Bebeğe alışmak zaman alır

  • Giriş : 20.01.2007 / 00:00:00

Annelerin çocuğa duydukları ilgiyi adeta tahrik eden hormonal değişiklikler, ne yazık ki, babada mevcut değil.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dolayısıyla, zaman fakiri babalar, hormon desteğinden de yoksun olduklarından, bebek-baba ilişkisi yoğunluk açısından anneyle olanın epey bir gerisinde kalır 'Annelerde olup bizde olmayan ne?' bir baba 'Sen ne diyorsun abi?' başka bir baba

Babaların çocuklarına ısınması niye bu kadar zaman alıyor? Annelerle babaların bebeklerine yaklaşımları arasındaki farkların başında, hem ısınma zamanının çok uzaması hem de babaların bebeklerle az zaman geçirdiği iddiası yer alır. Bu durum böyle midir? Böyleyse, nedendir? Kısacası, babalar nasıl babalık yapmaya başlarlar?

Anne-baba ile çocuk arasındaki bağı oluşturan etkenlere yakından bakarsanız, 'birlikte zaman geçirmek' etkeninin babalar tarafında pek kısıtlı olduğunu görebilirsiniz. Annelerin çocuğu dokuz ay karnında taşımakla başlayan yakın ilişkileri, emzirme, bakım gibi yoğun dikkat ve emek gerektiren, tümüyle zamana dayanan tiptedir.

O HORMON BENDE YOK Kİ!

Hormonların neredeyse gebe kalma fikriyle salınmaya başladığını biliyoruz. Gebelik ilerledikçe, annenin 'havaya girdiği' de malum. Anne dahil herkes bu ruhsal durum değişikliğini şaşkınlıkla karşılayadursun, anne kendi ruh halini, bebeğin yoğun emek ve özveri gerektiren bakımına hazırlar. Bebek doğduğunda annenin kendisini ona adaması, ondan başka bir şeyle pek az ilgilenebilmesi bu durum sayesindedir. Annelerin çocuğa duydukları aşk derecesindeki bu ilgiyi adeta tahrik eden hormonal değişiklikler, ne yazık ki, babada mevcut değil. Dolayısıyla, zaman fakiri babalar, bebekleriyle ilişkilerini pekiştirecek hormon desteğinden de yoksun kaldıklarında, bebek-baba ilişkisi yoğunluk açısından anneyle olanın epey bir gerisinde kalır.

GÖZLER FALTAŞI GİBİ

Deneysel bir çalışmada, küçük bebek resimlerini gösterdikleri erkek ve kadınların duydukları heyecan ve coşkuyu ilginç bir yöntemle ölçmüşler: Göz bebeklerinin kaç milimetre genişlediğine bakarak. Sevinçten, coşkudan, yoğun duygudan faltaşı gibi açılan gözler en çok kadınlarda (çocuklu ya da çocuksuz), bir de 3 yaşından küçük çocuğu olan erkeklerde bulunmuş. Diğer erkekler (büyük çocuğu olan ya da çocuksuz) fazla bir duygu yoğunluğu yaşamamışlar. Bilimsel gözlem bu, bize diyecek bir şey bırakmamış!

Babaların küçük bebek resimlerine baktığı bir çalışma daha var. Hem anneler hem de babalar, bebekleri henüz 2 haftalıkken, bebeklerinin resimlerine bakar, ağlamasını dinlerken MRI tekniği kullanılarak beyinlerinde en çok hangi bölgenin çalıştığına bakılıyor. Annelerin beyninde kaygı, korku gibi duygularla bağdaştırılan amigdala ve anterior cingulate bölgeleri en aktif sayılmaktayken, babalarınkinde ne bulunur sizce? Hiç, sadece görme ve işitme merkezleri çalışmakta, kaygı ya da korkudan sorumlu alanlarda tık yok.

İş böyle kalmıyor. Aradan 6 ay geçtikten sonra, incelemeler tekrarlanıyor. Anneler aynı minvalde devam ederken, babalarda müthiş bir değişim var. Beyindeki kaygı ve korku merkezleri, annelerinki kadar olmasa da, ilk haftalardaki uykularından uyanmış vaziyetteler. Hele bebekleri ile daha uzun zaman birlikte olabilen, onun bakımında aktif rol alan babalar, kaygılanmakta, özenmekte, bebeklerinin hayatına titizlenmekteler...

Zaman tanıyın ve zaman ayırın. 'Eyvah, ben yeterli olabilecek miyim' diye telaşlanan babalara önerilerin başında 'zaman' etkenine saygı göstermeleri geliyor. Saygı, iki anlamda: Zaman alıcı bir süreç içinde olduklarını unutmadan hareket etmek, aceleci olmamak; bebekle her gün, düzenli birkaç dakika geçirmek Yani, zaman tanıyın ve zaman ayırın. Süreç kendiliğinden ilerleyecektir.

Sabrımız yok. 'Fazla da anneleşmeden, erkeklikten çıkmadan nasıl iyi baba oluruz? ('anneleşmekten bu kadar korku niye acaba?' diyenlere başka bir yazıda cevap vereyim).

OYUNBAZ BABALAR

Bebek, yeryüzünde üç ya da dördüncü haftayı doldurduğunda babasıyla (annesiyle olandan farklı) bir 'dans' tutturabilir. Araştırmalar için çekilen filmler, babaların çok daha 'oyunbaz' olduklarını ortaya koyuyor. Baba üç dakikalık bir seans için odaya girdiğinde, bebeğin sağına soluna dostça şaplaklar indiriyor. Babanın sesi 'cilveli' iniş-çıkışlar gösterirken, yüzündeki abartılı ifadelerle ortamı ısıtmayı sürdürüyor.

Bebek, şöyle bir durup baktıktan sonra, biraz kıkırdayıp sandalyesinde babaya doğru yatıp kalkmaya başlıyor. Sonradan değerlendirildiklerinde, bebeklerin üç aylıkken babalarının sesiyle, oyuna hazır bir vücut duruşuna geçtikleri görülmüş. Babanın varlığı 'haydi, oynayalım' anlamına geliyor. İşin ilginci, babalar da bebeklerindeki oyunbazlık işaretlerini alır almaz, yüzlerinde bebeğin yüzündekine benzer bir ifade ortaya çıkıyor.

Belki babanın üzerinde düşen, anne gibi olmaktan ziyade, kendi oyunculuk rolünü hakkıyla oynamak. Çocuklarıyla, herkes, en iyi bildiğini yapsın.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious