''Bir avuç fındığın'' ardında geçen yıllar (YORUM)

''Bir avuç fındığın'' ardında geçen yıllar (YORUM).21056
  • Giriş : 12.08.2007 / 10:51:00

Fındık, Giresun ve Ordu’da, geçim kaynağı anlamına gelse de, yalnızca böyle bir etiketle sınıflandırmak doğru olmaz.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Moral Dünyası Dergisi'nden Halenur Çalışan Gürbüz'in yorum yazısı

Fındık, Giresun ve Ordu’da, geçim kaynağı anlamına gelse de, yalnızca böyle bir etiketle sınıflandırmak doğru olmaz. O, aynı zamanda dert-tasa, sevinç-heyecan, beklenen, şikayet edilen, hayatın her alanına süzülen... Aileden biri gibi.  Siz, ülke gündeminin fındığı Ağustos aylarında hatırlıyor oluşuna aldanmayın, onun serüveni bütün bir yılı kaplıyor.

 Aşağıdaki soruları okuma parçasına göre cevaplayınız.

“-Ne o, yağmur mu çiseliyor? Sanki birşeyler düşüyor, baksana… Ah, bulutlar kapkara, yapmur geliyor!

-Fırla, harmana koş, muşamba nerdeee? Tut ucundan, haydi şimdi bastıracak oyalanma!..

-Bu da muşamba değil gavur ölüsü sanki. İşte bastırdı. Heh, fındığı kurtardık ama biz sırılsıklam olduk.

-Ah yazık, üzerine bir yağmurluk alsaydın, beklerdik…

-Git işine!”

1-                    Konuşmalar kimlerin arasında geçmektedir?

Cevap: İki fındık çiftçisinin.

2-                    Çiftçiler ne yapmaya çalışmıştır?

Cevap: Harmana serdikleri fındıkları yağmurdan korumaya.

3-                    Harman da ne?

Cevap: Harman ne, öyle mi? Otur, sıfır…

Harman, Karadeniz’de, evlerin önündeki yeşil, boş araziye verilen isimdir. Kış boyu âtıl durumda kalan harman adındaki bu arazi, baharda papatyalarla kaplanır. Bir tarafında kış için hazırlanmış odunlar, diğer yanında mısır, domates, pancar gibi sebzelerin yetiştiği ufak tarlalar, ortasında ise muhtemelen İstanbul’dan gelmiş torunlar. Ve ardında, yemyeşil bulutlar; evet yemyeşil! Gökte değil, yerde bulunan bu bulutlar, öbek öbek fındık ağaçlarından müteşekkil. “Ocak” adı verilen, birkaç dalın bir araya gelmesiyle oluşmuş yerden bitme fındık ağaçları… Ordu’da hayatın anlamı… 

 Geçim kaynağı değil, aileden biri

Fındık, Giresun ve Ordu’da, geçim kaynağı anlamına gelse de, yalnızca böyle bir etiketle sınıflandırmak doğru olmaz. O, aynı zamanda dert-tasa, sevinç-heyecan, beklenen, şikayet edilen, hayatın her alanına süzülen bir evlat. Aileden biri gibi… Siz, ülke gündeminin fındığı Ağustos aylarında hatırlıyor oluşuna aldanmayın, onun serüveni bütün bir yılı kaplıyor.

Ocak ve Şubat ayları, fındık bahçelerinin gübrelenme zamanı. Mart’ta çapalama, ağaç diplerinin temizlenmesi… Beklenen ay, Nisan! Gözünüz Aydın, nurtopu gibi bir bahçe fındığınız oldu! Yaradan, ilk fındığı dala Nisan ayında konduruyor. Ancak, Nisan’da dallardaki fındık miktarı hiçbir zaman belirleyici olmuyor. Gerçek miktar, Temmuz’un sonunda anlaşılacak.

Mayıs ayı, hem Karadeniz’in, hem de fındık bahçelerinin en güzel zamanı. Bahar yağmurları yeşil bulutları yaladıkça, daha bir canlanıyor dallar, daha bir güzel kokuyor toprak. Mayıs ayı seyirlik… Haziran’da artık fındığın tadına bakılabilir. Ancak gaza gelip fazla yemek tavsiye edilmez; dalından erken koparılan yaş fındık, katilinden intikamını acı bir şekilde alır. (Mide bozukluğu, karın ağrısı!)

 “Allah bereketini eksik etmez”

Sonunda Temmuz geldi!.. Bu ay, herkes yorum yapar fındık hakkında. Donmuş, yanmış, boş, dolu… Kimi astarının yüzünden pahalıya geleceğini iddia ederken, kimi de, “Allah bereketini eksik etmez” der. Temmuz bitti, şelekler, kürek ve tırmıklar, çuvallar, jipler, peştamallar, tenekeler…

Herşey hazır mı, Ağustos’a geçiyoruz. Fındık toplandı, bahçeye serildi, patoza verildi, kurutulup çuvallandı. Sırada Eylül var, fındığın satılması, amele parasının ödenmesi, helalleşme, ayrılma. Merhaba Ekim, haydi yeniden bahçeye, kalan dipler kesilecek, dallar budanacak. Kasım Aralık, kış gübresi…

İşte böyle fındıkçının hikayesi. Şimdi gelelim fındığın kendi hikayesine. Yani, Ağustos ayının başında dalları yere eğen, yemyeşil kabuğunun içinden çıkmamak için zor sabreden mucizeye!

 Fındık nasıl toplanır?

Ordu ve Giresun’da, hemen herkesin, ortalaması bir ton düşecek kadar fındığı bulunur. Tarlalar, babadan oğullara mitoz şeklinde bölünerek çoğalır. Elbette bu rakamın 200 kiloya indiği de, nadiren 30 tona çıktığı da vakidir. Ağustos’un başında Ziraat Odası’nın açıkladığı günden 3 gün sonra fındığı toplamak için bölgede “amele” diye bilinen işçiler tutulur. İsimlerinin amele olmasına bakmayın, fındık çiftçisi onlardan yaka silker, onlar da çiftçiden. Bölgede fındık toplayanlar zaten kendi fındıklarını topladıkları için, parayla toplatanların işçileri genelde Doğu’dan gelir.

İşçileri şehre getirip çiftçiyle aralarını yapan, işçileri kontrol edip yönlendiren kişiye “daybaşı” adı verilir. Daybaşının görevi, “Şişman sen çuvalı kaldır, bodur şu dalı çek, uzun şurda bi fındık kalmış alıver” gibi direktiflerle işçileri organize etmektir. Böylelikle en çok ücreti o alır. Ücret demişken, fındık toplamanın günlük ücreti geçen sene 30 YTL dolaylarında idi, bu sene en az 40 YTL olacağı tahmin ediliyor. İlgililerine duyrulur…

 Karadenizli fındıktan vazgeçemiyor

Fındık yetiştirmek, aslına bakılırsa diğer tarım ürünlerine nazaran kolaydır. Bir fındık ocağının ömrü 30 yıl olmasına rağmen, Karadeniz’de ocaklar yenilenmediği için “Allah ne verdiyse” işler yürüyor. “Zaten” diyor sahil kesimlerindeki fındıkçılar, “İnsanlar fındık işini hafife aldıkları için heryere dikmişler. Düz ovalara, yüksek yerlere fındık dikilmez. Oralardaki toprak daha verimli olduğu için başka ürünler yetiştirmek gerekir.”

Şimdi devlet, fındık ocaklarının sökülüp ceviz, kivi gibi ürünlerin yetiştirilmesini teşvik ediyor, ancak bu teşvik pek de rağbet görmüyor. Zira Karadenizli fındığı hem seviyor, hem de ceviz gibi bakımı çok daha zor olan bir işe girmek istemiyor.

 Festivalden daha eğlenceli

Fındık toplama günleri, aslına bakılırsa İstanbul’daki zorakî “festival günleri, sinema günleri” gibi aktivitelere ihtiyaç bırakmayacak kadar eğlencelidir. Karadeniz insanı aceleci, stresli; fındık günlerinde pire için yorgan yakar. Yakar da, aradan on beş dakika geçtikten sonra bir bakarsınız şarkılar söylemeye başlamış, az evvelki bağrış çağrışı çoktan unutmuş. Espriler havada uçuşur, her türlü türkü söylenir. Sigara içmek serbest, çay içmek ise saatle sınırlıdır. Öğle yemekleri işverenden, ne çıkarsa bahtına. Toplanan fındık tenekelere, tenekelerden de çuvallara doldurulur. İşveren 86 model jipiyle gelip çuvalları bahçeden eve götürür.

Çuvallardaki fındık harmana boşatılır, bütün araziyi kaplayacak şekilde serilir. Fındık, henüz “kapsül” adındaki yeşil yuvasından çıkmamıştır ve çıkmadan evvel burada bir miktar kuruması gerekmektedir. Birkaç gün harmanda duran fındık, bazan ayakla içinde gezilerek, bazan da tırmıkla alt üst edilir. (Artık fındığı yemeden önce yıkarsınız…)

 Fındığın kapsülünden ayrılma vakti

Yağmur yağdı mı muşambayla örtülür, inekler dadanmak istedi mi sopayla dürtülür, kısacası özenle muhafaza edilir. Hatta, güvenli olmayan yerlerde, ev ahalisi geceleri hırsıza karşı fındığın başında üç-beş, beş-sekiz nöbetleri tutar. Ardından, kuruyan fındık, kapsüllerinden ayrılmak üzere patoza verilir. Patoz, itfaiye arabalarını andıran değişik bir alettir. Üzerindeki kuyu gibi boşluğa şelekten (sepetten) kapsüllü fındık dökülür, yan tarafındaki çeşme gibi kısımdan soyulmuş fındık alınır. Bir tarafından da ayıkladığı kapsülü boşaltır. Ancak, son birkaç yıldır patozlar çehre değiştirdiği için ufak bir fark mevcut: Yeni patozların kapsüllü fındığı çeken bir hortumu var. Yani, ev süpürür gibi hortumu yerdeki fındığa tutuyorlar, patoz vakumlayıp ayırıyor. Oldukça teknolojik, değil mi?

Kapsülünden ayrıldıktan sonra da bir müddet kurutulan kabuklu fındığın, artık demir almak günü gelmiştir harmandan. Meçhule giden onlarca çuval tüccarın yolunu tutar. Tüccar, fındık çuvalına elini daldırıp aldığı bir avuç numuneye göre fındığın kalitesini belirtir ve hükümetin o sene verdiği fındık fiyatına göre satın alır. Fındık fiyatı mevzuu ise, başlı başına bir makale konusudur ki, Ordu’da bu konuda soru soran sorduğuna pişman olur.

 Sıcak çay ve fındık keyfi zamanı

Satılan fındıktan elde edilen paranın üçte ikisi işçi, patoz gibi masraflara gider. Geride kalan üçte biri ise aile bütçesine katkı sağlamakla beraber, yıl boyu bahçenin bakımı için yapılan masraflara da kullanılır. Fındık toplayan kadın ve genç kızların parası kendilerine verilir, onlar da genellikle çeyiz için bir eksiği tamamlarlar. Ardından şöyle rahat bir nefes alıp kurulunur koltuklara. Sıcak çayın eşliğinde kışın gübre işinin nasıl halledileceği konuşulmaya başlanır. Sezonun kritiği yapılırken, bir kase fındık çıtır çıtır atıştırılır… 

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious