Baskın, basın özgürlüğüne yapılmıştır

  • Giriş : 14.04.2007 / 00:00:00

Türk basını, Askeri Mahkeme kararıyla polis tarafından basılan Nokta Dergisi'ne gazetelerinin birinci sayfasından destek verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birçok gazete baskını manşetten duyururken yapılan uygulamayı basın özgürlüğüne yapılan büyük bir darbe olarak niteledi.

Milliyet Gazetesi basın özgürlüğüne gözaltı başlığıyla duyurduğu haberle ilgili şu yorumu yaptı: "Arama kararı, söz konusu notların yayımının hemen ardından Nokta dergisinin bu kez Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'na ait bir iç yazışmayı yayımlaması üzerine verilmiştir. Genelkurmay'ın iç yazışmalarının bu şekilde dışarı sızması düşündürücü olabilir. Ancak, hangi gerekçeyle olursa olsun bir yayın organının merkezinin polis tarafından basılması, gazetecilerin bir odaya kapatılarak bilgisayarlara el konulması, demokrasinin, hukuk devletinin asgari gerekleriyle bağdaştırılamaz. Askeri yönetim dönemlerinde bile başvurulmayan bir uygulamanın, 2007 yılında sivil bir yönetim altında yapılabilmesi hazindir. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecine ve ülkemizin dış dünya karşısındaki görüntüsüne ve kırılgan demokrasimize büyük bir zarar verilmiştir. Çok büyük mesafeler kat ettiklerini düşünen insanların gerçeklikte bir arpa boyu yol almadıklarını fark ettikleri anda yaşadıkları duygu neyse, Türk gazetecileri dün onu hissetmiş olmalıdırlar." Vatan Gazetesi ise, "Nokta'ya belge arama baskını" adıyla verdiği haberi Ruşen Çakır'ın basın özgürlüğü ile ilgili hatıralarını aktardığı yazısıyla tamamladı. Hürriyet Gazetesi haberi, "Belge vermeyen Nokta Dergisi'ne polis baskını" adlı başlığıyla birinci sayfasından verdi. Radikal Gazetesi ise baskını basın özgürlüğünü 'Nokta' başlığıyla okuyucularına duyurdu. Yeni Şafak Gazetesi haberi, "Gazeteci içeride darbeci meydanda" sürmanşetiyle yayınladı. Nokta'nın haberinde darbeci olduğu belirtilen emekli generalin Ankara'da düzenlenen mitinge katılacağına vurgu yapıldı. Sabah Gazetesi, "Noktaya günlük baskını" adlı başlıkla duyurduğu haberin ayrıntısında basın örgütlerinin tepkisine yer verdi. Cumhuriyet Gazetesi ise haberinde baskını basın örgütlerinin kınadığını aktardı.

Milliyet Gazetesi Yazarı Hasan Cemal: Ne yazık! Devlet, siyasal iktidar anlaşılan yine kolay yolu seçti. Neden öyle? Bu soruyu Başbakan Erdoğan da, Dışişleri Bakanı Gül de, Adalet Bakanı Çiçek de, İçişleri Bakanı Aksu da kendi kendilerine sormalıdırlar. Eski kuvvet komutanlarını çağırıp 2003, 2004'deki darbe tertiplerine ilişkin iddialar konusunda sorgulamayı bugüne kadar göze alamayanlar, böyle bir girişimi başlatamayanlar, bunun için gerekli düğmelere basamayanlar, nasıl oluyor da Nokta baskını için düğmeye basabiliyorlar?Neden?..Devrin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa'nın da tekzip etmekten kaçındığı darbe iddialarının üzerine gitmek yerine, bunun yolunu açmak için bastırmak yerine, neden Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş sorgulanıyor, değerli meslektaşımın dergisi basılıyor?..Gerçek nedeni söyleyin.Hey, farkında mısınız? Darbe iddiaları var! Yazanı değil, darbe iddialarına muhatap olanı soruşturun!Bu ne biçim adalet, bu ne biçim demokrasi, bu ne biçim ülke?Yazıklar olsun!Nokta çalışanlarına: Geçmiş olsun. Üzülmeyin, o kadar çok böyle baskınlar gördü ki gazeteci milleti, bu da geçer. Bunun ayıbı başkalarınındır.

Ruşen ÇAKIR: 1986'nIn Şubat'ında Nokta Dergisi "Bir İşkencecinin İtirafları" kapağıyla çıkmış, işkenceci polis Sedat Caner'in itirafları tüm Türkiye'yi sarsmıştı. Derginin sahibi Ercan Arıklı'dan benim gibi çiçeği burnunda muhabirine kadar tüm Nokta çalışanlarında, Türk demokrasisine, insan haklarının gelişmesine katkıda bulunmanın heyecanı sonsuzdu. Ama bir şekilde hepimiz ürküyorduk. Gözümüz hep kapıdaydı. Fakat korktuğumuz başımıza gelmedi. Polis ne dergiyi bastı, ne dergi yöneticilerini veya haberin altında imzası olan arkadaşlarımızı dışarda taciz etti. Rutin adli soruşturmaların ardından ne biz Noktacılara, ne de Caner'in suçladığı polis teşkilatına bir şey olmadı. İşte o günlerden aklımda kalan çarpıcı bir diyalog: Derginin polis muhabiri olan bir meslektaşımız: "Ercan Bey, hem bana polisten haber al diyorsunuz, hem de işkenceci polis kapağı yapıyorsunuz. Ben nasıl haber çıkartabilirim ki polisten!" Ercan Arıklı: "Yavrum, senin dediğini herkes yapar. İyi gazetecilik, hem işkenceci kapağını yapıp hem de polisten özel haber çıkarabilmektir." 21 yıl sonra demokrasinin, basın özgürlüğünün geldiği nokta ortada.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious