Berkan'ın aklını kurcalayan soru

Berkan'ın aklını kurcalayan soru.14403
  • Giriş : 01.09.2007 / 18:40:00

30 Ağustos resepsiyonuna katılan Radikal yazarı İsmet Berkan, geçmişte tekli davet verildiğini anlattı ve bir noktaya dikkat çekti. "Ama bu defa başka anlama gelir."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İsmet Berkan'ın bugünkü Radikal gazetesi'nde yer alan yazısı:

İki Türkiye mi, iki devlet mi?

Nisan ayında Ankara Tandoğan alanında yapılan mitingin ardından bazı yabancı gazeteler "Artık iki Türkiye var" diye yazmışlardı. İki Türkiye var mı yok mu bilmiyorum ama önceki gece Ankara'da içime Türkiye'de iki devlet olup olmadığı şüphesi ciddi biçimde düştü.

Cumhurbaşkanlığı makamı ve o makama ilişkin uygulanan protokol kuralları, dünyanın her yerinde o devleti devlet yapan sembollerin başında gelir.

Örneğin, bizde de başka yerlerde de Cumhurbaşkanı bir kişiye davetiye gönderdiğinde bu gerçek bir 'davet' değildir, aslında Cumhurbaşkanı birisini bir yere çağırdı mı, oraya gidilir.

Örneğin, bizde de başka yerlerde de, Cumhurbaşkanı bir yere bir biçimde davet edildiğinde, o biçim şartı davet edilen başka herkes için de geçerlidir.

30 Ağustos, bu toplumun en önemli bayramlarından biri. Bizi biz yapan günlerden biri çünkü 30 Ağustos. O bayram nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı tarafından düzenlenen resepsiyona Cumhurbaşkanı'nın eşi yanında olmaksızın tek başına davet edilmesinin izah edilebilir bir tarafı yok. Yanlış anlamayın, Cumhurbaşkanı ve eşi birlikte davet edilmiş de Hayrünnisa Gül bu davete icabet etmemiş değil. Cumhurbaşkanı, tek başına çağırılmış bu davete.

Bu durumda bütün davetin eşsiz yapılması, yani kimsenin oraya karısı veya kocasının refakatinde gelmemiş olması gerekirdi. Bu olsa, en azından sembolik bir şekil şartı yerine getirilmiş olurdu.

Geçmişte de bu davetlere başbakanların, bakanların, siyasi parti temsilcilerinin tek başlarına davet ediliyor olmaları bir nezaketsizlikti belki ama aynı şeyin ülkenin cumhurbaşkanına yapılması başka başka anlamlara gelir.

Cumhurbaşkanı, Anayasamıza göre de yerleşik devlet geleneklerimize göre de, Türkiye Cumhuriyeti'nin sembolüdür. O sembole arka dönmek, kişiler için bir ölçüde 'normal' ve 'demokratik' bulunabilir ama devletin kurumlarının o sembole arkasını dönmesi veya saygısızlık, nezaketsizlik etmesi, doğrudan devletin kendisine arka dönmek, saygısızlık yapmak, nezaketsiz olmak demektir.

Başı türbanlı birisinin Cumhurbaşkanı eşi olmasını kişiler içlerine sindiremeyebilirler, bunu protesto etmek isteyebilirler, protesto için çeşitli (yasalara uymak şartıyla) eylemler yapabilirler. Bütün bunlar kişilerin kişisel haklarıdır, bir demokratik hukuk devletinde böyle şeyler olması doğal karşılanmalıdır.

Ama aynı şeyi kurumlar ve o kurumları temsil eden kişiler yapamazlar. Anayasa'daki kuralların her birine uyularak seçilmiş, meşruiyeti üzerinde en ufak bir kuşku bile bulunmayan bir cumhurbaşkanına karşı o devletin kurumlarının protesto davranışlarında bulunması, saygısızlık etmesi, nezaketsiz davranışlar sergilemesi, cumhurbaşkanının şahsında temsil edilen devletin temellerine yönelik davranışlar olur.

Mesele Cumhurbaşkanı'na 'Sayın Cumhurbaşkanı' veya 'Sayın Cumhurbaşkanım' diye hitap edilmesinde değil, Cumhurbaşkanı'na katılacağı bir davet için şekil şartı getirilmesinde yatıyor.

Ben kendi adıma, bu devletin temellerinden birini oluşturan Genelkurmay Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanı'na bu şekilde davranmış, ona bir şekil şartı getirmiş olmasını onaylayan tek bir kişiyle bile karşılaşmadım.

Ve bir Ankara gecesinin ardından, Türkiye'de artık iki devlet olup olmadığı şüphesiyle ayrılıyorum bu şehirden.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious