Basında Porto yenilgisi

Basında Porto yenilgisi .23925
  • Giriş : 04.10.2007 / 09:53:00

Avrupa Şampiyonlar Ligi (A) Grubu'nda bu akşam Beşiktaş İnönü Stadı'nda Portekiz'in FC Porto takımını ağırlayan Beşiktaş, maçtan 1-0 yenik ayrılarak ligdeki ikinci yenilgisini aldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Basında çıkan yorumlar şöyle;

İSKENDER GÜNEN: ARTIK ÇOK ZOR (SABAH)

Devler Ligi'ne yenilgiyle başlayan Beşiktaş, Porto önünde üç puana odaklanmıştı. İlk yarıda rakibine oranla daha üstün gözüken siyah-beyazlılar dört gol pozisyonu şansı da yakaladılar. Ancak son vuruş yetersizliği ya da kaleci Helton'un başarılı kurtarışları yüzünden gole ulaşamadılar.


Şurası bir gerçek ki; Beşiktaş'ın forvet oyuncusu yok. Ne Bobo ne de yerine giren Nobre Beşiktaş takımının ideal ileri uç oyuncuları. Üstelik her iki oyuncu da son haftalarda fizik anlamda yetersiz bir görüntü çiziyorlar. Bu yüzden ileriye atılan her top Portolu oyuncular tarafından rahatlıkla önlendi.

Bir başka sorun da siyah-beyazlıların savunması. Defans oyuncuları bırakın topu oyuna olumlu sokmayı, savunma ilkelerinde bile yetersizler. Özellikle karşılaşmanın ikinci yarısında Porto'nun az adamla geldiği hücum girişimlerinde dörde birken bile rakibine gol pozisyonu şansı verdiler.

Tam 'maç bitti' derken, Beşiktaş savunmasının akıl almaz hatası sonucunda Porto Quaresma ile üç puanı alan takım oldu. Şampiyonlar Ligi'nde ilk iki maçında puanla tanışamayan Beşiktaş'ın işi bundan sonra çok daha zor.

KAZIM KANAT: KORKAK DEĞİL ÇILGIN! (SABAH)

İşte olay bu...Bir anlamda korkaklıktan, çılgınlığa da dönse Sağlam'ın ilkesi şuydu: Yenilsek bile korkak Futbol oynayarak değil, yüreğimizle savaşarak yenilelim.Futbol adına gerçek şu:

Gördük ki; Ertuğrul Sağlam, Porto gibi yüksek tempolu oynayan bir takıma karşı cesur ve radikal kararlar almış. Yani geçmişin tüm kötü izlerini silmiş. Neden bunları G.Saray'a karşı yapmadın tartışmasını yapmak gereksiz. İşte Sağlam'ın geç kalan radikal operasyonu;

A- Klasik sistemlere bağlı kalmadan, oyuncuların yaratıcılığı ön plana alındı. Bazen üçlü savunma, üçlü forvetle oynandı. (Maçın kilit ismi sağ koridoru tek başına kullanan S.Kurtuluş'tu..)

B- Tek ön libero (Cisse) ve tek santrforla (Bobo) maça başlandı. Doğru yorum buydu. (Bobo'nun sakatlanıp çıkması sistemi değiştirdi. Bobo'nun alternatifi asla Nobre değil.. O oyuncu Batuhan olmalıydı)

C- Orta sahada "kurşun askerler" yerine ayağına top yakışan dört usta (Delgado, Tello, Serdar Özkan ve İbrahim Akın) vardı. Özellikle Delgado oyun liderliğini ele aldı. Herkes bu ustaya yardım etti. (Orta saha top yapınca Beşiktaş en zor maçında gol pozisyonları buldu.)

İlk 45'in raporu: Rakibe verilen gol pozisyonu sıfır. Girilen gol pozisyonu ise beş. Demek ki hücum edilirken de çok iyi savunma yapılıyormuş.
İkinci 45'in raporu: Beşiktaş ilk yarıdaki Beşiktaş'a ihanet etti: koşmadı, pres yapmadı ve Porto baskısı karşısında savunma bloğu dağıldı. İşte o an Sağlam oyuna müdahale etti; Yalnız kalan Nobre'nin yerine Higuain'i koydu. Bu yorum doğruydu. Tandoğan'ın girmesi ile Beşiktaş risk alarak tekrar hücuma döndü. Ve muhteşem gol pozisyonları yakaladı. Ama Fenerbahçe'nin şansı Beşiktaş'ta yoktu. Bir şey daha, Beşiktaş'ın yediği gole bakın. MESAJ: Kaleci Hakan ile İbrahim Üzülmez yan yana. Bu gol ikisinin eseri. Helton kurtardı, Hakan yedi...

İLKER ATEŞ: PORTO'YA PİYANGO (FOTOMAÇ)

Beşiktaş aslında çok kötü maç oynamadı. Özellikle de ilk yarıda atabileceği golleri kılpayı dışarı yolladı. Örneğin Serdar Kurtuluş, Toraman ve Bobo biraz şanslı olabilseler ilk yarıda Porto ağları kesinlikle sallanırdı. Ancak çok önemli sorunlar var. Bazıları sahada olmalarına rağmen maçta olamıyorlar. Bunların başında geldiğinden beri herkesin süper star ilan ettiği Delgado geliyor. Bu Arjantinli'yi yaklaşık 14 aydan beri dikkatle izliyorum. Bırakın süper olmak, star olmanın bile yanından geçemiyor. Öyle anlaşılıyor ki geçemeyecek de.

Tello'ya ve Cisse'ye ayrı bir paragraf açıyorum. Onlar Beşiktaş'ın dosdoğru iki yeni transferi. İkisi de Şampiyonlar Ligi'nin futbolcusu gibi oynadılar. Yazık ki, etraflarında onları tamamlayacak fazla oyuncu yoktu. Serdar Özkan'a da bravo... Nereye koysan oynuyor. İki maç sonunda durum kötü ama Allah'tan ümit kesilmez!

TURGAY DEMİR: CESARET YETMEDİ (FOTOMAÇ)

Bazen böyle olur, inanmak, cesur oynamak da yetmez. Dün gece olduğu gibi. Marsilya'da tıngır mıngır oynayan Kartal, Fransız ekibinden çok daha iyi bir takım olan Porto karşısında ilk 45 dakikada takır takır oynadı. Bunun nedeni Ertuğrul Sağlam'ın son haftalardaki ürkekliğini üzerinden atıp sahaya hücum gücü yüksek bir 11 sürmesiydi. Hoca sonunda anladı korkunun ecele faydası olmadığını.

Porto sakin oynadı. Bir puanı garantiye almaya çalıştı. Hakem de Porto'nun 12. adamı gibiydi. Beşiktaş'ta ise 2. yarıda Cisse ve Tello dışında maçı kazanmaya çalışan yoktu desek yeridir. Hal böyle olunca ilk yarıda verilmeyen pozisyonlar ikinci devre ikram edildi Porto'ya... Son saniye de ikram kabul edildi ve ümitler suya düştü. Bu maç bildik bir sözü hatırlattı bana, vasat dikkat çeker, iyi kazanır. Beşiktaş dikkat çekti, Porto kazandı. Olay budur. Bundan sonra mecburi istikamet UEFA, gerisi hikaye.

ERMAN TOROĞLU: BEŞİKTAŞ YÖNETİLMİYOR

ŞAMPİYONLAR Ligi maçı oynuyorsun, Avrupa'nın bir kısmı, hatta dünyanın bir kısmı seni seyrediyor. İyi oynarsın kötü oynarsın, yenersin yenilirsin ama daha hala geri kalmışlıktan kurtulamıyoruz. Sonra da ya FIFA'yı suçluyoruz ya UEFA'yı. Milli Takımımız seyircisiz oynama cezası yemiş. Türkiye Ligi'ndeki 4 büyük takımdan ikisinin de akıbeti aynı.

Dün gece Beşiktaş, vasat bir Avrupa takımıyla maç yapıyor. Belki de sahanın en iyi adamı hakem. O hakem, Beşiktaş Teknik Direktörü'nü en az üç defa gelip, sözlü ikaz ediyor. Sonunda da oyun alanından dışarı atıyor. Şampiyonlar Ligi organize edildiğinden beri, acaba kaç teknik adam oyundan atıldı? Bir bakın...

Beşiktaş'ta yabancı oyuncu kaç tane var? Veya çevirip şöyle söyleyeyim; ithal oyuncular Beşiktaş'ın çehresini değiştirmiş mi? Bence hepsi hayır. Bir tek Tello var. Peki bu kulübü idare edenlerin mi sorunu yoksa teknik adamların mı? Maçın yorumunu yapacaktım, 3-4-1-2 yok, 4x4=16 yok. Hepsi hikaye. Ama şu bir gerçek. Beşiktaş yönetilmiyor, Beşiktaş'ın yönetiminin sistemi de teknik sistemi de "sıfır'a sıfır elde var sıfır". İşte siyah beyazlıların son yıllardaki taktiği... Maalesef ama gerçek.

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious