Baykal'ın ampul benzetmesi

Baykal'ın ampul benzetmesi.13188
  • Giriş : 21.03.2009 / 19:40:00

Baykal Tandoğan Meydanı'ndan konuştu: "Biz Eylül'de söyledik, onlar Mart'ta uyguladı"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ekonomik krize yönelik önlemleri biz Eylül'de söyledik, O Mart'ta uygulamaya koyuyor. Bunların ampulü geç yanıyor. 6 ay sonra uyguladı, bu arada olan oldu'' dedi.

Baykal, partisinin Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, vatandaşların meydanın dört bir yanını doldurduğunu belirterek, ''Anlaşılıyor ki 360 derece miting olacak. Hepinize teşekkür ediyoruz'' dedi.

Ankara'nın yalnızca bir il değil, bir tarih, kültür, medeniyet, çağdaş devletin nasıl kurulduğunu gösteren bir simge, Cumhuriyetin kendisi olduğunu ifade eden Baykal, Ankara'nın zaman içinde farklı siyasi düşüncelerden kişiler tarafından yönetildiğini, ancak her zaman ''Mustafa Kemal'in Ankarası'' olduğunu kaydetti.

Baykal, ''Ankara'nın özüyle de sözüyle de Mustafa Kemal'in Ankarası olması için önümüze bir fırsat geliyor. Bunu yapacak mıyız? Ankara'yı kurda kuşa teslim etmeyelim. Ankara'yı Mustafa Kemal'e taşıyacak mıyız? Şimdi bunu başarmak zorundayız. Biz ayrışmaları, bölünmeleri aştık da geldik. Biz yaptık. Şimdi Ankara sen yapacaksın. Bu görev sana düşüyor. En iyisini yapacağınıza inanıyorum'' diye konuştu.

Hükümetin ekonomi politikasını eleştiren Baykal, ekonominin giderek küçüldüğünü, işsizliğin ve yoksulluğun arttığını söyledi. ''70 milyonun sofrasındaki somun küçülüyor etrafındakilerin sayısı artıyor. Zenginleşmek demek somunu büyütmek demek'' diyen Baykal, hükümetin ileri sürdüğü zenginleşmenin gerçek olmadığını savundu.

AK Parti hükümetinin cumhuriyet tarihi boyunca iktidara gelen tüm hükümetlerden daha fazla borç para aldığını ileri süren Baykal, ''nereye gitti bu paralar?'' dedi. Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'nin çalmadan, çırpmadan, yolsuzluk yapmadan kurulduğunu ifade ederek, AK Parti iktidarının ise Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış ne kadar eser varsa yerli, yabancı, ucuz, pahalı demeden sattığını iddia etti. ''Zenginlikte çağ atlamadık ama yolsuzlukta çağ atladık'' diyen Baykal, Türkiye'de son dönemde gerçekleştirilen yolsuzlukların biçimi, miktarı ve niteliği açısından dünyada benzerlerinin olmadığını savundu.

Konuşmasında Deniz Feneri olayına da değinen Baykal, vatandaşların dini duyguları kullanılarak toplanan paraların teşkilat kurularak Türkiye'ye getirildiğini, bu paralarda şirket, televizyon kanalı kurulduğunu söyledi. Baykal, hükümeti bu yolsuzluk karşısında gerekeni yapmamakla suçladı.

''ÇOK KIZDI DAVA ÜSTÜNE DAVA AÇIYOR''

TÜPRAŞ ve TELEKOM'un özelleştirilmesini de eleştiren Baykal, ''Sizin cebinizden çıkan paralar birilerinin cebine girdi. Bunların hesabı sorulacak. Ne zaman sorulacak? CHP iktidara geldiği zaman sorulacak'' dedi.

Ekonomik krize yönelik olarak kendisinden öneri isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu önerileri ortaya koyduğunda ''sinirlendiğini'' ifade eden Baykal, ''(İktidar olmak ayrıdır, adam olmak ayrıdır) dedim. Çok kızdı dava üstüne dava açıyor. Güya bizi susturacak'' dedi.

Ekonomik krize yönelik önerilerini ilk kez gelişmeleri önceden görerek 2008 yılının Eylül ayında gündeme getirdiklerini hatırlatan Baykal, ''Ekonomik krize yönelik önlemleri biz Eylül'de söyledik, O Mart'ta uygulamaya koyuyor. Bunların ampulü geç yanıyor. 6 ay sonra uyguladı, bu arada olan oldu'' diye konuştu.

Çalışanların üzerindeki prim ve stopaj yükünün azaltılmasını, kredi kartı borçlarının dondurularak 2 yıl içinde eşit taksitlerle ödeme imkanı yaratılmasını, bu borçlara yönelik faiz oranının düşürülmesini isteyen Baykal, bu önerilerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Vatandaşın işsiz kaldığı için, imkansızlıktan kredi kartlarına başvurduğunu, Başbakan Erdoğan'ın ise bu kişileri ''dürüst olmamakla'' suçladığını ifade eden Baykal, ''O dürüst değil ama kendi reklamını yaptırmak için Sabah Gazetesi ile ATV televizyonunu damadının başında bulunduğu şirket alsın diye devlet bankasından kredi aldırtmak dürüst öyle mi?'' diye konuştu.

Çiftçinin yıllardır kriz içinde olduğunu hükümetin ise durumun ancak sanayide yaşanan sıkıntılar sonrasında farkına vardığını savunan Baykal, çiftçilere yönelik olarak da acil bir tedbir paketi hazırlanması gerektiğini belirtti.

Kendisinin yolsuzluğu ve ekonomik sıkıntıları dile getirdiğini, ancak Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri karşısında sinirlendiğini ileri süren Baykal, şöyle konuştu:

''Başbakan bize sinirleniyor. Ne yapıyor? Veriyor, veriştiriyor Deniz Baykal'a. İşi, gücü bıraktı Başbakan, Deniz Baykal'la uğraşıyor. Gece yatağa Deniz Baykal'la giriyor, sabah yataktan Deniz Baykal'la kalkıyor. Aklı fikri Deniz Baykal'da. Sen Başbakansın bırak Deniz Baykal'ı, sana ne? Sen işine bak. Bak birilerinin bu kadar derdi var, sorunu var. Hayır... İçinde yüreğinde, beyninde Deniz Baykal. Ben Başbakan'a bu kadar takılmıyorum. Başbakan ne içimde, ne yüreğimde böyle bir yer tutmuyor. Görevimi yapıyorum, yanlışını görüyorum söylüyorum, bitti. Bu öyle değil, gece gündüz Baykal. Ne söyleyeceğini de şaşırıyor. Yalan yanlış söylüyor bize. Bazen laf çarpmaya çalışıyor, Ziya Paşa diyor eşeği, semeri karıştırıyor. Bazen Diyojen'leri karıştırıyor. Hep o takıntıdan. Bugün koyundu, sürüydü onlara takmış. Eşeği, semeri, koyunu bırak gel 70 milyonunun acısına, Türkiye'nin gerçeğine. Ciddi ol, ciddi. Başbakan ol, başbakan. Bana saldırıyor kesmiyor, içindeki ateş yüksek, sönmüyor. Bu defa İsmet Paşa'ya saldırmaya çalışıyor. İsmet Paşa nereden çıktı? İsmet Paşa senin neyine?''

''İSMET PAŞA'NIN OĞLUNUN KUYUMCU DÜKKANI MI VARDI?''

Başbakan Erdoğan'ın İsmet İnönü dönemindeki uygulamaları eleştirdiğini hatırlatan Baykal, o dönemin koşullarının görmezden gelinemeyeceğini bildirdi. Baykal, şöyle devam etti:

''Sana milli mücadele mi anlatalım, tarih mi anlatalım? Ne anlatalım? Sen ananın karnına düşmemişken bu millet bu devleti nasıl kurdu biliyor musun? Bu devlet nasıl kuruldu, ne çilelerden geçerek kuruldu biliyor musun? O İsmet İnönü 2. Dünya Savaşı günlerinde Türkiye'yi savaşa sokmamak, analarımızı, babalarımızı savaşın tehdidinden tehlikesinden korumak için dünyanın en büyük ülkeleriyle hangi diplomatik başarılar yaptı, Türkiye'yi kılına bile dokundurtmadan 2. Dünya Savaşının dışında tutmayı nasıl başardı senin aklın basıyor mu? İsmet Paşa döneminde karne varmış... O dönemde dünya birbirine girmiş, İngiltere'de karne var, Almanya'da karne var. Savaş ortamı. 10 milyonun üzerinde insan cephede öldü.''

İsmet İnönü'nün böyle facia ortamında ülkeyi yönettiğini belirten Baykal, ''İsmet Paşa'nın oğlunun kuyumcu dükkanı mı vardı? Bu memleketin dürüst, namuslu kahramanlarına, liderlerine, devlet adamlarına saygıyı öğren bari. İsmet Paşa'ymış... Onun eserlerini satarak sen gününü gün ediyorsun''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*