Bir sonraki krizin adı Enflasyon mu?

Bir sonraki krizin adı Enflasyon mu?.14691
  • Giriş : 22.06.2009 / 20:43:00

Ekonomi dünyasında son günlerde sıkça duyduğunuz “en kötü geride kaldı“ kanısı sizce gerçekleri yansıtıyor mu?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şuanda bu ekonomi tablosuna bakıp bu soruya cevap verebilir misiniz?

İki üç ekonomik verinin beklentiler üstünde gelmesiyle heyecana kapılmamalıyız. Bu durum kış mevsiminde pencereden güneşi görüp denize girmeye benzer. Krizin patlak verdiği ABD'de bile henüz işlerde belirgin bir düzelme göremedik. 2009 başlangıcından beri dow jones endeksi hala kayıplarda yüzde 2.7 oranında. Dünya borsalarının son aylardaki büyük getirilerine sakın aldanmayın.

Özellikle Çin ve Asya bölgesine baktığımızda getiri ortalama yüzde 50'lere varmış durumda. Brezilya olsun Hindistan olsun ortalama yüzde 40'lara varan bir artış içindeler. Gördüğünüz gibi borsalar şuanki sorumuza cevap olacak durumda değil. ABD ve diğer büyük gelişmiş ülkelerde ekonomileri kurtarmak için delice, akil almaz miktarda basılan paralar sıkıntı yaşayan tüketicilere bir türlü ulaştırılamadı. Özellikle paraların bu getirileri rahatça verebilen ülkelere aktığını görüyoruz. İşin kötü tarafı bu paralar yatırım amaçlı değil…

Piyasalarda bahar havası esebilir ama ekonomide hala belirsizlik ağır basıyor. Kriz döneminde faizler asağıya çekilerek ekonomide a'dan z'ye tüm birimlerin ucuza borçlanmaları sağlanarak rahat nefes almaları sağlanır. ABD'de tüm uygulamalara rağmen malesef FED yetkililerinin bu konuda henüz olumlu bir somut başarıya ulaşamadıklarını görüyoruz. Mortgage faizleri ve hazine tahvillerinin faiz oranlarındaki çıkışı bir türlü engelleyemediler. İşsizlik tüm uygulamalara rağmen yükselişini sürdürüyor ve sürdürmeye devam edecektir. Başkan Obama'nın gelişiyle piyasalarda yeni bir umut oluşmuştu. Ama, tüm yapılanların belirgin bir netice verememesi o umudu da gün geçtikçe azaltıyor. Uzmanlar krizde yapilan bu yanlis adimlarin diger krizlere temel olusturacagini vurugulamaklar. Bu sonraki krizin adı “enflasyon” olmasın... Kötünün iyisi psikolojisiyle hareket etmek bir yere kadar. Yahu kötü kötüdür. Soruyorum size “eksi” değerin bir getirisi olabilir mi? Makro dataların çoğunun ekside olduğunu görüyoruz. Çin'deki datalar iyi geliyor olabilir. Unutmayalim ki, bir Çin ekonomisi ABD ekonomisinin yüzde 25'ine dahi denk gelmiyor. ABD almazsa onlarda uretemez. Bunlara dayanarak piyasaları spekule ederek yürütmeye çalışanların da havası söndü.
Türkiye'de özellikle Merkez Bankası çok doğru kararlar alarak bu krizde en duyarlı birim olduğunu göstermiştir. Merkez bankası'nın bağımsız bir kurum olduğunu çok net bir şekilde ortaya koydular. Tebrik etmeden geçemeyeceğim. Peki ya diğer ekonomi kurmayları…

En son açıklanan teşvik paketi olumlu bir süreçte ekonomide verimliliği arttırmak ve yeni yatırımcılar oluşturabilmek için uygulanan klasik bir yöntem. Bütçe açığının büyüdüğü bir dönemde krize yönelik doğru bir çözüm mü derseniz cevabım “hayır” olacaktır. Bunun işler hale gelebilmesi için bankaların Ahmet'e Mehmet'e rahatlıkla kapılarını açabilmesi lazım. Bankalar şuanda dışardan kolayca kredi bulamıyorlar. Bulsalarda ön sıralarda büyük borç altında olan özel sektörün dev isimleri geliyor. Zaten onlarda şu sıralar hükümeti IMF ile anlaşma yapılması konusunda büyük bir baskı altına almış durumdalar. Yani gelecek para size bize değil onların borç ödemelerine gidecektir. Sıkıntılar giderilmeden yeni maceralara atılacak lüksümüz yok. Kriz sürecinde üreteni ve üretme çabasında olanı ödüllendirmeliyiz.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş beyin de dediği gibi tünelin sonundaki o ışık üzerimize doğru gelen bir arabaya ait olmasın. Belki abartmis olcagim ama o araba, yuklu bir tir olmasin…Hükümet atacağı adımların hesabını iyi düşünmeli ki yapılacak yanlışların maliyeti bu global krizi bizim iç krizimiz haline dönüştürmesin. Bazı Türk İşadamları “V “ şeklinde bir düzelmeden bahsediyor. Dünya şuanda geniş tabanlı bir “U” dönüşüne razıyken bu mantıkla bizdeki düzelme hareketi “O” şekline dönüşmesin…Onceki senelerde oldugu gibi yerimizde sayarak büyümeyelim. Ayaklarımıza bağlanan ipleri çözerek İLERLEYEREK büyüyelim. İse IMF'e hayır diyerek baslamalıyız. Diger ülklerın yaptıgı gibi gercekleri dile getirerek önlemlerimizi alalım. İnanıyorumki Türkiye'nin kendi ayakları üstünde durabilcek gücü var IMF'siz. Oncelikle o pembe gözlükleri bir çıkaralım…
Sözlerimden karamsar bir tablo çıkmış olabilir. Amacım yapılacak yatırım kararlarında biraz daha temkinli olunması gerektiğini vurgulamak. Basit değil Dünyanın son 100 yılda yaşadığı en büyük ikinci global krizin içindeyiz…

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*