'Birlikten TÜMSİAD gibi kuvvet doğar'

'Birlikten TÜMSİAD gibi kuvvet doğar'.11029
  • Giriş : 04.01.2009 / 12:05:00

TÜMSİAD 2008’in ilk günlerinde iş dünyası zirvesi niteliğindeTOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmacı olduğu bir konferans düzenledi...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TÜMSİAD'ın İş Dünyası ve 2009 Yılı Beklentileri konferansı muhteşem bir atmosferde yapıldı

Hisarcıklıoğlu, “Krizi atlatmak için ortaklık yapın”

Yıldırım: “Tedbir alınırsa Türkiye yine rekorlar kırar”

Yalçıntaş: “Birlikten TÜMSİAD gibi kuvvet doğar”

TÜMSİAD'ın (Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği) 2008'in ilk günlerinde iş dünyası zirvesi niteliğinde, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun konuşmacı olduğu bir konferans düzenledi. Eyüp Feshane'de muhteşem bir atmosferde gerçekleşen konferansa, TÜMSİAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Ali Gür, ASKON Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çınar, TİMSAD Başkanı Bahri Özdinç, TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral, Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve 3 bini aşkın TÜMSİAD üyesi katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜMSİAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, ekonominin rakamlar bilimi olduğunu, ama psikolojik motivasyon yönünün çok daha önemli olduğunu kaydederek, “2008'in 6 ayını boşa geçirdik… Suni gündemler, suni krizler… Ve, arkasından gelen küresel krizin psikolojik yansımaları…

Bizler krizlere alışığız… Bizler, Türkiye şartlarında iş adamı olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizler, Türkiye'de KOBİ olarak üretim yapmanın ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Sıkıntı yoktur demiyoruz… Elbette vardır… Ama, sıkıntılar için alınacak tedbirler de vardır. Nitekim, bu konuda hükümetin almaya çalıştığı tedbirleri, kriz geçiş sürecindeki kredilendirmeleri ilgiyle izlemekteyiz. Kuşkusuz, KOSGEB kanalıyla KOBİ'lere kriz geçiş sürecinde aktarılacak kaynağın, 350 milyon YTL'den kademeli olarak, 750 milyon YTL'ye kadar çıkarılmış olması bizim açımızdan sevindirici olmuştur. Yakın zamanda ziyaret ettiğimiz Sanayi ve Ticaret Bakanımız Zafer Çağlayan'ın bizim ziyaretimizle birlikte bu kaynağın miktarının artırıldığını beyan etmesi, KOBİ'lerimiz için mutluluk kaynağıdır.

Alınan tedbirlerin iyi niyetli olduğunda kuşkumuz yoktur. Ama, yeterli olmadığı, kredilerin geri ödeme sürelerinin kriz geçiş sürecinde beklentilerimizi karşılayamayacağı açıktır. TÜMSİAD olarak, istihdamın yüzde 80'ini karşılayan KOBİ'lerimizin temsilcisi olarak, yaşadığımız kriz için çok daha radikal tedbirler alınması gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim, daha önce de açıkladığımız gibi, en azından kriz geçiş sürecinde, tüm görevlerini yerine getiren, krize direnerek işçi çıkarmayan işletmelerimizin istihdam maliyetleri yüzde 50 oranında düşürülsün. Bu süreç, bir geçiş süreci olarak planlansın… Eğer, KOBİ'lerimizin istihdam yükleri radikal bir kararla düşürülürse, bu ülkede kriz kalmaz… Hatta, bu ülke, jeostratejik ve bölgesel avantajlarını kullanarak, Ortadoğu'nun “sanayi ve üretim üssü” haline gelir” dedi.

Yıldırım, önerilerini ise şöyle sıraladı, “Yeter ki, sırtımızdaki istihdam maliyetler düşürülsün… ÖTV'ler yeniden düzenlensin… Faizler, yepyeni bir çerçeveye oturtulsun

Döviz fiyatlarındaki esneme, tahmin edilebilir seviyeye çekilsin. Merkez Bankası, faizleri piyasaya rahatlatacak seviyeye çeksin… SSK'lar, muhtasarlar, vergiler yeniden düzenlensin… Dünyada doğalgaz ve petrol fiyatları dip yaparken, aynı oranda ülkemizdeki enerji maliyetleri de düşürülsün… Kayıtdışının kayıtiçine çekilebilmesini sağlayacak hukuk reformu acilen gerçekleştirilsin. Asgari yaşam standardı, asgari geçim standardı insani kriterlere göre belirlensin. Ve, hepsinden önemlisi finansal sistemle reel sistemin daha entegre olabileceği bir çalışma ortamı geliştirilsin.

Maalesef, son günlerde bazı bankaların, krizi bahane ederek, reel sektöre açtıkları kredileri geri çağırdıklarına dair, hiç de hoş olmayan duyumlar almaktayız. Bu tavır, kendi ayağına kurşun sıkmaktır… Bu tavır, Nasrettin Hoca'nın hesabı, bindiğiniz dalı kesmektir” dedi.

Yıldırım, “2008 yılı zor bir yıl olmuştur… Ama, TÜMSİAD olarak, 2009 yılından umutluyuz. Eğer hükümet, daha etkin tedbirler paketiyle piyasaları rahatlatırsa, istihdam maliyetleri düşürülürse, 2009'un 3. ayından itibaren, Türkiye, büyüme rakamlarında rekorlar kırılan eski dönemine dönecektir.

Yaşadığımız travma, bize göre “pireyi deve” yapma psikolojisindeki abartı merkezlerinin pompaladığı bizim dışımızdaki bir travmadır.

Güç bizim içimizdedir… Yandık, bittik, öldük söylemleriyle bir yere gidemeyeceğimiz çok açıktır. Gün, birlik olma, silkinme, piyasalara hareket ve bereket getirecek motivasyonu ortaya koyma zamanıdır. Bu noktada, ortak akıl ve ortak irade sergilemeliyiz” değerlendirmesini yaptı.

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ise, birlik ve beraberlik ile herşeyin başarılabileceğini belirterek, “Buradaki coşkulu kalabalığı görünce bu umudum daha da arttı” diye konuştu.

Daha sonra kürsüye gelen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, öncelikli olarak insan yetiştirmenin önemini belirterek, “Bir insan değişsin, dünya değişir” sloganını hatırlattı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde yapmaya çalıştıklarını özetledi. Türkiye'de eğitim sisteminin yanlış kurgulandığını belirten Hisarcıklıoğlu, “Öğrenci mezun oluyor, elinde mühendis diploması, ustanın yanında çıraklık yapıyor. Böyle sistem mi olur? Bizler, bu sistemi tersine çeviriyoruz. Artık, öğrenci de, hocası da öncelikle çalışılacak ortamda buluşup, işin tüm teknik detaylarını yerinde öğrenilmesini sağlıyoruz” dedi. TOBB'un tüm dünyada etkin bir lobi ve kulis çalışması yapmak için benzer kurumsallaşmalarda en üst düzeyde görevlere geldiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Karşımızda oturan Murat Yalçıntaş başkanım, Akdeniz'deki tüm Ticaret ve Sanayi Odaları'nın da başkanıdır. Biz maalesef, haklılığımızı sadece kendimize anlatarak, dünyayı kurtardığımızı zannediyoruz. Biz ise, her yerde etkin olmanın derdindeyiz” dedi.

Dünyanın ticaret hacminin 1990 yılında 3 trilyon dolar, 2007 yılında ise 14 trilyon dolara ulaştığını belirten Hisarcıklıoğlu şöyle devam etti: “Bu rakam 49 devlet, 51 şirketin arasında bölüşülmüştür. Bugün şirket büyüklükleri devlet büyüklüklerinin bile önündedir. Türkiye, dünyadaki ekonomileri, kalitelerine göre sınıflandırırsak, 1. lig yükselen ekonomilerin içinde yeralmaktadır. Fakat, son dönemde tüm dünyayı etkileyen küresel krize maruz kalmamız, ekonomimizdeki büyümeyi frenlemiş ve herşeyi tepetaklak etmiştir. Şu anda halimiz otobanda arızalanan ve Ferrari'nin arkasına bağlanarak benzin istasyonuna gitmeye çalışan Murat 124'ün haline benzemektedir. Bir ülkenin ekonomisindeki başarı büyüme oranıdır. Yüzde 5'in üzerindeki büyüme başarı, düşük ise başarısızlıktır. Maalesef, dünyada kriz yokken bizim krizimiz vardı. Küçülme demek işsizlik demektir. Türkiye, genç nüfus potansiyeliyle her yıl 700 bin gencine iş bulmak zorundadır. Sadece geçen yılın Kasım ayı ile bu yılın Kasım ayı KDV tahsilat oranları bile piyasaların durumunu göstermektedir. Bu sene Kasım ayı KDV tahsilatı yüzde -28'dir. Diğer tüm sektörlerde de göstergeler eksi düzeylerde seyretmektedir”

Bütçenin durumunun, enerji fiyatlarındaki dünyada aşağıya doğru inişin, bankacılık sisteminin güçlü olmasının bir avantaj olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Ne yapmamız gerektiğini iyi bilmeliyiz. Kriz döneminde işlerimizi büyütmeliyiz. Bunun için para lazım. Para ise, bizimle aynı işi yapan insanlarla kuracağımız ortaklıktır. Ortaklık kültürünü geliştirmemiz gerekiyor. “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” kültürüyle yoğrulmamız gerek. Bunun yanında kurumsallaşma, markalaşma ve yenilikçilik (inovasyon) kavramlarını iyi bilmemiz gerekir. Türkiye'nin, sıkıntılı olduğu demokrasi konularında da en acil zamanda çalışmalar yapılması gerekiyor. Mevcut Anayasa, 1980 şartlarının anayasasıdır. Acilen hukuk ve yargı reformu yapılmalı. Sistem çürümüş durumda. Hesap veremeyen hesap soramaz. Kayıtlı ekonomiye geçmeden, kaliteli demokrasi de olmaz” dedi.

HİSARCIKLIOĞLU'NUN ARIZALI 124'ÜN FERRARİ SOLLAMA FIKRASI

Adamın biri Ferrari'siyle son sürat otobanda yol alırken, ileride sağa yanaşmış bir arızalı 124 görür. Adam, elini kolunu sallayarak kendisinden yardım istemektedir. Yardım etsin mi, etmesin mi bir türlü karar veremez. İçinden, “Bu adam bana nazar mazar eder. Nasıl olsa, tamircilikten anlamıyorum. İner, “Geçmiş olsun” der, giderim” diye düşünür. Durur ve sorar… “Hemşerim geçmiş olsun, ne oldu?”… Adamcağız, “Kardeşim, ben bu arabayı yürütemiyorum. Aslında tamirciyim. Ama, ne olur, senin otomobilinin arkasına bir iple takılayım da, ilerideki benzinci istasyonuna kadar gideyim. Ama, gözünü seveyim, bu araba 124… Sürat yaparsan dağılır… Senin arabanın sürati çok fazla sakın 200 filan yapayım deme. Sen, hız yaparsan, ben sana selektör yaparım. Sen o zaman anlarsın”… Adam, içinden La havle çeker, ama, çaresiz arabasının arkasına Murat 124'ü bağlar…

Yavaş yavaş ilerlerken, birden arka taraftan bir Porshe, Ferrari'nin yanına doğru yanaşır… Porshe ile Ferrari, yan yana geldiğinde yarış kaçınılmaz olur… Başlarlar iki araba basmaya… 140, 150, 160, 200, 220.. 240…” Bu arada, Ferrari'nin arkasındaki Murat 124 sürekli selektör yaparak öndeki adamı uyarmaya çalışmaktadır… Manzara aynen böyle sürerken, otoban polisinin durduğu noktadan jet gibi, üç araba geçer… Otoban polisi, bir sonraki noktadaki arkadaşına durumu haber verir…. “Ekipler… Buradan bir Porshe, bir Ferrari ve bir de Murat 124 geçti… Galiba, Ferrari ile Porshe yarış ediyorlardı… Daha da ilginci, arkalarındaki Murat 124 ise ikisini de sollamak için onlara sürekli selektör yapıyordu”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*