Batı illleri artık Kürtler için güvenli değil mi?

Batı illleri artık Kürtler için güvenli değil mi?.14113
  • Giriş : 03.10.2008 / 09:00:00
  • Güncelleme : 03.10.2008 / 08:58:10

Etnik gerilim ahali arasında da tırmanıyor. Son örnek Balıkesir'in Altınova ilçesindeki olaylardır.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İlçede Doğu kökenli bir vatandaş, kalabalığın üzerine araç sürüp iki kişiyi öldürüyor! Müthiş bir tepki; binlerce vatandaş, "Altınova bizim kalacak" sloganıyla sokağa dökülüyor. Doğu kökenli vatandaşlara ait on kadar işyeri tahrip ediliyor. Asayişi ancak jandarma birlikleri sağlayabiliyor.

Türkiye'nin en büyük avantajı, bütün etnik grupların iç içe geçmiş olmasıdır. Şimdi bunu kendimiz mi tahrip ediyoruz?! "Batı illeri Kürtler için artık güvenli değil" diyen bölücü ağızlara 'kanıt' mı kazandırıyoruz?!

20 bin terörist öldürüldüğü halde PKK neden geniş bir taban kazanabildi?!
Bundan önemli bir sorunumuz olabilir mi?

Yargı ne diyor?

Toplumda vahim bir ayrışmanın işaretleri patlak verirken, küçük de olsa bir gazetede çıkan şu satırlara bakın:

"Her şehide karşılık bir DTP'li öldürelim!"

Tam da "Batı illeri Kürtler için güvenli değildir" diyen etnik milliyetçi provokasyona alet olan bir çılgınlık... Ama yargı bunu suç saymıyor! (Milliyet, 2 Ekim 2008)
Halbuki TCK 214 ve 216. maddelere göre suçtur!

Bir de şu satırları okuyun:

"Başbakan Erdoğan'ın tüm danışmanlarının Kürt olması tesadüf mü? Türkiye, içindeki düşmanları yanlış yerde arıyor, kafasını kaldırıp yukarı bakmalı!"
Gerçek dışı olması bir kenara "Kürt" ve "düşman" kavramlarını özdeşleştiren bu yazı üzerine danışmanlar tazminat davası açıyor; iki davada, yargı, yazı sahibini tazminata mahkûm ediliyor. Ama üçüncü davada önce mahkûmiyet kararı veriyor, sonra Yargıtay Genel Kurulu bu yazıda "ağır kusur" görmüyor; "kamuyu aydınlatma amaçlı bir yazı" sayıyor, "düşman" denildiğini görmezden geliyor! (Taraf, 1 Ekim 2008)

Kimliği aşağılamak!

Etnik iç savaşlar taşkın duyguların birbirini kışkırtmasıyla oluşuyor; bir noktadan itibaren Yugoslavya faciaları yaşanıyor. Oraya sürüklenmemek için "terörist ile halkı ayırmak"tan, "Kürtlerin kardeşimiz olduğundan" bahsetmiyor muyuz?

Yargının bu kararları, bu doğru yaklaşıma da hukukun amacına da pek uymuyor. Ceza Kanunumuzdaki 122. ve 216. maddelerin amacı etnik ayrışmayı tahrik edecek söz ve fiilleri cezalandırmaktır.
Terörü ve destekçilerini mutlaka sert dille eleştirelim. Ama "Kürt" kavramını aşağılamak veya düşman gibi göstermek terörün ve bölücülüğün ekmeğine yağ sürüyor. Öyle olageldiği içindir ki, Türkleştiriyoruz zannederek Kürtçülüğü tahrik ettik, sorun bu noktalara tırmandı!
Ziya Gökalp niye 1922'de "Kürd'ü sevmeyen iyi Türk olamaz, Türk'ü sevmeyen iyi Kürt olamaz" diye yazmıştı; bir düşünelim.
Orhan Miroğlu'nun "Canip Yıldırım'la Söyleşi" kitabına da bir bakın. Musa Anter'in akranı ve arkadaşı olan Canip Yıldırım, "Yumuşak davransalardı bu işi bitirirlerdi" diyor. Dil yasaklarının, Kürt kimliğine dönük inkâr ve retlerin Kürt milliyetçiliğini nasıl güçlendirdiğini anlatıyor!
Bu kitabı, entelektüel ilgilerini bildiğimiz Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ'a da tavsiye ediyorum.

Aman dikkat! Türklerle Kürtlerin daha fazla iç içe geçmesini duygusal olarak zorlaştıran her davranış PKK'nın ve bölücülüğün ekmeğine yağ sürmektir. Bunu hiç akıldan çıkarmayalım.

MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*