Belözoğlu'ndan Tuncay'a Avrupa çağrısı

  • Giriş : 27.05.2007 / 14:15:00

Newcastle United'in yıldız futbolcusu Emre Belözoğlu, Fenerbahçe'den ayrılması gündemde olan Tuncay Şanlı'ya Avrupa'ya transfer olma çağrısı yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tuncay'ın Avrupa'ya gitmesi gerektiğini söyleyen Emre, Faruk Süren'in kendisine yönelik eleştirilerine de cevap verdi. Ligtv.com.tr'ye konuşan Milli yıldızımız, Türk futbolu hakkında da ilginç yorumlar yaptı. Bosna Hersek ile 2 Haziran Cumartesi günü oynayacağımız milli maç için Polat Otel'de kampa giren Emre Belözoğlu, Tuncay'ın artık Avrupa'da oynaması gerektiğini söylerken, yine de kararı Tuncay'ın kimseyi dinlemeden kendi hislerine göre alması gerektiğini ifade etti.

Emre, Galatasaray'ın eski Başkanı Faruk Süren'in kendisine yönelik sert eleştirilerine de cevap veren yıldız futbolcu, "Inter'e bastı gitti. Dolayısıyla onların yapmış olduğu hareket son derece çirkin. Neden? İşte fazla susamış, aç ve o kadar görgüsü olmayanın başarıdan sonraki şımarıklığının neticesidir bu. Çünkü 2001 senesi bu. Başarıyı da hazmedebilmek lazım. Başarıyı da hazmedemezseniz kusar bir yerden. UEFA'yı alırken katkısı oldu mu? Hayır olmadı. Çünkü ilk maçında sportmenliğe yakışmayan bir hareketinden dolayı doğrudan kırmızı kart gördü." diyen Süren'e "Başarısızlığı bizim üzerimize yıktılar. Başarıda bizi konuşmadılar. Okan abi ile benim Galatasaray sevgimizi bir tane başkanın sözü yenemez." diye cevap verdi.

İşte Emre Belözoğlu'nun röportajının ayrıntıları;

- "DURUMUM BELİRSİZ" -

Emre bugünlerde sana en çok sorulacak soruyla başlayalım. Sakatlığın ne durumda?

2 hafta önce oynadığımız bir maçta bileğimne çok ciddi bir darbe aldım. Bağlarrımda değil ama kemik içinde bir ödem oluştu. Kemik içindeki bu ödem beni çok rahatsız ediyor. 1-1.5 hafta ciddi bir tedavi süreci geçirdim hem İngiltere'de hem burada. Kampa geldim ama Bosna maçında oynayabilirim de oynamayabilirim de. Önümüzdeki günler gösterecek bunu. O yüzden şu anda beklemedeyiz. 2-3 gün idman yapamayacağım. Hem havuz hem salon tedavisi olacak. Yoğun bir hafta bekliyor beni çünkü 3 haftadır idman da yapmıyorum. Vücud kondüsyonununu bu kadar kısa sürede bile kaybediyor. Önümüzde bir hafta var. Ben maça yetişmek için elimden gelen herşeyi yapacağım. Eğer iyi durumda olursam Fatih Hoca son kararı verir.

Bosna maçı sert de geçebilir.

Problem değil sertlik. Önemli olan bileğimiz ağrımaması, beni rahatsız etmemesi. Futbol zaten yumuşak bir spor değil.

Sakatlıktan konuşurken Newcastle'dan söz açıldı, oradan devam edelim. Sezon nasıl geçti sizin için?

Biz aslında çok büyük hedefleri olan bir takımız. Kadroya baktığınızda iddialı bir takım olduğumuzu görebilirsiniz. Ama bu sene ilk 11'de oynayan futbolcuların 4-5 tanesi sürekli oynayamadı. Diğer oyuncular da sakatlandı. Hocanın kafasındaki ideal kadronun dışına çıkıldı. Bu da skora ve futbola yansıdı. Ligi istemediğimiz bir yerde bitiremedik, geçen sene UEFA Kupası'na katılmıştık, bu sene UEFA'ya da gidemiyoruz. Bizim gibi hedefleri olan bir takım için üzüntü verici bir durum. Ama Newcastle United artık geçmişe değil geleceğe bakmak zorunda. Böylesine taraftar gücü ve maddi gücü olan bir takımın hedeflerini büyütmesi lazım. Çok iyi bir sezon değildi takım açısından. Ama ben kendi adıma bakacak olursam uzun süredir 50 maçın üzerine çıktığım bir sezon oynamamamıştım, o yüzden kendi adıma faydalı bir sezondu.

Hocanız değişti, Sam Allardyce geldi. Yeni hocanla konuştun mu gleceğin adına?

Menajerim Ahmet Bulut görüştü. Kendisi kesinlikle takımda kalmamı istiyor. Benim de sözleşmeme sürüyor ve takımda kalmayı istiyorum zaten. Tabii ki hoca ne düşünür bilemiyorum, önümüzde 1.5 aylık bir tatil var. Sonra da 1 aylık hazırlık dönemi olacak. Orada belli olacaktır tam olarak ama zaten şu an için hoca beni bırakmayı kesinlikle düşünmüyor. Ben Newcastle'ı formda olduğum zaman kesinlikle forma giyeceğim bir takım olarak görüyorum. Zaten Inter'den gelirken de Newcastle'ı bu sebepten dolayı tercih ettim. Çok büyük bir sıkıntı olacağını tahmin etmiyorum.

- "BENİ İSTEYEN KULÜPLER VAR" -

Sezon başı ve ortasında "Owen Hargreaves Manchester United'a gidecek, Emre de Bayern Munich'e gidecek" haberleri vardı. İlki gerçekleşti. Senin durumun nedir?

Benim mukavelem var takımımla. O yüzden kimseyle görüşemiyorum önce kulüplerin görüşmesi gerekiyor. Kulübüme gelen teklifler var, doğrudur. Takım ismi vermeyeceğim. Ama zaten kulübüm beni satmak istemediğimi sürekli söylüyor. Menajerim Ahmet Bulut ile hoca arasındaki son görüşmede de beni satmayı düşünmediklerini söylediler ve "Emre'nin Newcastle'a konsantre olmasını istiyoruz" dediler. İnisiyatif tamamen kulübün elinde.

Ben şunu merak ediyorum. Sen Türkiye'nin en değerli oyuncularından birisin. Türkiye'ye dönmek istesen Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye Beşiktaş'tan Trabzonspor'a tüm büyük kulüpler seni almak ister. Ama Newcastle'a baktığımızda İngiltere'nin 1. sınıf takımı diyemeyiz. Niye orada oynamayı tercih ediyorsun? Senin için şampiyonluk o kadar önemli değil mi? Genç yaşında inanılmaz başarılar yaşadığın için biraz doygunluk mu oluştu? Artık başka şeyler mi arıyorsun, huzur ya da profesyonel ortamlar gibi?

Ben Türk Futbol tarihinin en başarılı döneminde hep vardım. Galatasaray'ın o 4 senelik mükemmel başarısı, ardından Milli Takım'a yansıyan başarılar. Türk futbolunun ne kadar başarısı varsa ben içindeyim. Benim için zaten Galatasaray'ın apayrı yeri var. Birkaç futbolcu ve Fatih Hoca Türkiye'den ayrıldı. Ben de ayrıldım çünkü hedeflerim vardı. Önce Inter'e gittim, 1. sınıf bir takımda oynuyordum. Ama ben Türkiye'den ayrıldıktan sonrdaki dönemde birinci sınıf olarak gördüğünüz 3 büyüklerin hiç bir başarısı yok Avrupa'da. Dediğim gibi Türk futbolurda ne kadar başarı varsa içindeydim. Ondan sonra bir ayrılık dönemi başladı. Zaten Newcastle da dünyanın en zengin 10 takımından biri. Ama tabi takımların sınıflandırılmasında başarıları göz önünde bulunduruluyorsa bir Manchester United değiliz. Bu bir gerçek. Ben yurt dışına Türk futbolcunun bakışını ciddi biçimde inceliyorum. İngiltere, İspanya, Fransa, İtalya'da bizim standartın belki altında olan bir takımı bile hiçbir Türk futbolcusunun küçümseme lüksü yok. Bu bir gerçek. Zaten FIFA sıralamasına bakarsanız Türk takımları önünde ne kadar takım olduğunu göreceksiniz. Ki bu sadece istatistiki bir gerçek. Ben Türk takımlarının üzerinde çok çok daha önemli takımlar olduğunu düşünüyorum. Premier Lig'in 10-15 takımı Fenerbahçe'den Galatasaray'dan Beşiktaş'tan daha prestijli, daha üstün takımlar. Şu anlamda daha üstün: Hem maddi güç olarak hem yapılanma olarak hem organizasyon olarak. Çok şey sayabiliriz. Ben zaten Newcastle ayarında bir Türk takımı olduğunu düşünmüyorum. Belki Inter'den sonra 1. sınıf bir takım olarak İngiltere, İspanya ya da İtalya'da bir takıma da gidebilirdim ama ben Inter'de yaşadığım problemleri orada yaşayabileceğimi biliyordum. Ben Inter'den ayrılmak istediğim için ayrıldım, oynayabileceğim bir takıma gitmek istedim. Burada da öyle bir sıkıntım olmuyor. Onun için ben 2. sınıf veya 3. sınıf takım olarak düşünmüyorum. Avrupa'nın büyük liglerindeki ilk 10'a giren takımların hepsi 3 büyüklerin 4 büyüklerin üzerinde takımlardır.

2006-07 sezonunda Türkiye'de neler oldu takip edebildin mi?

Ben genelde evcil bir insanım. O yüzden televizyonlardan, Lig TV'den takip edebiliyorum.

Neler hissediyorsun? İyi ki Türkiye'de değilim dediğin zamanlar oluyor mu?

Çok söylüyorum. "İyi ki değilim" dediğim zamanlar da oluyor, "Keşke olsaydım" dediğim zamanlar da oluyor ama inanın bana %70-80 "İyi ki değilim" diyorum. Çünkü futbolcular ve takımlar üzerinde inanılmaz stres var. Yapılanmada ciddi sorunlar var. Hala aşamadılar. Medya çok ciddi problem teşkil ediyor. Dışarıda olduğum için belki rahat konuşabiliyorum ama bu sıkıntı birçok kişide var. Ama onlar bunu belki benim kadar net dile getirmeyebilirler. Türk futbolunda damedyada da ciddi problemler var. Yönetici de taraftar da....

- "TÜRKİYE'DE OLSAM BENİ YERİN DİBİNE SOKARLARDI" -

Ben de dışarıda olduğun ve bunları daha rahat görüp dile getirebileceğin için soruyorum. Mesela çuvaldızı önce bize batıralım. Medyaya yani.

Medya-futbolcu ilişkisinden başlarsak, dünyanın hiçbir yerinde bir futbolcunun medyadan bir arkadaşı olmaz. "Bende Emre'nin telefonu var, sende de Ziya'nın telefonu var. Buluşturalım şunları bir röportaj yapalım." Sadece bizde olur. Dünyada böyle bir sistem yok. Futbolcular da gazetecilerle olan ilişkilerini sınırlandıramıyor. Medya kendini çok güçlü hissediyor. Takımların, yöneticilerin, futbolcuların üzerinde ciddi bir baskı kuruyor. Ben de sıkıntılı bir dönem yaşadım. Hakkımda bir suçlama olduğu için yaşadım. Ki onlar biraz daha magazinsel bir medyaydı. Türkiye'de bsöyle bir şey olsaydı belki beni yerin dibine sokarlardı. Hatta aklanmama rağmen sokarlardı. Ama orada artık bu olayı kimse konuşmuyor. Medyanın Türkiye'de bir yıldız, bir kahraman aramasının ardında, sonra da bir hain seçme planları var.

Yani birini yükseltmek istiyorlar sonra indirebilmek için, bunu mu söylemek istiyorsun?

Birini çıkartalım havalara, sonra yerin dibine koyalım... Birisi ne çabuk yükselmeli ne de çabuk düşmeli. Ama bizde herşey günlük yaşanıyor, zaten bu sadece futbolda değil her alanda var.

İngiltere'de yaşadığın suçlanma sırasında Türk medyasının tavrı nasıldı sana göre?

Çok ciddi takip etmedim ama sağ olsun bir kaç gazete benim için bir kampanya başlatmıştı, hakkımda olumsuz yayın yapan gazetelere karşı. O yüzden onlara teşekkür ediyorum. Fatih Hoca'nın bir sözü var, "Ülke meselesinde taraf olunmaz" diye. Ben de bunu bir ülke meselesi olarak gördüm, kariyerimi, hatta Türk oyuncularının kariyerini etkileyebilecek bir durum vardı. Taraf olmamız gereken bir durum vardı. Sağolsun bir kaç medya kuruluşu ciddi destek verdi. Ama bazı insanlar da bekliyordu, çok kötü bir sonuç çıksın da biz de vuralım diye. Allah'tan böyle bir karar çıkmasına izin vermedik.

Yöneticilerle ilişkilerin nasıl orada? Mesela ne sıklıkla görüyorsun?

İngiltere'de zaten kulübün sahibi var bir de yönettirdiği adam var. Türkiye'deki gibi 20-25 tane yönetici olacak, birileri onları seçecek; böyle bir durum yok yani. Inter'i Orielli ile rahmetli Facchetti yönetiyordu. Dünya'nın hiçbir yerinde bizdeki gibi 15-20 yöneticili kulüp yok.

Tavırlar da çok farklı. Benim asıl kastettiğim buydu az önce.

Görüyorum bazı takımlar kupa kaldırıyor, seramonide futbolcuları göremiyorum. 3-5 futbolcu görebiliyorum, araya sıkışmış halde. İnsanlar samimilerse bir problem de yok, 20 kişi de olabililer ama Türkiye'de ciddi bir problemden birisi de kulüplerin yönetim şekli. Ben bunları kendimi eleştiri makamı gördüğüm için eleştirmiyorum, ben ortaya iki tane fotoğraf koyuyorum. Bulunduğum yerdeki fotoğraf ve Türkiye'deki fotoğraf. İnsanlar görsün diye söylüyorum, yoksa benim ne haddime. Şu anda zaten eleştirmen değilim, belki ileride...

Futbolu bırakınca yorumcu mu olmayı düşünüyorsun? Planlarını yapmaya başladın mı?

Profesyonel yöneticilik olur, hocalık olur... Medya için kafamda bir şey yok, ileride belki. Önümde yüksek performansla oynayacağım 7-8 sene var. Ondan sonrası nasip. Belki de ticarete atılırım. Ama futbolu bırakınca tecrübeli olacağım. Yaşım 26 olmasına rağmen tecrübeliyim. Tabii ki bilgilerimi Türk futboluna aktarmak isterim.

Eğer Türkiye'de futbolunun standartları Avrupa seviyesinde olsa, Türkiye'de kalır mıydın?

Tabii ki gitmezdim. İspanyol, İngiliz, İtalyan futbolculardan kaç tanesi dışarıda? Ülke dışında olanlar Brezilyalılar, Arjantinliler... Çok ünlü 3 tane İngiliz oyuncu sayın yurt dışında oynayan, sayamazsınız.. Çünkü niye insan kendi kültürünü, ailesini bıraksın.

Sen milli değerlerine bağlı bir insansın. Oradaki yaşam tarzına uyum sağlamakta zorlanıyor musun?

Sosyalimdir ama tabii ki belli çerçeveler tahilinde, ailemin bana verdiği eğitim çervesinde sosyalimdir.

Zorlanıyor musun?

Zorlanıyorum, ama şöyle: Genelde tek başımayım, ailemi özlüyorum. Kız kardeşim üniversitede okuğu için arada sırada gelebiliyor. Onları özlüyorum. Arada 10-15 gün tatile geliyorum. Ama burada 1 ay kaldıktan sonra Avrupa'daki rahatlığımı da özlemiyor değilim yani.

Galatasaray'ı özlüyor musun?

O dönemdeki başarıları düşünürsek özlüyorum tabii ki.

Şimdi Galatasaray'a bakınca ne düşünüyorsun?

Yine çok arkadaşım var hala. Aralarında olmayı isterim.

Profesyonel bir futbolcu gözüyle?

Profesyonel bir futbolcu olarak bakarsak, tabii ki kendi hedeflerim uğruna Avrupa'yı tercih ettim. En başarılı döneminde ayrılmıştım. Şu anda Avrupa'daki hayatımdan mutluyum ve Türkiye'ye dönmeyi düşünmem. Ama Galatasaray'ın bende çok farklı bir yeri var. İnsanlar beni ne kadar samimi bulur bilmiyorum. Ben kendimce samimi olduğumu düşünüyorum.


- "BAŞARISIZLIĞI OKAN İLE BENİM ÜZERİME YIKTILAR" -


Şu bir gerçek ki taraftar arasında belli bir kesim sana çok kızgın. Medyada o zamanki yöneticilerin çok yorumu oldu. "Okan ile Emre bizi yüzüstü bırakıp gitti, ligin ikinci yarısı oynamadı, Arif'in oynaması için Jardel üzerinde baskı kurdular." şeklinde.

Hiçbir başarıyı Emre ile Okan'ın üzerine yıkmadılar. Başarısızlığı niye bize yıkıyorlar? Biz kötü oynayınca mı G.Saray başarısız oluyor? Başarısız olunduğu zaman "İşte bunlar ayrıldığı için başarısız olduk" denildi. Ben adımızın başarıda gündeme geldiğini görmedim. Ben son maça kadar oynadım. Açsınlar o zamana baksınlar, son maça kadar baksınlar, hangi topa kafamı ayağımı sokmamışım göstersinler. Kabul edemem yani, ben halı sahada bile ayağımı sakınmam.


- "FARUK SÜREN BİZİM GALATASARAY SEVGİMİZİ YENEMEZ" -


O zamanki başkanınız Faruk Süren'in çeşitli açıklamaları var.

Lafla olmaz bazı şeyler. Herkes konuşur. Kimileri doğru konuşur, kimileri yürekten konuşur, herkes gücü ve haddince konuşmalı. Okan abi ile benim Galatasaray sevgimizi bir tane başkanın sözü yenemez. Okan abi Galatasaray'a dönmek istediği için döndü, taraftar da benimsedi, yönetim de benimsedi. İnsanlar önce kendilerine bakacaklar, ne kadar Galatasaray'ı düşünerek hareket etmişler bugüne kadar? Okan abi bacağını verdi Galatasaray'a. Benim 30-40 mislim para olan oyuncular vardı ama gıkımı çıkarmadım. Uzun dönem para almadım, gıkımı çıkarmadım. Ben o dönemde hak ettiğimi istedim, onlar da beni ona layık görmediler ve öyle bir iletişim kopukluğu oldu. Ben Galatasaray'dan ayrılmayı hiç düşünmüyordum. Şartlar onu gerektirdi. İnsanlar ile olan diyaloğum onu gerektirdi. Karşımda muhattap olarak kabul edebileceğim bir başkan yoktu zaten, bizlerle dalga geçen bir başkan vardı. Hala hakkımızda konuşuluyor, kendisi de çıkıp yorum yapıyor. Galatasaray başkanı kimliği taşıdığı için fazla konuşmadım bugüne kadar, yine de konuşmayacağım. Bir kaç kez konuştum, insanlar da "Galatasaray başkanı hakkında böyle konuşmamalıydı" dediler ama ben de Galatasaraylı bir futbolcuydum yani. Galatasaray tarihinin en başarılı takımının en önemli futbolcularından biriydim. Ben de istediğimi konuşurum, doğruları konuşurum. Öyle bir insana ihtiyacım yok, öyle bir insanın bana vereceği desteğe ihtiyacım yok. Galatasaray geçen sene iyi bir ortam yakalamış gibi görünüyordu, bu sene sıkıntılı bir dönem geçirdiler belki ama Galatasaray içindeki tüm oyuncular çok kaliteli oyuncular ve çok kaliteli insanlar. O yüzden Galatasaray'ın şimdiki durumu olsa bile çok özlüyorum.

Türkiye'de iyi şeyler çabuk unutulup, kötü şeyler çok konuşuluyor değil mi?

Evet öyle, Türkiye'de zaten uluslararası bağlamda çok fazla sayıda iyi diyebileceğimiz şey yok. Dünya Kupası'ndan 1.5 sene geçmeden Letonya maçında bize koltuk atanlar, bizi yuhalayanlar oldu. Ama sadece bizde değil bu, Avrupa şampiyonu olan Yunanistan'ı 4-1 yendik, onlara da koltuklar şişeler attılar. Bize samimi bir şekilde yaklaşıldığını düşünmüyorum. Sadece futbolcu gezer, tozar, parasını alır, güzel yerde oturur, güzel arabaya biner diye bakılıyor. Ama benim hayatımda çok ciddi zorluklar var. Sorumluluklarım da dikkate alınarak bize bakılmasını istiyorum biraz da.

Bir sezonda iki hocan gönderildi. Biri seni İngiltere'ye getiren Souness, diğeri ise ırkçılıkla suçlandığın dönemde sana büyük destek veren Roeder. Ne hissediyorsun ikisinin de gidişi hakkında?

Böyle insanları tanımaktan çok büyük keyif aldım, gurur duydum. İkili ilişkilerimi onlarla her zaman iyi tutmaya çalışacağım çünkü hep destek olup, yakın davrandılar. Benim için çok önemli insanlar ikisi de. Souness en zor dönemimde yardımcı oldu, keza Roeder da İngiltere'de sıkıntı yaşadığım dönemde hep destek oldu. Hiçbir zaman arkamda olmadığı duygusunu yaşatmadı. Tabii ki zor bir dönem. Yeni bir hoca. Bilmiyoruz, tanımıyoruz. Ama Avrupa'da hakkın hukukun çok ağır bir şekilde işlediğini düşünüyorum. Yani ağırdan kastım, çok ince eleyerek, sık dokuyarak formayı kimin hak ettiğine karar veriliyor. Ben oynamıyorsam hatayı ilk kendimde ararım orada. Avrupa'da böyle bir problemle karşılaşacağımı düşünmüyorum hoca anlamında. Ben iyisem oynarım diye düşünüyorum.


- "TUNCAY AVRUPA'YA GİTMELİ" -


Önümüzdeki sezon Avrupa'da forma giyen Türk futbolcular arasına yenileri katılabilir. Mesela buna en yakın aday olarak Tuncay'ı gösterebiliriz. Tuncay ile konuşuyor musun bunları, tavsiyede bulunuyor musun, tabii ne kadarını bize anlatırsın onu da bilemiyorum.

Tabii ki konuşuyoruz. Hepsini söyleyemem ama şunu söyleyebilirim. Tuncay ile fırsat buldukça konuşuyoruz. Her yönüyle örnek bir futbolcu. Genç futbolcuların onu örnek alması gerekir. Avrupa'ya gitme zamanı geldi, aklı selim herkesin de düşüncesi bu olacaktır. Ama son kararı kendisi verir. Sonuçta bir insan bir karar verdiğinde kendi hislerini dinlemeli. Yoksa başkasının hisleri ve fikirleri ile karar alırsa, sonra da bir hata ortaya çıkarsa daha çok pişman olabilir. Ben Avrupa'ya gitmesini, o rahatlığı yaşamasını isterim. Sıkıntılı dönemler yaşadılar, şampiyon oldular nasıl ağladığını herkes gördü.

Geçen sene de ağlamıştı...

Geçen sene de bu sene de ağladı. Sormadım niye ağladığını ama mutluluktan mı ağladı yoksa o stresten sonra bir rahatalamanın ağlaması mıydı tartışılır. Ben Tuncay'ın mutlu olmasını isterim, nerede mutlu olacaksa orada kalmasını ya da gitmesini isterim. İyi bir arkadaşım çünkü.

Peki Tuncay nasıl bir takıma gitmeli sence? Senin Inter'e giderken yaptığın gibi dev bir kulüple mi açılmasını istersin Avrupa'ya, yoksa Newcastle tarzı daha rahat forma şansı bulabileceği bir takım mı tercih etmeli?

Tabii ki üst düzey bir takım da olabilir. Ben Inter'e gittiğimde 20 yaşındaydım. Tuncay 24-25 yaşında. Önünde 5-6 senelik çok ciddi performans gösterebileceği bir dönem var. Aramızda 1-1.5 yaş var ama ben daha erken gittiğim için ona göre avantalıyım. İnsanların gözünde kredin daha fazla oluyor gençken. Ama Tuncay giderse, olgun bir oyuncu olarak gidecek. Büyük takım ya da küçük takım farketmez. Bizim tabirimizle orta sıra takımı da olsa gitmesini isterim. En doğru kararı verecek olan da Tuncay'dır zaten ya da ailesidir, ya da menajeridir. Premier Lig'de hangi takım olursa olsun gitmesini isterim. Bu kulüpler, Türk oyuncuları yakından takip ediyorlar. Her zaman benden de bilgi alıyorlar. Tuncay da bunlardan biri. Ki bu sene Tuncay'ı iki kez izlediler ve çok beğendiler.

Sana sordular mı Tuncay'ı?

Kulübümüzdeki transfer komitesindeki hocalar sordu Tuncay'ı. Sadece onu değil birkaç kişi daha sordular

Kimleri?

Arda'nın adı geçti, Tuncay'ın adı geçti, bir dönem Necati'nin adı geçti. Ama bir sonuca varmadı. Türk oyuncularını takip ediyorlar, soruyorlar.

Türkiye'ye bakışları neler? Türk futboluna bakışları neler?

Bizi İran ayarında, Katar ayarında görüyorlar. Ciddi bir fark görmüyorlar ama içine girince anlıyorlar

Futbol anlamında mı, ülkeye genel bakış anlamında mı?

Genel bakışda da böyle görenler var, Futbol anlamında da var. Siz Appiah ile Kezman ile görüşünce söyleyecektir. "Böyle olduğunu bilmiyorduk, kolay bir lig sanıyorduk, çok zor olduğunu gördük" derler. Aslında Avrupa'dan geriyiz belki ama onların düşündüğü kadar da geri değiliz.

Galiba biz kendimizi büyütüyoruz, onlar da bizi küçük görüyor.

Öyle oluyor aynen.

İkisi de değil aslında ama, ne o kadar iyiyiz ne de o kadar kötüyüz.

Evet, ikise de değiliz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious