Basında G.Saray yankıları

Basında G.Saray yankıları .13502
  • Giriş : 24.09.2007 / 10:07:00

Turkcell Süper Lig'de Kasımpaşa ile Galatasaray arasında yapılan karşılaşmayı, sarı-kırmızılı takım 1-0 kazandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ümit Karan'ın golü spor yazarlarından tam not alırken,basında çıkan yorumlar şöyle;

LEVENT TÜZEMEN: REZİL DE EDER VEZİR DE (SABAH)

Galatasaray'da penaltı atacak adam yok mu? Schalke'nin penaltıcısı Lincoln değil miydi? Lincoln yoksa Linderoth var. Hakan Şükür var. Karan atmaz, atmamalı.Kalli ilk yarı hatalı tercihle sağ bek oynattığı Barış'ı ileri itip Uğur'u alınca Galatasaray orta alanda güçlendi.

Maç boyu ayağında top tutamayarak saç-baş yolduran, önünden geçen toplara dokunamayan Karan Galatasaray'a maçı kazandıran adam oldu. Lincoln'un kestiği topu göğsünde yumuşatıp rövaşata ile ağlara bıraktı. Ne yaparsın Ümit Karan bu, adamı deli de eder vezir de.. Taraftar Lincoln'ü seviyor ama takım Lincoln'ün daha aktif olması için Brezilyalı'yı oyunun içinde sıcak tutmalı. Lincoln daha fazla pas almalı.

ÖMER ÜRÜNDÜL: FELDKAMP VE RİSK! (SABAH)

Rakibinden kalite ve deneyim olarak çok fazlası olan G.Saray ilk yarıda baskılı futboluna rağmen verimli olamadı. Lincoln Sion maçının yorgunluğu ve motivasyon eksikliğiyle oyuna beklenen teknik ağırlığını koyamadı. Hasan Şaş ve Ayhan'ın dinamik ve başarılı icraatları atakların odak noktasıydı. Rakibin kollektif yapısının yetersizliği, çok basit top kaybetmeleri G.Saray'ın avantajıydı. Ancak bu avantaj pozisyon zenginliğine dönmedi. İki önemli sebebi vardı; biri defans bloğunun kenarındaki oyuncuların kanat ataklarına katkı veremeyişi, ikincisi de ayağa paslarlar alışıymış varyasyonlar yerine genelde uzun toplara yönelinmesiydi.

Kaçan penaltı dışında iki pozisyon vardı ve hepsinde Ümit Karan başroldeydi. Feldkamp'ın yeni dörtlü defansı riskliydi. Birbirlerini tanımayan 4 kişi biraradaydı.

AHMET ÇAKAR: ŞANSLI KALLİ (SABAH)

Galatasaray kazandı ama çok zorlandı. Bazıları rüzgara veya Sion maçının yorgunluğuna sığınabilirler. Ama Galatasaray dün ilk 45 dakika biraz iyi, sonra ise çok kötü bir Futbol ortaya koydu. İyi oynadığı dakikalarda penaltı kaçırdı, kötü oynadığı dakikalarda ise o ana kadar sahanın en kötülerinden biri olan Ümit Karan'ın belki de sezonun en iyi gollerinden biri geldi. Şayet dün gece Galatasaray kazanamasıydı, hedef adam Feldkamp olacaktı.

Zaman zaman Hakan ve Ümit defans içinde sıkıştılar kaldılar. Zaman zaman rakip ceza alanı içinde gereksiz paslar yaptılar. Ama tüm bunlar Galatasaray'ın bu ülkenin en iyi hücum eden takımı olduğu gerçeğini değiştirmez. Kasımpaşa ise ilk haftalara nazaran toparlamış.
Biraz şansları olsaydı veya biraz golü düşünselerdi sonuç çok farklı olabilirdi. Hakem Cüneyt Çakır genelde iyi bir maç yönetti. Verdiği penaltı doğruydu.

ZAFER ERTEM: SADECE 3 PUAN (FOTOMAÇ)

G.Saray lidere yakışan Futbol oynamadı. Buna Sion maçının yorgunluğu da neden olmuş olabilir, rakibi küçük görmek de. Maç öncesinde ısınma çalışmalarında sürekli şut çeken G.Saray, rüzgârı arkasına aldığı ilk yarı boyunca tek şut çekmedi. Pardon tek şut çekti, onda da Ümit Karan penaltıyı kaleci Khalid'e teslim etti. İkinci yarıda Feldkamp dağınık taşları bir nebze yerine oturttu.Altın üç puan, Cimbom'u geleneksel Olimpiyat Stadı kâbusundan çıkarıp, zirveye biraz daha yapıştırdı.

AZİZ ÜSTEL: KAFALAR SİON'DA (FOTOMAÇ)

İstatistikleri bilmiyorum ama bu herhalde Galatasaray'ın en düşük pas yüzdesiyle oynadığı maçlardan biridir. Maç boyunca, arka arkaya 4 pas yapamadı sarı-kırmızılılar. Aslında Galatasaray'ın beyni Lincoln iyi oynamayınca bütün takım duruyor.

Yani Galatasaray bu yıl iki stoperinden de çok çekecek. Sahanın en iyisi, eski Galatasaraylı Fatih Akyel'di. Ümit Karan penaltıyı kaçırdı ama harika bir gol atarak takımına 3 puan kazandırdı. Dün akşamki maçta sergilenen oyunu Sion kazasına verelim. Ama eğer Galatasaray bir daha böyle oynarsa ve rakibi de örneğin Beşiktaş olursa maç sonrası hepimiz çok üzülürüz.

İLHAN SÖYLER: JENERİKLİK GOL (HÜRRİYET)

GÖRÜNTÜ var, ses yok... Rüzgar var, şut yok... Penaltı var, gol yok... Sahada ilk perdede öyle bir Ümit Karan var ki, golcülüğünden eser yok. Pozisyonu var, ama topa hükmedecek gücü yok.

İkinci bölümde hakem düdüğü çaldı, Galatasaray yine durarak oynamaya başladı. Saha kenarında Feldkamp arayış içine girdi. "Kimi kiminle değiştireceğim" diye düşünüyordu. Gidişat kötüydü, taa ki, Lincoln sahneye çıkıncaya kadar... Sambacı öyle bir pas verdi ki, Ümit Karan'a, aman, aman, aman... Duran topu gol yapamayan Ümit Karan, önce göğsüne oturttuğu topu yumuşattı, sonra da öyle güzel bir rövaşeta vurdu ki, filelere giden bu gol jeneriklikti. O gol olmasa, Galatasaray 1 puanla yetinirdi.

Olimpiyat Stadı'nda ortada 3 puan, ama keyif alınmayan bir Futbol vardı. Düne kadar futboluyla lige tat katan Galatasaray'dan eser yoktu. Rakip kaleye doğru düzgün şut atmayan, 1 kez yoklayan Galatasaray, hücum düşüncesinden uzaktı.

İLKER YASİN: VOCE ESTA LİNCOLN (HÜRRİYET)

Ve Portekizce soralım; "voce esta Lincoln?" (neredesin Lincoln?)... Kasımpaşa'nın 11 futbolcusunun değeri Lincoln'ün parasını etmezken bu kadar pasif, oyunu itibariyle böylesine kişiliksiz Lincoln'ün varlığı 6-0'larda pek tartışılmaz ama kötü günlerde çok gündeme gelir ve işi çok zora girer Lincoln'ün. Dün akşam Ümit'in atmış olduğu gole yaptığı asist dışında tam bir hanım evladıydı Lincoln.

Ümit Karan Türkiye'nin en büyük golcülerinden biri. Penaltıyı kaçırması veya kalecinin kurtarması tam bir talihsizlik. Ama attığı gol tek kelimeyle harikaydı. Her televizyon Futbol programının jeneriğinde yer alacak güzellikteydi. Ben hoca olsam Ümit'ten asla vazgeçmem.

Kalli bir geriye bir de düne bakmalı ve gerekeni yapmalı.

MEHMET DEMİRKOL: VİRTÜÖZLER KAZANDI (MİLLİYET)

Kasımpaşa'nın kendine fazla güveniyor oluşu, maçı Galatasaray'a çevirdi. Ümit'in havadayken göğsünde yumuşatıp, yere iner inmez röveşatayla fileleri buluşunu seyretmek lazım.

Galatasaray'ın ilk yarı boyunca arkadan delicesine esen rüzgara rağmen uzaktan bir şut dahi denememesi gerçekten ilginç. Hatta biraz çaprazda da olsa kazanılan tek serbest vuruşun orta olarak kullanılması da çok anlaşılır değil.

Hazırlık dönemi ve ligin başında bir Alman takımı gibi 'gördüğün yerden vur' oynayan sarı-kırmızılılar hem şut hız ve şiddetini, ama asıl önemlisi yönünü tahmin edilmez kılacak bu silahı hiç kullanmadı. Aksine en olmayacak yerde bile pas ve orta deneyip, en usta ayakların paslarını kendi arkadaşları için tuzağa çevirdiler. Çünkü pas ve ortaların hangi yükseklikten, ne şiddetle ve nereye gideceğini tahmin etmen olasılık dışıydı. Dün Galatasaray'ın standardının altında kaldığı maçı bu varyete gösterisi çözdü. Yıldızlar da zaten bunun için lazım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious