Bize ne geldiyse hoşgörüden geldi

Bize ne geldiyse hoşgörüden geldi.11694
  • Giriş : 16.11.2008 / 08:49:00

Diyalog Avrasya toplantısında konuşan Azerbaycan milletvekili Ganira Paşayeva, farklı bir ses olduğunu ortaya koydu. Paşayeva ile Ünal Tanık görüştü.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Antalya Tekirova'da iki gün süren Diyalog Avrasya toplantılarına katılan Azerbaycan delegesinden milletvekili ve Avrupa Delegasyonu üyesi Ganira Paşayeva, yaptığı konuşma ile aykırı bir ses olarak öne çıktı. Hoşgörünün tek taraflı olamayacağını belirten Paşayeva, "Tek taraflı hoşgörü yürümez. Zaten başımıza ne geldiyse hoşgörüden geldi" dedi.

- Diyalog Avrasya'nın konseptine baktığımızda ters görünen bir sunum yaptınız. Bu yaklaşıma karşı bir duruşunuz mu var, yoksa bazı şeyleri farklı mı ortaya koymak istediniz?

- Aslında ters bir sunuş yapmadım. Bazı şeylerin derinine gittim. Buraya dünyanın farklı coğrafyalarından gelen insanlar, ülkelerinin Aydın insanları. Bu Aydın kişiler, insanlığı kötü istikamete götürmek isteyenlere engel olmaya çalışan yapıdaki aydınlar. Bizim üzerine gitmek istediğimiz sorunların kökü çok derinlerde.
Bütün ülkelerde aydınların üzerine büyük görevler düşüyor. Mahatma Gandhi'nin bir sözü var. Benim de çok sevdiğim sözünde şöyle diyor: Biz kendimiz, görmek istediğimiz değişiklik olmalıyız.

- Yani önce kendimizden başlamalıyız diyor.

- Evet aynen öyle. Dünyadaki aydınlara çağrı yamalıyız. Yazdıklarımızı hayata geçiren kişiler olmalıyız. Biz böyle toplantılarda gelip güzel şeyler konuşup da ülkemize gittiğimizde farklı şeyler söylüyorsak, ya da yaşanan olumsuzluklar karşısında seyirci kalıyorsak, burada konuştuklarımız boş şeyler demek. Babam küçükken bizi böyle yetiştirdi. Derdi ki “Eğer kızım benim konuşmalarımla yaptıklarım arasında fark görsen, bir süre sonra benim konuştuklarıma inanmayacaksın. Yani sen benim konuştuklarımı yapıp yapmadığıma da bakacaksın.
Aydınlar, hocalar, doktorlar bir nesli yetiştiren insanlar. Ben konuşmamda şunu söyledim. Bugün aydınlar, politikacıların berbat ettiği dünyayı düzeltme görevine sahipler. Aydınlar, kendi ülkelerinde yaşanan olumsuzlukların önüne geçmenin mücadelesini vermeleri gerek.
Ben farklı ülkelerin okullarında çocuklara tarih adı altında neler öğretildiğini inceliyorum. Maalesef iyi şeyler yok. Düşmanlık tohumları ekiliyor.

- Bu durum sizin ülkeniz olan Azerbaycan'da nasıl?

- Diyalog, hoşgörü, hürmet demek. Bu karşılıklı olmalı. Bu tek taraflı olursa, devam etmez ya da bir tarafın aleyhine işlemeye başlar. Ben size sürekli kötülük yapsam, siz ne kadar iyi niyetli olabilirsiniz. Mesela, Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sinin işgal edilmesinden sonra bu konu bizim ülkemizde çok tartışıldı. Ben de o insanlardan birisi idim. “Acaba bizim yanlışımız nerede?” diye sorduk. Acaba biz çocuklarımızı Ermeniler gibi yetiştirmediğimizden dolayı hata mı yapmıştık? Ermeniler, toprak işgali dışında bir insanlık dramı yaşattılar. 5-6 yaşındaki çocukları parçaladılar, kadınların karınlarını deştiler, gözlerini oydular. Siz silahla birini belki öldürebilirsiniz. Ama bu vahşeti yapmanız için içinizde çok daha başka duyguların olması gerek.

- Bunu eğitimle mi yaptıklarını söylüyorsunuz?

- Ermeniler bunu eğitimle yaptılar. İnsanlarını eğiterek bu noktaya getirdiler. İlkokula başladıklarında çocuklara birinci sınıftan son sınıfa kadar bir eğitim verilir. “Sizin en büyük düşmanınız Türklerdir” çocuklar 11 yıllık temel eğitim boyunca bunu öğreniyorlar. Körpecik çocukların içine nefret böylesine ekildiği için Hocalı Katliamı yaşandı. Hocalı Katliamının boyutlarını bütün dünya günlerce televizyonlardan izledi. Bu vahşeti yücelten kitaplar da yazdılar. “Haç'ın Hatırına” kitabı bu vahşeti övmek için yazıldı. Kadınlara, çocuklara yapılan bu vahşetin kitabını başka dillere de çevirdiler.

- Haçı'ın Hatırına kitabının yazarı kim?

- Zori Balayan. Bu vahşeti yücelten başka kitaplar da var.

- Peki Ermenistan'daki bahsettiğiniz bu eğitime karşı Azerbaycan'da okullarda neler öğretiliyordu? Sizde verilen eğitim nasıldı?

- Sovyet döneminde bize şiirler şarkılarla Ermeni dostluğu öğretilirdi. “Kür Araz Ararat/ Güzeldir bu hayat / Kardeş olup hayattan / Azerbaycan”
İşte böyle öğretildiği için bizim insanımız savaşamadı. Karabağ savaşını başaramadı. İşte bunun için topraklarımızın yüzde 20'si iygal edildi, 1 milyon insanımız topraklarından sürüldü. Bizim hala esir bulunan insanlarımız var. Onlara ne tür işkenceler yaptıklarını zaman zaman öğreniyoruz.

Demek ki bu tek taraflı hoşgörü bizi uyuttu. Başkaları, kafaları düşmanlıkla beslediği için bunu yapabildi.
İşte bunun için net bir şekilde söylüyorum. Hoşgörü karşılıklı olmalı. Newton kanununda olduğu gibi etki tepkiyi doğrurur. Bunun için hoşgörü karşılıklı olmak zorunda. Ben onun için toplantıda açık konuşulmasını istedim. Tek taraflı toleransın, hoşgörünün olmayacağını söyledim. Burada konuşan aydınlar memleketlerine döndüklerinde buradaki açıklıkla konuşmaları gerek.

- Ben de onu soracaktım. Siz Diyalog Avrasya toplantılarına katılıyorsunuz. Bu toplantılara katılan aydınlar, ülkelerine döndüğünde farklı bir tavır içine mi giriyorlar.

- Bakın bugün eğitimden daha önemli bir konu insanlığın gündeminde. Medya gündeme geldi. Medyanın gazete, televizyon ve internet araçları ile artık eğitimden çok daha büyük gücü var. Bugün dünyanın bu hale gelmesinde politikacılar kadar gazeteciler rol oynadı. Ne var ki medya mensupları politikacıların malzemesi oldular.

Bakın bir karikatür krizi yaşandı. Niçin bu boyutlara taşındı sizce. Eğer politikacılar bunu kullanmayacak olsalardı çıkıp, bunu tasvip etmediklerini ve karşı olduklarını açık açık söylerlerdi. Bun deme yerine kullanmayı seçtiler.

Bir de dünyanın gündeminde globalizasyon var. Yani küreselleşme. İddia o ki bazı diller ve kültürler yok olup gidecek. Dahası o diller ve kültürlerin sahibi olan milletler de asimile olup gidecek. Şimdi bütün milletler, kendilerini bu globalizasyondan koruma çabasına girdi. Bunu politik araç olarak kullanan ülkeler de var. Tabii dünyanın geleceği daha zor bir hal alacak.
Bazıları “Medeniyetler çatışması” tezini savunan Samuel Hantington'un yanlış olduğunu söylüyor. Aslında Huntington yanlış değildi. Bu savaş adı konulmamış bir şekilde gizliden yürütülüyor zaten. Sadece bunu itiraf etmekten korkuyorlar.
Bugünün sorusu şu; bu itiraf edilmeyen savaşı daha derinleşmeden insanlığı kurtarabilir miyiz?

- Siz Avpura Parlamentosu üyesisiniz. Orada savunduğunuz bazı tezler var. Özellikle “İslamafobi” ile ilgili. Oradaki hareket noktanız ne idi?

- Bildiğiniz gibi Avruya'da antisemitizm ve İslamafobi artıyor. Avrupalı siyasetçiler bu kadar karşı görünürken bu iki akım niçin artıyor sizce? Çünkü insanlara bilinçli bir şekilde İslam korkusu veriliyor.
Bakın size bildiğiniz bir istatistiği hatırlatacağım. Avrupa'da gençlerin yüzde 257i kendini dindar hissediyor ve kiliselere gidiyor. Gençlerin yüzde 70'i dinlerine karşı ilgisiz. Ama buna rağmen İslamafobi artıyor, semitizm artıyor. Demek ki sebepleri politik. Çünkü gençleri dine karşı ilgisiz olduğu için başka dinlere kayabilir diye düşündüklerinden onları tersten kışkırtma ile kiliselere çekmek istiyorlar. Yani hayali bir düşman oluşturup onu büyüterek kendi toplumlarını kenetlemek istiyorlar. Onlara sürekli, “İslam sizi mahvedecek. Avrupa'da İslam artıyor” mesajları veriliyor.

İşte bu gidişe aydınlar tavır almalı. Siyasetçilere, “Siz ne yapıyorsunuz” demeliler, “Bu ateş döner sizi de yakar” diye uyarmalılar. Aydınlar medyayı kullanacak, doğrudan gençlerle temasa geçip bunları anlatmaları gerek. Üstelik bunu dolaylı mesajlarla değil, açık açık anlatacaklar.

- Diyalog Avrasya toplantısında 15 dolayında ülkeden aydınlar var. Her biri kendi ülkesinde önemli mevkilere sahipler. Sizin ifadelerinizi, “Bu aydınlar burada hoşgörüden söz ediyorlar, bu kavram etrafında kenetlenmiş görünüyorlar ama ülkelerine gittiklerinde bu kavramlara gerektiği gibi sahip çıkmıyorlar” şeklinde mi anlamalıyız? Ya da “ülkelerine gittiklerinde farklı konuşuyorlar” şeklinde mi algılamalıyız?

- Bence yeterince üzerinde durmuyorlar. Burada bir beyannameye imza atıyorlar, sonra gidip başka anlamlara gelecek açıklamalar yapıyorlar. Yahu, burada imzaladığınız beyannameye nasıl ters çıkışlarda bulunabiliyorsunuz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*