iki ismi de şöyle eleştirdi, “Vuslat Doğan, geçtiğimiz hafta “basın özgürlüğü” ödülü alan Vuslat Doğan Sabancı, sansüre “destek” verdi! Medyamızda “ileride iyi yerlere” gelebilecek bir kardeşimiz olan Eyüp Can Sağlık ise “varlık bile” gösteremedi!”

İşte Yiğit Bulut'un Habertürk'te yayınlanan yazısı:

Sansüre asla taviz veremem!!

Fikir tartışmasına “EVET”...Sansüre “hayır”!

Bunu neden yazdım?

Hemen arz edeyim..25 Mayıs tarihinde bu köşede sizlerle bir yazımı paylaştım ve Ertuğrul Özkök'ün “Fethiye'de balina görmesinden” yola çıkarak “medyamızda yanlış gördüğüm” bazı noktaları eleştirdim...

Satırlarımda kurumlardan asla bahsetmedim...Sadece kişiler üzerinden ve “yapılan şahsi hataların” içinde bulunulan medya gurubuna mal edilmesine vurgu yaptım...

Fikirlerin öne çıktığı, içinde “tartışılması gereken” birçok “yeni ana tez” barındıran bir yazıydı...

Karşılığında da “fikir yazısı” bekledim...Gelmedi!

Ne geldi ? Baskı, sansür ! Evet, yanlış okumadınız; baskı, sansür!

Bana “kara gömlekli, kara vicdanlı, faşist” diye köşesinden saldıran ÖZKÖK, Vuslat Doğan Sabancı'ya “ağlayarak”, Eyüp Can kardeşimize de baskı yaparak 27 Mayıs tarihinden itibaren benim Referans gazetesindeki yazılarımı “sansürletmeye” başladı...

Yazılarımı gönderdim, gazete basmadı...Ertesi gün yine gönderdim, gazete basmadı...Yine gönderdim, sonuç değişmedi !!

İşte o an gerçek üstüme çöktü...Başbakan Erdoğan'a, Hükümetlere, TSK'ya saldırmanın “bedava” olduğunu ama Özkök'e dokunulmayacağını, asla eleştirilemeyen bir “tabu” olduğunu işte o zaman öğrendim ! Başbakan'a “vur” hatta “iftira et, çoluk çocuğuna söv” ama Özkök'e asla dokunma ! Nasıl bir medya özgürlüğü içinde, yalanlarla dolu “sanal dünyamızda” nasıl debelendiğimi o gün anladım...

Sevgili dostlar, burada üzüldüğüm bir nokta daha oldu... Bu “sansür”içinde bir “patron adayı”, bir de “yeni gazeteci” eriyip gittiler...

Vuslat Doğan, geçtiğimiz hafta “basın özgürlüğü” ödülü alan Vuslat Doğan Sabancı, sansüre “destek” verdi ! Medyamızda “ileride iyi yerlere” gelebilecek bir kardeşimiz olan Eyüp Can Sağlık ise “varlık bile” gösteremedi! Neden gösteremediğini de bu sabah anladık; “sansüre destek karşılığı” Hürriyet “haber koordinatörü” olmuş !! Sonuçta Türkiye adına, Türk basını adına, iki kişi daha bana göre yok olup gitti ! Kimlerin “sözde demokrat, kimlerin sahte demokrat” olduğu maalesef ortaya çıktı...Başbakanı yerle bir et ama “sahte demokratlara” dokunma !!

Sevgili dostlar, tekrar ediyorum; her türlü fikir tartışmasına sonuna kadar varım ama gerçekten özgür ve herkesin eşit olduğu bir ortamda ! “Erdoğan'a saldır, Ertuğrul'u kutsa” benim ilkelerime, ahlakıma, aile terbiyeme ve en önemlisi vicdanıma uygun bir davranış değil!

Son olarak bana Vatan gazetesindeki yolculuğumda sonsuz destek veren sizlere ve başta Aydın Doğan-Sema Doğan olmak üzere Doğan Gurubu çalışanlarına ve bütün Vatan ailesine sonsuz teşekkür ederim...

Burada bir not daha düşmem gerekli; Habertürk'e “transfer olmadım”! Bu sansür süreci, beni “kendimi ifade edebileceğim” yeni mecralar aramaya itti! Bu zaman zarfında bana kapılarını açan Habertürk oldu! Yeni projeler ile orada çok iyi şeyler yapabileceğimize inancım sonsuz! Sansürlenmem döneminde bana yazılarıyla destek veren diğer köşe yazarlarına da sonsuz teşekkürler...

Bu kubbede hoş bir seda bırakabildiysek, ne mutlu bize... HOŞÇAKALIN...

Son söz : Bu yazının basılıp basılmayacağı, Vatan'ın da “bir gazete mi yoksa basılı kağıt parçası mı” olduğunu bize gösterecek...Basılmazsa nasıl olsa, diğer basın organlarında yayınlanacak...Umarım yıllardır çalıştığım gazetem “bunu basar” ve hayallerim bir daha yıkılmaz... SANSÜRCÜLERE ve SAHTE DEMOKRATLARA selam olsun...Tekrar hoşçakalın...

HABERTÜRK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*