Basın Konseyi, akerditasyona karşı

Basın Konseyi, akerditasyona karşı.11694
  • Giriş : 12.04.2008 / 18:44:00
  • Güncelleme : 12.04.2008 / 18:52:25

Basın Konseyi, Genelkurmay'ın akreditasyon uygulamasını eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, gazetecinin aldığı bilgiyi doğru olduğuna inanmak kaydıyla yayınlayacağını belirterek, ''Bilginin, kamuoyunu özel bir amaçla şartlandırmak için sızdırılması fevkalade kötü, yanlış ve kamuoyunun sağlıksız bir şekilde oluşmasına yol açan bir uygulamadır'' dedi.

Basın Konseyinin 21. Üyeler Kurulu, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi'ndeki Fazıl Say Sahnesi'nde toplandı.

Toplantının açılışında konuşan Ekşi, 2007 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekşi, kamu kurumlarının, kamuoyunu bilgilendirmesi ile ilgili sorunlar yaşandığını ifade ederek, Basın Konseyinin yıllardır bununla ilgili sesini duyurmaya çalıştığını söyledi.

Oktay Ekşi, sözlerine şöyle devam etti:

''Soruşturmaların, özellikle hazırlık soruşturması gibi gizli kalması gereken kısmının, sadece yasalar açısından değil, evrensel kurallar açısından, kamu kurumlarının ancak yetkili sözcüler aracılığıyla ve kurallara bağlı şekilde bilgi vermesi doğrudur. Fakat bizim kamu kurumları, başta emniyet dünyası olmak üzere, bu otoritelere, objektif bir şekilde kamuoyunu aydınlatma gerekliliğini, gazetecilerin soru sorması, yanıt alması, yanıtlara dayalı olarak kamuoyunda kanaat oluşması gibi bir uygulamanın gerekliliğini, doğruluğunu, bunun uygar bir uygulama olduğunu kabul ettiremiyoruz.''

Basın Konseyinin, son olarak patlama noktasına getirecek kadar bilgi kirliliğine yol açan ''Ergenekon'' olayını özel bir toplantıda ele aldığını anımsatan Ekşi, bu toplantıda varılan sonuçların kamuoyuna açıklandığını hatırlattı. Ekşi, şunları kaydetti:

''Bu sabah gazetelere baktığımda hazırlık soruşturması aşamasına ait bir bilgiyi, acar bir meslektaşımız, 'Şunun ifadesi elimize geçti' diyerek gazetede çarşaf çarşaf yayınlamış. Gazeteci aldığı bilgiyi doğru olduğuna inanmak kaydıyla yayınlar. O bilgiyi yayınlarken yasaların koyduğu engelleri görmesi gerekir. Ama asıl mesele, bilginin, bu şekilde kamuoyunu özel bir amaçla şartlandırmak için sızdırılması fevkalade kötü, yanlış ve kamuoyunun sağlıksız bir şekilde oluşmasına yol açan bir uygulamadır. Biz bildiri ile bunu yapanları kınadık, bunu tekrarlamak istiyorum.''

-DİNK CİNAYETİ-

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, 2007 yılına yeni bir basın şehidi ile girildiğini anımsatarak, Hrant Dink'in öldürülmesinin sadece bir gazetecinin katledilmesi, bir meslek şehidinin şehitler listesine katılmasından ibaret olmadığını, bu olayın Türkiye'nin imajını da ciddi şekilde zedelediğini vurguladı.

Yapanı lanetlediklerini ve adaletin en ağır eliyle kendisine gerekli cezayı vereceğini umduklarını ifade eden Ekşi, failin, varsa bu olayda suç ortakları ile bir daha böyle bir cinayete teşebbüs etmek isteyenleri pişman edecek kadar ciddi bir yaptırımla karşı karşıya gelmesini dilediklerini kaydetti.

Oktay Ekşi, ''Şimdiye kadar kurşunla öldürülebilmiş hiçbir düşünce yoktur. Hrant Dink olayı son olsun dileriz. Ama eğer bu tür cinayetlerle çözüm arayanların, özellikle düşüncelere yönelik olarak cinayeti çare olarak görenlerin, böyle bir çarenin söz konusu olmayacağını öğrenmelerini diliyoruz'' diye konuştu.

-TCK 301. MADDESİNDEKİ DEĞİŞİKLİK-

TCK'nın 301. maddesine yönelik değişiklik çalışmalarına da değinen Ekşi, söz konusu maddenin değişiklik çalışmalarına başından beri katkıda bulunmaya çalıştıklarını söyledi.

Basın Konseyi Üyesi ve avukat Turgut Kazan'ın 2006 yılında söz konusu maddenin ne şekilde değiştirilmesi gerektiğine ilişkin somut bir öneri hazırladığını anımsatan Ekşi, bunu Başbakan ile Adalet Bakanı'na sunduklarını hatırlattı.

Ekşi, daha sonra kendisinin Başbakan'a bir mektup yazarak, hem 301. maddede, hem de TCK'da iletişim özgürlüğünü demokratik sistemin gereklerine aykırı bir şekilde kısıtlayıcı hükümler taşıyan diğer maddelerde yapılması gereken değişiklikleri anlattığını belirterek, şöyle konuştu:

''O sırada belirttiğimiz gibi, 'bu konuda bizim taleplerimizi, dileklerimizi hükümetin dikkate almamasının sonuç doğurmayacağını, kendi içimizden gelen talepleri değil, bir aşamada dışarıdan gelen ve hatta dayatılarak gelen taleplerin siyasiler tarafından dikkate alınacağından endişe ettiğimizi, ulusal gururumuzun, onurumuzun da zedelenmesi pahasına bu maddelerin, bu şekilde değiştirilmesinin söz konusu olacağını düşündüğümüzü' söyledim, yazdım, ifade ettim, kamuoyuna duyurdum. Maalesef üzüntüyle ifade etmek durumundayım ki 301. madde ile ilgili olarak somut bir şekilde korktuğumuz başımıza geldi. Dış baskıyla 301. madde, 65 kelimeden ibaret saydım, değiştirilecek ve bu amaçla çalışma başladı. Bir kanun teklifi olarak Meclis'e sunuldu. Adalet Komisyonu'nda ele alınırken, Turgut Kazan Basın Konseyinin katkılarını dile getirecek.''

Ekşi, şu anda sadece 301'in değiştirilmesinin gündemde olduğunu ifade ederek, ''Sonra diğerleri de gelecek endişe ederim, keşke bizimkiler düzeltse de gelmese'' dedi.

-GENELKURMAYIN AKREDİTASYON UYGULAMASI-

Genelkurmay Başkanlığının uyguladığı akreditasyon uygulaması hakkında da görüşlerini açıklayan Oktay Ekşi, ''Genelkurmay Başkanlığının bu uygulamasını baştan beri eleştirmekteyiz, eleştiriyoruz ve değiştirilmezse de eleştireceğiz'' diye konuştu.

Genelkurmay Başkanlığına, Başbakanlık'a, TBMM'ye, İçişleri Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yazdıkları mektuplarda, uygulamanın objektif kriterlere dayalı olmadığını, objektif kriterlere dayalı olmayınca da kaçınılmaz olarak keyfiliğin ortaya çıktığını anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Ekşi, şunları kaydetti:

''Hiçbirinden herhangi bir yanıt gelmedi. Olay çözümsüz olarak orada duruyor. Her vesile ile her uygulamada yanlışlık karşımıza çıkıyor. 2007 yılının Haziran ayında önerilerimizi resmen ilettikten sonra yıl sonunda tekrar ses çıkmamış olmasını dikkate alarak bir kere daha gönderdik. 'Bu uygulama yanlıştır, şöyle bir yaklaşım doğrudur' diye. Yine ses çıkmadı, ama konunun üzerindeyiz, önemli olduğunu düşünüyoruz. Demokratik sistemin uygulandığı ülkelerde akreditasyonun objektif kriterlerde uygulanması koşuluyla kabul gören bir yaklaşım olduğunu biliyoruz, savunuyoruz ama iş uygulamaya gelince anlatamıyoruz.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious