Başbuğ'dan yargıçlara herkes listede!

Başbuğ'dan yargıçlara herkes listede!.14892
  • Giriş : 14.01.2009 / 09:29:00

Ergenekon operasyonunda tutuklanan emekli albay Levent Göktaş'ın arşivindeki bilgi, belge ve fotoğraflarda kritik görevdeki kişiler hakkında fişleme dikkat çekiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a ve yüksek yargıya ilişkin kayıtlar da arşivlendi. Göktaş'taki en çarpıcı belge ise AK Parti'nin kapatma davasına ilişkin kayıtlar oldu...

Ergenekon terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla tutuklanan emekli albay Levent Göktaş'ın, sır kayıtları akıllara durgunluk verdi. Göktaş'ın ev ve işyerinde yapılan aramalarda çok gizli kayıtlara, özel video görüntüleri ve fotoğraflara ulaşıldı. Göktaş'ın şahsi arşivindeki dokümanlar, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un bile fişlendiğini ortaya çıkardı. Göktaş'a ait belgelerde yüksek yargı mensuplarına ilişkin kayıtlar, yüksek yargıçlarla üst rütbeli komutanların birlikte çekilmiş fotoğrafları da ele geçirildi. En dikkat çekici notlar ise AK Parti kapatma davası açılmadan önceki kayıtlar oldu.

* İLKER PAŞA'NIN AİLE BİLGİLERİ: Emekli albay Göktaş'ta bulunan belgeler içinde "Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve danışmanlarıyla ilgili notlar" vurgusu dikkati çekti. Bu kapsamda en ilginç ayrıntı ise Org. Başbuğ'un kızının bir büyük holdingde "uzman" olarak işe girmesi oluşturdu. Bu belgeler arasında ayrıca, "Birçok yüksek rütbeli askeri personelin ailesiyle ilgili çok özel bilgilere" de yer verildi.

* ÖZEL KUVVETLERİN TAHLİLİ: Başta Özel Kuvvetler personeli olmak üzere çok sayıda yüksek rütbeli askeri personele ait özel kayıtlara da rastlandı. Özel Kuvvetler'den ayrılan personelin şu anda hangi işlerde çalıştığı, kimlerle irtibat halinde olduğu da kayda geçirildi.

* YÜKSEK YARGIYA BÜYÜTEÇ: Göktaş'ın kayıtları, yüksek yargı mensuplarına yönelik fişleme bilgilerini de gün ışığına çıkardı. Bu noktada özellikle AK Parti hakkında kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın günlük programlarının, görüştüğü kişilerin takip altında tutulduğu anlaşıldı. Ayrıca, yüksek yargı mensupları ve yüksek rütbeli askerlere ait çekilmiş gizli fotoğraf ve videolar da Göktaş'ın arşivinden çıktı.

* KAPATMA DAVASI BİLİNİYOR MUYDU: Emekli olduktan sonra avukatlık yapmaya başlayan Göktaş'ın hukuk bürosunda AK Parti'ye yönelik kapatma davasından önce alındığı anlaşılan, kapatma davası ile ilgili notlar tespit edildi. Bu notların tarafının ise halen firarı durumda olan emekli tuğgeneral Levent Ersöz ile YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu arasında geçmesi gözlerden kaçmadı.

* ERGENEKON'UN İPUCU: Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) ile ilgili gizli bilgiler, VKGB davasında yargılanan Taner Ünal ve Ahmet Cinali ile ilgili gizli bilgiler de emekli albay Göktaş'ta bulundu.

* SİVİL OLAYLARA MÜDAHALE: Silahlı Kuvvetler'de Emniyet Asayiş Yardımlaşma olarak bilinen ve kısaca EMASYA olarak adlandırılan planlar, askeri birliklerin garnizon sahasındaki sivil olaylara müdahale şartları ile gizli bilgiler de ele geçti. Özellikle İstanbul merkezli EMASYA planlarının ayrıntılı şekilde düzenlendiği belirlendi.

Vadideki ikinci kazıda tarihi testi bulundu

Ergenekon operasyonu kapsamında aranırken teslim olan yarbay Mustafa Dönmez'in evindeki krokilerle yola çıkılarak Yenikent'te yapılan ikinci kazıda yeni bir bulguya rastlanılmadı. Bir arkeologun hazır bulunduğu ve 7.5 saat süren kazıda tarihi bir testi bulundu. Yarbay Mustafa Dönmez'in evinde ele geçen ajanda ve kroki üzerine, önceki gün akşam Yenikent Zir Vadisi'nde arama ve kazı çalışması başlatıldı. Polisin, krokide gösterilen iki katlı metruk bina ile bir ağaç arasında kalan kuyuda yaptığı aramada, çok sayıda mühimmat bulunmuştu.

3 GÜN ÖNCE SİT ALANI

Çalışmalar sırasında aksilikler de yaşandı. Bir emniyet görevlisinin ayağının kırıldığı çalışmalarda, bir polis memuru da bileğinin zedelenmesi sonucu hastaneye kaldırıldı. Polis kazı yapılan alana, Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden toprak altını görüntüleyebilen ve röntgen çekme özelliklerine sahip bir dedektör getirdi. Polis, "Jeoradar" adı verilen cihaz ile elektromanyetik dalgalar kullanılarak arama yaptı. Dalgaların gömülü cisme çarparak geri dönmesi kuralına göre çalışan yüksek teknoloji içermeyen ancak Türkiye'de yeni kullanılan bir teknoloji olan cihazın, kullanılan antenin gücüne göre farklı derinliklerdeki cisimleri saptayabildiği öğrenildi. Tarihi ve doğal SİT alanı olan Zir Vadisi'nde, polisin kazarak silah ve mühimmat bulduğu bölgeyle ilgili ilginç bir detay ortaya çıktı. Dört ayrı noktadan SİT alanı ilan edilen ve yıllardır bu şekilde korunan vadinin, tam da kazının yapıldığı bölümünün aslında daha yeni SİT alanı ilan edildiği ortaya çıktı. Cuma günü toplanan Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, tarihi köprüden kazı yapılan alana kadar olan bölümü 3'üncü dereceden SIT ilan etti. Karardan sadece 3 gün sonra ise kazı yapıldı bir cephanelik ortaya çıktı. Daha önce kazılan ve silahlar bulunan AOÇ ve Saklıbahçe de Zir Vadisi gibi SİT alanıydı.

Levent Göktaş suçlamaları reddetti

Ergenekon soruşturmasında Ankara'da gözaltına alınan Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan albay olarak emekli olan Mustafa Levent Göktaş'ın, "Ergenekonla hiçbir ilgim alakam yok" dediği öğrenildi. Eşinin Yargıtay'da hâkim olduğunu belirten Göktaş'ın kendisine sorulan DVD ile ilgili de "Bana ait değil" dediği belirtildi.

PKK YAPILANMASI

Emekli albay avukat Levent Göktaş'ın evinde yapılan aramaya Ankara Barosu'ndan görevli iki avukat da katıldı. Göktaş'ın aramalarda ele geçen bazı belge ve CD'ler de özellikle PKK yapılanmasına ilişkin çalışmalar olduğu ortaya çıktı. Göktaş'ın, mahkemede verdiği ifadelerinde suçlamaları kabul etmezken, " 23 yıl Özel Kuvvetler'de görev yaptım, çatışmalara girdim yaralandım. 3 altın madalya aldım. Albay olarak emekliye ayrıldım. Şimdi avukat olarak çalışmaktayım. Aynı büroda 4 arkadaş çalışıyoruz. Herkes kendi odasından sorumlu. Ergenekon'la hiçbir ilgim alakam yok" dediği öğrenildi. Ele geçirilen DVD'lerle ilgili de kendisine ait olmadığını söyleyen Göktaş'ın, "Bu DVD benim odamdan çıkmadı. Bana ait değil eşim Yargıtay'da hâkim. Bu DVD'yi ben savcılıkta gördüm. Bu DVD bende olsa zaten kırar atardım. Bunları zaten ben biliyordum" dediği ileri sürüldü.

Milli İktidar Hareketi sorgusu

Milli İktidar Hareketi (MİH) adlı siyasi bir oluşumun toplantılarına katıldığını belirten emekli orgeneral Kılınç, "Kurulacak partiye isim arıyorduk" dedi..

Ergenekon operasyonunun 10. dalgasında gözaltına alınıp serbest bırakılan eski MGK Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç'ın sorgusunda emekli askerlerin ve büyükelçilerin "Milli İktidar Hareketi" (MİH) adına düzenlediği siyasi toplantılara katıldığı iddia edildi. İddialara göre; Milli İktidar Hareketi'nin amacının partileşmek olduğunu belirten Kılınç, MİH toplantısının, Mehmet Haberal'ın kurucusu olduğu Başkent Üniversitesi'nde yapıldığını söyledi. Başkent Üniversitesi, eski Başbakan Bülent Ecevit'in kasıtlı olarak iyileştirilmediğinin ileri sürüldüğü tartışmalı tedavi ile gündeme gelmişti. Ecevit'in, Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne eski Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın tavsiyesiyle gittiği belirtilmişti.

PERİNÇEK'İN NOTLARI

Tuncer Kılınç'a, sorgusunda Ergenekon tutuklusu İP lideri Doğu Perinçek'in bilgisayarında ele geçirilen bir belgede yer alan "Milli İktidar Hareketi" toplantısı sorulduğu belirtildi. Belgelerdeki iddialara göre; MİH toplantısına emekli orgeneral Tuncer Kılınç, emekli orgeneral Hurşit Tolon ve tümgeneral Armağan Kuloğlu gibi isimler katıldı. Bu isimler, kişilerin mesleklerine göre ayrıldığı belgede 'toplantıya katılan generaller' başlığı altında geçiyor. Belgede toplantıya gelmeyenler başlığı altında ise emekli orgeneral Şener Eruygur ve emekli tümgeneral Rıza Küçüker'in isimleri bulunuyor. Tuncer Kılınç toplantıya neden katıldığını sorgusunda şöyle açıkladığı ileri sürüldü:

GÖLBAŞI TESİSLERİ

"Bundan yaklaşık iki yıl kadar önce Başkent Üniversitesi'nin Ankara Gölbaşı'nda bulunan tesislerinde eski Dışişleri Bakanı ve Bitlis milletvekili Kamuran İnan'ın başkanlığında değişik kesimlerden kişilerin katıldığı bir toplantı yapıldı, yaklaşık 80- 90 kişilik bir katılım vardı. Bu belgede ismi geçen kişilerden bir kısmını orada gördüm. Toplantı, bir siyasal partinin kurulması ile ilgili bir toplantı şeklinde idi. Bu partiye isim arayışı vardı. Bu husus konuşuldu. Ancak herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Bir daha da bu toplantıda tekrarlanmadı." Emekli orgeneral Tuncer Kılınç yine iddialara göre, bir başka soru üzerine emekli Genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları ve büyükelçilerin katıldığı bir başka önemli toplantı hakkında da bilgiler verdi. Kılınç, bu toplantıları düzenleyen ve 'Encümen-i Danış' adı verilen kurulun ismini yadırgadığını söyledi. Kılınç, şöyle dedi:

ENCÜMEN-İ DANIŞ

"Kent toplantılarından haberim vardır. Bu toplantılara bir kez katıldım. Bu toplantıya katılanlar genelde kendi partilerinde dışlanmış ve yeni parti kurma çalışması içinde olanlardır. Encümen-i Danış tabirini duydum. Emekli Genelkurmay başkanlarının, emekli kuvvet komutanlarının, emekli büyükelçilerin katılımıyla gerçekleşen toplantıların İstanbul'da yapıldığını, katılan kişilerin ülke meseleleri hakkında fikirlerini paylaştıklarını ve vardıkları sonuçları devletin üst makamında yer alan kişilerle paylaştıklarını duydum, o kanaate vardım. Hatta ismini duyunca yadırgadım. Neden kendilerine böyle dediklerini sorguladım."

Yavuz: Küçük'ün altında olmam

Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan ve savcılıkça serbest bırakılan emekli orgeneral Kemal Yavuz'un, "Veli Küçük, eğer bu örgütün lideri ise benim onun altında olmam hiyerarşik olarak mümkün değildir" dediği öğrenildi. Yavuz'un savcılar Ercan Şafak ve Murat Yönder'e verdiği ve iki saat süren ifadesinde, kendisine herhangi bir suçlama yapılmadığı belirtildi. Yavuz'un şöyle dediği ifade edildi: "Türk Silahlı Kuvvetleri geleneği içinde hiyerarşik bir yapı vardır. Örneğin benden 7-8 veya 10 sene sonra mezun olmuş bir kişinin mahiyetinde görev almam mümkün değildir. Veli Küçük eğer bu örgütün lideriyse benim onun altında olmam hiyerarşik olarak mümkün değil. Zaten TSK'da hiyerarşik yapı dışında bu tarz bir örgütlenme olması da mümkün değildir." Yavuz'un, ayrıca kendisinin eski Harp Akademileri Komutanı olması ve yaşça büyük olması nedeniyle şu andaki Genelkurmay Başkanı'nın kendisini gördüğünde "Elimi öper" dediği öğrenildi.
Askeri mühimmat tutuklaması

Genelkurmay Başkanlığı, Sapanca'daki evinde cephanelik çıkan yarbay Mustafa Dönmez'in, Askeri Ceza Kanunu'nun "TSK'ya ait olan mühimmatı çalmak, zimmetine geçirmek, gizlemek veya rehine vermek" suçunu düzenleyen 131. maddesinden tutuklandığını açıkladı. Genelkurmay'ın, Dönmez'i bu suçtan tutuklaması, mühimmatın TSK envanterine ait olduğu kuşkusunu pekiştirdi. Çalınan veya zimmete geçirilen eşyalar silah, cephane olursa hapis cezası artırılıyor. Ceza 5 yıla kadar çıkabiliyor. Suçu seferberlikte işleyenler en az 10 yıl hapis cezası alıyor.

GENELKURMAY AÇIKLAMASI

Genelkurmay'dan dünkü açıklamasında şöyle denildi: "7 Ocak 2009'da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma ile ilgili olarak yarbay Mustafa Dönmez'in evlerinde yapılan adli aramalarda, silah ve mühimmat bulunması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 9 Ocak 2009'da şüpheli hakkında, askeri yargı görev alanı kapsamında, derhal soruşturma emri verilmiştir. Şüpheli, 12 Ocak 2009'da saat 10.30'da Ankara Merkez Komutanlığı'na teslim olmuş, müteakiben Genelkurmay Askeri Mahkemesi tarafından Askeri Ceza Kanunu'nun 131'inci maddesi uyarınca saat 17.00'de tutuklanmıştır. Tutuklama işlemi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na saat 17.40'da bildirilmiş ve şüpheli, Kara Kuvvetleri 1'inci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi'ne (Mamak) gönderilmiştir. Şüpheli ve ele geçirilen malzemelerle ilgili adli soruşturma bütün boyutları ile devam etmektedir."

Askeri savcı önce davrandı

Genelkurmay Askeri Mahkemesi yarbay Mustafa Dönmez'i sivil mahkemeden önce tutuklayıp askeri cezaevine koyarak önemli bir adım attı. İşte Ergenekon davasını yakından ilgilendirecek olası gelişmeler:

1- ASKERİ SAVCILIK BELGELERİ GÖRECEK: Askeri Mahkeme, Dönmez'i, "askeri mühimmatın birlik dışına çıkarılması" suçuna göre tutukladı. Bu durumda tıpkı Atabeyler ve Sauna Çetesi davalarında olduğu gibi Ağır Ceza Mahkemesi'nde çete davası, Askeri Mahkeme'de "mühimmatı birlik dışına çıkarma" davası görülecek. Ancak, soruşturma aşamasında askeri savcılık, sivil savcılıktaki, en azından yarbay Dönmez ile ilgili belge ve bilgilerin bir örneğini alabilecek.

2- GÖNDER, BEN SORAYIM: Ağır Ceza Mahkemesi, "çete" suçundan tutuklama kararı verse bile Dönmez, Askeri Mahkeme'deki davadan salıverilmeden sivil cezaevine konulamayacak. Bu durumda Dönmez'in Ağır Ceza Başsavcılığı'nda "çete" suçundan soruşturmasında sorgulanması için askeri savcılığın bilgisi olacak.

3- GEREKÇE ÖNEMLİ: Dönmez'in silahlarla ilgili davada ceza almasından çok, kararın gerekçesi önem kazanacak. Askeri Mahkeme'nin gerekçeli kararında, Dönmez'in bu silahları Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri için birlik dışına çıkardığına dair bir tespite yer verilmezse sivil savcılıktaki 2'nci Ergenekon Soruşturması ve sonunda açılacak 2'nci Ergenekon davasının önemli delillerinden biri zayıflamış olacak.

Cephane birliğine ait iddiası

Tutuklanan yarbay Mustafa Dönmez'in Ergenekon'un 'Karargâh evleri'nin müdavimi olduğu ve örgüt üyeliğinden tutuklu bulanan Neriman ve Kemal Aydın ile yakın ilişki içerisinde olduğu belirlendi. Dönmez'in evinde ele geçirilen krokilerle yapılan kazılar sonrasında Zir Vadisi'nde ele geçen el bombalarının üzerindeki seri numaraları ve imal adreslerinin de görevli olduğu komutanlığa ait olduğu iddia edildi. İlk eşi öğretmen olan ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle ayrıldığı öğrenilen Dönmez'in daha sonra kıdemli yüzbaşı F. Dönmez ile evlendiği belirtildi. Bu arada Dönmez'in rütbe tenzil cezasını bir albaya Tokat attığı için aldığı öğrenildi. Dönmez bu nedenle devreleri albay olurken, kendisi yarbay olarak kaldı

'Muhimmat MKE yapımı olabilir'

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ergenekon Soruşturması kapsamında yapılan kazılarda oraya çıkan silah ve bombalarla ilgili olarak, kayıtlara bakılması gerektiğini belirterek, "Muhtemelen MKE üretimi" dedi. TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gönül, "Bu bombalar nasıl olmuş da envanterden çıkarılabilmiş?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Daha önce bulunan bombalarda numara yoktu, silinmişti. Bize gelen bilgiye göre, bu son bulunanlarda numara varmış. Mahkemenin bize sorması halinde, MKE olarak bizim malımızsa, MKE'nin ürettiği bombalarsa, bu bombaları tahsisen nerelere verdiğimize ilişkin kayıtları vardır, inceleriz ve gerekli bilgiyi mahkemeye veririz. Bizim kayıt bakımından herhangi bir zafiyetimiz yok." "TSK'ye bütün silah ve mühimmatın MKE'den verilip verilmediği" sorusuna ise Gönül, "Hayır... Dışarıdan aldıklarımız da var. Hepsinin kaydı, ithal kayıtları, her şeyi var. Ama anladığım kadarıyla bunlar öyle sofistike silahlar değiller. Muhtemelen MKE gibi görünüyor. Ama yazılıp sorulduğu zaman anlaşılacaktır" karşılığını verdi. Gönül, aynı yöndeki sorular üzerine, "MKE kayıtlarına güveniyoruz, özeti bu" demekle yetindi.

'MKE cevap vermek zorundadır'

Gönül, "Bu silahlar ya cephaneliklerden çıktıysa, askeri mühimmatsa?" sorusunu ise "MKE'de üretilen bir bombaysa, bunu mahkeme tespit edecek. Üzerinde MKE damgası varsa bize soracaktır. MKE'de üretilen bütün malzemenin nereye verildiği kayden sabittir. " diye yanıtladı. "Bu silahlarla ilgili sizden herhangi bir bilgi istenmedi mi?" sorusuna Gönül, "Geldiyse, doğrudan MKE'ye gelmiştir. O, Bakanlıktan geçmez. MKE, bana sormadan buna cevap vermek durumundadır zaten" yanıtını verdi.

Sabah

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*