Beni isteyen çoktu ama Demet aldı

  • Giriş : 13.08.2006 / 00:00:00

Türkiye'nin en başarılı basketbolcularından İbrahim Kutluay, hem işte hem de aşkta kazanan ender insanlardan.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


O Türkiye'de Basketbol denildiğinde akla gelen ilk isimlerden. Hem başarılı hem de yakışıklı. İnsan tanışınca daha iyi anlıyor ki, efendiliğin sınırlarını zorlayacak kadar da mütevazı... Kimden mi bahsediyoruz? Tabii ki çiçeği burnunda baba İbrahim Kutluay'dan. Kendisi ayrıca gerçek bir aşk adamı. Eşinden bahsederken Demet Şener diyorum hemen düzeltiyor beni; "O, artık Kutluay oldu, öyle yazın soyadını..." Çok mutlu olduğunu ama nazara gelmekten korktuğunu söylüyor. Tek sıkıntısının işlerinin yoğunluğu nedeniyle iki aylık kızı İrem'i yeterince görememek olduğunu belirten Kutluay, en kısa zamanda yeniden baba olmak isteğini dile getiriyor. Ünlü basketbolcunun dört şeyden bahsederken gözlerinin içi parlıyor: Kızından, eşinden, işinden ve tabii ki Fenerbahçe'sinden... Kutluay ile kısa ama bir o kadar da keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

* Türkiye'nin sevilen basketbolcularındansınız. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bu durumun başlıca nedeni işimde başarılı olmam. Fenerbahçe'de ve Milli Takım'da oynamam halkın beni tanıyıp sevmesini sağladı. Aslında Türkiye'de tanınmak ve ünlü olmak çok kolay. Ama kazandığınız bu ünü çıtayı yükselterek korumak ve taşımak zor. Ben özel hayatımda da çok doğalım. İnsan seçmem, herkese eşit davranırım.

BİZİMKİSİ İLK GÖRÜŞTE AŞKTI

* Evliliğinizden önce tüm ane ve babaların ideal damat adayıydınız. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bilmiyorum. Herhalde başarılı bir iş ve sakin bir aile hayatım olduğu içindir. Ama gördüğüm ilgi çok hoşuma gidiyor. Toplumun sevgisine layık olmak için elimden geleni yapıyorum.

* Yakışıklılığınızın hiç mi etkisi yok bu kadar sevilmenizde...

Çok yorum yapmayayım bu konuda. Kendimi övmeyi sevmem. 'Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır' derler ya; beni de çok isteyen oldu ama sonuçta Demet aldı.

* Kim kimi tavladı peki?

Olaylar çok ani gelişti. Biz Demet ile tanıştıktan 1 ay sonra, 2001 Avrupa Şampiyonası vardı. Ben kampa katıldım. Kamp biter bitmez Yunanistan'a dönmem gerekiyordu. Demet'e "Benimle gelir misin?" diye sordum. Aslında, ondan habersiz pasaportunu alıp onun için vize almıştım bile. O da seve seve kabul etti.

* Demet Hanım çok fedakârlıklar yaptı aşkınız uğruna. Ailesini ve kariyerini bırakıp sizinle Yunanistan'a geldi. Aynı şeyi siz de yapar mıydınız?

İki taraftan birinin fedakârlık yapması şarttı. Benim işim zor ve ciddi paralar kazandıran bir iş. Benim bir fedakârlık yapmam o dönem için zordu. Demet'in yaptığı ise gerçekten önemli bir fedakârlıktı ve çok doğru bir hareketti. Eğer benimle gelmeseydi, biz şu anda belki bu durumda olamayabilirdik. Eğer bir gün benim de fedakarlık yapmam gerekirse, ilişkimiz için her türlü şeyi düşünmeden yaparım.

* Sanki bu ilişkide aşkı daha ağır basan taraf Demet Şener...

Demet gerçekten çok özel bir insan. Duygularını çok rahat dışa vurabiliyor. Ben onun kadar başarılı değilim bu konuda. İkimiz de birbirimize karşı duyduğumuz sevginin çok büyük olduğunu biliyoruz. Bundan hiç şüphe duymadık. Göğsümüzü gere gere söylüyoruz; Allah herkese böyle bir evlilik nasip etsin.

TEK KORKUMUZ NAZAR

* Sahte ve abartılı bir mutluluk tablosu çizdiğinizi düşünenler de var ama...

Olabilir ama bizi tanıyanlar doğal olduğumuzu ve birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi biliyor. Hakkımızda kimin ne dediği önemli değil aslında. Tek korkumuz mutluluğumuza nazar değmesi.

* Demet Hanım'ın bir demeci vardı: İbrahim o kadar yoğun ki çocuğumuzu bile o sakatlandığında yaptık diye...

Doğru. Ben geçen sene hep takımın kamptanıydım. Ardından sezon kampı başladı. Benim elim kırılınca bir ay mecburi istirahat aldım. Çocuk da o dönemde oldu.

* Bu kadar çok sevdiğiniz bir kadından çocuğunuzun olması nasıl bir duygu?

Muhteşem bir duygu. Demet doğum yaparken yanındaydım. En az Demet kadar heyecanlıydım. Onu ameliyathanede görmek beni önce tedirgin etti ama bebeği elime aldığımda tarifi olmayan bir mutluluk yaşadım.

* Babalık nasıl gidiyor peki?

Harika. Kızımı doya doya yalnızca 15 gün görebildim. Kamp dönemim başlayınca nadir görüşür olduk. Onu çok özlüyorum ama milli forma her şeyin önünde. Baba olmak, herkesin yaşaması gereken bir şey. Çok mutluyum. En kısa zamanda yeniden baba olmak istiyorum.

* Henüz göremedik İrem'i; kime benziyor?
Valla ben göremiyorum ki, siz göreceksiniz! İkimize de benziyor ama daha çok bana benzediğini söylüyorlar.


* Kızınızın ileride basketbolcu olmasını ister misiniz?

Basketbolcu olmasını istemem ama dünya çapında bir tenisçi olmasını isterim. Basketbol daha çok erkeklere yönelik bir meslek, zor bir iş. Ama ilerde bir gün 10 numaralı formayı oğlumun üstünde görmeyi çok arzu ederim.

* Peki ya anesinin izinden gidip manken olmak isterse?

Sevinirim. Ama benim kızım Türkiye'ye fazla gelir, yurtdışına açılsın! Anesi Türkiye güzeli oldu, keşke o da dünya güzeli olsa...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious