Baykal kalabalıktan memnun kaldı

  • Giriş : 22.03.2009 / 16:45:00
  • Güncelleme : 22.03.2009 / 18:49:08

Deniz Baykal, Çağlayan'da düzenlenen mitingde konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul'da miting yapılacak yeterince meydan olmadığını ifade ederek, ''Kazlıçeşme'ye başvurduk, dediler ki '2 miting yapılmaz'. Peki şimdi Çağlayan'da 2 miting yapılmayacak mı? Çağlayan'da 2 miting de yapılıyor, 3 miting de yapılıyor da Kazlıçeşme'de niye yapılmıyor?'' dedi.

Baykal, partisince Çağlayan Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmaya, ''Bu miting, alıştığımız mitinglerden değil. Arkamızda bir miting, sağımızda bir miting kalabalığı, solumuzda bir miting kalabalığı var. 360 derece miting yapıyoruz'' diye başladı.

Türkiye'nin her kentinin ayrı bir güzelliği, anlamı ve önemi olmasına rağmen İstanbul'un bambaşka olduğunu ifade eden Baykal, ''İstanbul bir dünya kentidir. Haritada bir nokta değildir. İstanbul bir tarihtir, kültürdür, medeniyettir'' şeklinde konuştu.

Baykal, İstanbul'un Türkiye'nin ve dünyanın iftihar noktası olduğunu belirterek, kentin Fatih Sultan Mehmet'ten bu yana Müslüman olduğunu, böylece İstanbul'un Anadolu'nun bir parçası haline gelerek, ait olduğu yere geldiğini dile getirdi. ''İstanbul'u ait olduğu yerden alıp götürmek isteyenlere Mustafa Kemal'in istiklal mücadelesi ile cevap verildi'' diyen Baykal, bu tarihi geçmişe ve medeniyete sahip olmanın sorumluluğunun bulunduğunu anlattı.

İstanbul'u hak ettiği yere taşımanın bir boyun borcu olduğunu vurgulayan Baykal, ''Bu sorumluluğumuzu en iyi şekilde yerine getireceğiz. Sorumluluğumuzu biliyoruz. İstanbul'a sahip çıkacağız. Ben de arkadaşlarım da büyük bir İstanbul coşkusu, İstanbul heyecanı içindeyiz'' dedi.

-ALANDA TOPLANANLARA SORULAR-

Daha sonra alanda bulunanlara ''Siz iyi misiniz? İşleriniz yolunda mı? Kazancınız iyi mi? Borçlarınızı ödeyebiliyor musunuz? Gençler iş bulabiliyor mu? İstanbul'un yaşadığı bu hayatı içine sindiriyor musunuz?'' gibi sorular yönelten Baykal, şöyle devam etti:

''İstanbul'da yaşayanlar, içinde bulunduğu durumdan memnun gözükmüyor. Niye? İstanbul'da sanayi var, hizmet sektörü var, bankacılık var, turizm var, her türlü geçim olanağı var. İstanbul bereket kaynağı. Taşı toprağı altın İstanbul. O büyük İstanbul'un o altınından size yansıyan bir şey yok mu? İstanbul, İstanbulluya zenginlik, refah aktaramıyor mu? İstanbul'a herkes iş için geliyor. İstanbullu işsiz mi yoksa? Bütün Anadolu, 'İstanbul'a giderim, çalışırım' diye bir umutla yaşıyor. İstanbullu ne durumda, İstanbul'da geçim var mı, kazanç var mı, para var mı, zenginlik var mı? 'Yok' diyorsunuz. İstanbul'da da zenginlik yoksa, nerede bu zenginlik acaba?''

Alanda bulunan emeklilere de ''Yıllarca çalıştınız, sizin geçiminiz nasıl?'' sorusunu yönelten Baykal, emeklilere bu yıl için yüzde 4 maaş artışı verildiğini hatırlattı. Baykal, ''Emekli eskiden, 'emekli olayım da maaş ile günümü gün edeyim' diye düşünürdü. Dünyanın her yerinde emekli, emekli parasıyla dünyayı geziyor. Bizim ki emekli maaşıyla kendisini geçindirmenin telaşı içinde. Şimdi bir de işsizlik var. Çocuk işini kaybetti, gelin çalışmıyor, 2 tane çocuk, hepsi emekli maaşına bakıyor'' diye konuştu.

Emeklilerin, kahvehaneye gitmeye bile korkar hale geldiğini ifade eden Baykal, çalışanların işine son verilme ya da emeklilik kaygısı, emeklilerin de geçim sıkıntısı içinde olduğunu vurguladı. Böyle bir İstanbul'un, İstanbul'un adına yakışmadığını kaydeden Baykal, ''Ama iktidar diyor ki 'Türkiye çok zenginleşti. Patladı Türkiye, zıpladı Türkiye' diyor. Türkiye kalkındı mı, zenginleşti mi? 'Kişi başına gelir 10 bin dolara çıktı' diyor. İstanbul'da yok mu bu? İktidarın bahsettiği zenginlik İstanbul'a yansımış değil mi? İktidar zenginlikten bahsediyor, siz bunu reddediyorsunuz'' dedi.

-TÜRKİYE'NİN DIŞ BORCU-

Hükümetin kullandığı borç miktarının, gelmiş geçmiş hükümetlerin ortak kullandığı borçtan daha fazla olduğunu anlatan Baykal, ''İktidarın elinden geçen büyük kaynağa rağmen halkın yokluk içinde olduğunu'' savundu.

Baykal, ''Bu kadar para kullanıldı, siz 'yoksulluk var' diyorsunuz. Yoksulluk, yokluktan kaynaklanıyor olsa anlayacağız. Siz yoksulluktan, işsizlikten bahsediyorsunuz, iktidar tarihimizin en büyük kaynağını kullanıyor'' diye konuştu.

Hükümetin iş başına geldiğinde ülkeyi 220 milyar dolar borçla devraldığını, bu borcun içinde Atatürk, İnönü, Celal Bayar, Menderes, Demirel, Özal ve Erbakan dönemlerinin de bulunduğunu belirten Baykal, ''Bütün o dönemlerin kullandığı ortak borç 220 milyar dolar iken, üzerine 280 milyar dolar ek borç yaptılar. Bunlar sadece 7 yılda 280 milyar dolar harcadılar'' dedi.

Baykal, hükümetin aldığı borçlara, kaynaklara ve imkana rağmen bunu işçiye, esnafa, emekliye tek kuruş olarak yansıtmadığını öne sürdü.

-BAYKAL AMBULANS İSTEDİ-

Bu sırada alanda bulunanlardan bir kişinin fenalık geçirmesi üzerine ambulans çağrılması gündeme geldi. Baykal, konuşmasını keserek, alanın arkasına ambulans istedi.

Daha sonra konuşmasını sürdüren Baykal, şunları kaydetti:

''Sevgili İstanbullular, İstanbul'dayız. Bu kadar para harcanmış, bir miting yapacağız. Doğru dürüst meydan bulamıyoruz. Sıkışıklıktan, belki de açlıktan, bakımsızlıktan insanlarımız ölüyor, yaralanıyor, bayılıyor.

Koca İstanbul'da miting yapacak doğru dürüst meydan yok. Kazlıçeşme'ye başvurduk, dediler ki '2 miting yapılmaz'. Peki şimdi Çağlayan'da 2 miting yapılmayacak mı? Çağlayan'da 2 miting de yapılıyor, 3 miting de yapılıyor da Kazlıçeşme'de niye yapılmıyor? İstanbul'a seçim öncesinde miting yapılacak doğru düzgün 4-5 alan yapılmamışsa bunun sorumlusu sen değil misin? Neyse...''

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meydanlarda kendisine saldırdığını ancak içindeki ateşi söndüremediği için İsmet Paşa'ya saldırdığını öne sürerek, ''Neymiş, 'İsmet Paşa 80 yıl önce nüfus cüzdanına 'ekmek karnesi verilmiştir' diye damga bastırmış. İnsaf et insaf. İsmet Paşa'yı ağzına bile alma bir defa'' diye konuştu.

Baykal, partisince Çağlayan Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, ekonomik kriz nedeniyle işsiz sayısının olağanüstü arttığını, fabrikaların kapandığını, sanayinin ve sofradaki somunun küçüldüğünü belirtti.

Bunun iyi bir manzara olmadığını ifade eden Baykal, ''Bu kadar parayı kullandılar ne oldu? Yel üfürdü, su götürdü. Şimdi Türkiye'nin sırtına borcu kaldı, işsizliği kaldı. Türkiye'de yaşanan sıkıntıları hep beraber aşacağız'' diye konuştu.

Baykal, Türkiye'ye daha kriz gelmeden geçen Eylülde iktidarı uyardığını ve gerekli önlemleri almasını istediğini ancak Başbakan'ın aldırmadığını, krizi anlamayı, görmeyi bile başaramadığını savunarak, şunları söyledi:

''Başbakan diyor ki 'İşsizliğe, ekonomik sıkıntıya çare biliyorsan söyle, uygulayalım. Uygulamazsan siyasi hayatını bitiririm'. Ben de ertesi gün çıktım 7 tane çare söyledim. Bir gün sustu, ertesi gün kızgın bir şekilde çıktı, bana hakaret etmeye başladı. 'Öğren de gel, birilerine sor. Sen iktidar değilsin, 40 fırın ekmek yemen lazım' dedi. Bir Başbakan'a yakışıyor mu bu sözler? Sen çare sormuşsun, ben de söylemişim. İster uygularsın, ister uygulamazsın, o sana kalmış. Ne bağırıp çağırıyorsun. Bu üsluba sessiz kalamazdım. Ben de çıktım, ağzının payını verdim. Bu üslubun Başbakan üslubu olmadığını, maganda üslubu olduğunu söyledim ve kendisine bir hatırlatma yaptım. İktidar olmak ayrı, adam olmak ayrı.''

-''AMPULÜ GEÇ YANIYOR''-

Baykal, söylediği önerilerinin ardından hükümetin 7 maddeden 2'sini uygulamaya koyduğunu belirterek, ''Biz bu önerileri Eylül ayında yaptık. 7 ay sonra mı aklın başına geldi? Bunun ampulü niye böyle geç yanıyor. Bunun ampulü yanıncaya kadar, Türkiye'de milyonlarca insan işini kaybediyor'' diye konuştu.

Uygulamaya konulan bu önerilerin piyasayı rahatlattığını ancak halen diğer önerilerinin uygulanmadığını dile getiren Baykal, ''Onları da uygulayacak da etrafında dolaşmaya başladı. Kompleksi var, 'CHP önerdi, doğrusu budur uygulayalım' diyemiyor, etrafında dolanıyor'' dedi.

İkinci önerisinin işinden atıldığı için kredi kartı borcunu ödeyemeyen insanlara kolaylık getirilmesi konusunda olduğunu ifade eden Baykal, ''Bu insanları temerrüt faizine teslim edemezsiniz. Yüzde 66 kredi kartı faizi ödeyeceksin. Olur mu? Bankaya yatırılan paraya verilen faiz yüzde 12-13. Bu faizleri durdurmak, sabitlemek lazım. 2 yıllık vadeye yayarak, eşit faizle almak lazım. Yüzde 20 faizle al, bankalar yüzde 500 kar etmesin, yüzde 40 kazansın'' dedi.

Baykal, çiftçiye önlem paketi de önererek, çiftçilerin tarlasını sulamak için fabrikalardan daha pahalı elektrik kullandığını, buna yönelik olarak da hükümet tarafından paket hazırlanmasını önerdi.

CHP'nin bu önerilerini 6 ay süreyle uygulanmak üzere önerdiğini ancak hükümetin 3 ay için önerileri uygulamaya koyduğunu belirten Baykal, ''Şimdi Çalışma Bakanı da '3 ay yetmez, 6 ay yapsınlar' diyor. CHP'nin sözünü dinlesen, bu hale düşmeyeceksin'' şeklinde konuştu.

-YOLSUZLUKLAR VE DENİZ FENERİ DAVASI-

''Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş yolsuzluklar bulunduğunu'' iddia eden Baykal, şöyle devam etti:

''Akıllara durgunluk veren yolsuzluklar, mantığın, vicdanın kabul etmediği yolsuzluklar yaşıyoruz. Eskiden yolsuzluğu ahlaken zayıf, helal süt emmemiş insan yapardı, yaparken de mahcup olurdu. Yaptığı işin suç olduğunu bildiği için onun ezikliğini taşırdı. Şimdi iş değişti, şimdi olay artık bireysel değil kolektif. 50 kişi bir araya geliyor, başkan, yönetim kurulu, saymanı, hukukçusu, uzmanı var. Şubesi var, teşkilat kuruyor. Şimdi soygun, teşkilatlı soygun. Bireysel değil, hep beraber bu iş için teşkilat kuruyorlar. Böylesi görülmedi. Türkiye'de soygunu yapanlar da sanki en muteber insan gibi, devletin baş köşesinde. Yüzünde utanma yok, o nedenle soygun çağ atladı diyorum.''

Deniz Feneri davasına değinen Baykal, Almanya'da bu davanın bittiğini ancak Türkiye'den uzun süre ses çıkmadığını söyledi. Aradan aylar geçmesine rağmen bu davaya ilişkin dosyaların Almanya'dan getirilmediğini, buradaki şirketlere yönelik bir inceleme, el koyma yapılmadığını anlatan Baykal, uzun süre getirilemeyen dosyayı, CHP'nin alıp getirdiğini savundu. Şimdi, bu dosyanın tercüme edildiğinin söylendiğini ifade eden Baykal, ''Başbakan çıkıp desin ki 'Ben bunları yargılamak istemiyorum. Bunlar benim eşim, dostum, akrabam'. Bunu da söylemiyorlar'' diye konuştu.

Bu davayla ilgili yayın yasağı da getirildiğini belirten Baykal, ''Deniz Feneri'nin konuşulmasına yasak getiriyorsun da bu memlekette 11 ay boyunca niye tutuklu olduğunu bilmeyen insanları, sırf sana muhalefet ettiği için gözaltına aldırıyorsun, cezaevine koyuyorsun da onlar hakkında yalan yanlış, ruh hastalarının senaryolarını, uydurma tanıklıklarını ekranlarda aylarca yayınlatılıyor. Aklına yayın yasağı koymak niye gelmiyor. Bu çifte standart her yerde var'' dedi.

-''İSMET PAŞA'YI AĞZINA ALMA''-

Başbakan'ın kendisine, İsmet Paşa'ya saldırdığını, içindeki ateşi söndüremediğini savunan Baykal, şöyle konuştu:

''Neymiş, İsmet Paşa 80 yıl önce nüfus cüzdanına 'ekmek karnesi verilmiştir' diye damga bastırmış. Arkadaş sana tarih dersi mi verelim. Türkiye nasıl kuruldu. Hangi çilelerle bu memleket düşmanı Anadolu'dan çıkardı. Onu mu anlatalım. İkinci Dünya Savaşı'na Türkiye'yi sokmamak için İsmet İnönü hangi büyük diplomasi tuzaklarını kurdu, hangi büyük diplomasi açılımlarını yaptı. Sana bunu mu anlatalım. İnsaf et insaf. İsmet Paşa'yı ağzına bile alma bir defa. Bir vatandaşımızın 2. Dünya Savaşı'nda burnu bile kanamadı. O günlerde herkes aç kaldı. İngiltere'de Almanya'da. Bütün Avrupa'da insanlar aç kaldı. Karneyle yaşadı. Elbette böyle olacak. Yani bu İsmet Paşa'yı şikayet etmek için nasıl söylenebilir. Hangi ruh halidir. Hangi sorumsuzluktur. Hangi vicdansızlıktır. Oturmuş CHP, Deniz Baykal, İsmet Paşa. Bir adım daha öteye gidecek ama onu tam gözüne kestiremiyor. Orada duruyor. Şimdi bunu duyunca ben de diyorum ki benimle ilgili bir derdin varsa arkadan konuşma. Arkadan konuşmak ayıptır. Ama bana söyleyecek sözün varsa gel televizyona çıkalım. Sen bana ne soracaksan sor, ben cevap vereyim. Ben de sana ne cevap vereceksem, gözlerinin içine bakarak cevap vereyim. Geliyor mu? Hayır. Niye gelmiyorsun, Başbakan kaçar mı? Başbakan'a kaçmak yakışır mı? Başbakan korkar mı korkma gel çık karşıma.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*