Başsavcılık, Cumhurbaşkanı Gül yargılanamaz dedi!

Başsavcılık, Cumhurbaşkanı Gül yargılanamaz dedi!.12521
  • Giriş : 18.06.2008 / 09:15:00
  • Güncelleme : 18.06.2008 / 09:00:05

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gül hakkında soruşturmaya gerek olmadığını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye, bir süredir Yüksek Mahkeme'nin Anayasa'ya rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki davayı kabul etmesini tartışıyor. Ancak dün, yargıdan mesaj niteliğinde bir karar çıktı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gül'ün cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından yeniden gündeme gelen 'Kayıp Trilyon' davasıyla ilgili yargılanamayacağına hükmetti. Başsavcılığın kararında, Anayasa'nın 105. maddesine göre, cumhurbaşkanlarının 'vatana ihanet' suçu haricinde yargılanmasının mümkün olmadığı vurgulandı. Mevcut anayasal sistem gereğince, iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurları tartışılmaksızın, yasal imkansızlık sebebiyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığı belirtildi.

Hukukçulara göre bu karar, Anayasa Mahkemesi'nin Gül hakkında verdiği yargılama hükmünün hukuka aykırılığını gösteriyor. Aynı zamanda, AK Parti hakkındaki davanın siyasî olduğunu ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesi, kendi kuruluş kanununa göre, parti kapatma davalarını 'ceza yargılaması' olarak görüyor. Bu sebeple yargılama aşamalarında Ceza Muhakemeleri Kanunu usul hükümleri uygulanıyor. Ancak AK Parti davasında ceza usul hükümleri farklı uygulandı. Gül hakkında, Anayasa'ya aykırı şekilde siyasî yasak talebiyle yargılama kararı verildi. Yargıtay Başsavcılığı, Gül'ün Dışişleri Bakanlığı ve milletvekilliği dönemindeki konuşmaları ile bazı genelgelerini gerekçe göstererek siyaset yasağı talep etmiş, Anayasa Mahkemesi de bu talebi yerinde bulmuştu. Gül'ün yargılanmasına Yüksek Mahkeme'nin 4 üyesi karşı çıktı.

Hukukçular da, Anayasa'nın 105. maddesini hatırlatarak, cumhurbaşkanının ancak 'vatana ihanet'ten dolayı TBMM'nin üçte birinin teklifi, dörtte üçünün oyuyla yargılanabileceğini kaydetti. İddianamenin bu yüzden iade edilebileceği dile getirildi. İddianamede Anayasa'nın 105. maddesinden bahsedilmezken, 'parti üyeliğinden ayrılanların fiil ve söylemleri de partiye isnat edilebilir' görüşü savunuldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takipsizlik kararında, cumhurbaşkanının, seçilmeden önce işlemiş olduğu kişisel suçlardan dolayı Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü'nde bir düzenleme bulunmadığı hatırlatıldı. Demokratik rejimlerde devlet başkanının dokunulmazlığının kabul gören bir imtiyaz şeklinde oluştuğu ifade edildi. Yüksek Mahkeme'nin görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasa'nın 148. maddesine de dikkat çekildi. Anayasa Mahkemesi'nin görevleri arasında yer alan Yüce Divan'ın cumhurbaşkanını yalnızca 'vatana ihanet' suçlamasıyla yargılayabileceği, kişisel suçlardan yargılama yapamayacağı hatırlatıldı. Anayasal sistem içerisinde cumhurbaşkanının 'vatana ihanet' haricinde kalan bir suçtan dolayı yargılama merciinin de düzenlenmemiş olduğu vurgulandı.

'Kayıp Trilyon'dan yargılansaydı, beraat edecekti

'Kayıp trilyon' olarak bilinen dava, Refah Partisi'ne (RP) 1997'de verilen Hazine yardımının 1 trilyon liraya yakın kısmının sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği iddiasıyla açılmıştı. RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve partinin mali işlerinden sorumlu yöneticileri yargılama neticesinde çeşitli hapis cezaları aldı. O dönemde partinin genel başkan yardımcısı olan Abdullah Gül yargılansa bile partinin mali işleriyle ilgili bir görevi olmadığı için beraat edecekti. Aynı davada Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk gibi parti yöneticileri beraat etmişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious