Başörtüsü sorunu romanlaştı

Başörtüsü sorunu romanlaştı.11530
  • Giriş : 08.03.2008 / 21:32:00

Şair ve yazar Ekrem Kaftan'ın üçüncü romanı Üç siyah darbe adıyla Eylül yayınlarından neşredildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kaftan, "kanayan bir yarayı romanlaştırarak tarihe not düştüğünü ve Başörtülü insanların mücadelesini yazdığını" söyledi.

Dah ziyade şiirleri ile adından söz ettiren yazar Ekrem Kaftan, Yeryüzü melekleri ve Kızıl Rüzgar'adn sonra üçüncü bir romana daha imza attı: Üç siyah darbe.

Kaftan'a göre Yazar ve şairler çağının şahididir. Yaşadıkları toplumun sosyal, kültürel, psikolojik ve sosyolojik problemlerini, dönüşüm ve değişimlerini gelecek nesillere onlar aktarır. Kaftan, bu inancı ışığında, yıllarca süren araştırma ve çevresinde şahit olduğu hadiseleri bir araya getirerek, başörtülü genç kızların dünyasını romanlaştırdığını söylüyor. .

Ülkemizin son 150 yıldan beri yaşadığı sosyolojik ve kültürel değişim mücadelesinin kırılma noktalarından biri olan üniversitelerde halen devam eden başörtüsü kriziyle ilgili kitapta soruna ilginç bir açıdan yaklaşılıyor.

Kitaba göre, başörtüsüne karşı çıkanlar, siyasi simge olduğu gerekçesiyle karşı çıktıklarını iddia ederlerken, aslında İslam dininin bir emrine karşı çıktıklarının da bilincindeler. Ancak, topyekün dine karşı çıkmaya cesaret edemedikleri için, “siyasi simge” diyerek başörtüsüne karşı çıkmaya cesaret edebiliyorlar.

Başlarını örten genç insanlar ise daima inançlarının gereği örtündüklerini söylemeye devam ediyorlar. Onların bu sözlerini kabul etmekten başka bir seçeneğimiz bulunmuyor. Zira bu toplumda başörtüsü takmanın yüzyıllardan beri devam eden bir geleneği var. Bu geleneğin tek kaynağı da İslam dininin açık emri… Başlarını örten her yaştaki kadın ve kız, yalnız bu emir gereği başlarını örter.

ROMANIN KONUSU

Üniversitede Fizik eğitimi alan bir genç kızın, aynı zamanda yüzyıllar boyunca medeniyetimizin taşıyıcısı olan eski yazıyı güzel yazmak için öğrenme gayreti sırasında yaşadığı acı hadiseler, Ekrem Kaftan’ın romanının ana temasını oluşturuyor.

28 Şubat sürecinde son sınıfa kadar başörtülü olduğu halde üniversiteye devam eden Gülümser’in bir sabah polislerle yüz yüze gelmesi ve derslere alınmaması, ruh dünyasını alt üst eder.

Aylarca uğraştıkları ve eylemler yaptıkları halde, sadece başları örtülü olduğu için üniversitelere sokulmamaları, yaşadıkları ülkenin değerlerini sorgulamalarına sebep olur. Bütün hayalleri ve idealleri, başörtüsü engeline takılan genç kızların sorgulamaları roman boyunca devam eder.

Üniversite kapılarına dikilen polislerin de kendi inançlarıyla çatışmaları romanda tahlil ediliyor. Annesi, eşi veya kız kardeşi başörtülü bir polis memurunun, başörtülü üniversite öğrencisini copla kovalaması veya dövmesi, yürek paralayan sahneler olarak anlatılıyor.

Hat sanatını öğrenerek, yüzyıllarca dünyaya hükmeden bir medeniyetin dayandığı gücü araştırmaya yönelen Gülümser, içinde yaşadığı toplumla, devletin değerlerinin, eski medeniyetimizle çatışmasının sebeplerini bulmaya çalışır.

Aile ve dost çevresinin kültür ve medeniyet birikimine bağlılığının aksine, üniversitede yaşadığı başörtüsü yasağının hiçbir hukuki dayanağını bulamayan Gülümser, idealindeki dünyayı kurmasının ancak gönülden inanmış nesiller yetiştirmekle mümkün olacağına karar verir. Peruk takarak son sınıftan mezun olduktan sonra öğretmenliğe başlar ve öğrencilerini kendi ideallerinin gelecekteki sahipleri olarak yetiştirme derdine düşer.

Bir yandan da Osmanlı- İslam medeniyetinin taşıyıcısı ve ifade vasıtası olan Hat Sanatını öğrenmeye çalışan Gülümser, hattatların dünyasındaki zıtlıkları, sanatkar olmanın zorluklarını bizzat hocalarında gördükleriyle öğrenir.

Sanatın bir ruh terbiyesi ve medeniyetin taşıyıcısı olduğuna inanan Gülümser yazdıklarıyla yaşadıkları uyuşmayan insanların, toplumu çürüttüğü sonucuna ulaşır.

Hac için gittiği Mekke ve Medine’de gördüğü manzara ise başörtüsü mücadelesinden yıldığı ülkesinde yaşadıkları ile kutsal topraklarda gördükleri arasındaki benzerliği ortaya çıkarmaktadır.

Mutluluk Çağı’nın güzelliklerini bulmak için gitti Mekke ve Medine’de, Allah’ın Sevgilisi Hazret-i Muhammed’in zamanından günümüze kalan hiçbir güzellik bulamayınca yeni bir darbeyle sarsılır.

YAYINEVİNE GÖRE KİTAP

Üç Siyah Darbe, harf İnkılabı, Başörtüsü karşıtlığı ve Kutsal Toprakların oteller diyarı haline getirilmesinin, genç ve idealist bir üniversite öğrencisinin ruhundaki yaraları anlatan roman olarak tanımlanıyor ve yayınevi yetkilileri eser için "Üç Siyah darbe, aynı zamanda, üniversiteli başörtülülerin aşkı, sanatı ve inancı için verdikleri mücadelenin, idealleri ile inançlarını bütünleştirme mücadelesinin romanıdır" diyorlar.

Eylül Yayınları arasında çıkan kitaba ulaşmak için;

info@eylulyayinlari.com

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious