Baykal, Erdoğan'ın sert tavrına sert eleştirilerde bulundu

Baykal, Erdoğan'ın sert tavrına sert eleştirilerde bulundu.10357
  • Giriş : 22.08.2007 / 14:40:00

Baykal, Başbakan Erdoğan'ı gazeteci Bekir Coşkun'a tavrından ötürü çok sert eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gazeteci Bekir Coşkun'a ''Vatandaşlıktan çıksın'' diyebilmesinin ''bir şımarma ve haddini aşma hali'' olduğunu ve Türkiye'yi bekleyen döneme dair bir işaret olduğunu söyledi. Baykal, ''Bu gerçekten patolojik bir noktada'' ifadesini kullandı.

NTV'ye konuşan CHP lideri, "Bu anlayışın, yaklaşımın Türkiye'yi yönetiyor olması bizi önümüzdeki dönemde hangi sorunlarla karşı karşıya bırakacak, bunu göreceğiz. Bu bir şımarma, haddini aşma halidir. Çok üzüntü verici bir manzara" dedi.

"Bunun altında yüzde 47'lik oy mu, parlamentoda 341 milletvekiliyle temsil edilme mi, bir cumhurbaşkanını Türkiye'ye dayatmanın getirdiği ego patlaması mı yatıyor?" diye soran Baykal, "İnsanlar düşüncelerini hukuk içinde ortaya koyuyorlar. Ortada bir suç yok, siyasi tavır var. Başbakan bu yönde değerlendirme yapan saygın bir gazeteciye 'terk edip gitsin Türkiye'yi diyebiliyor. Bu gerçekten patolojik bir noktada" ifadesini kullandı.

Erdoğan-Coşkun polemiği, Kanal D'de yayınlanan Arena programına konuk olan Başbakan'ın, "Abdullah Bey seçildiği andan itibaren bizimle ilişkisi bitmiştir. O artık Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanıdır. Ha ama bazıları çıkıp, 'Benim cumhurbaşkanım olamaz' gibi ifadeler de kullanıyor. Sizin meslektaşlarınızdan onu diyebilen insanın önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Bu da benim hakkım" sözleriyle başlamıştı.

Erdoğan'ın sözleri Hürriyet gazetesinde 15 Ağustos'ta "O benim 'cumhurbaşkanım' olmayacak..." başlıklı bir yazı yazan Bekir Coşkun'u işaret ediyordu. Coşkun'un yanıtı için tıklayın.

MHP'ye eleştiri: "İp Gül içinmiş"

Deniz Baykal, MHP'nin tavrını da eleştirdi. Baykal, "Burada, tabii, bir muhalefet partisinin 'Anayasal engeli biz kaldırıyoruz' demesinin de bir katkısı olmuştur. Onlar da (MHP) böylece, bu dalganın bir Anayasal sorun doğurmadan gelip geçmesinde sakınca görmeyerek, Sayın Gül'ün Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin önünü açmışlardır" şeklinde konuştu.

Baykal ayrıca, "Meydanlarda ip atıldı. İp atıldığı zaman herkes zannetti ki bu ip terörist başının idamı için atılmıştır. Şimdi ortaya çıkıyor ki, bu, Abdullah Gül'ün kuyudan çıkarılması için atılmış bir iptir" diyerek MHP'ye eleştirilerini sürdürdü.

DSP'nin tavrı

Baykal, DSP'den bir Cumhurbaşkanı adayı çıkması ve Tayfun İçli'nin CHP'ye yönelik olarak "Eleştiri oklarını bize değil CHP'ye yönlendirsinler" değerlendirmesi için de, "Bu onların bileceği iştir ama ben CHP'nin tavrının çok doğru olduğundan hiç kuşku duymuyorum. İsterdim ki, bu tavır başka partiler tarafından da sahiplenilsin. Vatandaşlarımızın ezici çoğunluğunun bizimle aynı duyarlılığı paylaştığından şüphe duymuyorum" yorumunda bulundu.

Baykal, "Biz, görevimizi tam yaptık, görevini yapmayanlar bunu değerlendirsinler" ifadesini kullandı.

Gül'ün ziyaretleri

Baykal, Gül'ün adaylığı ilan edildikten sonra siyasi partilerin ziyaret edildiğini, bunun "uzlaşma çabası değil, kararlaştırılan adayı benimsettirme, kabul ettirme" anlamına geldiği görüşünü savundu.

Gül'ün aday gösterilmesini "AKP'nin dayatması" olarak niteleyen Baykal, "Söz konusu kişinin kendi ifadeleri var, 'cumhuriyetin ilkeleri halka zorlama biçiminde dayatılmıştır' diyor. Elbette hepimiz biliyoruz ki, Türkiye demokratik bir süreçle cumhuriyeti benimsemiş değildir. Bu tespiti, bazı vatandaşlar, yazarlar üniversite öğretim üyeleri yapabilirler ama bunu söyleyen insanlar kendini bilen, devletinin ilkelerine ciddiyetle inanan bir ülkede Cumhurbaşkanı olmaz. Olursa orada bir yanlışlık var" dedi.

"Ciddi bir ülke böyle bir insanı seçer mi?"

Baykal ayrıca, "Bir diğer sözü, '(Ne mutlu Türküm diyene) lafını her yere yaza yaza Türkiye, ilkel hale dönüştürülmüştür.' Bir Cumhurbaşkanı adayının 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünü ilkellik sayma anlayışını söyleye söyleye, Cumhurbaşkanı olması açıkça bu devlete meydan okumaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Gül'ün, "İkinci Cumhuriyet ve yeni Osmanlı kavramlarını çok sağlıklı bulduğunu" da ifade ettiğini öne süren Baykal, "Yeni cumhurbaşkanımız, ikinci cumhuriyetçi ve yeni Osmanlıcı bir Cumhurbaşkanı olacak" dedi.

"Ciddi bir ülke, devlet bu düşünceleri ortaya koymuş bir insanı, kendi gerçeklerine siyasi temellerine bu kadar açıktan meydan okumuş bir insanı Cumhurbaşkanı seçer mi" diyen Baykal, "Seçilecek ama bizim katkımız olmayacak buna. Katkısı olanlar düşünsün" diye konuştu.

Baykal, "Başbakan, Gül hakkında 'özü sözü birdir' diyor. Bu sözleri söylemiş daha sonra da 'anayasa kılavuzum olacak' diyen bir insan hakkında her şey söylenebilir de özü sözü bir denilemez" şeklinde konuştu.

"Ilımlı İslam" yakıştırması

Baykal, son dönemde yabancı gözlemcilerin Türkiye'ye yönelik olarak "ılımlı İslam devleti" demeye başladıklarını, eskiden bu söylendiğinde ülkenin ayağa kalktığını belirtti.

Başbakan Erdoğan'ın "ılımlı İslam lafı çirkin bir yakıştırma" dediğine dikkat çekilmesi üzerine de Baykal, "Doğru ama dini bir devlet olmaya itiraz etmiyor, dinin dozuna itiraz ediyor. Elbette milletimizin ezici çoğunluğu Müslüman bundan iftihar ediyoruz. Bunda bir tereddüt yok ama tereddüt devletimiz, nasıl bir devlet olacak?" dedi.

"Onlar (Erdoğan, Gül) bir büyük dalganın üzerinde sörf yapıyorlar" diyen Baykal, "O dalga şimdi onları cumhurbaşkanlığına getiriyor ama bilin ki, o dalga devam ettiği sürece bugün onları atar, yarın başkalarını alır getirir. Türkiye artık bir laik demokratik devlet olarak tarif edilmekten çıkıyor ve herkes de bunu içine sindiriyor. Önce ılımlı İslam devleti olur, arkasından birileri çıkar, 'niye ılımlılık sıfatına ihtiyaç var' der. Arkasından 'gerçek İslam devleti o mudur, bu mudur' tartışması başlar. O süreç sizi alır, nereye kadar götürür yaşar görürsünüz" dedi.

"Erdoğan'a kapımız açık"

Başbakan Erdoğan ile diyalog konusunda "iplerin tamamen kopup kopmadığının" sorulması üzerine Baykal, "Ne münasebet... Gelmek isterse kapımız açık. Niçin gelecek? Bana 'Türkiye'nin önündeki olasılıkları değerlendirir, istişare ederim' diyordu. Ben de bunu saygıyla karşılayıp katkımı yapacaktım. Katkım, AKP'linin, bu sakıncaları taşımayan bir AKP'linin, Cumhurbaşkanı seçilmesine oy vermeye kadar olacaktı... O zaman o havada değildi, daha sonraki şartlar onu bu noktaya getirmiş olabilir diye düşündük" dedi.

Sezer'e CHP çağrısı yapılacak mı?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi dolduktan sonra "CHP'de siyaset yapması için bir çağrıda bulunup bulunmayacağının" sorulması üzerine, Baykal, "Siyaset konusunun, Sezer'in kişisel değerlendirmesine bağlı olduğunu" dile getirdi.

Baykal, "Saygı gösteririm. Karar alması gereken kendisidir. Bir çağrı yapıp, 'kabul etti, etmedi' tartışmaları içine girmek doğru, uygun değildir. Bu, benim haddimi aşmam olur" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious