Benim tek rakibim kara çarşaflılar

Benim tek rakibim kara çarşaflılar.8390
  • Giriş : 05.05.2008 / 15:24:00

Sanal ortamda yazarlığa başlayan Hülya Avşar'dan yine çok konuşulacak bir yazı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İşte Helin Avşar'ın internet sitesinde yer alan yazının tamamı:

Tek Rakibim Kara Çarşaflılar!

Bir kadın olarak yazmaya niyetlendiğim bu yazıda bazı merak ettiklerimi dile getirmek istiyorum.

Son günlerde beni çok şaşırtan durumlar yaşıyorum. Hem şaşırıyorum, hem de biraz seviniyorum, çünkü inanın alışveriş merkezlerinde bu günlere kadar hiç bu kadar rahat yürümemiştim. Daha önceleri her on adımımda birileriyle resim çektirmekten, iki saatte bitecek işim tüm günümü alıyordu. Bu durum hem hoşuma gidiyor, hem de gitmiyordu. Çünkü Halkımız, sevseler de sevmeseler de her ünlüyle fotoğraf çektirmek istiyor bunu bildiğimden zamanımın boşa gittiğini düşünüyordum. (her neyse arada bu rahtsızlığımı da bildirmeden edemedim.)

Gelelim asıl konuya…

Söylediğim gibi bu aralar daha rahatım. Tabii ki bunun da nedeni benden daha çok dikkat çeken şeyler ve benşaşkınlıklar içindeyim.

Benden daha çok dikkat çeken şeylerin işi benden de zor. Ağzı bir karış açık bakanlar mı dersiniz, birbirlerini dürtenler mi, laf atanlar mı dersiniz, gizli gizli resimlerini çenkler mi dersiniz… Ben şaşırmayayım da kimler şaşırsın.

Yanarım, yanarım 25 yıllık sanat hayatımda hiç bu kadar dikkat çekmemiştim. Vah benim boşa giden zamanıma. Ama yapacak bir şey yok, önümüze bakmalıyız.

Bir şey daha itiraf ediyorum; inanın bu bahsettiğim şeyler, yıllardır hani şu şaçma sanatçı dedikodusu olan birbirini geçme, taklit etme furyasına girmiş birçok kişiyi de alt etmiş oldular. Çünkü onların başaramadığını şu dilimin ucundaki kara çarşaflılar yaptı.

BENİM TEK RAKİBİM KARA ÇARŞAFLILAR

Onların olduğu yerlerde ben de kim oluyorum. Aradaki tek fark halk onlarla resim çektirmeye korkuyor. Özellikle çocuklar onları görünce “öcüüüü” diye ağlıyorlar. Halbuki bilse yavrucaklar onlarda insan.

Nerde kalmıştık, işte kara çarşaflılar sayesinde her yerde rahat geziyorum. İnsanlar onlarla ilgilenirken ben işlerimi görüyorum.

Tabii ben de rakiplerimi yakından incelemeye başladım. “Bunlar ne yaptılar da bu güne kadar yapılmayanı yaptılar. Yani bana rakip oldular” diye asla kötü bir niyetim yok derken fark ettim ki tamam İMAJJJJJJJJJJJJJJJ değişikliği…

Şimdi ben de kara çarşafa bürünsem ne olurdu? Türkiye sarsılırdı…

Hatta neden bu güne kadar düşünemedim ki! Diye de yedim kendimi. Tabii artık olan olmuş.

Peki şimdi ne olacak? Ve ben anladım ki, yine itiraf ediyorum; ben den daha çok dikkat çekmelerine daha fazla dayanamayacağım.

Saçımın sarısı bile boşa gitti diye hüngür şakırt ağlarken aklıma cin bir fikir geldi.

Öyle mi? Siz siyah çarşaf mı? Tamam Lan!

Ben de çiçeklilerinden giyeceğim. Üstelik çeşit çeşit… Çiçeklisi var, barbie’lisi var, kalplisi var… Nasılsa sizinkiler hep siyah, siyah sıkar insanı. Modayı da takip edemezsiniz hem de…

İmajsa imaj! Ama tabi artık şöyle bir durumda olmayacak maalesef; artık modacılar dendiğinde Cengiz Abazoğlu, Yıldırım Mayruk değil de çarşaf markaları yazılacak. Yanında perdeliklerde hediye…

Size bir tüyo da benden; aslında koltuk kumaşları da fena değil, mesela geçen gün Güngör Mobilyanın önünden geçiyordum. Nefis kumaşlar vardı, giyilmelik çarşaf olarak…

İşte böyle… Söz konusu kariyerim olunca her yol mubah…

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious