Benim üzerimden Cumhurbaşkanı Gül'ü yıpratıyorlar

Benim üzerimden Cumhurbaşkanı Gül'ü yıpratıyorlar.8817
  • Giriş : 11.12.2007 / 10:00:00

YÖK’ün, rektör ataması için Gül’e gönderdiği listedeki adaylardan birinin dosyasına ‘eşi çarşaflı’ notu eklenmişti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gül’ün ‘dehşete düştüm’sözleriyle anlattığı olay üzerine YÖK, böyle bir bilgi notunun kendileri tarafından gönderilmediğini savundu; ancak bu notun Gül’ün önüne nasıl gittiği henüz netlik kazanmadı. Olay, Türkiye’deki fişleme furyası konusunda da yeni bir ibret vesikasıydı. Tartışmaların odağındaki isim olan Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fazıl Tekin, bilgi notunun nasıl gittiğinin şaşkınlığını yaşıyor hâlâ, bazı devlet kurumlarında geçmişte yapılan bu tür fişlenmelere de dikkat çekiyor. Üniversitedeki oylamada ikinci gelen çiçeği burnundaki rektör, YÖK’le ilgili tartışmalara fazla girmek istemiyor. ‘Çarşaflı eş’ iddiasını gayri ciddi bulurken, özel hayatı konusunda da içten itiraflarda bulunuyor.

Çarşaflı eş iddiası nereden çıktı?

Bu konunun nereden çıktığı meçhul. Ancak bu tamamen mesnetsiz, temelsiz bir iddia. Beni tanıyanlar özel hayatımın ne olduğunu bilirler. Eskişehir büyük bir kent değil. 500 bin nüfuslu bir yer. Ben her zaman toplum içinde bulunan bir insanım. Özel hayatım, aile hayatım herkes tarafından biliniyor. Bugüne kadar çarşaflı-çarşafsız kimseyle dolaştığımı, olur olmaz yerlerde görüldüğümü kimse söyleyemez. Aile itibarımız çok önemlidir. Eskişehir’in köklü ailelerindeniz. Ben bunun için hep duyarlı olmaya çalıştım.

Ailenizde çarşaflı insan var mı?

Bizim ailemizde rahmetli annem dışında başörtüsü takan yok. Kız kardeşim Gazi Üniversitesi’nde profesördü, emekliye ayrıldı. Yakınlarım arasında da böyle tek bir insan bulunmuyor.

Dosyanıza böyle bir notu kim koymuş olabilir? Bu konuda hiç düşündünüz mü?

Düşündüm; ama inanın hiç aklıma gelmedi. Birtakım gayretkeşlerdir diye düşünüyorum. Bunu yapanlar, sorumlu kişiler mi sorumsuz insanlar mı onu da bilemiyorum. Aklıma gelmiyor. Böyle aslı astarı olmayan mesnetsiz iddialarla, bu kadar önemli meseleler varken ülkeyi meşgul etmeyi doğru bulmuyorum. Bazıları söyleyecek şey bulamayınca iftira ve karalamalara başlıyor.

Seçimde yarıştığınız rakipleriniz böyle bir notu göndermiş olabilir mi?

Seçim döneminde herhangi bir seviyesizlik yaşanmadı. Eleştiriler oldu; ama huzuru bozucu bir durum olmadı. En ufak bir tartışmamız olmadı. Sadece neler yapacağımızı anlattık. Çünkü insanların geçici, kurumların kalıcı olduğunu bilen insanlarız. Üniversitemizin yıpranmasını istemeyiz. Arkadaşlarımın böyle bir şey yapacağına ihtimal veremiyorum. Ama burası Türkiye, yine de belli olmaz. Geçmişte kimlerin nasıl fişlendiğini çok iyi biliyoruz.

Bir gazete(Cumhuriyet) sınav saatlerini cuma namazına göre yaptığınızı yazdı. Doğru mu?

Üniversitemizde eskiden beri ders ve sınavların nasıl ve hangi tarihte yapılacağı tamamen yetkili kurullar tarafından ayarlanıyor. Bizim okulumuzda bazı bölümlerin derslerini tarih bölümü hocaları belirliyor. Bu ortaklaşa alınan bir karardır. Rektörlüğün, derslerin ya da sınavların tarihine, saatine müdahale etmesi gibi bir durum asla söz konusu olamaz.

OKULA, CAMİYE, KIŞLAYA SİYASET GİRMEMELİ

Herhangi bir siyasi partiyle yakınlığı var mı?

Siyasi hiçbir partiyle organik bağım yok. Böyle bir şey olsaydı, hakkımda bir sürü dosya olurdu. Bu tür şeylerle alakası olan bir insan değilim ben. Aksine hem seçim sürecinde hem de seçildikten sonra bütün siyasi partilerden manevi destek gördüm. Anamuhalefet partisinden(CHP) milletvekilliği yapmış ve halen yapmakta olan çok sayıda kişi gelip beni tebrik etti. AKP ile hiçbir organik ilişkim olmadı, bunu herkes biliyor. Ben okula, camiye ve kışlaya siyasetin girmesini istemem.

Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte bir tartışma yaşandı. Nerden kaynaklıyor bu tartışmalar?

Bu tartışmalar aslında sistemle ilgili olsa gerek. Yani bir sistem eleştirisidir. ‘Neden birinci olan atanmadı’ diye. Mutlak bir seçim olsaydı belki bu tür tartışmalar yaşanmazdı. Burada Sayın Gül’ü eleştirmek istiyorlar. Neden daha az oy alanı seçtiler diye. Benim atanmış olmamdan dolayı bazı kesimler rahatsız oldu. Sanki haksız bir atama olmuş gibi benim üzerimden Sayın Cumhurbaşkanı’nı hedef aldılar havası var.

Yani sizin üzerinizden Cumhurbaşkanı Gül’ü mü vurmaya çalışıyorlar?

Evet. Sayın Cumhurbaşkanı’nın politik tandansı bellidir. Olsa olsa kendisine yakın birisini seçmiştir diye düşünmeye başladılar muhtemelen. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’nı eleştiriyorlar. Eleştiri okları onadır şahsımdan ziyade. Ancak beni vesile yaparak kullanmışlardır. Sayın Cumhurbaşkanı, yasal mevzuat çerçevesinde atamamı yapmıştır. Bu sistem değişmeden atamalarla ilgili tartışmalarda Cumhurbaşkanı’na haksızlık yapılır diye düşünüyorum. 30 yıl yöneticilik yaptım değişik üniversitelerde. Cumhurbaşkanımız sanırım bu durumu göz önünde bulundurarak tercihini bu yönde kullanmıştır. Bu karar eleştirilebilir; ama birilerini karalamak doğru değil.

İDEOLOJİK YAKLAŞIM VE SİSTEM DEĞİŞMELİ

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olsaydı aynı tartışmalar olur muydu?
Onu kestirmek mümkün değil. Takdir hakkını kullanmış olsaydı bunu yaparlar mıydı bilemiyorum. Ama Türkiye’de insanlar yaptıkları işlere göre değil, ideolojik ve siyasi duruşlarına göre değerlendiriliyor. Bu yaklaşım doğru değil.

Atandıktan sonraki ilk demecinizde YÖK’ün değişmesi gerektiğini söylediniz. Mevcut yapılanmada en büyük sorun olarak neyi görüyorsunuz?


Şu an bu konuyla ilgili çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Mevcut yapılanmada biraz bürokrasiyi artırıcı ve üniversiteler üzerinde otorite oluşturma gibi bir işlevi var YÖK’ün. Zamanla her kurumda değişiklik oluyor; aynı durum YÖK için de geçerli olmalı.

Nasıl bir yapı olmalı sizce?

Öncelikle YÖK’te yapısal bir değişiklik şart. YÖK, merkezî bir otorite yerine koordinatörlük görevi yapmalı. Bir de üniversitelerarası kurul var. İkisinin arasında zaman zaman çatışmalar çıkıyor. Bunların, mümkünse bir çatı altında uyumlu bir şekilde çalışabilecekleri bir yapı olması lazım. Akademik konular tamamen üniversitelerarası kurula bırakılmalı. YÖK de planlama, strateji geliştirme ve koordinasyon işini almalı diye düşünüyorum. Devletin kurumları arasında görüş farklılıkları olabilir; ama kavga olmamalı. Ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu hususlardan biri toplumsal barıştır.

ÇOCUKLAR, BEN BU KONUDA KÖTÜ ÖRNEĞİM!

Biraz da özel hayatınıza ait şeyler sormak istiyorum. Neden evlenmediniz bugüne kadar?

Evliliğin temelinde sevgi olması lazım. Sevgisiz bir evlilik olmaz diye düşünüyorum. Yuva kuracak insanlarda samimi bir sevgi, güven olması şart. Hani iki yıldızın barışması vardır ya, çok önemli bir olay bu. Bunu yakaladınız mı kaçırmamanız lazım. Ben evlilik kurumuna son derece önem veren bir insanım. Bizim gençlere okulunuzu bitirin iş sahibi olunca hemen evlenin diye tavsiye ediyorum. Kendimi kastederek “Bakın kötü örnek var karşınızda, sakın ha” diyorum. Çocukları çok seviyorum. Bu yüzden bu mesleği seçtim.

Evlilik için bugüne karar hiç görüştünüz mü kimseyle?

Bazılarıyla görüştük. Ama ‘şu noksan, bu eksik’ dedik. Sizin anlayacağınız armudun sapı, üzüm çöpü dedik. Belki de fazla mükemmeliyetçi davrandık. Böyle insanlar fazla sonuç alamazlar. Belki de gençken bu konuda aileden baskı geldi sanırım bu da ters tepti. Bir baktık ki tren kaçmış; arkasındaki vagon da gidiyor. Yoksa evlenmememin özel bir nedeni yok. Ama evlilik her an için her yaşta olabilir. Bakarsınız biz de evleniriz. Umudumuzu kesmedik!

Denginizi, prensesinizi bulamadınız yani.

Evet, öyle oldu.

Çerkez olduğunuzu biliyoruz. Çerkezler geç mi evlenir?

Evet, biraz öyle. Rahmetlik babam 33 yaşında evlenmiş. Bizde insanlar genelde 40 yaşında falan evlenir. Ama benimki biraz fazla oldu. Aile ile uyumlu olsun dedik. Çünkü bizde ailede çok katı bir saygı olayı var. Gerçi bu durum eskisi kadar değil, değişti; ama yine de dikkat ederiz. Tabi bu iş biraz nasip ve tabii ki gayretle işi. Demek ki bizim bu konudaki gayretimiz yeterli olmadı. Belli bir yaşı da geçince evde kaldık (gülüyor).

AKŞAMLARI YÜRÜYÜŞ, KÖYDE ÇİFTÇİLİK

İşiniz dışında neler yapıyorsunuz?

Eski Milli Eğitim Bakanı olan hocam Orhan Oğuz, Eskişehir şivesiyle “La (ya) Fazıl, bekarsın oğlum; bol bol goştur” derdi her zaman. Ben de zamanımın büyük bir kısmını üniversitede geçiriyorum. Akşamları her gün saat 22.00 ila 24.00 arası yürüyüş yaparım. Geç saatlere kadar kitap okurum. Hafta sonları fırsat buldukça köyüme gider, çiftçilik yaparım. Hububat yetiştiriyorum. Köylülerle sohbet eder, memleket meselelerini konuşuruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious