Batı tipi millet anlayışı bize ters

  • Giriş : 04.05.2006 / 00:00:00

Gazeteci yazar Hüseyin Dayı, son kitabı 'Türkler ve Ötekiler' ile etnik kimlik tartışmalarına farklı bir boyut kattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Etnik kimlik tartışmaları gündemdeki yerini korurken, Önce Vatan Gazetesi Yayın Yönetmeni Hüseyin Dayı, yeni kitabı 'Türkler ve Ötekiler' ile tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı. Konuşmamızda Türk aydınının Batılı kavramlarla düşündüğü için kimlik sorunu yaşadığımızı anlatan Dayı, milletimizi doğru tanımlayamadığımız takdirde, AB'ye bu konuda açık vereceğimiz konusunda uyarıda bulunuyor.

Bu kitabı yazma amacınız nedir?

Türkiye'nin tamamına yakınını ve Avrupa'yı dolaştım. Yaptığım gözlemler sonucu gördüğüm manzara şu idi. Türkiye'de Türk milleti diye önümüze konan toplum yapısının gerçekte vatandaşlarımızla uyum teşkil etmediğini gördüm. Bu uyumsuzluğun nedeni Türk'lüğün başkası tarafından tanımlanışından geliyordu.

Türklüğün başkası tarafından tanımlanması ne gibi sorunlara yol açtı?

Batı özellikle 'Orhun Anıtları'nın bulunmasından sonra bu bölgeye akın yaptı. Buradan okudukları isimlere göre Türkleri tanımladı. O güne kadar bize Türk ve Türkiye diyen Batı, birdenbire söylemlerini değiştirdiler. Onlar ile bizim dünyamız farklı. Onlar bizi kendi teokratik ve feodal geçmişlerine göre kendilerini tanımladıkları gibi tanımlamaya kalktılar. Kendi seçkin soyluluk bakışları ile bize de bakmaya başlayınca, kendi milletleştiğimiz coğrafyada kendi insanlarımızdan tecrit edilmiş olduk. Halbuki Araplar, Eyyubilere Türk demişlerdi, Çerkez Memlukluları'na da. Bu müthiş bir bütünlüktür. Başkası tarafından tanımlanma meselesi bizim aydınımıza da yerleştiği zaman Anadolu'ya, Rumeli'ye gözlerini kapattılar, sırf Orta Asya'ya baktılar.

Millet kavramını tanımlarken ırkın esas alınmasını temel sorun olarak mı görüyorsunuz?

Irk diye bir şey yok. Irk bilim dışı bir şey. Kafatasına, vücut ölçülerine, kıl örtüsüne göre birçok ırk tanımlamaları var. Dünyanın neresinde olursa olsun bu tanımlamalarla göre hareket ettiğinizde karmakarışık bir yapı görürsünüz. MÖ 8000 yıllarının Anadolu'sunda da bu böyle Afrika'sında da.

Kitabınızın önsözünde 'Türk olmaktan korkulur hale geldi' cümlesine rastlıyoruz.

Türk olmaktan bahsetmenin korkulur hale geldiği bir açıdan doğru. Türk kelimesi öyle bir şekle büründürüldü ki, sosyal bütünlüğümüzün sadece bir kesimini dile getirmek ve bölmeye bölün-meye yardımcı olmak çok kötü olumsuz algılanmaya başladı.

Başbakan'ın alt kimlik üst kimlik tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu kimlik ayrımını sosyoloji bilimi de doğru bulmuştur. Bizde bir gelenek var. Siyasi bir lider bir şey söylediği zaman muhalefet itiraz etme gereğini duyuyor. Yeri gelmişken şuna değinmek istiyorum. Bizde Türk deyince çok yanlış bir alışkanlıkla Oğuzlar öne çıkarılıyor. Çerkez, Pomak, Laz, Boşnak, Abhaz gibi gruplarımız alta düşmüş gösteriliyor. Aslında Türk diye şartlandığımız grup Oğuz ismi ile algılanırsa sorun çözülmüş olur. Çünkü Türk, Oğuzlar da içinde olmak üzere bütün bu grupları kapsar. Oğuzlar da bir alt kimliktir.

Antropologların dil birliği olanların ortak bir milletten geldiği tespitine 'karşı çıkıyorsunuz.

Evet. Avrupalılar 19.yy'a kadar bizlere Türkiye ve nüfusumuza da Türkler diyordu. 19. yüzyılda birden söylem değişti. Diller vasıtası ile akrabalıktan bahsedildi. Dillere göre tasnif edildi. Dünyanın en güçlü birliğini beraberliğini oluşturmuş bir toplumun dağıtılma tehlikesine neden olmuştur bu geçersiz düşünce. Türk milliyetçiliği adına kasıt taşımadan benimsenmiştir vatanımızda. Fakat yanlıştır. Çünkü Orta Asya'da proto Türk devletleri klanların birleşmesi ile kurulmuştu. Bu klanlar çok değişik kültürlere çok değişik etnik kökenlere bağlı toplumlara sahipti.

Irkçılıkla milliyetçiliği ayıramadılar

Atatürkçüyüm deyip, Atatürk'ü anlamayanlara şöyle sesleniyor yazar: "Biz, Batı tipi millet anlayışı ile öyle bir yanlış yaptık ki, bütünleşmeyi dağılma tehlikesi ile karşı karşıya getirdik. Bu Batı tipi millet anlayışı bize dışarıda yaşamış Anadolu'daki bütünlüğü algılayamamış Türkler ile geldi. Bu Türkler, ırkçılık ile milliyetçiliği ayıramadılar. Günümüzde kendini Atatürkçü olarak nitelendirenlerin pek farkında olmadıkları; nedense dikkat etmedikleri bir şeyi vurgulamak istiyorum: Bu geniş alanda birleşmeler suretiyle beraber olmayı, Kürt, Çerkez, Laz gibi grupların Türk olduğunu Atatürk de söylemiş ve eklemiştir: Türk milletinin dar bir alanda bir aileden oluştuğunu söylemek yanlıştır. Geniş bir alanda ailelerin birleşmesi ile oluşmuştur. Çok enteresandır ki kendilerine 'Atatürkçüyüm' diyenler bu düşüncenin peşinde olmamıştır. "

Nihal Atsız'ın düşünceleri ırkçı

Dayı, Atsız'ın Türk değerlendirmesine katılmadığını şöyle ifade ediyor:

"Atsız, ırkçıdır. Çok enteresan görüşleri var. Ben kitabıma görüşlerinin birçoğunu okurlar Atsız'a alınır diye alamadım. Sosyal gruplarımızdan herhangi birinin ismini veriyor. Ve şöyle diyor: Bu gruptan bir bebeği alsanız, bir de öz Türk bebeği alsanız. Apayrı bir grupta büyütseniz bunlar büyüdüğü zaman yine kendi gruplarına gider. Dili de bu bağlamda bağlayıcı olarak görmüyor. Ama öz Türk'ü nasıl bulacak onu kendi de bilmiyor. "

'Kürtler, Selçukluların sadık tebaasıydı'

Sohbetimiz sırasında 'Millet' yapımıza dair ilginç bilgiler sıraladı Dayı. İşte bunlardan birkaçı:


Selçuklu Hükümdarı Sultan Sancar, Oğuzlara esir düşer ve kaçarak kurtulur.

16. yüzyılda Ahmet bin Mahmut Selçukname'sinde Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'ın ordusunda 10.000 Kürt olduğunu söyler.

Selçuklu döneminde Oğuzlar, Selçuklu hükümdarına başkaldırır. Kürtler, hükümdarı destekler.

Mısır'daki Memluk Çerkezleri, Mısır toplumu içinde Türkçe'yi anadilleri olarak korumaktadırlar.

Lazlardaki kemençe, Kıpçaklar ile beraber Anadolu'ya gelmiştir. Avrupa'nın göbeğinde Boşnaklar tarafından kullanılmaktadır. Boşnaklar kendilerine Turçin derler.

Reşidüddin, 13.yy'da yazdığı 'Oğuzname'sinde, Kürt beylerinin Oğuz Han'a gelerek bağlandıklarından ve birlikte il olduklarından bahsetmektedir.

14.yüzyılın ünlü Arap seyyahı İbn-i Batuta, gezdiği Türkiye'de Türkmen ve Kürt isimlerini kullanarak insanlarımızın üstün özelliklerini över.

16. yüzyılda Bitlis Emiri Şeref Han, 'Şerefname' isimli eserinde Kürtlerin Oğuz Han soyundan geldiğini anlatır.


--------------------------------------------------

11 Eylül uçakları uzaktan kumandalıydı

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious