'Beşiktaş'ta yıldız oyuncu yok ki'

  • Giriş : 14.01.2007 / 00:00:00

90'lı yılların efsane golcüsü Feyyaz Uçar'dan Beşiktaşlılar'ı kızdıracak açıklama. Mardinspor'un çiçeği burnunda çalıştırıcısı Kartal'da yıldız oyuncu olmadığını belirtti!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Uçar, Beşiktaş’ta yaşanan sıkıntıların Jean Tigana’nın gidişiyle dahi bitmeyeceğini söylerken, "zamana ihtiyacı olduğunu ve bir gün yeniden üç büyüklerden biriyle çalışmak istediğini" de dile getiriyor. Ama önceliğin Beşiktaş’ta olduğunu vurguluyor...


Beşiktaş'ın gönlündeki yerinin apayrı olduğunu gizlemeyen Uçar, Ricardo-Delgado tartışmasında kendisi açısından son noktayı koyuyor: "Başkaları görebilir ama ben alınan oyunculardan hiçbirini 'yıldız' olarak görmüyorum."

DAHA MARDİN'E BİLE GİTMEDİ
Mardinspor ile anlaşma imzalayalı yaklaşık 20 gün olmasına rağmen henüz daha kente gitmediğini öğreniyoruz Feyyaz Hoca’nın... Kampa dahil olarak oyuncularıyla tanışan Feyyaz Uçar’ın yeni takımının kentine son gidişi ise geçtiğimiz sezon eski takımı Karşıyaka ile olmuş.
Değişik bir kültüre sahip kenti hayli merak ettiğini de gizlemiyor Feyyaz Hoca... Mardinspor öyküsünün nasıl başladığını sorduğumuzda, Başkan Söylemez ile diyalogları olduğunu öğreniyoruz. Bayram öncesi başkandan gelen teklif üzerine Mardinspor’un yeni teknik patronluğunu kabul ettiğini dinliyoruz.

- Turkcell Süper Lig tecrübesi olan oyuncularınız var, bu bir avantaj olabilir mi?
"Aslında sayısı çok da fazla değil. Olanlar ayrıldı. Niyazi, Ali Akdeniz performanslarıyla alakalı olarak kadro dışı kaldılar. Takımda yeni transferler yaptık, onlardan boşalan yerlere takviye yapmaya çalışıyoruz."
- Transfer edeceğiniz oyuncular Turkcell Süper Lig’den mi olacak?
"Tercihimiz Turkcell Süper Lig değil açıkçası. Bizi ilgilendiren şey, bize iş yapacak oyuncudur. Örneğin transfer ettiğimiz Ercan, Birinci Lig’de idmana çıkmış, Evren’in lig tecrübesi yok. Alman Ligi’nden aldığımız oyuncunun da..

- Mardinspor’la ilgili birkaç yıllık planlarınız var mı?
"Daha akılcı konuşmak ve daha yakını düşünmek lazım. Şu an Mardinspor, sondan üçüncü sırada. İlk 6’dan söz etmek ikinci bir alternatif olabilir. İlk planımız, içinde bulunduğumuz durumdan bir an önce kurtulmaktır. İlk 6’yı daha sonra düşünürüz. Bunun aksini söyleyen ise fazla iyimserdir. Karşıyaka’da da aynı şeyi yaşadık, küme düşmemek için bir takım kurduk. İki maç kazandık. Türkiye Kupası’nda Altay ile Denizlispor’u eledik. Bizi ilk 6 içinde gösterdiler. Bu o kadar kolay bir şey değil. Kaldırmıyor kardeşim!... Bence bunlar kasıtlı olarak yapılıyor. Amaç, bir anda hedefi büyüterek, daha sonra insanları başarısız göstermek..."

- Takımların uzun süreli bir arada olması başarı için ilk şart mıdır?
"Bunun cevabı gayet basit, başka yerlerde aramayın. OFTAŞ, Kasımpaşa ve İstanbul Büyükşehir Belediye aynı kadroyla devam ediyor. Karşıyaka’dan çok iyi biliyorum. Sekiz tane oyuncum vardı. Dördü de PAF takımdandı. Bütün takımlarda kadro yenileniyor. O kadro birbirini tanıyana kadar ilk devre bitmiş oluyor. Çok gerçekçi, basit olan sebep budur. Kasımpaşa DOĞTAŞ Lig B’den çıkmasına rağmen takım gibi takım. Kim nerede oynayacağını biliyor.

"ÖNCELİKLE BEŞİKTAŞ..."
- Çeşitli çalışmalarda bulundunuz. Süper Lig tecrübesi yaşadınız, ilerideki günler için planlarınız nedir?
Çok uzun vadeli planlar yapacak durumum yok… Çünkü çalıştım, biliyorum. İlk hedef çalıştığımız takımı layık olduğu yere getirmek. Bu da Mardinspor’un düşme tehlikesi yaşayacağı bölgeden uzaklaştırmaktır. Seneye birlikte olursak şampiyonluğa oynayacak bir ekip kurmak. Bu da, bu takımın iskeletinden oluşacaktır. Hedeflerim arasında bir Lig A takımını Süper Lig’e taşımak, bir Süper Lig takımıyla da Avrupa’da başarılı olabilmek. İleride ise Milli Takım veya üç büyüklerle çalışmak... Benim zamana ihtiyacım var, gencim sabrım da var… 43 yaşındayım. Bu işin daha başındayım. Gerçi benden genç isimler Süper Lig’de çalışıyor ama ben 4 yıl antrenörlük yaptıktan sonra geldim. Mircea Lucescu, Rıza Çalımbay ve Fuat Yaman gibi gayet iyi hocalarla çalıştım.
- Hedeflerinizi sayarken "Üç büyükler" dediniz. Üç büyükler mi, sadece bu büyüklerden renkleri Siyah-Beyaz olan bir büyük mü?!..
"Beşiktaş bizim hayalimiz. Ama ben iki yıl Beşiktaş’ta çalıştım ve teknik kısımda görevimi yapmış hissediyorum kendimi. 100. Yıl Şampiyonluk fotoğrafında ben de varım. Bundan sonra gereken başarıları elde ettikten sonra Beşiktaş’ta teknik direktör olarak görev yapmak isterim. Bunun için de zamana ihtiyaç var."
- Üç büyüklerden diğerleri için ‘asla’ olmaz demiyorsunuz yani…
"Öncelikle Beşiktaş..."

"BEŞİKTAŞ'TA YILDIZ OYUNCU YOK"
Gönlünüzdeki yeri bambaşka olan Beşiktaş, bunu tahmin edebiliyoruz. Hocalar böyle şeyleri konuşmayı sevmez ama Beşiktaş’ın hocasıyla sıkıntıları var, yorumunuzu alabilir miyiz?
"Bu konularda söylenenler meslektaşlarımız tarafından direkt olarak eleştiri olarak karşılanıyor elbette. Ama şunu açık ve net olarak söyleyebilirim ki, bu işin tek sorumlusu Jean Tigana değildir. Çok gereksiz harcamalar yapıldı. Eğer ortada bir başarısızlık varsa bu herkesin sorumluluğundadır. Tigana’nın gitmesinin de bu sorunu çözeceğine inanmıyorum."
- Beşiktaş’ta bu kadronun başarılı olma ihtimali var mı sizce?
"Bence yok. Aynı tip, aynı yeteneklere sahip oyuncular çok fazla..."
- "Yıldız" görünseler de, takımı sırtlayamıyorlar mı?
"Başkaları görebilir ama ben alınan oyunculardan hiçbirini 'yıldız' olarak görmüyorum."

- Ricardinho - Delgado kıyaslamasına da karşısınız o halde?
"Karşıyım elbette… İsviçre, bizim Lig A’nın daha iyi sahalarda oynanan, daha iyi imkanların olduğu bir benzeri lig. Futbolcu kalitesi de bizim Lig A’dan çok iyi değil. Hatta daha aşağıda benim için. Oradan bir oyuncuyu, Delgado’yı "yıldız" diye getirseniz, hiçbir şey elde edemezsiniz. Biraz dolaşmak lazım. Ülke futbollarını bilmek ve bir oyuncu 3 kez değil onlarca kez izlemek lazım."

- Örnek aldığınız ya da beğendiğiniz hocaları öğrenebilir miyiz?
Lucescu ile çalışmış olmayı kendim için bir şans olarak görüyorum. Zaten onun yanına oturduğunuzda kendinizi Futbol fakiri gibi hissediyorsunuz. Yapılan eleştiriler haksız. Adam gittiği her yerde takımını en az bir kere şampiyon yapıyor.
- "Bir şampiyonluk alıp, devamını getiremiyor" şeklinde eleştiriliyor zaten…
Ne yapacak daha başka? Beşiktaş’ı Şampiyonlar Ligi’nde şampiyon mu yapacak. Mevcut ülkesinde şampiyon yapmış. Daha fazlasını istiyorsanız, gidin Jose Mourinho’yu alın.

"GALATASARAY’A YENİLDİĞİMDE KOMŞULARIM KÜFRETTİ"
- Tekrar lige dönersek, Eskişehir, Diyarbakır, Samsun gibi şehir takımlarıyla mücadele içinde olacaksınız. Seyircinizi tribünlere nasıl çekmeyi düşünüyorsunuz?
"Genelde bunlar Süper Lig tecrübesi olan şehir takımları doğru. Seyirci avantajları var. İyi oynadığı dönemlerde Eskişehir 20 bin seyirciye ulaşabiliyor. Diyarbakırspor da aynı şekilde. Biz de Mardin’de iyi gittiğimiz zaman 10-15 bine oynayacağız. Bu avantajdır. Seyirci takımını iyi gördüğü zaman, kimi kötü şeyleri görmezlikten gelip, takımını destekler. Bunlar zamanla olacak şeyler. Artık zamanı gelmiştir. İlk yarıdaki başarısızlıklar kimseyi yanıltmasın. Taraftarlar, ikinci yarıda kıran kırana bir Lig A seyredecekler.
- Bizde başarıya endeksli bir düşünce var. Bireyler takımlarıyla kendilerini özdeşleştirerek, başarı ya da başarısızlığı kendilerine mal ediyorlar. Oysa yurt dışındaki örneklere baktığımızda seyirci bunun bir şov olduğunun farkında. Bu tavrı seyircimizde de, futbolcumuzda da, yöneticimizde de gözlemlemek mümkün... Siz ne dersiniz?
"Biz Türk insanı olarak futbolun doğasına aykırı bir şey istiyoruz. Her maçını kazanan bir teknik adam, her pozisyonu gol olan futbolcu, her atılanı kurtaran bir kaleci, her maçını alan takım istiyoruz. Böyle bir şey yok, bunun benzeri de yok. 38 tane maç kazanırsınız, 39.'da da yenilirsiniz. 39. maçımda Galatasaray’a yenildiğimde komşularım şahsıma küfretmişti. Onun için bunları yaşamış biri olarak buna katılıyorum. Biz futbolu bilmiyoruz, sadece konuşuyoruz. Bu kadar eleştirenler, bir de spor yapmayı deneseler hiç de kolay olmadığını görecek ve içindeki insanları anlayacak, hak verecekler. Futboldan, sporcudan, Futbol yöneticisinden, spor bakanından çok şey beklemeyecek insanlar. Önce herkese biraz spor yapmasını ve kilo vermesini öneririm."
"BÜYÜK DEMEKLE BÜYÜK OLUNMAZ!"
- Üç büyükler yurt dışındaki örneklerle karşılaştırdığımızda hayli başarısız kalıyorlar. Biz nerede hata yapıyoruz?
"Burada sizin kendinizi neyle kıyasladığınız önemli. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın 20’şer milyonluk gelirleri, seyircileri var. Ama kıyasladığın takım senden üstün önce bunu kabul edeceksin. "Üstünüm" diyorsan bunu sahada da göstereceksin. Mesela ben Beşiktaş-Werder Bremen maçını izledim. İdman maçı gibiydi, üzüldüm. 3-0’dan sonra sinirlenip, çıktım. Sonuç normaldi aslında. Beşiktaş o oyun anlayışıyla 3 gün oynasa yenemez. Büyüksen bunu saha içinde ve saha dışında göstermek lazım. "Büyük" demekle büyük olunmuyor. Milli Takım dünya üçüncüsü olunca ortalık yıkıldı. Galatasaray’ın UEFA Kupası Şampiyonluğu’ndan sonra taraftarlar tribünlere sığmıyordu, şimdi niye maçına taraftar zor buluyor? Ya da Beşiktaş’ın 100. Yıl’ındaki coşkulu taraftar şimdi niye yok? Elbette her şeyimizi başarıya endeksliyoruz."

"BENDEN DAHA AZ KABİLİYETLİ ADAMA GOL FIRSATI VERMEM"
- Siz futbolculuk döneminizde "bencil futbolcu" olarak anılırdınız, hakikaten öyle misiniz? Ya da bir golcünün bencil olması gerekir mi?"
"Ben forvettim. Topu kaleye en iyi atan oyuncu olduğum için beni orada oynatıyorlardı. Ben o fırsatı yakaladığımda o topu kaleye gönderirim. Benden daha az kabiliyetli bir adama gol fırsatı vermem. Dolayısıyla forvet oyuncusu risk alacak. Dikkat ediyorsanız dünyada forvet oyuncularını seyredin, (Shevchenko, Drogba) gol pozisyonlarında pas vermediğini görürsünüz. Ligimizde de İbrahim’in, Gökhan’ın kimseye pas vermediğini görürsünüz. Aynı şekilde Fenerbahçe’de de örnekler var. Bu işin doğası budur, forvet adamı vuracak, bencil olacak. Sana ne derlerse desinler aldırmayacaksın. Senin orada bulunmanın sebebi bu. Yandakiler getirecek, ortadakiler vuracak kardeşim!.."
- Unutamadığınız bir golünüz var mı?

"2-0 sonuçlanan Fenerbahçe maçında Schumacher'e attığım gol. Ayın golü seçilmişti. Dönerek vurmuştum."
- Gollerinizden sonra değişik tepkilerinizi hatırlıyoruz.
"Boluspor maçında şampiyonluğun stresi vardı, gol de gecikti. 90. dakikada vurdum, gol oldu. Karlı havada formayı çıkarmıştım. Kazanamayınca eleştirilince, kendinizi kazanmaya mecbur hissediyorsunuz. Konya maçında maç 1-1. Temdit penaltısı attım. Penaltının tekrarı dahi yoktu. Atınca kaleyi tekmelemiştim. O duygu yoğunluğu içinde hoş görülür sanırım."
"METİN-ALİ-FEYYAZ'I MUHALEFET BİLEREK DAĞITTI"
- Beşiktaş’tan ayrılırken, yaşanan "çek meselesi" hep flu kaldı. Neydi aslı?


"İnsanlar çok konuştular. Bana 5 tane çek verildi. Bana verilen o çeklerin tarihini bilen varsa öyle konuşsun. Yıllarca sustum, sineye çektim. Ama terbiyesizlik yapmasınlar ve sussunlar. Bir şeyi bilmiyorsanız, konuşmazsınız. Ben de gerekli açıklamaları yaptım. Ben konuştuğumda minicik bir haber, bazı kişilerin söyledikleri ise manşet oldu. Artık sussunlar. Kasıtlı olarak yapıldı elbette. Beşiktaş’ın o mevcut kadrosu dağıtıldı, herkes rahatladı. Bir tek ben değil, Metin, Ali, Gökhan… Hepimiz 30 yaşında dağıtıldık. İyi oynasak bir 5 yıl daha gidecektik. O kadro dağıtıldı, Beşiktaş’ın muhalefeti rahatladı, Fenerbahçeli rahatladı, Galatasaraylı rahatladı... İnsanlar bir şey söylerken, vicdanlarının sesini dinleyerek ve belgelere dayanarak konuşsunlar. Ama onların nerede oldukları, bizim nerede olacağımızı kimse bilmiyor tabii…"
- Dönem arkadaşlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz, görüşüyor musunuz?
"Görüşüyoruz elbette... Arkadaşlarımı iyi yerlerde görmek beni mutlu ediyor. Ziya Ağabey, Samet Ağabey, Metin, Ali... Rıza ile çoğu zaman maç ya da tenis oynamak için buluşuyoruz. Ertuğrul’un genç yaşında başarılı bir şekilde yolunda yürümesi de bizi çok mutlu ediyor.
- Türk Futbol tarihinde ender yaşanan skorlardan biri de 10-0’dı. Bir daha da olmadı…
"O gün enteresan bir gündü. Hava bir kapadı bir açtı, tuhaftı. Seyircimiz de çok fazla gelemedi maça… Ali Sami Yen’deki maçta kimsenin beklemediği bir şeydi. Biz dahi beklemiyorduk. Oyun öyle bir gelişti ki, birden 10 oldu! Adana Demirspor'un da kötü günüydü."
Sorularımıza ilk etapta daha ketum yaklaşan Feyyaz Uçar'ın ilerleyen sohbetle birlikte, hele hele de futbolculuk günlerinden bahis açılınca daha da mutlu olduğunu gözlemledik. Röportajımız sonlandırdığımızda teşekkürlerimizi iletirken, son bir söz eklemek istediğini belirtiyor Feyyaz Hoca.. Hep birlikte dinliyoruz…
"Fenerbahçe ile yaptığımız maç için tüm basın onların yorgun olduğu yorumunda bulunmuş.. Biz de bir gün önce Samsunspor ile maç yaptık. Bizim için değil, Fenerbahçe’nin geleceği açısından biraz daha objektif bakarlarsa iyi olur!..
'Eksikti' deniyor Fenerbahçe için. Bir Kezman ile bir de Deivid yoktu. Bence haksızlık ediliyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious