Başbakan'dan Lübnan gerekçesi

  • Giriş : 31.08.2006 / 00:00:00

Ulusa Sesleniş'te konuşan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin ilk kez yurt dışına asker göndermediğini belirtirken Lübnan'ın önemine dikkat çekti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bize neci bir anlayışla sorumluluklarımızdan geri durmak, tarihimize, geleceğimize ve milletimizin yüksek menfaatlerine ihanet olacaktır'' dedi. Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında, güncel iç ve dış gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın milletçe coşkuyla kutlandığını hatırlatarak başlayan Erdoğan, bu bayramın Türk milletinin birlik ve beraberliği, hürriyet ve istiklali açısından anlamının büyük olduğunu söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti: ''Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ortaya koydukları yüksek ruh ve şuurla bizlere bu zaferi armağan eden istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet ve şükranla anıyorum.

Onlardan aldığımız emanet, emin ellerdedir. Büyük zaferin arkasındaki o yüksek ruh, bugün aziz milletimizin her bir ferdinde, inanıyorum ki çok daha anlamlı bir şekilde yükselerek mevcuttur. Bizler de demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatacak, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşıma hedefimizi mutlaka gerçekleştireceğiz. Ne mutlu ki bugün bu hedefe her zamankinden daha yakınız. AB ile üyelik müzakerelerine başlayan Türkiyemiz, bugün artık milletler camiasının sözüne itibar edilen, dostluğu arzulanan en saygın üyelerinden biri haline gelmiştir. Milletçe birlik ve beraberliğimizi koruyarak, iç barışımıza, huzur ve istikrarımıza sahip çıkarak kazanımlarımıza yenilerini ekleyecek, Türkiye'yi çok daha ileri hedeflere hep birlikte taşıyacağız.''

-LÜBNAN'A ASKER GÖNDERME-

Türk milletinin, istikrarsızlığın ve çatışmaların hüküm sürdüğü zor bir coğrafyada yaşadığını ve aynı zamanda zor bir dönemden geçildiğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Ortadoğu'da barış ve adalet tesis edilmedikçe dünyanın istikrara kavuşması, huzur bulması mümkün değildir'' dedi.

Bölgede barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesinin, Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları ve Türk milletinin menfaatleriyle de çok yakından ilgili olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: ''Yanı başımızda yaşanan çatışmalar, başımızı diğer tarafa çevirsek de etkilerinden kurtulamayacağımız bir tehdit oluşturmaktadır. Yani istesek de bu coğrafyada yaşadığımız sürece, dışında kalamayacağımız gelişmelerdir, bunlar.

Unutmayalım ki kapılarımızı kapatarak etrafımızı saran alevlerden kurtulamayız, gözlerimizi kapatırsak, kayıtsız kalırsak bu tehlikeyi bertaraf etmiş olamayız. Menfaatlerimizi korumanın tek yolu, seyirci kalmak değil hemen yanı başımızdaki bu süreçlere müdahil olmaktır. Dışında kalırsanız masum insanların ölümüne de, kendi geleceğinize de seyirci kalırsınız. Ancak süreçlerin içinde yer alarak olayları doğru istikamete yönlendirebilirsiniz. Lübnan'da doğru istikamet sağlanan ateşkesin korunması ve kalıcı kılınmasıdır. Bir milyondan fazla insanın yerinden yurdundan olduğu, yüzlerce masumun öldürüldüğü büyük bir trajedi yaşanmıştır. Dün Kosova'da, Bosna'da benzer insanlık trajedilerine nasıl seyirci kalmadıysak burada da kalamayız, kalmamalıyız.''

-''İZOLASYONİST YAKLAŞIMLAR''-

İftihar kaynağı olan Türk askerinin, Kosova'da, Bosna'da ve dünyanın bir çok başka bölgesinde, acil insani yardımlardan şehirlerin yeniden imarına, masum hayatların korunmasından istikrarın yerleştirilmesine kadar birbirini tamamlayan çok önemli görevler yaptığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi: ''BM'nin Lübnan barış misyonunda da Mehmetçik, masum kadın, çocuk ve yaşlıların yanında yerini almalıdır.

Altını çiziyorum, masum çocuk, kadın ve yaşlıların yanında yer almalıdır. Balkanlar'da olduğu gibi Ortadoğu'da da dengelerin değişmesi, taşların yerinden oynaması kaçınılmaz olarak bizi de etkileyecektir. O sebeple, Lübnan'ın siyasi birlik ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerekmektedir. BM barışı koruma misyonu işte bu görevi yerine getirecektir. Açık söylüyorum, bizden başka hiç kimse bizim menfaatlerimizin bekçiliğini yapmayacaktır.'' Başbakan Erdoğan, içe kapanmacı, 'bana ne'ci yaklaşımları, Türkiye'nin geleceği için ''son derece tehlikeli'' bulduğunu belirterek, bazı muhalefet çevrelerinde görülen bu tür izolasyonist yaklaşımların, iyi niyetle yorumlandığında bile ya hükümetin her yaptığına karşı çıkma hastalığından, ya da bölge ve dünya gerçeklerinin iyi kavranmamasından kaynaklandığını vurguladı.

Erdoğan, söyle devam etti: ''Biz diyoruz ki gerek bölgemizde, gerekse dünyada barış düzeninin bozulmasına, birbiriyle irtibatlı birkaç sebeple kayıtsız kalmamız düşünülemez. Her şeyden önce milletimizin yüksek menfaatleri bunu gerektirmektedir. Ayrıca insani ve tarihi sorumluluklarımız da reel politik şartlar da bizi buna seyirci kalmaktan alıkoymaktadır. 'Bize ne'ci bir anlayışla sorumluluklarımızdan geri durmak, tarihimize, geleceğimize ve milletimizin yüksek menfaatlerine ihanet olacaktır. Unutmayalım ki riskler ve menfaatler ikiz kardeş gibidir. Riskin olmadığı hiçbir faaliyet söz konusu olamaz. Hayat bir risktir, siyaset bir risktir, ticaret bir risktir. Her şey riskle iç içedir. Birinin bulunmadığı yerde diğerini de ne yazık ki bulamazsınız. Barışın kalıcı hale getirilmesi için Türkiye'nin de üzerine düşen sorumluluklar vardır.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious