Beğenmediğim filmden çıkar giderim

Beğenmediğim filmden çıkar giderim.10933
  • Giriş : 16.05.2009 / 09:59:00

Çemberimde Gül Oya dizisiyle çıkış yapan, şimdi ise Derviş Zaim’in Nokta filminde oynayan Mehmet Ali Nuroğlu “Beğenmediğim filmden çıkar giderim” diyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Nokta filminde izleyeni vicdan sorgulamasına sokan, suçluyu-suçsuzu, iyiyi-kötüyü tekrar tekrar tartışmaya açan Ahmet karakterindeki Mehmet Ali Nuroğlu, sanatta iyinin de kötünün de alkışlanmasına tepkili. “Gerekirse oyun sırasında ya da filmin ortasında terk edin salonu. İyi ve kötü ancak böyle ayırt edilebilir” diyor.

Geçen hafta vizyona giren Derviş Zaim yönetmenliğindeki Nokta filmi, hat sanatı üzerinden günümüz bireyi ve ahlakı üzerine beyin fırtınaları estiriyor. Zaim'in kendine has üslubu ve kullandığı çekim tekniğiyle ustalığını konuşturduğu filmde, girdiği vicdan muhasebesiyle iyiyi kötüyü, suçu suçluyu, ahlakı ve günümüz bireyini sorgulatan Ahmet karakteriyle karşımıza çıkan Mehmet Ali Nuroğlu'yla buluştuk söyleşmek için. Nokta filminden başladık konuşmaya, yaşamdaki arayışına dek uzandı sohbetimiz. Her an kalkıp gidecekmiş gibi oturuyordu karşımızda. Ne de olsa yaşamında da geride duruyor, susmayı tercih ediyor. Konuşurken bazen çok uzaklara baktı, bazen de gözümüzün tam içine.

TÜKETİLMESİ ZOR FİLM

- Derviş Zaim'in üçlemesinin iki filminde de siz varsınız. Nasıl gelişti süreç?

- Derviş hep takip ettiğim bir yönetmendi. Onun sinemada tartıştığı konular aslında benim de hayatta merak ettiğim, ilgilendiğim, üzerinde fikir üretmeye çalıştığım konular. Onunla çalışmak bu anlamda çok büyük bir keyif. 2 yıl önce bitirdik çekimleri. 2 yıldır sırtımda taşıyorum bu filmi. Artık bırakabilirim. Şimdi de biraz seyirci alsın, taşısın. Çünkü alımlaması kolay, tüketilmesi zor bir film. Seyircide de bir yerlere dokunacağına inanıyorum.

- Tek planda çekilen bir kurgusu var filmin. Zorlayıcı tarafları oldu mu?

- Hat sanatında 'ihcam' tekniği vardır. Kalemi sayfadan kaldırmadan tek seferde yazmaktır. O sürekliliği sinemada yaratmak için tek planda çekim yapmaya karar verdi Derviş. Tabii bu da sinemanın pek çok olanağından kendini mahrum bırakmak anlamına geliyor. Kendine bir engel koymak aslında. O yüzden de bir mücadele yarattı. Filmin en önemli tarafı bu biçemin esiri olmaması. Derdi olan, bunu da düzgün bir şekilde tartışan, seyirciden uzaklaşmadan, tepeden bakmadan, hava atmadan, herşeyi açık bir şekilde paylaşan bir film çıktı ortaya. Türkiye'de sanat filmi, ticari film gibi kavramlar var. Bence Derviş, bu filmle tüm kavramları sarstı.

- Başka Semtin Çocukları da bir Türkiye gerçeğine ışık tutuyor. Siz İstanbul üzerinden nasıl bir genele varıyorsunuz?

- İstanbul doğumluyum ama çok geç geldim. Alışmak da zor oldu. Belki de alışamadım. Zaten bir yere kolay kolay alışabilecek biri değilim. Sürekli valizim hazır dursun istiyorum. Ama insanlık da zaten sahipsiz durumda bütün dünyada. Her ne kadar modernleşme dense de bugün o sömürü sistemi aynen devam ediyor. Efendiler köleler ilişkisi, farklı bir şekilde, bu çağın makyajına bürüyüp yaşamaya devam ediyor. İstanbul dahil Türkiye'nin dört bir yanı böyle. Entrika, riya, şiddet, ayrımcılık, iletişimsizlik yaşamın tüm renklerini solduruyor.

GERÇEĞİN PEŞİNDEYİM

- Sizin arayışınız ne bu hayatta? Neyin peşinde koşuyorsunuz?

- Ben en zor şeyi arıyorum: Hakikati. Herkes bunu arıyordur yaşamında ya da aramalı. Gerçekler bizden gizlenmiş, saklanmış, zamanla da unutulmuş. Yoğun bir arkeolojik kazı yapılması gerekiyor. Türkiye zaten çok içine kapanık bir ülke. Biraz açılıyor ama hala belli kuralları var ve herşey farklı kollardan işliyor. Bunların sürtünme kuvvetinden dolayı yavaşlıyoruz. Bazen pes ettiriyor. Ama kendini bir şekilde yeniliyorsun, çünkü yaşam kendini yeniliyor. Ben bu hayatta hakiki şeyler yapmak istiyorum. O kadar.

Şöhret şeytanın uzattığı yasak elma

- Sanki bu döneme, bu zamana hatta oturduğunuz bu koltuğa ait değilmiş gibi duruyorsunuz.

- Aidiyet hissim yok benim. Ülkede yaşananlardan konuşuyoruz. Suni gündemlerle vaktimizi geçiriyoruz. Bu ülkenin başından kara bulutlar hiç ayrılmamış ki. İnsanların kendi ürettikleri bir hayatı yaşamalarına izin verilmemiş ki. Hep yukarıdan bir şeyler üretilmiş ve onların kontrolünde, onların sopalarının eşliğinde yaşanmış hayatlar. Bugün de farklı değil. Ama en azından artık konuşuluyor, tartışılıyor. Ama 'biz' diye bahsedebileceğim bir aidiyetim yok. Olmadı hiçbir zaman.

- Yüzünüz yıllar içinde tüketilemedi. Tanınıyorsunuz ama mesafeli bir duruş var size karşı.

- Beni biraz kayırıyorlar sanırım. Mükemmeliyetçiyim ve yaptığım işi de tam hakkını vererek yapabildiğimi düşünmüyorum. Aslında bir engel bu. Hep daha iyisini, güzelini istiyorum. Şöhret, zenginlik, ünlü olmak... İnsanlar hep bunları istiyor. Bense anlamakta güçlük çekiyorum. 'Neyi istemezdin' diye sorsalar, 'Bunları istemezdim' derim. Şeytanın uzattığı yasak elma gibi. Ben ondan ısırık almıyorum. İnsanlar da bunu görüyor.

En büyük zaafımız eleştiri yokluğu

- Çemberimde Gül Oya'nın üzerinize yapıştığını düşünüyor musunuz?

- İsmime eklendi diyebilirim ancak. Tiyatro da yaptım, sinema filmi de. O kadar benimsenen bir televizyon işi yapmadığım için insanlar oradan hatırlıyor. Televizyonun kendine ait bir işleyişi var. Popüler kültür sonuçta. Nasıl yapıldığını algılamak gerekir. Evet, televizyonda kalitesiz bir yapı var. Bunun tek sebebi, bu işe sermaye koyanların çıkarları. Oysa meslekler, insanların yaşamlarını kolaylaştırmaları için var. İnsanların ceplerini doldursun diye değil. Ben bu anlamda sıkıntı çekiyorum.

- Sizce ne yapılmalı?

- Seyirci de tepkisini ortaya koyabilmeli, çünkü bu işin dışında değil. Türkiye'de bu işler iyi olmuyorsa, sorumlulardan biri de izleyicidir. Ben de bir izleyiciyim ve tepkimi koyuyorum. Beğenmediğim filmden, oyundan tam ortasında çıkar giderim. Hatta herkes gitmeli. Bunu saygısızlık olarak görmüyorum. Beğenmediği bir oyunun sonuna kadar kalmayı, sonra da ayakta alkışlamayı samimi bulmuyorum. En büyük zaafımız eleştiri kültürümüzün olmayışı. Takdirin de köteğin de burada kriteri yok. Rastgele savuruyorlar. Saygı bizde kutsal ya, ben öyle saygıya saygı duymuyorum.

(Cumhuriyet Hafta Sonu)

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*