Beyaz Türklerin korkusu nedir?

Beyaz Türklerin korkusu nedir?.9125
  • Giriş : 17.04.2009 / 06:44:00
  • Güncelleme : 16.04.2009 / 23:28:08

Yusuf Gezgin'den Beyaz Türklere çağrı: Gelin 2 asırdır bu millete yaptıklarınızdan tövbe edin, nedamet duyun!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kara Türklerin uyanışı ve çevrilen dolapların farkına varması, epeyce bir süredir kripto ecnebileri, tabiri diğerle beyaz Türkleri rahatsız etmekteydi. Bu uyanışı durdurabilmek çevirdikleri dolapları örtbas edebilmek için, 28 Şubat sürecinden bu tarafa epeyce illüzyon, dümen-dubara denediler, ama tutmadı. Bilakis, vatandaş çevrilen numaraların künhüne, “derin”ine daha fazla vakıf olmaya başladı.

Kara Türklerin gözündeki asırlık perdeler sıyrılıyor, insanımız aleyhine kurulan tuzaklara, karmaşık senaryolara uyanıyordu. Her geçen gün millet aleyhine çevrilen sofistike filmin senaristlerini, oyuncularını ve figüranlarını sobeliyordu.

Ergenekon Davası ve sonrasında ortalığa saçılanlar, karanlık ilişkiler, kompleks bağlantılar, kontra yardımlaşmalar ülkenin üzerine çöreklenmiş “derin”, “karanlık” yapının çözülmesini ve açığa çıkmasını hızlandırdı. İnsanımız asit kuyularından, ölüm çukurlarından, çıkan silahlardan, kemiklerden vs dolayı hayret içinde. Ortalama vatandaş perdenin arkasındaki kripto ecnebileri tam fark edemiyorsa da, Ergenekon denen yapının ne kadar kirli ve karanlık olduğunu fark etti.

Biraz mürekkep yalamış, ülkedeki temel dengeleri bilen vatandaşlarımız ise, Ergenekon ve ona hükmeden Beyaz Türklerin, Kripto Ecnebilerin karanlık ellerini görebiliyorlar. Kamuouyu ithal, örgütlü örümceklerin en stratejik kurumlara kadar ülkeyi nasıl sardıklarının bilincine varıyor.

Kripto ecnebilerin her çeşidi (kripto Yahudiler, kripto Ermeniler ve diğer ecnebi kökenli kriptolar) kara Türkler tarafından sobelenmenin şokunu yaşıyorlar.

Yüz yılı aşkın süredir milli söylemleri de kullanarak, ama millete karşı yürüttükleri projenin deşifre edilmesinin endişesini taşıyorlar.

Kara Türklerin derin yapıların altından çıkan bu kripto ecnebileri merak ediyor, araştırıyor olması beyaz efendileri tedirgin ediyor, uykularını kaçırıyor. Son zamanlarda boğazdaki yalılarında, lüks rezidanslarında bile rahat değiller.

Uykuları kaçıyor, üzerlerine karabasanlar çöküyor. Kurdukları her düzenin ve planın deşifre olması, kamuoyuna yansıması bunların korkularını iyice körüklüyor.


Yaşadıkları can korkusu değil! Bu milletin ne kadar merhametli olduğunun, zarar görse de Allahın verdiği bir cana kıymayacak kadar asil olduğunun farkındadırlar bunlar. Son dönemde (açık) Ermeni ve ecnebilere, papazlara, misyonerlere karşı yapılan saldırılardan dolayı böyle bir endişeye kapılmazlar.

Zira bu eylemlerin, saldırıların, cinayetlerin ardında kendi derin kollarının olduğunu bilirler. Bu ülkede yüz yıldır Türk'ün sadece adının olduğunu; milleti karalayacak, töhmet altına sokacak eylemlerin ardında kimin-kimlerin olduğunu en iyi bunlar bilirler. O yüzden bunların korkusu can korkusu, zulme uğrama korkusu değil!

Peki, nedir bu beyaz efendilerin korkusu, kaygısı, endişesi?

Bunların en büyük korkusu aristokratik ayrıcalıklarını yitirmek, boğazdaki yalılarından olmak, saltanatlarını kaybetmektir. Milletin sırtından, devletin imkânlarını kullanarak kolayca para kazanma ve hortumlama yollarının tıkanmasıdır.

1980'lerden sonra başlayan, Ergenekon davasıyla zirve yapan kara Türklerin uyanışının, yüz yıllık işgallerini sonlandırmasından ve üzerinde oturdukları imkânlardan mahrum etmesinden korkmaktadırlar.

Şu sıralar acaba “bütün mal ve mülkümüze el koyarlar mı?” “Bizi bu lüks sorumsuz hayatımızdan ayırırlar mı?” diye endişeler taşımaktadırlar. Bu endişelerden dolayı epeyce bir kısmı sermayelerini, yatırımlarını yurt dışına taşımışlar ve servetlerini garanti altına almaya çalışmışlardır.

Bütünüyle batıya gidip yerleşenler her geçen gün artmaktadır. Bazıları açıkça artık “bu ülkenin yaşanmaz olduğunu”, “kendilerinin kaybettiğini”, “buralardan çekip gideceklerini” medyaya bile itiraf etmişlerdir. Bazıları ise sobelenmenin, etkilerini kaybetmenin hırçınlığı ile millete, Türk insanına her türlü hakareti yapmaktadır.

Milletin kanını emerek, emeğini sömürerek beslenmeye alışmış bu yarasalar; ülkenin kaynaklarını hortumladıktan sonra kimseye hesap vermeye yanaşmayan, zaman aşımlarıyla vs paçayı kurtaran bu kripto ecnebiler, ayrıcalıklı beyaz efendiler, aynı düzenlerini devam ettirmeyi umuyorlarsa boş hayalle avunuyorlar. Millet yüz yıldır türlü plan ve numaralarla kendini sömüren, sömürdükçe semiren, semirdikçe azgınlaşan ve memleketin üzerine daha bir abanan maskeli soyguncuları, sosyete hırsızları, beyefendi görünümlü canileri çözmüştür.

Artık bu kesimlerin bu topraklarda aynı dümenleri döndürme imkânı yoktur! Bunu aklınızdan çıkarın!


Servetlerinize, yalılarınıza ve aristokratik ayrıcalıklarınıza el koymaya, hayat standardınıza müdahale etmeye gelince; eğer siz bu ülkenin ortalama vatandaşları gibi dürüst, mükellefiyetlerini yerine getiren kimseler olarak yaşama kararlılığını gösterirseniz; ülkemiz ve insanımız üzerindeki kirli emellerinizi bir yana bırakırsanız; bu ülkenin ak yürekli kara Türkleri sizi dahi bağrına basar.

Dürüstçe ticaret yapmaya, para kazanmaya, olduğunuz kadar temsil edilmeye, adalet çerçevesinde yönetime katılmaya, ayrıcalıksız, her hangi bir vatandaş gibi hak ve ödevlerinizi yerine getirmeye razı olursanız, kimse sizin eskiden kazanılmış kirli paralarınızı, servetlerinizi de sorgulamaz! İhanetle memleketin sinirlerini ele geçirmeden önce dedeleriniz nasıl adalet ve hakkaniyet içinde, can ve mal güvenliği içinde bu ülkede yaşamışsa siz de yaşayabilirsiniz.

Bence yersiz endişelere salıp kendi kendinize azap etmeyin! İçinizdeki nifaktan, mürailikten, maskeli yüzlerinizden kurtulun! Ya gerçekten samimi Müslümanlar olun, sizi bağrımıza basalım! Veya Müslüman kimliği, Müslüman Türk isimleri taşımaktan ve bu kimlikleri isimleri kirletmekten vazgeçin, aslınıza dönün, kendi inançlarınıza yönelin ve bu ülkede dedeleriniz gibi rahat yaşayın. Sizin din ve inanç özgülüklerinizin teminatı biz olalım. Asırlarca Müslüman-Hristiyan-Yahudi-Ermeni-Rum vs. olarak bu topraklarda nasıl yaşamışsak, yine öyle yaşayabiliriz. Bizim geçmişimiz ve tarihimiz bu birlikteliğin en huzurlu tablolarıyla doludur.

Ama siz kurumsallaştırdığınız münafıklıkla bu ülkenin ve milletin kaderine hükmetmeye devam edebileceğinizi umuyorsanız yanılıyorsunuz.

Milletin ensesinde boza pişirerek, türlü dümen dubarayla, adaletsizliklerle aristokratik ayrıcalıklarınızı koruyabileceğinizi, milleti bundan sonra da uyutabileceğinizi düşünüyorsanız aldanıyorsunuz.

Ayrıca sizi Truva atı olarak bu topraklara yerleştiren, en stratejik kurumları size teslim eden, ticari ayrıcalıklarla semizlenmenize destek olan batılı dostlarınız da artık sahneden silinmektedirler. Gelecek onlar için de karanlıktır.

Bundan sonra batılı hamilerinizin size destek olacak mecalinin kalacağını sanmıyorum, kendi can dertlerine düşeceklerdir.

Gelin 2 asırdır bu millete yaptıklarınızdan tövbe edin, nedamet duyun!

Ya göründüğünüz gibi olun, veya inandığınız gibi görünün! Bu aldatmacaya, münafıklığa, ihanete devam etme niyetinde iseniz, faturası ağır olabilir.

Bu millet affetmesini bilir, ama hainleri cezalandırmasını da bilir…

YUSUF GEZGİN-AKTİFHABER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*