Başer'den sert mesajlar

  • Giriş : 17.02.2007 / 00:00:00

Türkiye'nin Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Emekli Org. Edip Başer, ''Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde bir devlet oluşumuna sıcak bakmasının söz konusu olmadığını'' söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başer, Çukurova Genç İşadamları Derneği (ÇUGİAD) tarafından Adana'da düzenlenen, ''Irak'ta Son Gelişmeler ve Türkiye'' konulu konferansta, ''Türkiye'nin uzun vadede bölgenin olduğu kadar, kendisinin de kaderini etkileyeceğine inanılan gelişmeleri yönlendirebilme yeteneğini ve gücünü, hatalı politikalar sonucu kullanamadığını'' kaydetti.

İçine düşülen her sıkıntılı durum için kendini kontrol etmek yerine dışarıdan sorumlular aramaya devam edilmesi halinde, düze çıkma yolunun bulunamayacağını ifade eden Başer, ''Bütün kurumların ve sorumluluk makamlarında oturanların, zaman zaman öz eleştiri yapmalarının sayısız yararı olacağına inanıyorum'' dedi.

Ülke yönetiminde görev ve sorumluluk alanların karar alma süreçlerinde, değiştirmeleri mümkün olmayan gerçekleri kabul ederek, politikalarını bunlara göre belirlemek zorunda olduğunu dile getiren Başer, şunları söyledi:

''Ülkeyi yönetenler ulusal çıkarlarımızı nasıl koruyabileceğimizin yollarını düşünmek, en uygun politikaları geliştirmek durumundadır. Üst yönetim kadrolarında görev alanlar, (ben bilirim) egoizminden kurtulup ortak aklı kullanarak, akıl ve bilgiye dayalı, öngörülü ve gerçekçi çözümler üretmeli, bunları politika ve eylemlere cesaretle yansıtmalı.''

-TÜRKÇE'YE SAHİP ÇIKIN UYARISI-

Başer, ayrıca, ülkeyi yönetenlerin, başta ulusun kimlik tanımı sayılan Türkçe'nin içine sürüklendiği ''yok olma'' sürecinden kurtarılması olmak üzere, değerlere yönelen psikolojik saldırılara karşı ulusal koruma sağlayacak psikolojik destek harekatını uygulamak zorunda olduğunu vurguladı.

Diline sahip olmayan bir toplumun, ulusal birliğine ve ülke bütünlüğüne sahip çıkamayacağını belirten Başer, şöyle devam etti:

''Okulda gençler sınav kağıtlarına cevapları, telefon mesajında kullandıkları kısaltmaları kullanarak yazıyor. (Hoşça kal), (sağlıkla kal) yerine (hadi bye) veya (bye bye) demeyi yeğleniyor. Bu ülkenin insanlarına yönelik psikolojik harekatın nasıl ustalıkla yapıldığına da bir örnek sunmak istiyorum. Bir TV kanalında, Trabzon'daki maçta tribünlerde açılan bir pankart var. Bunda 'Hepimiz Türk'üz, hepimiz Mustafa Kemaliz' ve altında 'Ne Mutlu Türküm Diyene' yazıyor. Ekranın altında iri harflerle (ırkçı sloganlar) yazılıyor. Bayan sunucu, bu pankartı açanları kışkırtıcılık ve ırkçılıkla suçlayan ifadeler kullanıyor. Bu ülkede 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözü ırkçı slogan olarak kınanacak hale getirildi ise hepimizin çok ciddi şekilde aynaya bakmamız gerekiyor.''

-IRAK'TAKİ KARIŞIKLIĞA ÇÖZÜM ÖNERİSİ-

Başer, Irak'taki karışıklığın giderilebilmesi için hedeflenecek ilk şeyin Irak'ı güçlü ve otoriter bir liderliğe ve yönetime kavuşturmak olması gerektiğini belirtti.

Başer, ülkenin ''işgal altında bir ülke'' görünümünden bir an önce çıkarılması, sürmesi muhtemel iç çatışmaları yavaşlatıp sonlandırmak için önemli bir psikolojik etken olabileceğini söyledi.

Federatif yapı üzerinde anlaşma sağlanabilmesinin, Irak'a barış ve istikrarın geri gelmesi umutlarını güçlendirebileceğini ifade eden Başer, şunları kaydetti:

''Kademeli olarak, belli bir takvime göre, demokrasiye geçiş programının uygulanmasının garanti edilmesi kaydı ile ekonomik, sosyal ve kültürel altyapının oluşmasına, koalisyon ülkelerinin öncülüğünde ve BM'nin gözetiminde gereken parasal destek ve beyin gücü katkısı yapılmalı. Bu süreçte güvenliğin sağlanması için kullanılabilecek Irak ulusal güçlerinin eğitilmesini hızlandırmak üzere, BM ve NATO'nun eğitim desteği sağlaması düşünülebilir. Bu bağlamda, Irak'ın asker ve polis unsurlarının (Barış için Ortaklık) projesi kapsamında Türkiye tarafından eğitilmelerinin uygun bir çözüm olabileceği kanısındayım.''

-KUZEY IRAK YÖNETİMİYLE GÖRÜŞME-

Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını cevaplayan Başer, Kuzey Irak'taki yönetimle görüşme konusunun, basında polemik haline getirildiğini savundu.

Başer, açıklamalarının bir kısmının gündeme yansıtıldığını belirterek, ''Basında yansıyan kısmında, (Oradakilerle görüşebilirim) demiştim. Ama, o lafın arkası, eğer terörle mücadelemizde atacağımız adımlara katkı sağlayacağı inancına varırsak, bu düşünülür şeklindeydi'' dedi.

Bu kararı tek başına almayacağını ifade eden Başer, şöyle devam etti:

''Kararı devletin ilgili kurumlarıyla beraber veririz. Onun dışında tartışılacak bir ifadeyi kullanmam söz konusu değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin Irak'ın kuzeyinde bir devlet oluşumuna sıcak bakması söz konusu değil. Bu bakımdan Irak'ın kuzeyindekilerle temas mümkün değil. Washington Post gazetesinde yayınlanan bir makalede, Irak'ın kuzeyindeki yetkililerin, ileri geri ifadeleri var. İleriye dönük, yapıcı olmayan, mevcut durumu sıkıntıya sokacak ifadeleri var. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın da ifade ettiği gibi, bu düşünce de olan insanlarla neyi konuşacaksınız.''

Başer, Irak'ın kuzeyindeki yetkililerin mevcut düşüncelerinden vazgeçmeleri, terörle mücadele konusunda ciddi olarak işbirliğine karar vermeleri halinde görüşmenin mümkün olabileceğini belirtti.

Görüşme, şartlar sağlansa bile devlet düzeyinde değil, teknik seviyede olacağını vurgulayan Başer, ''Ancak teknik düzeyde görüşme olur. Zaten, böyle bir görüşmede 30 yıldır Barzani ve Talabani ile de yapılıyor'' dedi.

Başer, 2. Ordu Komutanlığı döneminde, Barzani ve Talabani'nin görüşebildiği en üst rütbeli subayın, Silopi'deki özel kuvvetlerde görevli bir tuğgeneral olduğunu, ancak bu kişilerin Ankara'ya giderek görüşmeler yaptığını ve kendilerine kırmızı pasaport verildiğini söyledi.

Bunların geçmişte kaldığını dile getiren Başer, ''Bugün karşımızda, dayılık yapan insanlar görüyoruz. Bu tavırlarla bu sorunlar çözülmez'' dedi.

Başer, Türkiye'nin Irak ve Orta Doğu fotoğrafının içinde bulunmayışının nedenlerinden bir tanesinin de ''1 Mart tezkeresi'' olduğunu belirterek, ''Bazı yanlışlar vardı. Ancak, hangileri doğru, hangileri yanlıştı söylemem doğru değil. Tezkerenin reddi, Irak'ın kuzeyinde karşı karşıya bulunduğumuz duruma gelinmesine belli ölçüde neden oldu'' dedi.

Başer, bir soru üzerine ABD'yi dost olarak görmek istediklerini, ancak son zamanlardaki bazı duruşların Türk kamuoyunda farklı tepkiler neden olduğunu, bunlarda haklılık payının da bulunduğunu söyledi.

-''KURTLAR VADİSİ TERÖR''ÜN YAYINDAN KALDIRILMASI-

Bir gazetecinin, özel bir televizyon kanalında yayınlanan ''Kurtlar Vadisi Terör'' dizisinin yayından kaldırılması ve diziyi nasıl bulduğuyla ilgili bir sorusunu da cevaplandıran Başer, şunları söyledi:

''Bu konuyu hiç düşünmedim. Nasıl kaldırıldı, niye kaldırıldı, bunlarla ilgili haberleri de okumuş değilim. O kadar çok işim var ki bununla ilgili fikir üretmem de doğru olmaz. Dizi, bazı konuları işlemeye çalışıyordu, kamuoyuna aktarmaya çalışıyordu. Bir anlayış, yaklaşım vardı. Ama onu sunuş şekli, insanları şiddete yönlediriyor muydu? Bu nedenle yayından kaldırılması gerekiyor muydu? bunlar yorum yapacağım konular değil.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious