Bıçaklanan Fatih Can'ın beyin ölümü gerçekleşti

  • Giriş : 25.03.2006 / 00:00:00

Beşiktaş Lütfi Banat İlköğretim Okulu'nda arkadaşı tarafından kalbinden bıçaklanarak hastaneye kaldırılan Fatih Can'ın (16) beyin ölümünün gerçekleştiği açıklandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Toplantıya katılan baba Ali Can, bu tip olayların bir daha yaşanmaması için anne, baba, çocuk, okul ve Milli Eğitim yetkililerinin cezalandırılmasını istedi. Oğlunun organlarının bağışlanması için başta anne olmak üzere aile büyüklerinin düşünme aşamasında olduğunu belirten baba Can, en kısa zamanda kararlarını vereceklerini ifade etti.
Kaldırıldığı hastanede üç gündür yoğun bakımda olan Fatih Can'ın beyin ölümünün gerçekleştiğine karar verildi. Kaldığı hastanede bir basın toplantısı düzenleyen Prof. Dr. Bingür Sönmez, en büyük endişelerinin "Beyin ölümü var mı? Yok mu?" sorusunun cevabını verebilmek olduğunu belirtti. Sönmez, Fatih'in yoğun bakımda üçüncü günü tamamlandığı için bu sorunun cevabını aramak zorunda kaldıklarını ifade etti. Üç gün boyunca Fatih'in nörolojik sisteminde hiç bir iyiye gidiş olmadığının altını çizen Sönmez, dün akşam Fatih'e beyin anjiyografisi yapıldığını ve bundan sonra kesin beyin ölüm kararının verildiğini söyledi. Fatih'in beyin ölümünün hastaneye getirildiği ilk anda gerçekleştiğini ancak bunu bilimsel olarak ilk üç gün telaffuz edemediklerini savunan Sönmez, ciddi klinik araştırmalar yapmadan bu kararı aileye deklare etmediklerini söyledi.

Başka bir alternatiften bahseden Bingür Sönmez, genç bir insanın yaşamını kaybederken 4-5 kişiye hayat verebileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü. "Aile ile biraz önce uzun uzun görüşme yaptık. Bilgiler verdik ve bir organ verici olmasını teklif ettik. Babası bu konuya son derece makul baktı. İlk günden beri böyle bir düşüncesi olduğunu bize söyledi. Anne oldukça duygusal davranıyor, karar vermekte zorlanıyor. Bütün basın mensuplarından ailenin karar verebilmesi için yardımcı olmalarını istiyorum. Önümüzdeki 24 saat çok önemli. 24 saat içinde aile karar verebilirise işlemleri başlatacağız. Ama 24 saat sonra olursa enfeksiyon gelişmesi riski nedeniyle organ verici olma pozisyonunu kaybedebilir. Bu akşama kadar ailenin vereceği karar çok önemli. Biz aileye şunu da söyledik, şayet organ verici olmayı kabul etmezlerse bizim için çok değerli hastadır, biz sonuna kadar ona bakacağız "


BABA ALİ CAN: "BEN OĞLUMU OKULA, HERHANGİ BİRİSİ ÖLDÜRSÜN DİYE Mİ GÖNDERDİM? "


Basın mensuplarının "Bir kalp cerrahı olarak bıçağın şaka yoluyla veya bilmeden saplanma ihtimali var mı? şeklindeki soruya Bingür Sönmez, "Bir kalp cerrahi olarak, ekip olarak geldiği ilk günden beri dehşet içindeyiz. Terörize olduk. O bıçağın kalbin göğüs duvarını geçip kalbin ön yüzünü delip kalbin arkasını delmesi için 8-10 santimetre itilmesi lazım. Öyle elimden kaydıyla, beni ittilerle bu iş olmaz. Hırsla, güçle vurması lazım bu bıçağı. Yoksa bu şekilde girmesi mümkün değil. Bu bir vahşet, büyük bir üzüntü içerisindeyiz " diye cevap verdi.

Bingür Sönmez'in konuşmasından sonra odaya çağrılan baba Ali Can, bu tür olayların okullarda çoğaldığına dikkat çekerek, insanların artık sokağa çıkamaz hale geldiğini söyledi. Baba Ali Can, her köşe başında eli bıçaklı insanların, gasp yapan balicilerin olduğuna işaret ederek, bu tür şiddet olaylarının okullara yayıldığını ifade etti. Okullarda öğrencilerin bir elinde kalem bir elinde kitap olması gerekirken bugün artık bunların yerini bıçaklar aldığını kaydeden baba Can, "Eğitimsiz insanlara bu şekilde şiddet içeren filmler izlettirirseniz işte olacağı bu. Benim oğlum bugün 16 yaşında ve vefat etmiş durumda. Ne yazık ki okullarımızda bir önlem alamıyoruz. Bu kadar çok askerimiz var bu kadar çok polisimiz var. Bu askerlerden, bu polislerden en azından okullara, hastanelere, devllet dairelerine birer sivil görevli gönderebilir. Okullara birer tane dedektör alınabilir. Ben oğlumu okula herhangi birisi öldürsün diye mi gönderdim?" dedi.

Oğlunun ölümünde suçluların cezalandırılmasını isteyen baba Can, "Bunun suçluları kimse, anne baba bir, çocuk iki, okul üç, Milli Eğitim dört. Bu dört kişi cezalandırılmalı ki bir daha okullarda böyle bir şey olmaya cesaret edilemesin. İlk gün üç, ikinci gün dört, ondan sonra çığ gibi büyümeye başlıyor. Yarın çocuklarımızı okullara gönderemez hale geleceğiz. Korkarak mı göndereceğiz çocuklarımızı okullara? Bugün çocuğumun başına ne gelecek diye mi düşüneceğiz? Yoksa bende mi vereceğim çocuğumun eline bir bıçak. Nerde yaşıyoruz, artık kendimize gelmemiz lazım " diye konuştu.

Organ bağışı konusunda Bingür hocanın kendilerine yapılan teklifi düşündüklerini ifade eden baba Ali Can sözlerini şu şekilde son verdi: "Hocam bize daha önceden de düşündüğüm organ bağışını teklif etti. Fakat biz şu anda düşünme aşamasındayız. Annesi ve aile büyükleri arasında bir toplantı yapmaktayız. Eğer ki olumlu karar çıkarsa çocuğumuzun organlarını bağışlayacağız"

Prof. Dr. Ali Emin Aydın da, yaptığı konuşmada ailenin organ bağışı konusunda olumlu bir karar vermesi durumunda Fatih'in iki karaciğeri, iki gözünün kornea tabakası, iki böbreği ve pankreasının nakil yapılabileceğini söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious