Biyoenerjiye destek geliyor, 350 bin kişi iş sahibi olacak

Biyoenerjiye destek geliyor, 350 bin kişi iş sahibi olacak.8426
  • Giriş : 23.03.2008 / 07:33:00
  • Güncelleme : 01.09.2016 / 16:03:52

Enerji Bakanlığı'nın geliştirdiği 'enerji tarımı' konsepti Türkiye'de yeni bir sektörün oluşacağını gösteriyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mısır, kanola ve ayçiçeği gibi ürünlerin fiyatında son yılların en hızlı artışları görülürken bakanlık biyoenerji üretimine teşvik getirme hazırlığında.

Zaman Gazetesi'nin Ortak Akıl Toplantısı'nda konuşan Bakan Hilmi Güler, biyoyakıt sayesinde enerji ile tarımı bütünleştirdiklerine dikkat çekerek bu sayede 350 bin kişiye iş kapısını aralayacaklarını söyledi. Güler, "Hem bu ürünleri eken çiftçi kazanacak hem de cari açığın önüne geçeceğiz. Dışa bağımlılık aza- lacak." diyor. Ayrıca Bakan Güler'e göre rüzgar, jeotermal, güneş ve su kaynaklarından elektrik üretiminde yeni KOBİ'ler ortaya çıkacak.

Tarımla enerjiyi buluşturacağız 350 bin kişi yeni iş sahibi olacak

Zaman'ın Ortak Akıl Toplantıları'nın 5.sinde Türkiye'nin enerji gündemi masaya yatırıldı. Toplantıda enerjide dışa bağımlılığın en aza indirilmesi için su, rüzgar, güneş ve jeotermal gibi kaynakların yanı sıra kömür potansiyelinin de iyi kullanılması gerektiği vurgulandı. Yine Amerika ve Avrupa ülkelerinin 50 yıldır kullandığı nükleer santralların daha fazla gecikmemesine işaret edilirken, enerji tasarrufunu teşvik edecek vergi düzenlemelerine gidilmesi istendi. Moderatörlüğünü Zaman Ekonomi Editörü Turhan Bozkurt'un yaptığı zirvenin ikinci bölümünde, elektrik ve doğalgaz şirketlerinin sıkıntıları tartışıldı. Hek iki sektördeki şirketlerin temsilcisi durumundaki dernekler, Enerji Üst Kurulu'nun yaptığı düzenlemeler ve ağır yaptırımlarından şikâyette bulunurken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, sıkıntıları giderecek bir kanun hazırladıklarını ve bunu yakın zamanda Meclis'e sunacaklarını açıkladı.

Enerji Bakanı Hilmi Güler: Bahsettiğimiz sıkıntıları büyük ölçüde giderecek bir kanuni düzenlemeyi hazırladık. Bir buçuk senedir süren bir çalışmaydı. Özel sektörle de görüştük. Bazı kurumlarımızın itirazlarıyla bir miktar değişikliğe uğramış olsa da büyük ölçüde sorunları çözebilecek durumda. Özel sektörde İhale Kurumu yok. Teftiş mekanizması yok. Planlamasıyla, Hazine'siyle, IMF'siyle, Dünya Bankası'yla ve basınıyla yakın bir denetim altındayız ki aslında bunlar normaldir kamuda. 100 milyar dolarlık bir piyasayı yönetiyoruz. Tüketicisi, üreticisi, piyasa denetimi dahil.


Zaman İmtiyaz Sahibi Ali Akbulut, 4 saatlik toplantının ardından Bakan Hilmi Güler'e illüstratörlerimizden Necip Şahin'in 'kaşe' yöntemiyle yaptığı portresini hediye etti.

Güçlü şirketler, lobiler var. Kömürle ilgili bir şey yaparsanız, doğalgaz sektörü ayağa kalkıyor. Doğalgaz dediğinizde hidrolikler devreye giriyor. Nükleer deyince petrolcüler ayağa kalkıyor. Bir de uluslararası anlaşmalar var. Anayasa'yı bile değiştirirsiniz ama bu anlaşmaları değiştiremezsiniz. Biz bunu değiştirdik. Nasıl değiştirdiğimizi tarih ileride anlatacak. Burada söylersem, aynı şeyler tekrar tekrar karşımıza gelebilir. Hem fiyatı aşağı çektik hem al yada öde diye bahsedilen kullanmadığımız gazın parasıyla ilgili 40 miyar metreküplük gazı sildirdik. Fiyatlar aşağı çekildi ondan sonra doğalgaz yaygınlaşmaya başladı. Yoksa bu pahalı enerji türünü halkımız yeterince kullanmıyordu.

Türkiye, bir tarım ülkesi. Enerji tarımı ile ilgili yeni bir konsept geliştirdik. Biyodizel, biyogaz, biyotermal gibi. Yaklaşık 350 bin kişiye ekmek kapısı açacak. Cari açığın önüne geçeceğiz. Boş sahaları da değerlendirmiş olacağız. Dışa bağımlılık azalacak. Aynı zamanda çevre dostu bunlar. Eskiden enerji dendiğinde birkaç firmanın adı hatırlanırdı. Şimdi yüzlerce firma, kişi yüzlerce projeden bahsediyor. Hidrolik, rüzgar enerjisi... Anadolu'da pek çok yerde derelerden elektrik elde etmek için şirketler kuran, EPDK'ya başvuran, bunların türbin siparişini veren yüzlerce KOBİ oluştu.

Hem istihdama, hem ekonomiye katkı yapacak hem de enerji tabana yayılacak. Bu, ciddi bir dönüşüm projesidir. Hidroelektrik, rüzgar tirbünleri ile alakalı müracaatlar var. Biz bunun için TEMSAN'da 14 çeşit türbin yaptık. Bazıları tek elle kaldırılıp bagaja konulacak kadar küçük. Bazıları da 3 TIR'ın taşıyamayacağı kadar büyük. Bu sene içinde elektrikte Avrupa'nın enterkonnekte sistemine üye olacağız. O zaman elektrik kabloları ile de Doğu ve Batı birleşmiş olacak. Saat farkından dolayı, yoğun saatlerdeki fiyat farkından dolayı yatırımcılarımız iyi para kazanabilecek. Kuzey Afrika'nın elektriği de Türkiye üzerinden verilecek. Orta Asya'nın doğalgaz ile ürettiği elektriğin saat farkı ile Batı'ya, Batı'nın elektriğinin Doğu'ya gittiğini düşünün. Elektrik ticaretinden de yararlanmış olacağız. Elektrikte de terminal haline geleceğiz.

Teknolojik eşiğimiz nükleer. Dünyaya bakın en çok ABD'de, Avrupa ve Japonya'da var. Onlar üretiyor, biz tartışıyoruz. Sinop'u nükleer merkezi yapacağız. 2020 yılına kadar 120 milyar dolar yatırım yapmamız lazım. Bunun yaklaşık 100 milyar doları elektriktir. Kepez ve ÇEAŞ sorunlu bölgelerdi, çözdük. Çok önemli bir hukuki problem. Çok şükür iyi bir şekilde sürdürüyoruz. Tahkim davasını Türkiye kaybetmeyecek. Ayrıca Maden Tetkik Arama'dan mesut sürprizler bekliyoruz. Yatırımcıya bu haritaları bedavaya veriyoruz. Gazetelerde para ile satıldığına dair haberler çıkıyor. Böyle bir şey yok, işadamları dikkat etsin.

Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Selahattin Hakman: Regülasyonlar tamam, özelleştirmeler gecikti
Maalesef regülasyonlar yapılsa da özelleştirmeleri yapmakta geciktik. Liberal rekabetçi bir piyasa yok diyorsak burada özelleştirmelerin yapılamamış olmasının da önemli bir katkısı var. Özelleştirmeler neden önemli? Elektrik konusu tamamen serbest piyasa ile çözümlenecek bir şey değil. Mutlaka düzenleyici bir kuruma ve koyulan kuralların uygulanmasına ihtiyaç var.

Bu teknik olarak elektriğin doğası gereği olması gereken bir şey. 5 şirkete 5 kablo çekip elektriği istediğimden alırım diyemeyeceğime göre düzenlenmesi gereken bir sektörden bahsediyoruz. Türkiye'de elektriğin yüzde 83'ü devletin elinde. Bu, özel sektör oyuncusu bile olsa kabul edilebilir rekabetçi bir piyasa değil.

Yatırım yapacak sanayicinin kendini rekabette ispat edebileceği ortamı görmesi lazım. Bunun bir yanı fiyatlara dayanıyor. Fiyatlar, rekabet ortamında belirlenir. Fiyatlar artınca yatırım artar, yatırım artınca üretim artar. Böylece de fiyatlar düşer. Eğer böyle hakim bir oyuncu yoksa maliyeti karşılayan fiyatlar kendi içinde oluşacaktır zaten.

Piyasa-fiyat şartlarının arz-talep dengesinin kendisini bulmasına izin veren bir yapıya kavuşması lazım. Sosyal anlamda desteklenmesi gereken bazı gruplar varsa, bunu fiyatları sabitleyerek değil, hedefli destek vererek karşılamak daha makul, daha verimlidir. Bugün sokakta kışları oturulabilsin diye sokaklar ısıtılıyor. Rekabetçi piyasanın ilk adımı DUY sistemi ile atıldı. Adı üstünde bir dengeleme piyasası. Bu henüz bebek adımları. Yapılması gereken pek çok şey var. Belli bir miktar enerjinin alınıp satıldığı anlık ihtiyaçları karşılayabilmek için olması gereken bir piyasa.

İkili anlaşmalar Türkiye'deki modelin temeli. Ama bugün bizim de içinde bulunduğumuz şirketler, ikili anlaşmalarını iptal ederek verimliliği daha az olan DUY piyasasında yer almaya başladık. Sabancı olarak, nükleer dışında, 2015 yılına kadar 5 bin megavat yatırım hedefliyoruz. Şu anda 2 bin 300 megavatlık yatırımımız sürmekte. Mevcut 450 megavatımız var. Biz sadece bir ülkenin potansiyel şirketleri ile görüşmüyoruz. Görüştüğümüz çok sayıda yabancı ortaklar var.

Mehmet Kazancı: Aksa Enerji'nin sahibi, Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Başkanı:
Türkiye'ye doğalgazla 1986'da tanışmış ama 2003'e kadar uyumuş. 2003'ten sonra, yapılanın 3 katı bir yatırımla Türkiye'nin omurgası oluşturuldu. EPDK'nın yaptığı ihalelerle, yerli sermaye temsilcileri olarak ciddi bir dağıtım ağı kurduk. 53 ihale yapıldı, 60'a yakın lisans var.

Coğrafi olarak Türkiye'nin yüzde 91'inde ihaleler gerçekleşmiş oldu. Gerçek bir liberalleşme başladı. Ama biz de bazı kanun maddelerinden, EPDK yönetmeliklerinden memnun değiliz. Enerji bağlamında doğalgaza çok bağlandık, doğru. Ama kömürde de petrolde de öyle.

Türkiye yenilenebilir de uyumuş. O da bu dönemde başladı. Doğalgazlı santrallar öcü gözüküyor ilk bakışta. Yüzde 50 oranına geldi diye. Ama en çevreci santrallar. Bir de nükleer santral yapmak 8-10 yıl. Yarına faydası yok. Ama bu ülkenin yarın da enerjiye ihtiyacı var. Kömür santralı diye sahneye çıktığınızda, çevre kirliliği karşınıza çıkıyor. Birtakım lobiler Türkiye'de kömürün önünü kesmeye çalışıyor.

Oysa süper kritik kazanlarda kömürü yakmanın bir problemi yok. Böyle baktığımızda kısa vadede kurulacak santralların doğalgazlılar olduğunu görüyoruz. Doğalgaz Türkiye'de kayıt dışını kayıt içine almıştır. Herkesin evinde sayaç var. 1983'te 20 milyon metreküp gaz tüketiliyormuş. 2003'te 20 milyara çıkmış. Bu sene 40 milyar metreküp olacağını tahmin ediyoruz. Devlete inanılmaz vergi kazandırdık. Bizimle çalışan şirketlerle birlikte 60 bin istihdam sağladık.

Arkamızda gaz yakıcı malzemeleri üretenler, satanlar, monte edenler, bunların servisleri var. Bunlara baktığınızda 20 milyar dolarlık yeni yatırım yapıldı. Malzemelerin çoğu burada üretiliyor. Ama diğer taraftan EYDK'nın elinde fi tarihinde yazılmış bir kanun var. Yanlış bir hareket yaparsanız, şu kadar ceza, küt lisansınızı iptal. Öcü gibi maddeler var orada. Bunların daha realist olması lazım.

Önder Karaduman: Ak Enerji Genel Müdürü ve Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı
Borsaya baktığınız zaman piliç üreticileri, beni bağışlasın, kâr ettiler, enerji şirketleri zarar. Serbest piyasa sadece özel sektör üzerinden uygulandı. Yılbaşında yaptığımız bütçeler, üst kurulun yıl ortasında yaptığı değişiklikle deliniyor. Kurul kararları gerekçeleriyle yayınlanmıyor.

Tarifeleri geldiği şekliyle onaylayan bir noter kurum var karşınızda. Organize sanayi bölgelerinde 200 dağıtımcı faaliyet gösteriyor. Bunlar, dağıtım özelleştirmesinin ekonomik ölçek boyutunu bozuyor. Üretim ve dağıtım hakları var. Sanayiciden parayı topluyor, santralı kuruyor, ürettiği elektriği de DUY'a satıyorlar. BOTAŞ'tan da gazı yüzde 4 daha ucuza alıyor. (Yapılan bir değişiklikle oran yüzde 1'e düşürüldü.) Benim rekabet etme şansım yok.

Bursa'da 12 OSB var. Kim gelir alır burayı? Bunların eni boyu birazcık daraltılmalı. Hidroelektrik ve rüzgar projelerinde ciddi yatırımcı ile ciddi olmayanı ayıramadık. Lisans alan pazara çıkıyor, satabilir miyim diye. Bir piyasa oluştu. Kâğıtlara milyon dolarlar isteniyor. Ben bizatihi biliyorum 150 MW'lık bir proje var. Enerji şirketlerimizin hepsi bilir, çünkü kapı kapı dolaşıyorlar, satmak için. Sonuç olarak, bugün maalesef arzu edilmeyen bir piyasa yapısı oluştu.

İkili anlaşmaların neredeyse tamamı feshedildi. Özel sektör sanayiciye değil, DUY'a elektrik satıyor. Piyasanın yüzde 10'unu oluşturan DUY, dengesizliğe düşen üretici veya tüketicinin talebinin karşılanmasına yönelik çalışması gerekirken, bugün maalesef, çarpık bir yapı içinde gerçek fiyatların uygulandığı bir havuza dönüşmüş durumda. Üretim ve dağıtım özelleştirmelerini Özelleştirme İdaresi yapmasın. Ben dağıtım özelleştirmelerinin şartnamelerinin içine girdim. Birçok hedef, kayıp kaçak oranları yanlış. Elektrik Üretim AŞ de rehabilitasyondan süratle vazgeçmeli. Santralları bir an önce özel sektöre devretmeli.

Fatih Baltacı: Enerco'nun sahibi, Doğalgaz İthalatçıları ve İhracatçıları Bir. Yön. Kur. Ü.
Geçmiş 30 senede enerjiyle ilgili çıkarılmış yasaları bir kenara koysak, bir de gıda kodeksi ile ilgili yasaları bir kenara koysak, eminim gıda kodeksi daha fazladır. 4646 ve 4628 ile mevzuatları 2001'de çıkarıldı. Tabii sıkıntıların giderilmesi kolay değil. Bir de kamu idaresindeki sıkıntılar, bürokrasi var. Beşeri sermayede sıkıntımız var.

Eğitim'de politikasında. Bir eleman istihdam etmek için verebileceğimiz bütün imkânları seferber etmemize rağmen gerekli kalitedeki insanı bulamıyoruz. Türkiye'de, zihinlerde bir liberalizasyon sıkıntısı var. Özellikle EPDK, liberalizasyonu ilerletmesi gereken ve desteklemesi gereken bir kuruluş olmasına rağmen, hâlâ kamu yararı denilen bir insiyakla hareket edebiliyor. Ama özel sektöre ait bir dağıtım şirketi de kamu hizmeti veriyor. Ama piyasada öyle reaksiyonlar görüldü ki, kamudaki arkadaşların üzerine değişik baskılar kuruldu ki...

Meclis'in çıkardığı yasayı uyguladığı için suçlanan kamu görevlileri var. Bütün bunları aşmak için memlekete de bir ortak akıl gerekiyor. Türkiye'de doğalgaz ile elektrik arasında enteresan bir bağ var. Elektrikte dağıtım değil, üretim liberalleşti. Gazda tam tersi. Dağıtım liberalleşti, toptan satış ayağı yok. İthalat yok. Avrupa Enerji Tüccarları Federasyonu'nun bir gaz ticareti endeksi var. Kullanılan gazı, ticareti yapılana oranlıyor.

Bu oran Türkiye'de 1, Avusturya'da 5. Avusturya 9 milyar metreküp gaz tüketiyor; ama üzerinde 45 milyar metreküplük ticaret dönüyor. Biz 40 milyar metreküp gaz tüketmişiz. Endeksi 3 yaptık mı, 120 milyar metreküp. Bunun banka ayağını, ticari ayağını, sadece komisyon ayağını düşünseniz milyonlarca doları konuşacağız. BOTAŞ'ın kontrat devirleri sürmeli. Böylece yöresel fiyat farklılığı da kapanır. Türkiye devirle bir ilki becermiştir ve bu Avrupa raporlarında olumlu olarak not edilmiştir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious