Binali Yıldırım'dan Avrupa'ya: Rotaları şaştı

Binali Yıldırım'dan Avrupa'ya: Rotaları şaştı.14498
  • Giriş : 19.03.2017 / 09:41:00

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa ülkelerinin rotasının şaştığını söylediği konuşmasında net mesajlar verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

Başbakan Yıldırım, dün yaptığı konuşmada Avrupa Birliği ülkelerine çeşitli eleştiriler yöneltti. Yıldırım, Avrupalı ülkelerin rotasının şaştığını söyledi.

Yıldırım, AB ile gerilimin 15 Temmuz’dan sonra iyice arttığını ve Türk bakanları yasaklamaya kadar gittiğini belirterek “Avrupa rotasını şaşırmış durumda. Bir yandan yükselen ırkçılık var, bir yandan Türk düşmanlığı...” dedi.

Yıldırım, Gümüşhane ve Bayburt mitinglerinden sonra dönüşünde programlarını takip eden gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Zigana Tüneli’yle dağları deleceklerini, Çanakkale 1915 Köprüsü ile boğazı bir kez daha birleştireceklerini belirten Yıldırım, Türkiye’nin geleceğini inşa ettiklerini söyledi. 

Avrupa ile ilişkiler neden bu noktaya geldi, nereye gidecek?

Avrupa ile ilişkilerin iyi gitmediği sır değil. Bir süreden beri böyle… Özellikle 15 Temmuz sürecinden sonra… Daha doğrusu ‘vize serbestisi için Terörle Mücadele Kanunu’nu değiştirin’ dediler. Bizim gibi bir yandan DEAŞ’la, bir yandan FETÖ’yle, bir yandan PKK’yla mücadele eden bir ülkede teröristleri cesaretendirecek yönde bir değişiklik asla düşünülemez. Daha sonra 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki tutumları bu mesafeyi biraz daha açtı. Efendim. OHAL uygulamaları, ‘darbecilere karşı çok sertsiniz’ gibi abuk sabuk söylemlerle işi biraz daha olumsuz yöne taşıdılar. Şu anda ne yaptıklarını görüyoruz. Bakanlarımızı ülkelerine sokmuyorlar. Yasak getiriyorlar, engel getiriyorlar. Ama kendi gazetelerinde medyalarında Türkçe başlıklarla hayır kampanyası yapıyorlar. PKK’nın bütün adamları, FETÖ’nün bütün  kaçakları istedikleri gibi propaganda yapıyor. Tamamen bir çifte standart. Avrupa şu anda rotasını şaşırmış durumda. Nasıl şaşırmış, bir yandan yükselen ırkçılık var, bir yandan yabancı düşmanlığı özelinde Türk düşmanlığı… Avrupa’da seçim yılı olması nedeniyle de maalesef liderler, oy kaygısıyla yanlışlara kayıtsız kalıyorlar…

Türkiye AB’den kopmak istiyor ve AB Türkiye’yi kendi iradesiyle ipleri koparması için tuzağa düşürmek istiyor iddialırandan hangisi doğru?

Türkiye AB’ye girmiş mi ki, ipleri koparmak istesin? Üç nesil geçti. Biz hala AB’ye üye olacağız. Bizden çok çok sonra başlayan bütün ülkeleri aldılar. AB’nin zihninin arkasında daima Türkiye’yi birlik kapısında oyalamak var. Bugüne böyle geldik. 

AB ile işler ters giderse, ekonomik etkileri ne olur?

Biz ilişkileri bozalım diye bir gayret göstermiyoruz ki… AB’ye diyoruz ki, bize dürüst davranın, çifte standart yapmayın. AB sanki Türkiye’ye diyor ki, hiç sorgulamadan, hiçbir şart öne sürmeden herşeyi kabul ederseniz, üyeliğinizi düşünürüz. AB bizi tuzağa düşürmeye, ipleri koparmamızı sağlamaya  çalışıyorsa, bizim kaybedecek neyimiz var? Ne kazanıyoruz ki, kaybedelim. Her bakımdan Türkiye kendisini geleceğe hazırlıyor. İşin sonunda AB üyeliği diyelim ki oldu, bunu da yine millet belirleyecek. Biz kafamızdan ‘hadi giriyoruz’ diye girecek değiliz, yine millete soracağız. Şu an AB’nin ikircikli tutumundan dolayı Türk kamuoyunun AB’ye olan güveni dibe vurmuş durumda. Önce bunu düzeltmemiz lazım.

AB için Türkiye’ye bir referandum düşünülebilir mi?

Şu an biz işimize bakıyoruz. Buyrun gelin konuşalım diyoruz. Herşeye açığız. Bundan sonrası onların bileceği iş. AB gelecek vizyonunu gözden geçirmeli. AB içinde olanlar da mutsuz.  İngiltere çıkıyor, belki onları başkaları da izleyecek. O yüzden AB kendi vizyonunu gözden geçirmeli. 

Tehditlerle bizi kimse dize getiremez

Venedik Komisyonu’nun eleştirileri var. 16 Nisan’da ‘evet’ çıkması halinde, AB’nin üyelik müzakerelerini askıya alabileceği yönünde yorumlar yapılıyor...

Venedik Komisyonu tamamen PKK’lıların, FETÖ’cülerin ağzıyla bir rapor yazdı. Ne yani, biz yönetim sistemimizi, anayasamızı değiştirmeye karar veremeyeceğiz, AB’nin telkinleriyle, yönlendirmeleriyle karar vereceğiz öyle mi? Türkiye bağımsız bir ülkedir, kendi kararlarını kendi verir. Bu verdiği kararları da milletinin onayına sunar. Şu anda yapılan budur. Bütün bunlar ortadayken, yapılacak halk oylamasını etkilemeye yönelik, hatta işi ileri götürüp ‘Erteleyin, yapmayın, bu sistem tek adam sistemidir’ gibi muhalefetin tamamen Meclis’teki söylemlerini alıp rapora koymuşlar. Böyle bir rapor olur mu? Bizim insanımız bunu bir dayatma olarak algılar, cevabını da 16 Nisan’da verir. Ondan sonra şöyle yapacaklarmış, böyle yapacaklarmış, yapsınlar. Tehditlerle Türkiye’yi kimse dize getiremez. 

Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz

Çanakkale Köprüsü’yle birlikte bir kompozisyon çıkıyor ortaya. Bütün Marmara’nın etrafında tüneller, köprüler, Körfez geçişi, bunların bağlantı yolları… Nasıl bir etki bekliyorsunuz?

Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz. Cumhuriyetin 100’üncü yılının hazırlık  projeleridir. 2023’e geldiğimizde Türkiye altyapı sorunlarını tamamen çözmüş, demokrasisini güçlendirmiş, terörle mücadelesini tamamlamış, birliğini beraberliğini, milletin kardeşliğini sağlamış, kalkınma hamlesini, büyümesini bir noktaya getirmiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muassır medeniyetler seviyesine ulaşmış bir ülke olacak… Burada Marmara, Ege, İç Anadolu birbiriyle entegre oluyor. 

Bu entegrasyonun gayri safi milli hasıla üzerinde etkisini nasıl görüyorsunuz?

Çok büyük çarpan etkisi olacak, 20 bin, 25 bin doları hedefi çok daha kolay yakalanmış olacak. Türkiye eğer bu yolları, havalimanlarını yapmasaydı, 15 yılda ihracatını üç kat nasıl büyütecekti? Zaman ekonomisi diye birşey var. Tüm bu projeler zaman ekonomisiyle ilgili.  Biz zaman ekonomisinden çok büyük avantaj sağlıyoruz. 

20 gündür meydanlardasınız, ne görüyorsunuz?

İlgi çok. Vatandaş çok ilgili. Kafası net, ne yapacağını biliyor. Biraz büyük şehirlerde kafa karıştırıcı işleri daha çok yapıyorlar. Ama zaman içerisinde o da düzelecek.

Hayır cephesi korku pompalıyor

‘Bakın, biz kampanyamızda hep heyecan, gelecek ümidi, güzel şeyler anlatıyoruz… Ama hayır ekibi, şöyle olacak, böyle olacak, evet çıkarsa memleket bölünecek, Türkiye dünyadan kopacak diye korku pompalıyorlar. Türkiye kendine güvenen bir ülke. Dünyada kaç ülke var, silahlara karşı demokrasisini korumuş, egemenliğini teslim etmemiş? Dünyada örneği yok. Türkiye’de de bugüne kadar yoktu. 1960’ta Adnan Menderes güçsüz müydü, hayır. 

Ama direnemedi. 1971’de höt dediler, darma duman oldular. 1980’de yine…

Hepsine bakın vesayet merakından kaynaklanıyor. Tüm darbelerin arkasına bakın, Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardır… Bir çoğunda. Bunun için Türkiye’nin bu dönemleri bir daha geri gelmemek üzere kapatması lazım.’

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*