Başsavcı'nın 121 sayfalık iddianamesinde neler var?

Başsavcı'nın 121 sayfalık iddianamesinde neler var?.14143
  • Giriş : 16.11.2007 / 17:11:00

DTP'nin, Abdullan Öclan’ın talimatları ile kurulduğu ve parti adını da Öcalan’ın koyduğu iddia edildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) temelli kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne açtığı davanın 121 sayfalık iddianamesinde, partinin terör örgütü lideri Abdullan Öclan’ın talimatları ile kurulduğu ve parti adını da Öcalan’ın koyduğu iddia edildi.

-ÖCALAN, "DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ" DEMİŞ

Başsavcı Yalçınkaya, 5 Mayıs 2004 tarihinde avukatları ile Öcalan arasında geçen görüşmenin örgüte yakın yayın organlarında yer aldığına dikkat çekerek, görüşmede Öcalan’ın fikirlerini şu sözlerle ifade ettiğini vurguladı:
“Evet. Yeni bir parti gerekiyor. İsmi Demokratik Toplum Partisi olabilir. Ama tabandan gelecek. Özgür Parti kendini fesheder. Diğeri zaten kapatılma durumu var. Bu temelde tartışmalar yürütsünler. Daha sonra bunları daha detaylı açarız. Kongre öncesi tartışmaları yürütsünler. Geniş katılımlı delegeler oluşturulur. Bu delegeler kurucular kurulunu seçer. Yeni partinin programını savunmamdan olduğu gibi uyarlayabilirler.”
Başsavcı Yalçınkaya, Öcalan’ın bu sözlerini aktardığı iddianamesinde, “Terörist başı ilk kez bu görüşmesinde yeni bir parti kurulması talimatını vermekle kalmayıp kurulacak partinin ismini dahi talimatlarının arasına almıştır. Partinin ismini vermekten başka elebaşı sonraki görüşmelerinde de hem yeni kurulacak parti ile ilgili (DTP) hem de o tarihte faaliyette olan (DEHAP) ile ilgili talimatlarına devam etmiş” görüşünü dile getirdi.

-DTP’NİN KURULUŞU AŞAMASINDA ORTAYA ÇIKAN EYLEMLER

Başsavcı Yalçınkaya, DTP hakkında kapatma davası açılmasına neden olan eylemleri de şöyle sıraladı:

-Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın emirleri ile adı, kurucuları ve genel başkanı, hatta eşbaşkanlık sistemi de dahil olmak üzere DTP'nin kurulmasından çok önceden şekillendirildiği, kuruluş çalışmalarının tamamen Öcalan’ın direktifleri doğrultusunda gelişip sonuçlandırıldığı açıkça ortaya çıkmaktadır

-DEHAP için açılmış olan temelli kapatılma davasının sonuçlarından ve hatta kapatılma davası tarihinden sonra gelişen ve söz konusu partinin Anayasa’nın 68'inci maddesinin 4 ncü maddesine aykırı eylemlerin odağı haline gelmesini sağlayacak nitelikteki gelişme ve olayların sorumluluğundan kaçırılması imkanı sağlanmak istenmiştir.

-“TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİNDEN ALDIKLARI TALİMATA UYAN SİYASETÇİLER..”

-Siyasi partilerin demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğu tartışmasızdır. Ancak terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı gibi davranan DEHAP’ın eylemlerinin ulaştığı yoğunluğu dikkate alarak yine PKK ve elebaşısı Öcalan’ın emir ve talimatları ile yeni parti kurulması yoluna gitmek, ulusal ve uluslararası hukuk düzenlerinde öngörülen “siyasi parti” kavramı ile ilgisi olmayan, demokratik siyasal hayat içerisinde izah edilemeyecek bir durumdur.

Hele aldıkları talimat doğrultusunda DEHAP’ı DTP’ye katılmak üzere kapatan siyasi partililerin zaman geçirmeden DTP bünyesinde çalışmalara başlamaları dünya siyaset tarihi yönünden ele alınıp, bağımsızlık, demokratiklik ve hatta etik yönden dahi incelenmesi gereken bir sonuçtur. Cezaevinde bulunan bir terör örgütü liderinden aldıkları talimatların gereğini harfiyen yaparak siyasi parti (DEHAP) kapatıp, yeni bir siyasi parti (DTP) kuran kişilerin terör örgütü ve liderine ne derece bağlı olduklarını kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarmıştır.

-Abdullah Öcalan aynı görüşmelerde terör örgütü PKK üzerinde de etkinliğini devam ettirmiş, daha doğru bir anlatımla terör örgütünü verdiği talimatlarla yönetmeye devam etmiştir. Hatta talimatları kimi zaman örgütün kadrosunu tehdit etme şeklinde gerçekleşmiştir. Geçekten Öcalan 19 Mayıs 2004 tarihli görüşmede örgütün yönetici kadrolarına talimatlar vermiş, istediklerinin yapılmaması olasılığına karşı da ilgilileri tehdit etmekten geri durmamıştır. Tüm bu bahsi geçen görüşmelerde geçen talimatların ne kadar etkili olduğu zaman içinde gözlenebilmiştir. Teröristbaşının hem terör örgütünü, hem de Demokratik Toplum Partisini (öncesinde DEHAP’ı) talimatları ile yönetip, yönlendirdiği kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkmıştır.

-DTP bünyesine katılan ve halen görevde olan belediye başkanlarının eylemleri, PKK tarafından atanmaları konusunda kuşkuya yer vermeyecek boyutlarda ortaya çıkmıştır. Bu durumda Anayasa ve yasaların öngördüğü demokratik, hukuka saygılı bir siyasi partiden bahsetmek imkansızdır.

-HİKMET FİDAN CİNAYETİ DE DELİL OLDU

-DTP’nin terör örgütü PKK ile bağlantısını kanıtlayan bir olay da Demokratik Toplum Partisi’nin kuruluşu aşamasında gerçekleşen Hikmet Fidan cinayetidir. Olayda öldürülen Hikmet Fidan geçmişte Anayasa Mahkemesi kararı ile temelli olarak kapatılan HADEP’te başkan yardımcılığı yapmış, parti içinde aktif çalışmalarda bulunmuş bir kişidir. Öcalan’ın DTP’nin kurulması talimatı üzerine DEHAP yönetimi ve diğer unsurlar tarafından başlatılan çalışmalar sırasında Hikmet Fidan’a da yeni parti (DTP) için çalışması teklifi iletilmiştir.
Ancak Hikmet Fidan o tarihlerde Abdullah Öcalan’la ilgili oluşan kişisel düşüncelerinin etkisi ile PKK terör örgütünden kopma noktasına gelmiş, bu bağlamda daha önce PKK terör örgütünden ayrılarak Irak’ın kuzeyinde üslenen ve PWD (Partiya Welatparezen Demokraten Kurdistan) adı altında kurulan yasadışı örgütle temasa geçmiştir.

Hikmet Fidan da bu aşamada Demokratik Toplum Hareketi adı altında (Öcalan’ın talimatları gereği!) faaliyete başlayan partililerin çalışmalara katılması yolundaki davetine olumsuz yanıt vermiştir. DTP’ye red yanıtı veren ve bu arada PKK’nın muhalifi PWD ile ilişkisi ortaya çıkan Hikmet Fidan 06.07.2005 tarihinde Diyarbakır’da tuzağa düşürülerek bilinmeyen bir PKK mensubu terörist tarafından ensesine ateş edilmek suretiyle öldürülmüş, tuzağa düşürenler yargılanarak mahkum edilmişlerdir. Bundan sonra olaya DTP’nin yaklaşımı başlı başına ele alınması gereken mahiyettedir. Zira hiçbir DTP (DEHAP)’li olayı kınayamamış, hatta cenazenin kaldırılması için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinden ambulans talebi dahi “deposu delik” gerekçesi ile karşılanmamıştır.

-"DTP, KAN VE PKK’NIN EMİRLERİ ÜZERİNE OTURTULDU"

-Tüm bu hususların değerlendirilmesinde Demokratik Toplum Partisi’nin daha kuruluşunda kan ve terör örgütü PKK’nın emirleri üzerine oturtulduğu, hiçbir şekilde ve hiçbir kaynaktan muhalefete imkan tanımadığı, adında Demokratik Toplum ibaresini kullanmasının dahi trajikomik olduğu ortaya çıkmıştır. Gerçekten sadece Hikmet Fidan olayı dahi Öcalan’ın emriyle kurulan ve terör örgütünün destekçisinden öte bir organı gibi çalışan DTP’nin ulusal ve uluslararası hukuk alanında siyasi parti olarak tanımlanmasını bir “demokrasi ayıbına” dönüştürmektedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious