Baykal'ın Gül'e yönelik hitabı dikkat çekti

Baykal'ın Gül'e yönelik hitabı dikkat çekti.11642
  • Giriş : 14.09.2008 / 20:00:00
  • Güncelleme : 14.09.2008 / 18:47:17

CHP lideri Baykal'ın Söğüt'teki törenlerde Cumhurbaşkanı Gül'e yönelik hitabı dikkat çekti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Baykal, 727. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nin yapıldığı ilçe stadındaki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Gül'e 'Sayın Cumhurbaşkanım' şeklinde hitap etmesi dikkat çekti.

Baykal konuşmasında bugünkü siyasi kimliği, siyasi varlığı, bağımsızlığın, başını dik tutan bir devlet olarak bu coğrafyada varlık göstermeyi sürdürüyor olmanın temelinde yatan Ulu Ertuğrul Gazi'yi 727 yıl sonra hep birlikte kıvançla andıklarını kaydetti.

Bugün Ertuğrul Gazi'nin başlattığı yolda, bütün dünya tarihini derinden etkileyen bir büyük imparatorluğun nasıl şekillendiğini herkesin çok iyi bildiğini anlatan Baykal, ''Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişini ve başarıya ulaşmasını, 600 yılı aşkın bir süre bu önemli dünya coğrafyasına damgasını vurmuş olmasını çoğu kişi yanlış olarak, bir askeri organizasyonun başarısı olarak anlama eğilimindedir'' diye konuştu.

Baykal, Osmanlı'nın askeri organizasyon olmanın yanı sıra toprak işleme organizasyonu da olduğunu ifade ederek, ''Osmanlı İmparatorluğu aynı zamanda bir toplumsal örgütlenme organizasyonudur ve hiç şüphe yoktur ki aynı zamanda bir büyük kültür, manevi değerler, anlayış ve ahlak sistemini ortaya koyan bir imparatorluktur'' dedi.

-''BU MİLLET 700 YIL SONRA BİR SINAV DAHA VERDİ''-

''Osmanlı İmparatorluğu'nun kazandırdıkları ve yüklediği manevi sorumlulukları değişen dünya şartları içinde ayakta tutmaya, varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz'' diyen Baykal, şunları kaydetti:

''Anadolu'daki Türk varlığının, hakimiyetinin, Anadolu'yu Türkler için bir vatan haline dönüştürülmesinin büyük bir başarıyla sonuçlanmasından sonra ne yazık ki daha 20. yüzyılda bir kez daha bu topraklardaki varlığımızı savunmak ve korumak için bir büyük ölüm ve kalım mücadelesi vermek zorunda bırakılmışızdır. Bu ölüm kalım mücadelesini de bir büyük başarıyla tamamlamış olmanın sonucunda bugün bu topraklarda, bu ay yıldızlı bayrağı dalgalandırmak imkanını buluyoruz. 700 yıl sonra bir sınav daha vermiş olan bir milletin, önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilecek olan yeni sınavlar ve sorunlar karşısında da bu dayanışmasını, milli birliğini, kimliğini, bütünlüğünü ayakta tutma sorumluluğu hiçbir zaman unutmamalıdır.

Dünya değişiyor, teknoloji değişiyor ama bizim maruz kaldığımız endişeler ve tehditler hemen kolayca ortadan kalkmıyor. Bunu bilmek ve onun sorumluluğu bilinci içinde davranmak zorundayız.''

-''İNSAN, EKONOMİ VE AHLAKI BİR ARADA TUTMAK ZORUNDAYIZ''-

Baykal, bugün herkesin üç temel sorumluluğu bulunduğunu belirterek, bunların birincisinin bütün siyasi yaşamın temeline insanı almak olduğunu kaydetti.

Her şeyin insan için olduğunu anlatan Baykal, şöyle devam etti:

''Devlet de insan içindir, bütün diğer insanlar da insan içindir. İnsan her şeyden öncedir. Önce insan. Bu güzel bir değerlendirme ama yeterli bir değerlendirme değil. Başka bir özelliğe daha ihtiyacımız var. Başka bir kırmızı çizgimizin daha olmasına ihtiyacımız var. Bir başka temel dokunulmazlığımız daha olmasına ihtiyaç var. Nedir o? Ekmek. Başını dik tutacak sağlam bir ekonomik altyapıya sahip olmak. Eğer ekonomin sağlam olmazsa bu topraklarda yaşatmazlar seni. Borç içinde olursan bu topraklarda yaşatmazlar seni. Başını dik tutmak için sadece onurlu olmak, kahraman olmak yetmez. Aynı zamanda karnı tok, sırtı pek ve başı dik insanların oluşturduğu bir toplum olduğumuzu ortaya koymak gerekir. Bu da ikinci temel görevimizdir. Önce 'insan, ekmek, iş, ekonomi' diyeceğiz ve bunların sonucunda bir başka öncelik daha söyleyeceğiz. Önce ahlak, dürüstlük, doğruluk, yetim hakkı yememek, harama göz dikmemek, hak, adalet ve hukuk bilmek. Hepsi bir arada, insan, ekonomi ve ahlak. Tümünü bir arada tutmak zorunluluğu içindeyiz. Bu bizim, bu topraklardaki varlığımızın güvencesi olur. Bu topraklarda başımız dik ancak böyle yaşarız.''

Osmanlı Devleti'nin ekonomiyi çözdüğü, insanlarına ekmek vermeyi başardığı ve insanı temel aldığı, hak ve adalet duygusundan şaşmadığı için başarılı olduğunu anlatan Baykal, ''Biz de öyle olmak zorundayız'' dedi.

Baykal, bu doğrultuda daha yolculuğun başındayken büyük Edebali'nin Osman Gazi'ye nasihatlerinin sadece o günler için değil günümüz için de değer taşıdığını ifade ederek, gerçekleri görmek için Edebali'nin o gün dile getirdiği nasihatlerin ve tavsiyelerin bu gün de hala büyük önem taşıdığını bildirdi.

-EDEBALİ'NİN OSMAN GAZİ'YE YAPTIĞI NASİHATLER-

Baykal, Edebali'nin Osman Gazi'ye yaptığı nasihatleri şöyle sıraladı:

''Ey Oğul, Beysin, bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik, yanılgı bize, hoş görmek sana. Geçimsizlik, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. Bölmek bize, bütünlemek sana. Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Ey oğul, öfken ve nefsin bir olup aklını yener, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır ve çetin, gücün kıla bağlı Allah yardımcın olsun.''

Yıllar sonra bu duygular içinde, ülkeyi geleceğe taşımanın büyük sorumluluğunun herkesin omuzlarında bulunduğunu ifade eden Baykal, şöyle konuştu:

''Birliğimizi, bütünlüğümüzü, dayanışmamızı ayakta tutmanın gerekleri genel olarak önümüzde. Üzerimize düşenleri yapmaya çalışıyoruz. Bugün de 727 yıl sonrasında büyük Ertuğrul Gazi'ye hepimiz şükranlarımızı minnetlerimizi sunuyoruz. Nur içinde yatsın. Onun açtığı yoldan bugünlere geldik. Ülkemizi ve milletimizi daha ileri yollara hep birlikte götürmenin sırrını elbette bulacağız."

DEVLET BAKANI YAZICIOĞLU: ''İÇERİDE BİRLİK VE BERABERLİĞİ KORUYABİLDİĞİ SÜRECE TÜRKİYE'NİN AŞAMAYACAĞI HİÇBİR ENGEL YOKTUR''

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, ''İçeride birlik ve beraberliği koruyabildiği sürece Türkiye'nin aşamayacağı hiçbir engel yoktur'' dedi.

Bakan Yazıcıoğlu, 727. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde yaptığı konuşmada, tarihe yön veren aziz kumandan Ertuğrul Gazi'nin hatırasını anmak için burada bulundukları belirterek, Ertuğrul Gazi ile başlayan birlik ve beraberliğin 727 yıldır devam ettiğini kaydetti.

Birlik, beraberliğin ve kardeşlik ateşinin sonsuza kadar yanacağını anlatan Yazıcıoğlu, şöyle konuştu:

''Bu ateşten yayılan ışık gönüllerimizi aydınlatmaya devam edecek. Bu köklü medeniyetimiz, canlı tarih ve kültür birikimimiz var oldukça ve biz bu mirasa sahip çıktıkça, bu millet var olmaya devam edecektir. 727 yıl önce kendi aralarında çekişme ve çatışmalar yaşayan küçük beylikleri bir araya getirerek bir cihan devletine dönüştüren bu aziz ruhtan alınması gereken dersler var.

Bu topraklarda 727 yıl önce sadece dünyanın gördüğü en muhteşem devletlerden birisinin kuruluşu gerçekleşmiş, aynı zamanda dünyanın en müstesna medeniyetlerinden birisinin de temeli atılmıştır. Bugün andığımız Ertuğrul Gazi'nin bu topraklara bıraktığı tohumla uzun ve meşakkatli yolculuğuna başlamış kolları dünyanın dört bir köşesine uzanan koca bir çınar olmuştur. Ertuğrul Gazi'nin toprağa bıraktığı bu tohum altı yüzyılı aşkın bir süre insanlık tarihinin gördüğü en büyük barış ve barış medeniyetini geliştirmiş, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeden tüm insanlığa yol göstermiştir.''

-''TÜRKİYE, ÖRNEK BİR VİZYON''-

Yazıcıoğlu, Osmanlı'nın diğer medeniyetlerden en önemli farkının kendi medeniyetinin varlığını diğer medeniyetleri yok ederek değil, onları da içinde yaşatarak sürdürebilmesi olduğunu belirterek, farklı dinlere inanan, farklı dillerle konuşan milyonlarca insanın Osmanlı medeniyeti içinde barış ve huzur içinde yaşadığını bildirdi.

Bugün Balkanlar'da, Ortadoğu'da ve Kafkaslar'da Osmanlı'nın nasıl bir medeniyet kurduğunun daha iyi anlaşıldığını ifade eden Bakan Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

''Yaratılanı yaratandan ötürü seven bir kültürün parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim medeniyet anlayışımız teknoloji alanında gelinen noktayı göz ardı etmediği gibi demokrasi, insan hakları ve özgürlükler üzerine kurulu modern bir devlet anlayışını da yok saymamaktadır. Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, dünyanın bütün çatışmalı ve çekişmeli alanlarında bir umut ışığı yakmayı başarmıştır.

Atatürk'ün 'yurtta sulh cihanda sulh' ilkesini benimseyen Türkiye kendi insanı, komşuları ve uzak ülkelerle sevgi ve dostluk iklimini oluşturmaya çalışmaktadır. Türkiye, Kafkaslar'dan Akdeniz'e Balkanlar'dan Ortadoğu'ya kadar bölgesinin ve daha geniş anlamıyla eski Osmanlı coğrafyasının en önemli ülkelerinden birisi durumundadır. Çok zor bir coğrafyada barış ve istikrar unsuru olan Türkiye bu coğrafyanın toplumları için örnek bir vizyon ortaya koymaktadır.

İçeride birlik ve beraberliği koruyabildiği sürece Türkiye'nin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.''

Etkinliğin yapıldığı statta, ''Halkoyunları Yarışması''nda Türkiye birincisi olan Muğla'nın Fethiye ilçesi Gazi İlköğretim Okulu ile çeşitli illerden gelen halk oyunları ekipleri gösteri yaptı.

Genelkurmay Başkanlığı Mehter Takımı ve askeri bandonun da katıldığı etkinlikte, Yörük derneklerinin üyeleri geleneksel kıyafetlerle geçit töreni yaptı.

DSP GENEL BAŞKANI SEZER: ''BİZİ KUTUPLARA AYIRMAYA ÇALIŞANLARA KARŞI BİRİZ VE BÜTÜNÜZ''

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, ''Bizi kutuplara ayırmaya çalışanlara karşı biriz ve bütünüz'' dedi.

Sezer, 727. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde yaptığı konuşmada, bir büyük imparatorluğun, cihan imparatorluğunun kurulduğu bu topraklarda Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde ata yurdunda olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk yaşadığını kaydetti.

Ertuğrul Gazi'nin Anadolu topraklarındaki Türk egemenliğinin hoşgörü ve barış anlayışıyla sürdürülmesine inandığını ifade eden Sezer, şöyle konuştu:

''Böylece bu topraklarda yüzlerce yıldır her inanç grubundan, her kökenden insanımız huzur ve barış içerisinde yaşayacak bir kültürel iklimi yakalayabilmişti. 700 yıl önce Ertuğrul Gazi'ye Gazi unvanını veren Türk Milleti Osmanlı'dan sonra yeni, çağdaş laik cumhuriyeti kuran büyük önder Atatürk'e de aynı unvanı, Gazi unvanını vermişti. Bu kadirbilir millet, cumhuriyetimizin sonsuza uzanan yolculuğunda geçmişten günümüze gelen bir birikimin etkisi çok önemlidir. Çok önemli bir süreçten geçmekteyiz. Dünya yeniden şekilleniyor, haritalar değişiyor, değiştiriliyor, yeniden yapılıyor. Enerji kaynaklarını ele geçirme, 'güç bende' savaşları ve kavgalarının mücadelesi yaşanıyor. Dünyada Türkiye'nin hak ettiği yeri alabilmesi son derece önemli. Bunun dışında geçtiğimiz bu önemli süreçte dünyanın en genç nüfusuna sahip milletimizin eğitim, gençlerimizin eğitim ve meslek edinme sorunları var. Ekonomiyle ilgili üretim sorunu var. Üretim zenginleşecek bir ekonomiyi yaratmamız, cari açığı düşürmemiz, kendi kararlarımızı kendimizin verebileceği ekonomik bağımsızlıkla birlikte siyasal bağımsızlığımızı pekiştireceğimiz bir süreci yaşamamız gerekiyor.''

Sezer, sorunları aşmak ve yapılması gereken birçok işi birlikte yapabilmek için bir ve bütün kalmak zorunda olunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Kutuplaşmak ve gerilmek değil, bir ve bütün kalmak zorundayız. Dünyanın en zengin, en derin kültürüne sahip bir milletiz. Bu zenginliğimiz, kültürel zenginliğimiz bazı kişilerce, kesimlerce ayrışmanın aracı gibi gösterilmeye çalışılıyor olabilir. Ama o zenginliğimiz aslında bizim önemli bir gücümüzdür. Hangi kökenden, hangi inanç gurubundan olursa olsun, bu topraklarda bu millet yüzlerce yıldır, Ertuğrul Gazi'den bu yana huzur içerisinde, barış içerisinde yaşadı. Bizi kutuplara ayırmaya çalışanlara karşı biriz ve bütünüz.''

-BBP GENEL BAŞKANI YAZICIOĞLU-

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da Osmanlı Devleti'nin Selçuklu İmparatorluğu'nun dağılan ve yıkılan yapısı içinden bir bayrak yarışı olarak devlet kurduğunu belirterek, Selçuklu'nun Anadolu'yu Türkleştirmesi ve Anadolu'da bir büyük medeniyet kurmasıyla Anadolu'yu Türklere yurt yaptığını belirtti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Selçuklu İmparatorluğu'nun devamı olduğunu anlatan Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

''Osmanlı Devleti'nin dağılması sonucunda yıkılan kaleler, düşen bayraklar, dürülen toprakların ardından yangından kıymetli bir eşya kurtarır gibi kurtardığımız Anadolu ve Trakya topraklarında kurulmuş olan genç Türkiye de Osmanlı'nın devamıdır. Bizi büyük yapan, büyük devletler ve medeniyetler kurmamızı sağlayan değerlerimize sahip çıktığımız sürece ırk, din ayrımı yapmadan mezhep, aşiret farklılığına düşmeden birliğimizi koruduğumuz sürece, o kutlu günlere yakışır yeni gelecekleri,nesillerimize aktaracağımızı düşünüyorum.

Bugün yapmamız gereken şey tarihle günümüzü barıştırmak, devleti milletle kaynaştırmak ve ay yıldızlı bayrağımızın altında birliğimizi sağlayarak teröre karşı omuz omuza vermektir. Önce ülkemizi terörden arındırmalı, birlikte kalkınmayı sağlamalı, korkularımızı yenerek ileriye doğru dev bir adım atmayı başarmalıyız. Ertuğrul Gazi ve Atatürk'ün bunu istediğine inanıyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*