Bebeğin süt dişlerine dikkat!

  • Giriş : 05.02.2007 / 00:00:00

Süt dişlerinin bebeğin beslenmesi, konuşmasının düzgün gelişmesi ve psikolojik olarak kendine güvenli olarak yetişmesi açısından büyük önem taşıdığı bildirildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bebeklerde genellikle 6 ay ile 2,5 yaşları arasında ağızdaki yerlerini alan süt dişlerinin bebeğin beslenmesi, konuşmasının düzgün gelişmesi ve psikolojik olarak kendine güvenli olarak yetişmesi açısından büyük önem taşıdığı bildirildi.
Süt dişlerinin aynı zamanda altından gelecek olan sürekli dişlerin yerlerini koruyarak doğal yer tutucu görevi yaptığını belirten uzmanlar, dişlerin ilk çıktığında anne tarafından bir bez yardımıyla temizlenmesi ve dişlerin çürümemesi için bebek uyurken biberona veya yalancı emziğe bal pekmez koyup verilmemesi konusunda aileleri uyarıyor.

Bursa Sağlık Müdürlüğü Ağız ve Diş Sağlığı Şube Müdürü Dr.Nagihan Bedir, gelecekteki kalıcı dişlerin sağlığı açısından bebeklikte süt dişlerini korumanın büyük önem taşıdığını söyledi. Süt dişlerinin genellikle 6 ay ile 2,5 yaşları arasında ağızdaki yerlerini aldığını belirten Bedir, "Süt dişlerinin varlığı bebeğin beslenmesi, konuşmasının düzgün gelişmesi ve psikolojik olarak kendine güvenli olarak yetişmesi açısından çok önemlidir. Aynı zamanda bu dişler altından gelecek olan sürekli dişlerin yerlerini koruyarak doğal yer tutucu görevini görürler. Dişler ilk çıktıklarında anne bir bez yardımıyla bebeğin dişlerini temizlemeli ve o şekilde uyutmalıdır. Bebek uyurken biberona veya yalancı emziğe bal pekmez koyup vermek çok yanlıştır, biberon çürüğü dediğimiz çürükler oluşması kaçınılmazdır." dedi.

Çocukların fırçayı tutacak yaşa geldiğinde ebeveyn kontrolünde dişlerini fırçalamasının sağlanması gerektiğinin altını çizen Bedir, "2,5 -3 yaşlarından önce yutma riskinden dolayı macun kullanılması önerilmez, daha sonraları nohut büyüklüğünde flor içeren macun kullanılarak, dişlerin yumuşak dairesel hareketler ve dişetinden dişe doğru süpürme hareketiyle günde en az iki kere düzenli olarak fırçalanması sağlanmalıdır. Fırçalamaktaki amaç uygun teknik ve süreyle besin artıklarının ağız ortamından mekanik olarak uzaklaştırılmasıdır, macunun etkisi ise fırçalamayı kolaylaştırması, ağza ferahlık hissi vermesi ve içersindeki flor gibi maddelerden dişlerin faydalanmasıdır. Süt dişleri çürüdüğünde nasılsa düşecek düşüncesiyle tedavi yaptırılmaması yanlış bir düşüncedir, çünkü erken süt dişi çekimlerinde oradaki boşluğa doğru yanındaki dişler kayacak ve alttan gelecek olan sürekli dişe yer kalmayacak ve çapraşıklık oluşacaktır. Bu nedenle erken süt dişi çekimlerinde yerine gelecek daimi dişin yerini korumak amacıyla yer tutucu dediğimiz apareyler yapılmalıdır. Çürükler daha çok azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan fissür dediğimiz girinti ve çıkıntılara besin artıklarının yapışıması ile oluşur. Fissür örtücü denen malzemelerle azı dişlerinin üstündeki çukurcuklar kaplanarak besinlerin yapışması önlenir ve dişler çürüğe karşı korunmuş olur. Fissür örtücü uygulaması kolay ve ağrısıdır. Mine yüzeyi pürüzlendirilir, yıkanır ve akıcı madde dişin üzerine sürülerek ışık verilir. Fisür örtücü zamanla aşınabilir ve düşebilir, düştüğü takdirde tekrar yapılabilmektedir." diye konuştu.

Bebeklerde emmenin doğal bir refleks olduğunu belirten Bedir, emzik kullanımı yaşı ve bebeklerde solunum sorunlarıyla ilgili şu bilgileri verdi: "Bebeklerde emme doğal bir reflekstir. Parmak emme, emzik ve biberon kullanma alışkanlığı 2- 2,5 yaşlarında sonlandırılmalıdır. Kullanılan yalancı emziğin ağız anatomisine uyumlu, fizyolojik başlıklı olmasına dikkat edilmeli günün büyük bölümünde değil, gerektiğinde verilmelidir ve başlığın bozulup bozulmadığı kontrol edilmelidir. Çocuk biberon kullanma, yalancı emzik ve parmak emme alışkanlığına 4 yaşlarından sonra da devam ettiği takdirde dişlerde ve çenede ortodontik sorunlarla karşılaşılması olasıdır. Ortodontik sorun oluşmasında parmak emme süresi ve konumu da etkilidir. Bu yaşlarda hala parmak emme alışkanlığı olan çocuk bir hekimine götürülüp, profesyonel yardım alınmalıdır. Solunum şekli ile çene yapılarının büyümeleri arasında yakın bir ilişki vardır. Normal solunum şekli burundan yapılan solunumdur. Ağızda solunum yapan çocuklarda çene darlıkları ve iskeletsel, dişsel açık kapanış denen ortodontik sorunlar oluşabilmektedir. Bu nedenlerle burun solunumuna engel bulunan çocuklar muhakkak bir kulak burun ve boğaz uzmanınca değerlendirilmelidir. Ancak üst solunum yollarında burun solunumuna engel teşkil edecek sorunu bulunmayan, alışkanlığa bağlı olarak ağız solunumu yapan çocuklar muhakkak bir ortodontiste muayene olmalıdır. Parmak emme ve ağız solunumu yapan çocuklarda alışkanlık önlenemediği taktirde ortodontist tarafından alışkanlık kırıcı apareyler uygulanmaktadır."

Bebekler dişleri çıkana kadar yutkunma sırasında dillerini alt ve üst çene arasında konumlandırdığını belirten Bedir, "Ancak dişleri çıkmaya başladıktan sonra bu yutkunma şekli normal yutkunma şekline dönüşmeli, yutkunma sırasında dil dişlerin iç kısımlarına değmelidir. Eğer yutkunma sırasında dil dişler arasında konumlanıyorsa alt ve üst dişler arasında açıklık oluşacaktır. Çocuk 5 yaşına geldiği halde anormal yutkunma refleksi var ise muhakkak ortodontiste danışılmalıdır. Ortodontist tarafından dil egzersizleri verilerek çocuğa normal yutkunma şekli öğretilir bunda başarılı olunamazsa alışkanlık kırıcı apareyler yapılır. Stresli, takıntılı veya anne-babası diş gıcırdatan çocuklar diş gıcırdatma eğilimindedirler. Diş gıcırdatma sonucu; dişlerde aşınma, uyurken ses çıkarma, dişlerde hassasiyet olabilmektedir. Diş gıcırdatmanın psikolojik nedenleri sorgulanmalı, dişhekimi tarafından gece plağı yapılarak dişlerin ve eklemlerin zarar görmesi önlenmelidir." dedi.

Bebeğin ilk dişleri çıkmasıyla birlikte düzenli diş hekimi ziyaretleri yapılması gerektiğinin altını çizen Bedir, bu sayede oluşması muhtemel sorunların önlenmesi ve sağlıklı ağız-diş yapısına sahip olunmasının mümkün olacağını vurguladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious