Başkanın üzerine uçmayı düşünmüş

Başkanın üzerine uçmayı düşünmüş.12644
  • Giriş : 07.07.2008 / 22:23:00

Karabük'te katıldığı festivalde Belediye Başkanı Hüseyin Erer tarafından susturulan yazar Latife Tekin, "Bir ara Başkan'ın üzerine uçmayı düşündüm" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Karabük'te katıldığı festivalde konuşması engellenen yazar Latife Tekin, Habertürk'te Balçiçek Pamir'in sunduğu Söz Sende'de programına konuk oldu. Tekin, şunları söyledi:

Karabük'te kentleşme, sanayi ve edebiyat üzerine bir festivaldi aslında değil mi?

Öyleymiş aslında. Adını daha sonra öğrendim. Çünkü beni Karabük Kültür Sanat Derneği davet etti. Ankara'dan Alper Akçam aradı, bahar aylarında. Haydar Ergülen'i çağırıyorlar, Hasan Ali Toptaş'ı çağırıyorlar. Karabük adaını duyar dumaz "Tamam, geliyorum" dedim. Yaşlı bir işçi kenti...

Siz gidiyorsunuz zaten böyle festivallere.

Evet, gidiyorum. Bir kere uzun yıllardır İstanbul'dan ayrı yaşıyorum. Bodrum'da yaşıyorum. Oraya gömülüp kalmamak için. Bir de tabii Gümüşlük'te bir edebiyat evimiz var. Oraya gelen pek çok edebiyatçı oluyor. Onlar davet ediyor. Bir de "Türkiye'de ne olup bitiyor?" diye görmek için de gidiyorum. Yurtdışına gitmektense son yıllarda yurt içinde dolaşıyorum.

Belki biraz halkın nabzını tutabilmek için, kopmamak için, doğru mudur?

Yaşayarak görmek çok başka bir duygu. Televizyonlardan Türkiye'yi pek anlayamıyoruz. Daha çok negatif olaylar, bizim olayda da olduğu gibi. Nerede yaşadığımızı çok da fazla anlayamıyoruz.

Peki şimdi Karabük'e dönelim. Önce sizi davet edenler..Yol parası tartışıldı, ki "Benim paramla konuşamazsın" gibi çok rahatsız eden cümleler, onu bir açıklığa kavuşturalım. Gerçekten de size para mı verildi bu konuşma için?

Hayır. Bu davete katılacak insanların yol parasının karşılanacağı söylendi. Ben Bodrum'daydım ama beni çağıran derneğin çok da parasının olacağını düşünmüyordum. Bir edebiyat dergisi çıkarıyorlar. Yani bazen kendim de karşılıyorum. Bu Karabük Festivali'nin organizasyonunu belediye ihale etmiş. Ben bunu kavga gürültüden sonra öğrendim. Karabük Kültür Sanat Derneği ihaleyi almış benim bundan haberim yok.

Sonuçta belediye sizi çağırmış olsa yine de kabul ederdiniz diye düşünüyorum.

Bilmiyorum. Diyelim ki benimle kim katılacak? Nasıl festival...Bunlar duygularımı etkiler. En azından nereye gideceğimi, ne konuşacağımı düşünürüm. Ben oraya gittikten sonra durumu hissettim ve bu beni gerdi.

O güne gidelim mi biraz? Ne oldu? Sonuçta sizin kimliğiniz belli. Nasıl bir konuşma yapacağınız belli.

Kimliğim belli ama ne belediye başkanı ne de dernek beni tanıyordu. Onlar için oraya yazarların gelmiş olması önemli. Biraz tanınan bir yazarım ama dünyaya nasıl bakıyorum, nasıl bir duruşum var...Çok da haberdar değiller. Zaten tartışmanın sonunda ordaki yöneticiye de ifade ettim. Her zaman her yerde söylediğim şeyi söyledim aslında. konu sanayi olunca ister istemez konu enerjiye geldi. Ben yıllardır doğa ve çevre konusunda söz söylemeye çalışıyorum.

İKİ YAZAR HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANDI

Latife Hanım siz konuşurken bu gerginlikleri hissedebiliyor muydunuz?


Tabii hissettim. Bir festival nasıl yapılır? Mehter Marşı'yla açılan bir festival.. Otomobiller bile caddeye çıkarılmıştı. Çok tuhaf bir festival. Bizim alıştığımızdan başka bir şeydi. Kentte çok ilginç. Bir panik havası vardı. Ertesi gün çağrılanları bilmiyordum. İsmail Türüt'ün çağrıldığını duydum sonra.

Bilseydiniz gider miydiniz?

Gitmezdim tabii ki.

Bir Onur Caymaz tepkide bulundu.

Orada tabii "Bırakın konuşsun" diyen insanlar da vardı. Bizi korumakm isteyen insanlar da vardı. Ben daha sonra Vecdi Çıracıoğlu ile konuştum. Belki o gerginliği artırmamak için orda kaldı. İlk başta ondalardan bir tepki bekledim. Gittikçe daha da kötü geldi. Sanıyorum bizi böyle tepkisiz hale getirdiler. Yazarlar kavga ederler. Belki de kavga etmeyi unuttuk.

Beni en çok dehşete düşüren Madımak benzetmesiydi.

Aslında birebir benzemiyor. Madımak nasıl başlıyordu bunu hissettim. "Benzettim" demedim.

"Madımak'ın başlangıcını hissettim" demiştiniz.

"Böyle bir şey nasıl olabilir?" Onu hissettim. Bir çocuğu azarlar gibi haksız bir ses tonuyla bağırıyor adam. Öyle bir durumda ben kaybettim. Orada yüksek bir yerdeydim, bir an üstüne uçmak aklıma geldi. Onu yapsaydım ne olacaktı? Orada çok büyük bir şiddet patlayacaktı. Bunu yapmadığımız için orada daha tatsız olaylar yaşanmadı. Gerçekten orda bir şiddet çıkardı. Belediye Başkanı kendini kaybetmişti, gördüm. Orada silahlar da patlayabilirdi. Linç de edilebilirdik. Kamerayı kapattıktan sonra da yaşananlar var. "Hadi bağır bakalım şimdi" dedi, bu da beni sinir etti. Biraz daha direndim. Sonra baktım tatsızlaşacak, sessizce kalktım.

BEN DOĞUŞTAN SARHOŞUM

Bir tepki var mıydı o sırada kalabalıktan?


Hayır. Bir ara ben konuşurken bütün Karabük neredeyse sakinleşti. Çıracıoğlu "5 dakika daha konuşsaydın, destek gelecekti" dedi. Ben onların lehine konuştum. O festival çok başka türlü olabilirdi. İsmail Türüt'le kutlanmak zorunda değil.

Bir kadın olarak ne hissettiniz? Bu da çok önemli. Sonrasında belaltından vurulan açıklamalar yapıldı "Sarhoş çıktı".. Bunlara ne diyorsunuz?

Yazarlar doğuştan sarhoştur zaten. Espriyle geçiştiriyorum. Bütün gün çay içtik. Sonra festival merkezine gitmeden birer bardak bira içtik. Ben tamamını da içmedim zaten. Bunu tartışmak çok anlamsız. İçsem ne olacak? Çok çirkin, maço bir şey aklı sıra beni utandıracak. Ayrıca bunların enerji politikalrını eleştirmek için sarhoş olmak gerekmiyor. Kendilerinden o kadar emin ki eleştirmek için sarhoş olmak gerektiğini sanıyor.

AKP'LİLERDEN DESTEK GÖRDÜM

Bütün bunları tüm AKP'li belediye başkanlarına mal etmemek gerekiyor herhalde. Beykoz Belediye Başkanı sizi arayıp üzüntülerini bildirmişler.


Evet. Tabii birçok yerde zarif belediye başkanları var. Kültür Bakanı aradı. Çok üzüldüğünü okurum olduğunu söyledi. Uzun uzun konuştuk. Ben de "Birarada yaşamanın yolunu bulmalıyız" dedim. Gerçekten çok derin bir bölünme. Burada bir organizasyon hatası var. Benim de hatam var, programa bakmadan gittim.

"Aşağılık" kelimesini bir daha kullanır mıydınız?

Yine kullanırdım. Benim çok kullandığım bir kelimedir. Çok da hakaret olarak görmüyorum. Orada sert bir şekilde söyledim sadece. Aşağılık bulduğum tarafı ne? Aslında ben bunu söyledim: Enerjiye ihtiyacımız var, yaşamamız için. Doğada olan bazı şeyleri alıp harekete geçirmemiz gerekiyor. Elektrik pahalı, petrol pahalı, şimdi rüzgar da pahalı. Bizim yaşamımız için de gerekli. Şimdi karar vereceğiz. Geriye dönüp ilkel yaşayamayız. Şimdi elektriğe ihtiyacımız var. Bunun bir yolu da nükleer santraller kurmak. Eğer biz bu ülkede nükleer santral kuracaksak. Ya da bu enerji konusunda karara varacaksak. Bunun büyük bir açıklıkla bu ülkede yaşayan insanlarla konuşmak gerekiyor.

HABERTÜRK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*