'Baykal'ın kapıda kalması şık değil!'

'Baykal'ın kapıda kalması şık değil!'.9867
  • Giriş : 30.08.2008 / 13:12:00
  • Güncelleme : 30.08.2008 / 12:45:46

Baykal; Yaşar Büyükanıt'ın görevini Başbuğ'a devrettiği törene birkaç dakika geç kalınca içeri alınmadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Genelkurmay'daki programa giderken trafiğe takılan Baykal, kapıdaki albayın ''Tören şu an itibarıyla başladı. Komutanlarımızın emri çerçevesinde hiç kimseyi içeriye alamıyoruz." sözleriyle karşılaştı.

Olayın bir tarafında şu ayrıntı var; törene herkes gelmiş, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, komuta kademesi vs. törendeki yerlerini almış, İstiklal Marşı okunmuş, tören başlamış. Salonda dikkatleri dağıtacak bir giriş hoş olmayabilir. Ancak diğer yanda, geç kaldığının farkında olarak kapıya kadar gelmiş anamuhalefet partisinin liderinin içeri girme isteğinin reddedilişi var.

Bu sütunlarda CHP'nin siyaset tarzına ve anlayışına çok ağır eleştiriler yazdığımız bilinen bir gerçek. Ancak bu konuda Baykal'a yapılan davranışın şık olmadığını belirtmek gerekiyor. Bir yönüyle anamuhalefet lideri olarak milyonlarca kişinin Meclis'teki, daha doğrusu ülke yönetimindeki temsilcisi. Baykal'a yapılan en azından nezaketsiz bir davranış. Bu tür törenlere geç kalan basın mensupları veya ziyaretçilerin içeri alınmaması eskiden beri var olan ve herkes tarafından normal karşılanan bir davranış. Ancak Türkiye demokrasisinin en önemli kurumlarının birinin başında duran lidere daha zarif bir uygulama yapılabilirdi.

Diplomasi kriz anında zarif çözümler üretebilme sanatıdır. Bu ülkedeki bütün problemlerin, emir ve kesin hükümlerle çözümlenmesi mümkün değil. Askerin karşılaştığı problemleri kendi içinde -tabii ki olması gereken de odur- emir komuta çerçevesinde çözmesi bazen sivil hayata uyumsuzluk gösterebiliyor. Bazen bir kuralı hiçbir esneklik göstermeden uygulamaya kalkışmak, ortaya toplumsal bir tatsızlık olarak yansıyabiliyor. Bazen ülkedeki gerginliğin, kriz ortamlarının, çekişmelerin önünü alabilmek, küçük jestler, zarif çözümler ile mümkün olabiliyor. Tabii eğer gerginlik istemiyorsak.

Hasılı sosyal olaylar matematik formülleriyle asla çözümlenemez. Mekanik çözümlemeler, her zaman sıkıntı çıkarmaya adaydır. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın Milliyet'ten Meral Tamer'e söylediği sözler, bu mekanik çözümlemelere örnek gösterilebilir. Yalman diyor ki: ''Vatan sevgisi lümpen insanlara terk edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.'' Yalman, kimlerin vatanı sevebileceği kimlerin sevmeyeceği, kimlerin ne derece seveceğine karar veriyor. Vatanı sevmek birilerine bırakılacak ya da bırakılmayacak bir konu mudur? Kim vatanı daha çok sever, kim az sever diye bir ölçü mü var? Bir vatanseverlik ölçü birimi mi var? Vatan sevmek şunlara bırakılır bunlara bırakılmaz diye bir sosyolojik çözümleme olabilir mi?
Olayları değişmez ve zamana uygun hale getirilmez mekanik formüllerle çözmek, problemleri katlamaktan, düğüm haline getirmekten başka bir işe yaramıyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın devir-teslim töreni için salonun kapısına kadar gelen Deniz Baykal'a kural ya da emirle muamele etmesi, toplumsal tatsızlığı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Anamuhalefet partisinin salona girmesi için daha zarif bir çözüm bulunmalıydı.

MEHMET KAMIŞ - ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*